come up - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

come up

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"come up" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
General
come up f. tutulmak
come up f. çıkagelmek
come up f. ortaya çıkmak
come up f. yaygın olmak
come up f. yükselmek (güneş)
come up f. uyanmak (bitki)
come up f. sokulmak
come up f. karşılaşmak
come up f. çatmak
come up f. çıkmak
come up f. yaklaşmak
come up f. mahkemeye çıkmak
come up f. üniversiteye başlamak
come up f. ele alınmak
come up f. gündeme gelmek
come up f. yükselmek
Phrasals
come up belirli bir düzeyin üzerine çıkmak
come up yükselmek
come up yukarıya gelmek

"come up" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 168 sonuç

İngilizce Türkçe
General
come up with a solution f. çözüme kavuşturmak
come up to f. denk gelmek
come up with f. ileri sürmek
come up with f. bulmak (fikir vb)
come up again f. karşılaşmak
come up suddenly f. sökün etmek
come up with f. çözüm yolu bulmak
come up to f. eşitlenmek
come up to f. tutturmak (belirli bir seviyeyi)
come up against f. yüzleşmek
come up in the world f. birinin para ve prestiji artmak
come up with f. önermek
come up with a solution f. çözüme ulaşmak
come up with a solution f. çözüme ulaştırmak
come up with f. ulaşmak
come up to f. gelmek
come up with f. yetişmek
come up against f. ile karşılaşmak
come up to f. ulaşmak
have a difficulty come up f. aksilik çıkmak
come up to f. belirli bir hizaya kadar gelmek
come up against f. karşı karşıya kalmak
come up with f. etkilenmek
come up with f. üretmek
come up with f. ortaya atmak
come up with f. öne sürmek
come up with f. bulmak
come up with f. bulmak (çare vb)
come up with f. düşünmek
come up with a reason f. sebep ileri sürmek
come up with ideas f. düşünce üretmek
come up with the answer f. cevaba ulaşmak
come up with the answer f. cevabına ulaşmak
come up with a reason f. sebep öne sürmek
(the sun) come up f. güneş yükselmek
(the sun) come up f. güneş doğmak
come up for discussion f. tartışmaya açmak
come up with result f. netice vermek
come up with result f. sonuç vermek
come up with a new idea for f. fikir ortaya atmak
a problem come up f. sorun oluşmak
come up to f. eşit olmak
come up to f. denk olmak
come up in the business life f. iş hayatında yükselmek
come up against f. -e çatmak
come up against somebody/something f. karşı karşıya kalmak
come up to someone's shoulder f. aynı düzeye ulaşmak
come up to someone's shoulder f. boy ölçüşmek
come up for f. dışarı çıkmak
something come up f. bir iş çıkmak
something come up f. işi çıkmak
something come up f. bir işi çıkmak
come up short on money f. parası çıkışmamak
come up short on money f. parası yetmemek
problem to come up f. sorun olmak
problem come up f. sorun çıkmak
problem to come up f. sorun meydana gelmek
come up empty handed f. eli boş dönmek
come up with a solution f. bir çözümle gelmek
come up with a solution f. çözümle gelmek
come up for air f. nefes almak için su yüzeyine çıkmak
come up before the judge f. hakim önüne çıkmak
come up before the judge f. hakim huzuruna çıkmak
come up tails f. yazı gelmek
come up heads f. tura gelmek
come up from behind f. geriden gelip öne geçmek
come up with an explanation f. açıklama bulmak
come up with an explanation f. açıklamada bulunmak
come up with an explanation f. açıklama yapmak
come up clean f. (bir araştırmadan vb) temiz çıkmak
come up clean f. (gbt vb) temiz çıkmak
come up on the screen f. (telefon vb) ekranda çıkmak
come up with f. düşünmek
Phrasals
come up against ile karşı karşıya kalmak
come up against çatmak
come up against ile yüzyüze kalmak
come up against -e karşı çıkmak
come up from behind geriden/gerilerden gelmek
come up with (-yle/-yla/-le/-la) ortaya çıkmak
Proverb
what goes up must come down her çıkışın bir inişi vardır
what goes up must come down her yükselişin bir düşüşü vardır
what goes up must come down her çıkışın bir düşüşü vardır
