get on - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

get on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"get on" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
get on f. binmek
General
get on f. trene binmek
get on f. iyi gitmek
get on f. birbiriyle geçinmek
get on f. binmek (taşıta)
get on f. anlaşmak
get on f. dokunmak
get on f. idare etmek
get on f. uçağa binmek
get on f. ilerlemek (zaman/yaş)
get on f. (televizyonda vb) çıkmak
get on f. azarlamak
get on f. giyinmek
get on f. geçinmek
get on f. ilerlemek
get on f. binmek (otobüs/tren/uçağa)
get on f. yaşlanmak
get on f. olmak (belirli bir şekilde)
get on f. giymek
get on f. ayrılıp gitmek
get on f. kötü gitmemek
get on f. otobüse binmek
get on f. geçinmek (birbiriyle)
get on f. iyileşmek
get on f. gitmek
get on f. düzelmek
Phrasals
get on f. binmek (otobüs/tren/uçak)
get on üzerine binmek
get on iyi anlaşmak

"get on" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 445 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
get on well f. geçinmek
General
be unable to get on with others f. çevresi ile geçinememek
get on the floor f. (dans vb) piste çıkmak
get (something) on the brain f. parmağına dolamak
get (something) on the brain f. parmağına sarmak
get a bang on f. bedenine darbe yemek
get a fix on f. çözmeye çalışmak
get a fix on f. ne olduğunu anlamaya çalışmak
get a fix on f. hesaplamak
get a fix on f. belirlemek
get a grasp on oneself f. kendine gelmek
get a grasp on oneself f. kendine hakim olmak
get a grip on f. anlamak
get a grip on the situation f. durumu kontrol altına almak
get a line on f. bilgi almak
get a line on f. hatta kalmak
get a match on fingerprints f. parmak izinde eşleşme bulmak
get a scoop on the news f. haber atlatmak
get a slap on the wrist f. azar işitmek
get a slap on the wrist f. zılgıtı yemek
get an idea on something f. bir şey hakkında fikir sahibi olmak
get back on one's feet financially f. finansal olarak (yeniden) kendi ayaklarının üzerinde durmak
get back on task f. göreve dönmek
get back on the rails f. yoluna girmek
get back on the rails f. yoluna koymak
get back on the road f. yola devam etmek
get by on f. bir şeyle yola çıkmak
get by on f. birşeyle idare etmek
get by on f. (yaşayabilmek için) bir şeye dayanmak
get caught up on f. bitirilmemiş işleri tamamlamak
get discourteous on f. nazik davranmamak
get down on one's knees f. dizlerinin üstüne çökmek
get down on one's knees f. diz üstü çökmek
get no return on /for one's efforts f. çabalarına karşılık görememek
get no returns on one's efforts f. çabalarına karşılık görememek
get on (with) f. ilerleme göstermek
get on (with) f. ilerlemek
get on (with) f. ilişkilerini uyumlu kılmak
get on (with) f. gelişme sağlamak
get on (with) f. uyumlu ilişki kurmak
get on a bicycle f. bisiklete binmek
get on a bike f. bisiklete binmek
get on a cable car f. teleferiğe binmek
get on a camel f. deveye binmek
get on a chair lift f. telesiyeje binmek
get on a helicopter f. helikoptere binmek
get on a horse f. ata binmek
get on a ski lift f. telesiyeje binmek
get on board f. gemiye binmek
get on for f. yetişmek
get on one's nerves f. sinir etmek
get on one's nerves f. sinirini bozmak
get on one's nerves f. sinir bozmak
get on one's nerves f. birinin sinirine dokunmak
get on somebody's nerves f. sinirine dokunmak
get on somebody's nerves f. sinirlerini bozmak
get on somebody's nerves on purpose f. zıt gitmek
get on somebody's tits f. uyuz etmek
get on someone's good side f. birinin gözüne girmek
get on someone's tits f. birisini rahatsız etmek
get on the bus f. otobüse binmek
get on the bus f. otobüse atlamak
get on the coach f. otobüse binmek
get on the dance floor f. dans pistine çıkmak
get on the elevator f. asansöre binmek
get on the gravy train f. köşe dönmek
get on the gravy train f. beleşe konmak
get on the motorbike f. motosiklete binmek
get on the motorbike f. motora binmek
get on the motorcycle f. motosiklete binmek
get on the phone f. telefonun başına geçmek
get on the same page f. bir noktada buluşmak
get on the scales f. tartıya çıkmak
get on the school bus f. okul otobüsüne binmek
get on the shuttle bus f. servise binmek
get on the shuttle vehicle f. servise binmek
