touch - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

touch

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"touch" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 88 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
touch f. ellemek
touch f. dokunmak
touch f. değmek
touch f. temas etmek
General
touch f. etkilemek
touch f. kırmak
touch f. ile ilgilenmek
touch f. el sürmek
touch f. yetmek
touch f. para sızdırmak
touch f. teğet geçmek
touch f. düzeltmek
touch f. kullanmak (içki/sigara/uyuşturucu)
touch f. kavuşmak
touch f. incitmek
touch f. bahsetmek
touch f. eline su dökmek
touch f. temas etmek
touch f. ile meşgul olmak
touch f. kıyaslanmak
touch f. ilişmek
touch f. boy ölçüşmek
touch f. ilgilendirmek
touch f. yemek
touch f. değdirmek
touch f. bitişik olmak
touch f. erişmek
touch f. elleşmek
touch f. yemek içmek
touch f. elle temas etmek
touch f. duygulandırmak
touch f. hafifçe vurmak
touch f. elle karıştırmak
touch f. istifade etmek
touch f. yaklaşmak
touch f. dokunmak
touch f. değmek
touch f. elini sürmek
touch i. fırça darbesi
touch i. değme
touch i. ilmek
touch i. hafif vuruş
touch i. elim sende oyunu
touch i. dokunuş
touch i. duyarlılık
touch i. para sızdırma
touch i. üslup
touch i. detay
touch i. hafifçe vurma
touch i. çeşni
touch i. iz
touch i. dokunum
touch i. temas
touch i. yetenek
touch i. deneme
touch i. ayrıntı
touch i. incelik
touch i. rötuş
touch i. yaklaşım
touch i. işaret
touch i. koku
touch i. yakalamaca
touch i. iletişim
touch i. az bir derece/miktar
touch i. yolunacak kaz
touch i. zerre
touch i. (birine) özgü davranış tarzı
touch i. dokunma
touch i. az miktar
touch i. elden geçirme
touch i. elleme
touch i. dokunma duyusu
touch s. dokunmatik
Colloquial
touch kadar iyi olmak
Technical
touch dokunmak
touch dokunma
touch değmek
Computer
touch dokun
Medical
touch tuşe
touch parmak veya el yardımıyla yoklanarak muayene
touch tactus
touch dokunma duyusu
Biology
touch dokunum
Football
touch taç
Music
touch tuş
touch tuşe
Painting
touch çalış
touch dokunuş

"touch" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 410 sonuç

İngilizce Türkçe
General
get in touch f. temasa geçmek
touch off f. çıkarmak
touch something up f. bir şeyi rötuş etmek
get in touch with f. temasa geçmek
get in touch with f. irtibat kurmak
get in touch with f. bağlantı kurmak
be in touch with f. temasta bulunmak
touch base with f. biriyle görüşmek
make touch f. dokundurmak
put to the touch f. denemek
touch bottom f. ayaklarını suyun dibine değdirmek
touch off f. neden olmak
get in touch f. temasta olmak
give a magic touch f. renk katmak
touch bottom f. en alt düzeye inmek (fiyat)
touch something off f. bir şeye sebep olmak
touch down f. inmek
not to touch a hair of someone's head f. kılına dokunmamak
touch somebody on the raw f. can damarına basmak
give a magic touch f. renk getirmek
touch up f. canlandırmak
keep touch with f. ile ilişkiyi sürdürmek
touch one's heart with sorrow f. içine işlemek
touch bottom f. en kötü aşamaya gelmek
touch upon f. değinmek
get in touch f. bağlantıda olmak
touch off f. patlatmak
not to touch f. ağzına sürmemek (yiyecek vb)
be out of touch f. dünyada olup bitenlerden haberi olmamak
touch something off f. bir şeyi başlatmak
get in touch with f. temas etmek
be out of touch with f. ile temasta bulunmamak
touch somebody on the raw f. bamteline basmak
touch on f. konuya değinmek
touch up f. yenilemek
touch something up f. sadece gereken yerlere boya vurarak bir şeyin görünümünü düzeltmek
keep in touch f. temas halinde bulunmak
touch somebody deeply f. içine işlemek
get in touch with f. ilişki kurmak
perceive by touch f. dokunarak anlamak
