yaklaşmak - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

yaklaşmak



"yaklaşmak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 52 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
yaklaşmak approach f.
General
yaklaşmak close f.
yaklaşmak step up f.
yaklaşmak be at hand f.
yaklaşmak draw near f.
yaklaşmak touch f.
yaklaşmak come up f.
yaklaşmak come close to f.
yaklaşmak draw close f.
yaklaşmak walk up to f.
yaklaşmak converge f.
yaklaşmak come f.
yaklaşmak get hotter f.
yaklaşmak draw f.
yaklaşmak come near f.
yaklaşmak verge f.
yaklaşmak come on f.
yaklaşmak neighbour f.
yaklaşmak edge f.
yaklaşmak go on for f.
yaklaşmak verge on f.
yaklaşmak walk up f.
yaklaşmak approximate f.
yaklaşmak near f.
yaklaşmak draw on f.
yaklaşmak bear down on f.
yaklaşmak approach f.
yaklaşmak neighbor f.
yaklaşmak get close f.
yaklaşmak get near f.
yaklaşmak near f.
yaklaşmak trench f.
yaklaşmak edge f.
yaklaşmak appropinque [obsolete] f.
yaklaşmak make up f.
Phrasals
yaklaşmak come near to f.
yaklaşmak run in with f.
yaklaşmak close with f.
yaklaşmak close in f.
yaklaşmak close in on (one) f.
yaklaşmak come on f.
yaklaşmak gain on f.
yaklaşmak belly up f.
yaklaşmak zoom up f.
Idioms
yaklaşmak come up to f.
yaklaşmak draw near to f.
Technical
yaklaşmak approach f.
Marine
yaklaşmak run in with f.
Literature
yaklaşmak appropinquate f.
Archaic
yaklaşmak abord f.
yaklaşmak nigh f.
yaklaşmak anear f.

"yaklaşmak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 169 sonuç

Türkçe İngilizce
General
gizlice yaklaşmak sneak up on f.
birbirine yaklaşmak close up f.
sessizce yaklaşmak stalk f.
gizlice yaklaşmak sneak up f.
sezdirmeden (ava) yaklaşmak stalk f.
çok yaklaşmak approximate f.
sonuna yaklaşmak wane f.
birinin yanına yaklaşmak sidle up to f.
empatiyle yaklaşmak empathise f.
saygıyla yaklaşmak treat with respect f.
dolaylı yaklaşmak approach (a matter) indirectly f.
temkinli yaklaşmak act with deliberation f.
limana yaklaşmak approach the harbour f.
olumlu yaklaşmak find favourable f.
şüpheyle yaklaşmak act with suspicion towards f.
şüphe ile yaklaşmak approach with suspicion f.
şüphe ile yaklaşmak act with suspicion towards f.
şüpheyle yaklaşmak approach with suspicion f.
birbirine yaklaşmak converge f.
-e hissettirmeden yaklaşmak creep up on f.
olaya başka bir açıdan yaklaşmak approach something from a different standpoint f.
pek yaklaşmak hug f.
doğru açıdan yaklaşmak approach (an issue) from the right angle f.
sona yaklaşmak come to an end f.
(alınan karara vb) sıcak yaklaşmak agree with f.
sona yaklaşmak near the end f.
daha ciddi yaklaşmak approach more seriously f.
daha ciddi yaklaşmak approach something more seriously f.
temkinli yaklaşmak approach warily f.
temkinli yaklaşmak approach with caution f.
temkinli yaklaşmak approach cautiously f.
son teslim günü yaklaşmak be a bit of a deadline f.
empatiyle yaklaşmak empathize f.
konuya dikkatle yaklaşmak approach the subject carefully f.
konuya dikkatle yaklaşmak approach the subject with caution f.
yeniden yaklaşmak reapproach f.
(yaş) yaklaşmak come f.
kötü niyetle yaklaşmak malice [obsolete] f.
Phrasals
saldırmak için yaklaşmak bear against f.
yandan yaklaşmak sheer up f.
el koymak için yaklaşmak bear against f.
siper açarak yaklaşmak trench at f.
sonuçlanmaya yaklaşmak knit up f.
ileri düzeye yaklaşmak get along f.
birinin yanına gitmek/yaklaşmak go up f.
birinin yanına gitmek/yaklaşmak go up f.
birine yaklaşmak/yanaşmak go up f.