get on the sidewalk f. kaldırıma çıkmak
get on the stage f. sahneye çıkmak
get on the train f. trene binmek
get on the tram f. tramvaya binmek
get on the tube f. metroya binmek
get on the underground f. metroya binmek
get on to somebody f. temas kurmak
get on to somebody f. temasa geçmek
get on together f. geçinmek
get on tv f. televizyona çıkmak
get on well f. anlaşmak
get on well with f. bağdaşmak
get on well with somebody f. anlaşmak
get on with f. devam etmek
get on with f. işine gücüne bakmak
get on with f. biriyle geçinmek
get on with f. biriyle iyi geçinmek
get on with f. birisiyle uyuşmak
get on with f. işinin başına dönmek
get on with f. mutabık kalmak
get on with f. işini sürdürmek
get on with f. iyi geçinmek
get on with f. anlaşmak
get on with somebody f. geçinmek
get on with somebody f. anlaşmak
get on without f. yardımsız da varlığını sürdürmek
get on without f. yardım almadan da başarmak
get on without f. -sız da yapmak
get on without f. -sız da başarmak
get one’s stake on f. iki ayağını bir pabuca sokmak
get one's eyes on the presidency f. gözünü başkanlığa dikmek
get one's hands on f. sahip olmak
get one's hands on f. belirli bir işe başlamak
get one's hands on f. belirli bir işe alışmak
get one's hands on f. eline geçirmek
get one's hands on f. yakalamak
get one's head screwed on right f. akıllanmak
get one's hooks on f. kancayı takmak
get one's life back on track f. hayatını yeniden rayına oturtmak
get one's own back on f. acısını çıkarmak
get one's own back on f. acısını çıkartmak
get one's own back on somebody f. intikamını almak
get pregnant on purpose f. kasten hamile kalmak
get pregnant on purpose f. bilerek hamile kalmak
get slap on the wrist f. azar işitmek
get slap on the wrist f. hafifçe fırça yemek
get some rash on one's back f. sırtında döküntüler olmak
get someone on the ground f. birini yere yatırmak
get something on the cheap f. ucuza almak
get stuck on f. -e yapışıp kalmak
get stuck on f. aşık olmak
get stuck on f. tutulmak
get stuck on the question f. soruda takılmak
get the edge on f. avantajı ele geçirmek
get the edge on f. avantaj elde etmek
get the edge on f. avantaj sağlamak
get the jumper/sweater on back to front f. kazağın önünü arkasına giymek
get the low-down on him f. onun hakkında bütün gerçekleri öğrenmek
get the phone on vibrate f. telefonu titreşime almak
get the show on the road at last f. şeytanın bacağını kırmak
get three mortgages on the house f. evin üzerinde üç tane ipotek olmak
get to work (on) f. üzerinde çalışmaya başlamak
get to work (on) f. işe koyulmak
get to work (on) f. çalışmaya başlamak
get together on f. mutabık kalmak
get together on f. anlaşmaya varmak (üzerinde)
get up on the wrong side of the bed f. ters tarafından kalkmak
help to get on f. bindirmek
try to get a deal on something f. ucuza kapatmaya çalışmak
get one's dick sewn back on i. cinsel organını yerine geri diktirmek
difficult to get on with s. dirliksiz
difficult to get on with s. geçimsiz
Phrasals
get off on bir şeyden heyecan duymak veya cinsel açıdan tahrik olmak
get sick on someone birinin üstüne kusmak
get sick on someone birinin üzerine kusmak
let someone get on with something birinin birşeyi yapmayı sürdürmesine izin vermek
Colloquial
not get on well with somebody f. biriyle iyi geçinememek
get a grip on yourself sakinleş
get a grip on yourself! kendine hakim ol
get a hurry on elini çabuk tut
get a hurry on acele et
get a hurry on çabuk ol
get a wire on someone birinin üzerine dinleme cihazı bağlamak
get back on a label tekrar albüm yapmak
get down on the ground! yere yat!
get in on something bir şeye katılmak
get in on the act avanta kollamak
get in on the act avanta ummak
get in on the act avantaya yatmak
get it on tape teybe kaydetmek
get it on with işi pişirmek
get on the floor! yere yat!
get somewhere on the dot tam vaktinde varmak
get somewhere on the dot tam zamanında ulaşmak
get somewhere on the dot tam vaktinde gelmek
get somewhere on the dot tam zamanında varmak
get your skates on! elini çabuk tut!
get your skates on! çabuk ol!
get your skates on! acele et!
on your mark-get set-go hazır ol . . . başla!
on your mark-get set-go yerlerinize . . . hazır . . . başla!
