increase - Türkçe İngilizce Sözlük

increase

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"increase" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 67 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
increase i. artma
But public-sector investment also needs to increase.
Ancak kamu sektörü yatırımlarının da artması gerekiyor.

More Sentences
increase i. artış
Anti-personnel mines and the rapid reaction mechanism are also areas where we have proposed budget increases.
Anti-personel mayınlar ve hızlı tepki mekanizması da bütçe artışı önerdiğimiz alanlar arasında yer almaktadır.

More Sentences
increase f. arttırmak
They should reduce public spending or increase income in other ways.
Kamu harcamalarını azaltmalı ya da gelirlerini başka yollarla arttırmalıdırlar.

More Sentences
increase f. artmak
Their citizens are more comfortable with the process and the final result has increased legitimacy.
Vatandaşlar süreç konusunda daha rahattır ve nihai sonucun meşruiyeti artmıştır.

More Sentences
increase f. artırmak
I believe that in this way we are increasing safety, guarantees and information to citizens.
Bu şekilde güvenliği, güvenceleri ve vatandaşları bilgilendirmeyi artırdığımıza inanıyorum.

More Sentences
increase i. artırma
They therefore play a decisive role in the fight to increase jobs and reduce unemployment.
Bu nedenle istihdamı artırma ve işsizliği azaltma mücadelesinde belirleyici bir rol oynamaktadırlar.

More Sentences
increase f. çoğaltmak
increase f. çoğalmak
Genel
increase i. zam
They asked for an increase of salary.
Maaş zammı talep ettiler.

More Sentences
increase i. yükselme
Glucose molecules that come out due to this breakdown cause the blood pressure to increase.
Bu parçalanma sonucunda ortaya çıkan glikoz molekülleri kan basıncının yükselmesine sebep olur.

More Sentences
increase i. büyüme
Animal and test-tube studies note that it may increase the growth of breast cancer cells.
Hayvan ve test tüpü çalışmaları, meme kanseri hücrelerinin büyümesini artırabileceğini belirtmektedir.

More Sentences
increase i. artış
Anti-personnel mines and the rapid reaction mechanism are also areas where we have proposed budget increases.
Anti-personel mayınlar ve hızlı tepki mekanizması da bütçe artışı önerdiğimiz alanlar arasında yer almaktadır.

More Sentences
increase f. zam yapmak
Next year, the wages do increase, but most of the increase will disappear due to inflation.
Gelecek yıl maaşlara zam yapılacak ama enflasyon yüzünden zammın çoğu eriyecek.

More Sentences
increase f. büyümek
Your family has considerably increased since my last voyage.
Son yolculuğumdan beri aileniz oldukça büyüdü.

More Sentences
increase f. yükseltmek
Put simply, increased trade boosts a nation's economy, raising its GDP.
Basitçe ifade etmek gerekirse artan ticaret bir ülkenin ekonomisini canlandırır ve GSYH'sini yükseltir.

More Sentences
increase f. geliştirmek
I want to increase my vocabulary.
Kelime dağarcığımı geliştirmek istiyorum.

More Sentences
increase f. yükselmek
It has increased from 63% in 1988 to 69% in 1997.
Bu oran 1988'de %63 iken 1997'de %69'a yükselmiştir.

More Sentences
increase f. artış sağlamak
We welcome the necessary increase in its contributions, particularly to acceding countries.
Özellikle AB'ye katılan ülkelere yönelik katkılarda gerekli artışın sağlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz.

More Sentences
increase f. artış göstermek
The total cost loss to the UK last year was GBP300 million, an increase of 55% on 1999.
Geçen yıl Birleşik Krallık'a toplam maliyet kaybı 300 milyon GBP olup 1999 yılına göre %55 artış göstermiştir.

More Sentences
increase f. artırmak
I believe that in this way we are increasing safety, guarantees and information to citizens.
Bu şekilde güvenliği, güvenceleri ve vatandaşları bilgilendirmeyi artırdığımıza inanıyorum.

More Sentences
increase f. sayısı artmak
These populations are managed well and their numbers are increasing.
Bu popülasyonlar iyi yönetilmektedir ve sayıları artmaktadır.

More Sentences
increase f. artmak
Their citizens are more comfortable with the process and the final result has increased legitimacy.
Vatandaşlar süreç konusunda daha rahattır ve nihai sonucun meşruiyeti artmıştır.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
increase i. artış
Anti-personnel mines and the rapid reaction mechanism are also areas where we have proposed budget increases.
Anti-personel mayınlar ve hızlı tepki mekanizması da bütçe artışı önerdiğimiz alanlar arasında yer almaktadır.