touch on f. bahsetmek
touch somebody up f. ellemek
be out of touch with f. iletişim içinde olmamak
let touch f. dokundurmak
stay in touch with f. iletişim halinde bulunmak
be out of touch with f. habersiz olmak
touch base with f. konuşmak
touch briefly f. kısaca değinmek
touch in f. hafif dokunuşlarla çizmek (bir resimdeki detayı)
touch at f. uğramak (gemi bir yere)
touch up f. rötuş yapmak
touch for f. istemek (birinden belirli bir miktar para)
keep in touch f. iletişim halinde bulunmak
touch something up f. bir şeyi boyayla rötuş etmek
touch down f. yere inmek
not to touch f. el sürmemek
touch on f. değinmek
get into touch f. görüşmek
keep in touch with f. ile teması sürdürmek
keep in touch with f. ile ilişkiyi koparmamak
be in touch with f. bağlantıyı koparmamak
keep in touch f. görüşmek
keep in touch with f. bağlantıyı koparmamak
be in touch with f. ile teması sürdürmek
be in touch with f. ile ilişkiyi koparmamak
keep in touch f. iletişimi koparmamak
get in touch with f. ile temasa geçmek
get in touch with f. bağlantıya geçmek
touch base f. konuşmak
touch base f. görüşmek
touch somebody on the raw f. yarasına parmak basmak
keep in touch f. ilişkiyi kesmemek
touch a sore spot f. hassas bir konuya temas etmek
touch a sore spot f. bamteline basmak
keep in touch f. irtibat halinde olmak
be in touch with f. irtibat halinde olmak
not touch f. el sürmemek
touch up f. onarmak
touch up f. son onarımını yapmak
give a novel touch to f. renk vermek
give a novel touch to f. renk katmak
lose touch with life f. dünyadan geçmek
lose touch with life f. dünyadan el çekmek
keep in touch f. irtibatta olmak
be tinged with a touch of blue f. maviye çalmak
touch a sore point f. bam teline basmak
touch a sore spot f. bam teline basmak
touch on the raw f. can evinden vurmak
touch on f. -e dokunmak
touch on f. -e temas etmek
touch on f. -e değinmek
touch upon f. -e değinmek
not touch something with a ten-foot pole f. karışmak istememek (bir olaya vb)
touch upon f. -e dokunmak
get in touch (with) f. bağlantı kurmak
get in touch (with) f. başvurmak
get in touch (with) f. temasa geçmek
get in touch (with) f. ilişki kurmak
be out of touch with f. yeni gelişmeler hakkında bilgisi olmamak
touch upon f. -e temas etmek
keep in touch f. münasebette bulunmak
keep in touch with f. bilgi almak
keep in touch with f. sürekli temasta olmak
touch on f. (konuya) değinmek
touch down f. (uçak) yere inmek
get in touch f. ilişki kurmak
touch wood f. (nazar değmesin diye) tahtaya vurmak
lose touch with f. birisiyle olan temasını kaybetmek
lose touch with f. birisiyle olan bağlantısını kaybetmek
be put in touch with someone f. birilerine yönlendirilmek
be put in touch with someone f. birisine yönlendirilmek
touch on the significance of something f. önemine değinmek
touch upon the significance of something f. önemine değinmek
touch slightly f. teğet geçmek
be in touch with f. iletişim halinde olmak
be in touch with f. iletişim içinde olmak
be in touch with f. iletişim içerisinde olmak
be in touch with f. iletişimde olmak
touch upon a subject f. birşeye dokunmak
not to touch alcohol f. ağzına içki koymamak
not to touch alcohol f. ağzına içki sürmemek
touch at a port f. bir limana uğramak
touch the bottom f. boy vermek (denizde vb)
stay in touch f. iletişimde kalmak
be in touch f. temas halinde olmak
keep in touch f. temas halinde olmak
keep in touch f. temas içinde olmak
be in touch f. temas içinde olmak
touch briefly on the subject f. konuya kısaca değinmek
get in touch with someone f. birisiyle temasa geçmek
not touch on f. değinmemek
fall out of touch with f. -ile irtibatı yitirmek
fall out of touch with f. -ile irtibatı kaybetmek