Idioms
get a bead on someone birisine nişan almak
get a crush on someone birine gönül bağlamak
get a grip on birileri veya bir şey üzerinde hakimiyet kurmak
get a grip on oneself kendine hakim olmak
get a handle on başa çıkmak
get a handle on something (soruna) çözüm bulmak
get a handle on something bir şeye hakim olmak
get a hard on for someone birine kafayı takmak ve onunla uğraşmak
get a head start on something bir şeye önde başlamak
get a head start on something bir şeye avantajlı başlamak
get a hold on someone biri üzerinde büyük bir etkisi olmak
get a hurry on paçası tutuşmak
get a hurry on acele etmek
get a hurry on elini çabuk tutmak
get a jump on somebody (birinden) önce/erken davranmak
get a line on gerekli bilgiye ulaşmak
get a line on bir konuda bilgi almak
get a line on gerekli bilgilere ulaşmak
get a line on bir konuda bilgi edinmek
get a move on elini çabuk tutmak
get a move on hızlanmak
get a move on acele etmek
get a move on başlamak
get a move on çabuk olmak
get a move on paçası tutuşmak
get a pat on the back sırtı sıvazlanmak
get a price on one's head başına ödül konmuş olmak
get a slap on the wrist fiske yemek
get a strong hold on someone birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
get a strong influence on someone biri üzerinde büyük bir etkisi olmak
get a wiggle on elini çabuk tutmak
get a/the jump on somebody (rakibine karşı) avantajlı olmak
get along on what one earn kazandığıyla geçinmek/idare etmek
get back on one's feet (yeniden) ayakları üzerinde durmak
get back on one's feet ayağı düze basmak
get back on one's feet deveyi düze çıkarmak
get back on the rails rayına oturmak
get by on a shoestring tencerede pişirip kapağında yemek
get chip on one's shoulder çileden çıkmak
get chip on one's shoulder öfkesi burnunda olmak
get chip on one's shoulder küplere binmek
get chip on one's shoulder çok sinirlenmek
get clear on açık olmak
get clear on açıklık getirmek
get clear on anlam karmaşasına yer vermeyecek şekilde açık bir sekilde belirtmek
get egged on dolduruşa gelmek
get groove on dans ederek eğlenmek
get groove on (dans ederek) kurtlarını dökmek
get in on the act başarılı bir girişime/işe dahil olmak
get in on the ground floor bir işe/şeye baştan girmek
get in on the ground floor başından beri/itibaren bir şeyi yapıyor olmak
get off on a sidetrack konudan sapmak
get off on the right foot bir şeye iyi başlamak
get off on the right foot iyi bir başlangıç yapmak
get off on the wrong foot sol tarafından kalkmak
get off on the wrong foot kötü başlamak
get off on the wrong foot güne kötü başlamak
get off on the wrong foot bir ilişki ya da projeye başlamak için yanlış bir başlangıç yapmak
get off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
get off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
get on a first-name basis with someone birisiyle iyi arkadaş olmak
get on a first-name basis with someone senli benli olmak
get on a first-name basis with someone iyi arkadaşı olmak
get on a first-name basis with someone birini çok iyi tanımak
get on a first-name basis with someone biriyle senli benli olmak
get on board birine katılmak
get on board aynı fikirde olmak
get on course rotasında olmak
get on course plandan sapmamak
get on course yolunda olmak
get on like a house on fire hemen can ciğer kuzu sarması olmak
get on one's bike (dışarıya çıkıp) iş aramak
get on one's good side gözdesi olarak kalmak
get on one's high horse büyüklenmek
get on one's high horse yüksekten bakmak
get on one's high horse gösteriş yapmak
get on one's high horse kibirlenmek
get on one's high horse caka satmak
get on one's soapbox lafını sakınmamak/esirgememek
get on one's soapbox düşüncelerini/fikirlerini cesurca savunmak
get on somebody's case birisini rahatsız edecek şekilde eleştirmek
get on somebody's tits birine rahatsızlık vermek
get on somebody's tits birini rahatsız etmek
get on somebody's wick birine rahatsızlık vermek