More Sentences
increase f. artırmak
I believe that in this way we are increasing safety, guarantees and information to citizens.
Bu şekilde güvenliği, güvenceleri ve vatandaşları bilgilendirmeyi artırdığımıza inanıyorum.

More Sentences
increase f. artmak
Their citizens are more comfortable with the process and the final result has increased legitimacy.
Vatandaşlar süreç konusunda daha rahattır ve nihai sonucun meşruiyeti artmıştır.

More Sentences
Hukuk
increase i. artış
Anti-personnel mines and the rapid reaction mechanism are also areas where we have proposed budget increases.
Anti-personel mayınlar ve hızlı tepki mekanizması da bütçe artışı önerdiğimiz alanlar arasında yer almaktadır.

More Sentences
Teknik
increase i. artış
Anti-personnel mines and the rapid reaction mechanism are also areas where we have proposed budget increases.
Anti-personel mayınlar ve hızlı tepki mekanizması da bütçe artışı önerdiğimiz alanlar arasında yer almaktadır.

More Sentences
increase i. arttırma
Prime Minister Ariel Sharon was elected on the promise of increasing security.
Başbakan Ariel Şaron güvenliği arttırma vaadiyle seçilmiştir.

More Sentences
increase f. artmak
Their citizens are more comfortable with the process and the final result has increased legitimacy.
Vatandaşlar süreç konusunda daha rahattır ve nihai sonucun meşruiyeti artmıştır.

More Sentences
Genel
increase i. çoğaltma
increase i. hasılat
increase i. kar
increase i. mahsul
increase i. çoğalma
increase i. yavrulama
increase i. artım
increase i. üreme
increase i. ürün
increase i. yükseliş
increase i. tezyid
increase i. toprak mahsulü
increase f. tırmanmak
increase f. gelişmek
increase f. fazlalaşmak
increase f. üremek
increase f. çoklaşmak
increase f. kabarmak
increase f. verimli olmak
increase f. meydan almak
increase f. artışa geçmek
increase f. gelişme göstermek
increase f. çoğaltmak
increase f. çoğalmak
increase f. arttırıma gitmek
increase f. (latince isim veya sıfat) hecesi yalın halden çok -in halinde olan
Siyasal
increase f. büyütmek
increase f. çoğaltmak
Teknik
increase f. çoğalmak
Bilgisayar
increase expr. arttır
increase expr. çoğalt
Tekstil
increase i. çift dikiş yapma
increase f. çift dikiş yapmak
Gökbilim
increase f. tam olmaya yaklaşmak
increase f. daha fazla yüzey göstermek
increase f. (ay) giderek büyümek
Eski Kullanım
increase f. zenginleştirmek
increase f. terfi ettirmek