touch slightly f. hafifçe dokunmak
touch slightly f. hafifçe değmek
not touch any food f. yemeğe dokunmamak
want to get in touch f. irtibata geçmek istemek
keep in touch with f. iletişimde kalmak
stay in touch with f. temas halinde olmak
stay in touch with f. bağlantı halinde olmak/bulunmak
touch on an important matter f. önemli bir noktaya temas etmek
touch up her make-up f. makyajını tazelemek
need to dye/touch-up the roots f. saçının dip boyası gelmek
remain within touch distance of somebody f. birinin temas mesafesinde kalmak
stay in touch with one's friends f. arkadaşlarıyla iletişimde olmak
lose touch with f. görüşememek
stop getting/keeping in touch (with) f. iletişimi kesmek
keep in touch f. temas halinde olmak
keep in touch f. biriyle iletişim halinde olmak
touch of the sun i. güneş çarpması
common touch i. sempatiklik
midas touch i. midas dokunuşu
the sense of touch i. lamise
final touch i. son rötuş
master touch i. usta eli
master touch i. yerinde söz
light touch i. hafif dokunma
touch sensation i. dokunma duyusu
sense of touch i. dokunum
touch of the sun i. güneşe fazla maruz kalmaktan kaynaklanan hastalık ve halsizlik hissi
sense of touch i. dokunma duyusu
touch-type i. tuşlara bakmadan yazma
touch-type i. on parmak daktilo yazma
touch-me-not i. kınaçiçeği
one touch control i. tek dokunma ile kontrol
one touch control i. tek tuş kontrol
a touch of hope for low-incomers i. dar gelirliye umut kapısı
close touch i. yakından temas
close touch i. yakın temas
touch tone dialling i. tuşlu arama
touch tone phone i. tuşlu telefon
finishing touch i. son rötuşlar
touch phone i. dokunmatik telefon
death touch i. ölüm dokunuşu
staying in touch i. bağlantıda kalma
root dye/touch-up i. dip boya
touch-up i. rötuş
touch-up i. yenileme
touch-up i. canlandırma
touch-up i. düzeltme
gentle touch i. yumuşak dokunuş
gentle touch i. hafifçe dokunuş
touch of my tongue i. dilimin dokunuşu
first touch i. ilk karşılaşma
personal touch i. kişisel dokunuş
personal touch i. insanlara özel hissettirecek ek hizmetler
out of touch s. bilgisi yok
touch and go s. tehlikeli iş
touch-and-go s. sonucu belli olmayan
touch-and-go s. tehlikeli
touch-and-go s. riskli
touch-and-go s. belirsiz
touch-operated s. dokunmatik
touch-and-go s. meçhul
touch-and-go s. durumu belirsiz
in touch with nature zf. doğayla iç içe
by touch zf. dokunarak
by touch zf. hissederek
in touch with ed. -den haberdar
touch wood! ünl. şeytan kulağına kurşun!
touch wood! ünl. şeytan kulağına
touch wood ünl. şeytan kulağına kurşun
Phrasals
touch someone (up) for something bir şey istemek amacıyla birine yanaşmak
put someone into touch with görüştürmek
get someone in touch with someone görüştürmek
Phrases
the touch of my tongue dilimin dokunuşu
keep in touch irtibatımızı koparmayalım
zero-touch el değmeden
zero-touch dokunmadan
Colloquial
touch of god tanrı'nın dokunuşu
with one touch tek dokunuş ile
Idioms
touch wood şeytan kulağına kurşun
touch wood tahtaya vur
soft touch yolunacak kaz
easy touch yolunacak kaz
touch someone on his sore spot bam teline basmak
touch one's sore spot damarına basmak
touch someone on his sore spot zülfü yare dokunmak
touch on the raw can evinden vurmak
have the midas touch tuttuğu altın olmak
would not touch thing with a bargepole çekinmek
would not touch thing with a bargepole sakınmak
would not touch thing with a bargepole birisiyle bir şey yapmayı reddetmek
would not touch thing with a bargepole dokunmamak
would not touch someone with a bargepole birisiyle bir şey yapmayı reddetmek
would not touch someone with a bargepole çekinmek
would not touch someone with a bargepole sakınmak