(birine veya bir şeye) doğru yıldırım gibi yaklaşmak charge down on (someone or something) f.
(birine veya bir şeye) doğru hızla yaklaşmak charge down on (someone or something) f.
(birine bir konu hakkında) yaklaşmak approach (one) about f.
(birine bir konu hakkında) yaklaşmak approach someone about someone or something f.
birine sessizce/sinsice yaklaşmak steal up on someone f.
farkına varmadan yaklaşmak creep up on f.
gizlice/sinsice yaklaşmak sneak up to f.
sürünerek yaklaşmak creep up on f.
sessizce yaklaşmak creep up on f.
birine veya bir şeye doğru hızla yaklaşmak charge down on someone or something f.
birine veya bir şeye zincirden boşanmış gibi yaklaşmak/koşmak/saldırmak charge down on someone or something f.
(birine veya bir şeye) negatif yaklaşmak get down on (someone or something) f.
suyun üstünde sürüklenerek bir yere yaklaşmak drift back (to someone or something) f.
(birine/bir şeye, başka biri/bir şey) gibi yaklaşmak treat (someone or something) as (someone or something else) f.
birine/bir şeye, başka bir şey gibi yaklaşmak treat someone or something as something f.
yaklaşmak (takip eden kişi/şey) gain on f.
birine/bir şeye yaklaşmak go near (to) someone or something f.
(bir şeye, sonuca) çok yaklaşmak flirt with (something) f.
iyice yaklaşmak zero in f.
eğilerek yaklaşmak lean in f.
durdurulamaz bir hızda yaklaşmak/gelmek roll in f.
-e yaklaşmak zero in f.
(bir şeye) iyice yaklaşmak zero in on (something) f.
(bir şeye) çok yaklaşmak zero in on (something) f.
(bir şeye) adım adım yaklaşmak zero in on (something) f.
(bir şeye) yaklaşmak belly up to (something) f.
hızla yaklaşmak zoom up f.
hızla yaklaşmak zoom in (on someone or something) f.
(bir şeye/sayıya) yaklaşmak run into (something) f.
Colloquial
(fırtına) yaklaşmak brew up f.
biraz yaklaşmak come a little closer f.
bir adım daha yaklaşmak be one step closer f.
toprağa yaklaşmak bite the dust f.
felaket) yaklaşmak be a (something) in the making f.
zamanı gelmek/yaklaşmak be upon (someone or something) f.
yavaş yavaş yaklaşmak inch up f.
yavaşça yaklaşmak inch up f.
adım adım yaklaşmak inch up f.
santim santim yaklaşmak inch up f.
sonu yaklaşmak be going to hell f.
Idioms
amaca yaklaşmak make a point f.
yavaş yavaş (bir yere) yaklaşmak belly up to the bar f.
fırtına gelmek/yaklaşmak breed up a storm f.
rakibe, çeneyi öne uzatarak yaklaşmak lead with (one's) chin f.
(boksör) rakibe gardını düşürerek yaklaşmak lead with (one's) chin f.
(biri veya bir şey hakkında) temkinli yaklaşmak have (one's) doubts (about someone or something) f.
birisine hassas yaklaşmak take it easy on someone f.
çok yaklaşmak come within an inch of something f.
dikkatli/temkinli yaklaşmak keep wary eye f.
çok yaklaşmak come within a hair('s breadth) of someone or something f.
çözüme yaklaşmak get hot f.
hüsnüzanla yaklaşmak give someone the benefit of the doubt f.
gizli bir şekilde birisine yaklaşmak/onunla arkadaşlık etmek play footsie with someone f.
ihtiyatla yaklaşmak take something with a grain of salt f.
ihtiyatla yaklaşmak take something with a pinch of salt f.
iki yüzlüce yaklaşmak scrape an acquaintance with f.
kaçınılmaz sona adım adım yaklaşmak circle the drain f.
son/öldürücü darbeyi vurmak için yaklaşmak/hareket etmek move in for the kill f.
şüphe ile yaklaşmak take something with a pinch of salt f.