"increase" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
salary increase i. zam
wage increase i. zam
Genel
increase in salary i. maaş zammı
salary increase i. maaş zammı
rate of increase i. artış oranı
increase in value i. kıymet artışı
increase in price i. fiyat artışı
heavy increase i. hızlı artış
temperature increase i. sıcaklık artışı
pressure increase i. basıncın artması
increase (in price) i. bindirim
percentage increase i. artış yüzdesi
pressure increase i. basınç artışı
ways to increase production i. üretimi artırma yolları
population increase i. nüfusun artması
increase by i. artırma
increase in population i. nüfus artışı
increase in salary i. maaş artışı
population increase i. nüfus artışı
price increase i. fiyat artışı
numerical increase i. sayısal artış
population increase rate i. nüfus artış oranı
increase of prices i. fiyatların tırmanması
wage increase i. maaş artışı
wage increase i. maaş zammı
enormous increase i. aşırı yükseliş
extreme increase i. aşırı yükseliş
enormous increase i. aşırı yükselme
extreme increase i. aşırı yükselme
increase of prices i. fiyatların yükselmesi
increase of wealth i. servet artışı
arithmetical increase i. aritmetik artış
limit increase i. limit artışı
increase in length i. boy uzaması
performance increase i. performans artışı
increase of the amount i. miktardaki artış
increase in the amount i. miktardaki artış
significant increase i. anlamı artış
increase in crime rates i. suç oranlarındaki artış
rent increase i. kira artışı
sharp increase i. keskin yükseliş
increase trend i. yükseliş eğilimi
increase trend i. yükseliş trendi
increase of violence against women i. kadınlara yönelik şiddetin artması
excessive increase i. aşırı artış
considerable increase i. önemli artış
considerable increase i. kayda değer artış
increase rate i. artış oranı
substantial increase i. kayda değer artış
substantial increase i. önemli artış
substantial increase i. ciddi artış
slight increase i. küçük artış
slight increase i. az artış
steady increase i. sabit artış
steady increase i. sürekli artış
steady increase i. devamlı artış
increase [obsolete] i. evlat
increase [obsolete] i. yavru
increase [obsolete] i. döl
increase [obsolete] i. dalgaların yükselmesi
fare increase i. toplu taşıma ücretinin artması
show increase f. artış göstermek
increase the price of f. pahalandırmak
increase in value f. değeri artmak
increase the value of f. kıymetlendirmek
increase in numbers f. üremek
increase one's authority f. yetkisini arttırmak
increase in value f. değerlenmek
increase the quality of living f. yaşam kalitesini artırmak
increase the price f. pahalandırmak
increase the frequency of f. sıklaştırmak
increase the quality of life f. yaşam kalitesini artırmak
increase efficiency f. verimi arttırmak
increase productivity f. verimliliği arttırmak
(for a) price increase f. zam gelmek
increase the value f. değerini arttırmak
increase the value of (something) f. değerlendirmek
increase a lot f. daha fazla artmak
increase much f. daha fazla artmak
increase the cycle f. devri yükseltmek
increase the radius of action f. hareket alanını genişletmek
increase the radius of action f. hareket alanını arttırmak
increase in number f. sayısal olarak artmak
increase one's salary f. maaşını yükseltmek
increase numerically f. sayısal olarak artmak
increase one's speed f. hızını arttırmak
increase one's salary f. maaşını arttırmak
increase one's salary f. maaşına zam yapmak
increase one's scope f. kapsamını genişletmek
reflect the price increase f. zammı yansıtmak
increase the number of f. sayısını artırmak
increase the number f. sayıyı artırmak
increase the demand f. talebi arttırmak
increase the demand f. talebi yükseltmek
start to increase f. yükselişe geçmek
start to increase f. artışa geçmek
increase profit f. kar doğurmak
increase one's profitability f. karlılığını arttırmak
increase the capacity f. kapasiteyi yükseltmek
increase the capacity f. kapasiteyi arttırmak
increase the coordination f. koordinasyonu arttırmak
increase the capacity f. kapasite artırmak
increase one's efficiency f. etkinliğini artırmak
(one's profit) increase f. karı yükselmek
be on increase f. ivme yakalamak
increase in importance f. önemi artmak
increase one's importance f. önemini arttırmak
increase the cost f. maliyeti yükseltmek
increase the cost f. maliyet artırmak
increase share f. pay artırmak
increase the cost f. maliyet arttırmak
increase the tourism f. turizmi artırmak
increase the significance of f. önemini arttırmak
increase the cost f. maliyeti artırmak
increase the capital f. sermayeyi arttırmak
(one's length) to increase f. boyu uzamak
increase skill f. beceri geliştirmek
increase motivation f. motivasyon artırmak
increase skill f. yetenek geliştirmek
increase the speed f. hız arttırmak
increase the price f. fiyatı yükseltmek
increase the price f. fiyatı arttırmak
increase the price f. fiyatı artırmak
gradually increase f. aşama aşama artırmak
gradually increase f. giderek artmak
increase the tempo f. tempoyu artırmak
increase the production f. üretimi artırmak
something's price increase f. fiyatı yükselmek
(something's price) to increase f. fiyatı artmak
increase substantially f. önemli oranda artmak
increase dramatically f. önemli oranda artmak
increase enormously f. önemli oranda artmak
increase considerably f. önemli oranda artmak
increase significantly f. önemli oranda artmak
increase the price f. fiyatı yukarı çekmek
increase one's appetite f. iştahını açmak
increase the portfolio f. portföyü artırmak
increase arithmetically f. aritmetik olarak artmak
increase in number f. sayısı artmak
increase in intensity f. yoğunluğunu artırmak
increase incrementally f. katlanarak artmak
increase the tension f. gerilimi artırmak
increase in number f. sayısında artış olmak
increase the tension f. gerginliği artırmak
increase the performance f. performansı arttırmak
increase the average score f. not ortalamasını yükseltmek
increase life-span f. ömrü uzatmak
one's popularity to increase f. popülaritesi artmak
show an increase f. yükseliş göstermek
show an increase f. yükseliş kaydetmek