would not touch someone with a bargepole dokunmamak
touch a nerve canını sıkmak
touch a raw nerve moralini bozmak
touch a chord üzerinde etki yapmak
touch a nerve moralini bozmak
touch a raw nerve canını sıkmak
touch a raw nerve gına getirmek
touch a nerve gına getirmek
touch someone on the raw yarayı deşmek
touch a sensitive point yarayı deşmek
wouldn't touch someone or something with a ten-foot pole tırnağının ucuyla bile dokunmamak
a magic touch sihirli dokunuş
lose touch with reality gerçeklikle bağlarını yitirmek
lose touch with reality gerçekle(rle) bağını koparmak
touch on the subject konuya değinmek
be out of touch gelişmelerden habersiz olmak
be an easy touch kolay lokma olmak
be a soft touch kolayca kandırılabilir olmak
be an easy touch kolayca kandırılabilir olmak
be an easy touch kolaylıkla ikna edilebilir olmak
be a soft touch kolay lokma olmak
be a soft touch kolaylıkla ikna edilebilir olmak
touch a raw nerve kanayan yaraya parmak basmak
touch all the bases bir durumu tüm ayrıntılarıyla ele almak
touch all the bases bir konuyu tüm detaylarıyla masa yatırmak
touch all the bases tüm detayları/ayrıntıları kapsamak
touch all the bases tüm detayları dahil etmek
strike/touch a chord ilgisini çekmek
touch a chord bam telini titretmek
the common touch (bir liderin/önemli bir kişinin) halk ile iletişim becerisi
not to touch a drop bir damla dahi içmemek
not to touch a drop ağzına içki koymamak
not to touch a drop bir damla bile içmemek
crowning touch tepe/doruk noktası
crowning touch en önemli kısım/parça/nokta
crowning touch zirve
keep in touch iletişim halinde olmak
be in touch iletişim halinde olmak
keep in touch temasta olmak
be in touch temasta olmak
get in touch iletişim halinde olmak
get in touch temasta olmak
lose touch with irtibatını kaybetmek
lose one's touch with someone artık kontrol/idare edememek
lose touch (bir konuda) artık eskisi kadar yetenekli/becerikli/iyi olmamak
lose touch (bir konudaki) yetisini/becerisini yitiriyor olmak
touch a sore spot hassas bir noktaya temas etmek
touch a sore point hassas bir noktaya temas etmek
put someone in touch with someone biriyle temas kurmasını sağlamak
put someone in touch with someone biriyle temasa geçirmek
lose touch with reality gerçeklerle bağı kopmak
keep in touch with someone birisi ile bağlantıda olmak
stay in touch with someone birisi ile temas halinde olmak
stay in touch with someone birisi ile bağlantıda olmak
remain in touch with someone birisi ile bağlantıda olmak
remain in touch with someone birisi ile temas halinde olmak
keep in touch with someone birisi ile temas halinde olmak
touch a sore spot kanayan yaraya parmak basmak
not touch someone with a ten-foot pole biriyle işi olmamak/ona bulaşmak istememek
soft touch kolayca aldatılabilen kimse
soft touch saf kimse
not touch the sides Dişinin kavuğunu doldurmamak
Speaking
touch wood! nazar değmesin
i wouldn't touch him with a ten-foot pole onunla işim olmaz
touch wood! tahtaya vur!
I don't want to lose touch with you seninle irtibatı koparmayı istemiyorum
I don't want to lose touch with you seninle irtibatı koparmayı istemem
I wouldn't touch him with a barge pole benden uzak olsun
I wouldn't touch him with a barge pole ona bir metre bile yaklaşmam
i wouldn't touch him with a ten-foot pole ona bir metre bile yaklaşmam
I wouldn't touch him with a barge pole onunla işim olmaz
i wouldn't touch him with a ten-foot pole benden uzak olsun
don't touch me dokunma bana
don't touch me bana dokunma
don't touch anything hiçbir şeye dokunma
i wanna touch you sana dokunmak istiyorum
everything's a bit touch and go her şey pamuk ipliğine bağlı
don't touch! dokunma!
don't touch! ellerine hakim ol!