Colloquial
an issue to come up bir sorun çıkmak
Idioms
come up roses güllük gülistanlık olmak
come up trumps beklenmedik bir işte başarılı olmak
come up trumps iyi sonuç almak
come up the hard way deneyimlerle öğrenmek
come up smiling yüzünün akıyla çıkmak
come up the hard way kendi alınteriyle yükselmek
come up smiling zor bir durumdan kurtulmak
come up the hard way işin kolayına kaçmadan öğrenmek
come up with başarmak
come up with aynı düzeye gelmek
come up with erişmek
come up with yetişmek
come up with üstesinden gelmek
come up smiling yenilgiyi gülerek karşılamak
come up smiling yenilgi karşısında yıkılmamak
come up with yakalamak
come up with ortaya atmak
come up smiling yenilgi karşısında soğukkanlılığını yitirmemek
come up to yanına yaklaşmak
come up to erişmek
come up to yaklaşmak
come up to yanına sokulmak
come up to yakına gelmek
come up to gelmek
come up in the world daha yüksek bir yaşam seviyesine ulaşmak
come up in the world yaşam standardını yükseltmek
come up to someone's shoulder aynı düzeye ulaşmak
come up to someone's shoulder eşit olmak
come up to someone's shoulder boy ölçüşmek
come up through the ranks bir organizasyonun (en) alt basamaklarından başlayıp (en) üstlere çıkmak
come up through the ranks çekirdekten gelmek
come up through the ranks çekirdekten yetişmek
come up a storm fırtına çıkmak
come up a storm fırtınalı olmak
come up for the auction mezata düşmek
come up to someone's standards standartları karşılamak
come up to someone's standards standartlarını karşılamak
come up with the goods kendinden umulanı/bekleneni yapmak
come up to someone's expectations beklentileri karşılamak
come up to someone's expectations beklentilerini karşılamak
come up in the world terfi etmek
come up smelling of roses yüzünün akıyla çıkmak
come up in the world yükselmek
come out/up smelling like roses alnının akıyla çıkmak
come out/up smelling like roses aradan sıyrılmak
come out/up smelling of roses tereyağından kıl çeker gibi aradan sıyrılmak
come out/up smelling of roses aradan sıyrılmak
come out/up smelling like roses tereyağından kıl çeker gibi aradan sıyrılmak
come out/up smelling of roses alnının akıyla çıkmak
come up for air (yemeye vs. ara verip) nefes almak
come up for air (yaptığı işe) ara vermek
come up empty eli boş dönmek
come up through the ranks bir işin mutfağından gelmek
come up through the ranks en alt kademeden gelmek
come up through the ranks sıfırdan gelmek
come up for sale satılığa çıkmak
come up smelling like roses alnının akıyla çıkmak
come up smelling like a rose alnının akıyla çıkmak
come up for reelection tekrar aday olmak
come up for reelection adaylığını yeniden koymak
be/come up against a brick wall tıkanıp kalmak
be/come up against a brick wall ilerleyememek
be/come up against a brick wall duvara toslamak
be/come up against a brick wall çıkış yolu/çözüm bulamamak
come up before someone birinin huzuruna çıkmak
Speaking
something's come up bir işim çıktı
how did you come up with it? bunu da nereden çıkardın
you don't have to come up here buraya gelmek zorunda değilsin
don't tell me the subject hasn't come up bu konunun gündeme gelmediğini söylemeyin bana
it just seemed to come up in the conversation muhabbet sırasında laf bir şekilde oraya geldi
my name come up? benim adım geçti mi?
i'll come by and pick you up gelip alırım seni
Slang
come-up-and-see-me-sometime-look iş atmak
come-up-and-see-me-sometime-look yazılmak
come-up-and-see-me-sometime-look kesişmek
come-up-and-see-me-sometime-look kuyruk sallamak
come-up-and-see-me-sometime-look pas vermek
come-up-and-see-me-sometime-look zarflamak
come-up-and-see-me-sometime-look bakışmak
come-up-and-see-me-sometime-look bakış atmak
come-up-and-see-me-sometime-look kuyruğunu sallamak
come-up-and-see-me-sometime-look kesik atmak
come-up-and-see-me-sometime-look kesmek (karşı cinsi)
Food Engineering
come up time hedef sıcaklığa ulaşma süresi
Archaic
come up (bri) londra'ya gelmek