şüphe ile yaklaşmak take something with a grain of salt f.
son/öldürücü darbeyi vurmak için yaklaşmak/hareket etmek close in for the kill f.
sonuca yaklaşmak get hot f.
yanına yaklaşmak draw near to f.
(cinsel amaçla) yaklaşmak make advances towards f.
(rahatsız edici bir olay) çok yaklaşmak be too close for comfort f.
(cinsel amaçla) yaklaşmak make advances to f.
yanına yaklaşmak come up to f.
duyabilecek mesafeye yaklaşmak move within earshot f.
kulak misafiri olabilecek mesafeye yaklaşmak move within earshot f.
duyma mesafesine yaklaşmak move within earshot f.
(bir şeyi) duyabilecek mesafeye yaklaşmak move within earshot f.
(bir şeye) kulak misafiri olabilecek mesafeye yaklaşmak move within earshot f.
(bir şeyi) duyma mesafesine yaklaşmak move within earshot f.
hızlıca ölüme yaklaşmak fade fast f.
hastalıktan/yaralanmadan dolayı ölümü hızlıca yaklaşmak fade fast f.
zor, üzücü, talihsiz, kötü bir duruma espriyle/mizahla yaklaşmak see the funny side of something f.
(birine karşı) eleştirel yaklaşmak get (one's) knife into (someone) f.
(birine karşı) eleştirel yaklaşmak get the knife into (someone) f.
(amacına/zirveye) (bayağı) yaklaşmak be (well) on the way to/towards (something) f.
(amacına/zirveye) (bayağı) yaklaşmak be (well) on one's way to/towards (something) f.
bir yere yaklaşmak wing one's way f.
bir yere yaklaşmak wing its way f.
bir şeye mantıklı yaklaşmak keep something in proportion f.
(birine/bir şeye) anlayışlı yaklaşmak/bakmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) onaylayıcı bir tavırla yaklaşmak/bakmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) memnuniyetle bakmak/yaklaşmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) hoşgörülü bakmak/yaklaşmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) hoşnut olarak yaklaşmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) sıcak bakmak/yaklaşmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) olumlu bakmak/yaklaşmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) merhametli yaklaşmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) iyi/yumuşak yaklaşmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) nezaketle/kibarca yaklaşmak look kindly upon (someone or something) f.
(birine/bir şeye) anlayışlı yaklaşmak/bakmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) onaylayıcı bir tavırla yaklaşmak/bakmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) memnuniyetle bakmak/yaklaşmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) hoşgörülü bakmak/yaklaşmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) hoşnut olarak yaklaşmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) sıcak bakmak/yaklaşmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) olumlu bakmak/yaklaşmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) merhametli yaklaşmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) iyi/yumuşak yaklaşmak look kindly on (someone or something) f.
(birine/bir şeye) nezaketle/kibarca yaklaşmak look kindly on (someone or something) f.
(hayata/durumlara) neşeli yaklaşmak look on the sunny side (of life/things) f.
(birinin) söylediği bir şeye ihtiyatla yaklaşmak take what (one) says with a pinch of salt f.
(birinin) söylediği bir şeye kuşkuyla yaklaşmak take what (one) says with a pinch of salt f.
(birinin) söylediği bir şeye şüpheyle yaklaşmak take what (one) says with a pinch of salt f.
(birinin) söylediği bir şeye temkinli yaklaşmak take what (one) says with a pinch of salt f.
çok yaklaşmak be within sight f.
çok yaklaşmak be in sight f.
zahmetli bir şeyin sonuna yaklaşmak be in the short strokes f.
Technical
istasyona yaklaşmak in-bound f.
yüzeye yaklaşmak surface f.
Aeronautic
istasyona yaklaşmak in bound f.
Marine
(başka bir gemiye) rüzgarın estiği yönden yaklaşmak bear down upon f.
karaya yaklaşmak close with the land f.
yavaş yavaş yaklaşmak edge down f.
(karaya) yaklaşmak fall in with f.
başka bir gemiye rüzgarın estiği taraftan yaklaşmak gain the wind f.
Military
ortaçağ savaşlarında tahkimata yaklaşmak için kullanılan alçak ve hareketli savunma aracı cat i.
Sport
golfte deliğe yaklaşmak approach f.
Slang
cinsel olarak yaklaşmak/dokunmak diddle f.