you don't touch him onun eline su dökemezsin
you don't touch her onun eline su dökemezsin
don't dare to touch sakın dokunayım deme
don't you dare touch sakın dokunayım deme
keep in touch görüşürüz
don't touch anyone kimseye dokunma
wear hair restraints before you touch the foods yemeklere dokunmadan önce saç bonesi takınız
out of touch (with somebody) biriyle bağlantısı/irtibatı/iletişimi yok
keep in touch arayı uzatma
keep in touch arayı açmayalım
keep in touch haberleşiriz
don't touch that dokunma ona
we will get in touch with you shortly size kısa süre içinde döneceğiz
we will get in touch with you shortly size hemen döneceğiz
touch your nose burnuna dokun
Slang
put the touch on someone birisinden para istemek
knuckle touch (kutlama vb amacıyla) yumruk çakma
Trade/Economic
touch point temas noktası
high-touch (bilgisayar yerine) müşteriyle kurulan birebir temas
Law
corporal touch fiili temas
Politics
bring offers of employment into touch with applications for employment işgücü arzı ve talebini bir araya getirmek
Technical
electronic touch climate control elektronik dokunmatik klima kontrol
touch screen dokunma duyarlı ekran
touch sensitive dokunma duyarlı
touch-up pen düzeltme kalemi
touch-sensitive screen dokunma duyarlı ekran
touch-up paint düzeltme boyası
touch sensitive dokunmaya duyarlı
touch screen dokunmaya duyarlı ekran
touch pad dokunmaya duyarlı tablet
touch and go uçağın tamamen durmadan kalkış yapması
touch display dokunmatik ekran
touch screen dokunmatik ekran
touch and close fasteners kenetlenen bantlar
no touch exchange of die değmeden kalıp değiştirme
measurement of touch current and protective conductor current dokunma akımı ve koruyucu iletken akımı ölçümü
peel strength of a touch and close fastener kenetlenen bantın ayrılma mukavemeti
touch and close fastener kenetlenen bant
slit selvedge of a touch and close fastener tape kenetlenen bandın kesilmiş bir kenarı
touch-on-tube tüp üstünde dokunmatik
touch and close fastener cırt bant
touch and close fastener cırt cırt bant
touch current dokunma akımı
touch ring dokunma halkası
Computer
touch pad dokunmatik yüzey
touch screen dokunmatik ekran
touch sensitive screen dokunma duyarlı ekran
touch screen dokunmalı ekran
firm touch güçlü dokunuş
light touch yumuşak dokunuş
touch screen dokunma duyarlı ekran
touch keyboard dokunmatik klavye
touch-sensitive keyboard dokunmatik klavye
multi-touch çok dokunuşlu
Informatics
one-touch dialing tek tuşlu arama
touch pad dokunmalı tablet
touch screen dokunma duyarlı ekran
touch sensitive dokunma duyarlı
touch-sensitive keyboard dokunmatik klavye
touch screen dokunmalı ekran
touch panel dokunmatik panel
Telecom
one touch dialing tek tuş arama
touch call dokunmatik arama
touch sensitive dokunmaya duyarlı
touch screen dokunmatik ekran
Textile
touch and close fasteners kenetlenen bantlar
touch fasteners cırt cırt
touch fasteners cırtcırt
Dyeing
touch dry dokunma kuruluğu
Automotive
touch screen dokunmatik ekran
touch-dry dokunulabilecek derecede kurumuş
one touch up-down driver's power window tek dokunuşla açılıp-kapanan sürücü camı
paint touch up rötuş
touch up kit rötuş kiti
Aeronautic
touch and go uçağı tamamen durdurmadan yeniden kalkış yapma
Marine
touch on the sand kumu incelemek
sense of touch dokunma hissi
touch at bir limana uğramak
Medical
touch sensation i. dokunma hissi
touch sensation i. ciltteki baskı reseptörleri yoluyla oluşan his
touch sensation i. hissetme
touch sensitivity dokunma hassasiyeti
vaginal touch vajinal tuşe
therapeutic touch tedavisel dokunuş
therapeutic touch terapötik dokunuş
Anatomy
organ of touch dokunma organı
Psychology
touch spot temas noktası
Botanic
touch-me-not balsamin
touch-me-not kına çiçeği
touch-me-not dokunmabana
touch-me-not şeytan keleği
touch-me-not acı dülek
Apiculture
sense of touch dokunma duyusu
Military
touch signal temasla işaret
touch-hole falya
Sport
double touch çift elle top tutma
elbow touch dirsek teması
touch line yan çizgi
Football
touch line yan çizgi
one-touch pass tek pas
touch-line taç çizgisi
Volleyball
double touch çift vuruş
Painting
touch up cisimlendirmek
British Slang
touch up elle taciz etmek