get on somebody's wick birini rahatsız etmek
get on someone's back eleştirmek
get on someone's back birisiyle uğraşmak
get on someone's case birisiyle uğraşmak
get on someone's case eleştirmek
get on someone's nerves sinirine dokunmak
get on someone's nerves gıcık etmek
get on someone's nerves küplere bindirmek
get on someone's nerves birini uyuz etmek
get on someone's nerves sinirlendirmek
get on someone's nerves kızdırmak
get on someone's nerves birisini sıkmak
get on someone's nerves çok öfkelendirmek
get on someone's nerves sinirlerini ayağa kaldırmak
get on someone's nerves uyuz etmek
get on someone's nerves birinin sinirine dokunmak
get on someone's nerves gına getirmek
get on someone's nerves birini çok kızdırmak
get on someone's nerves sinirden kudurtmak
get on someone's wick gıcık etmek
get on someone's wick birini çok kızdırmak
get on someone's wick sinirlerini ayağa kaldırmak
get on someone's wick küplere bindirmek
get on someone's wick çok öfkelendirmek
get on someone's wick sinirden kudurtmak
get on someone's wick birisini sıkmak
get on someone's wrong side birinin gözünden düşmek
get on the bandwagon iyi olan tarafa katılmak
get on the bandwagon çoğunluğa katılmak
get on the bandwagon sürüye uymak
get on the bandwagon çoğunluğun görüşüne uymak
get on the extension telefonu alıp/kaldırıp aramak
get on the extension telefonla arayarak ulaşmak
get on the good side of someone birinin gözüne girmek
get on the phone telefonu alıp/kaldırıp aramak
get on the phone telefonla arayarak ulaşmak
get on the stick elini çabuk tutmak
get on the stick acele etmek
get on the wrong side of someone birinin gözünden düşmek
get on the wrong side of the law polisle başı dertte olmak
get on the wrong side of the law kanunla başı derde girmek
get on the wrong side of the law yasalarla başı belaya girmek
get on the wrong side of the law adaletle başı derde girmek
get on the wrong side of the law polisle başı belada olmak
get on the wrong side of the law kanunla başı belaya girmek
get on the wrong side of the law polis ve adaletle başı derde girmek
get on the wrong side of the law polisle başı belaya girmek
get on top of someone (sorun) baş edilemez hale gelmek
get on top of someone (sorun) içinden çıkılmaz bir hal almak
get on top of someone yükü altında ezilmek/kalmak
get on well with iyi geçinmek/anlaşmak
get on well with somebody biriyle iyi anlaşmak
get on with life yaşamla barışık olmak
get on with life hayatla barışık olmak
get on with the life hayatla barışık olmak
get on with the life yaşamla barışık olmak
get on your goat birini sinirlendirmek
get on your goat birini gıcık etmek
get one on one's feet ayakları üzerinde durmasına yardım etmek
get one on one's feet yardım etmek
get one's feet on the ground işini sağlama almak
get one's feet on the ground ayağını sağlam basmak
get one's fingers on işe el atmak
get one's hands on kavramak
get one's hands on ele almak
get one's hands on el atmak
get one's hands on üstüne düşmek
get one's hooks on çengel atmak
get one's own back on someone intikamını almak
get one's own back on someone kuyruk acısını çıkartmak
get one's rocks off on something bir şeyden keyif almak
get one's skates on elini çabuk tutmak
get one's swerve on demlenmek (içki içerek)
get out of the bed on the wrong side ters tarafından kalkmak
get right on something derhal/acilen yapmak
get secure influence on someone birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
get soft on someone birini abayı yakmak
get soft on someone birine gereken sertliği göstermemek
get soft on someone birine gerekli sertlikte davranmak
get soft on someone birine yumuşak davranmak
get somebody back on his legs birinin elinden tutmak
get something back on track rayına oturtmak
get started on something bir işe girişmek/başlamak
get started on something ilk adımları atmak
get the draw on someone birisini geçmek
get the draw on someone birisinden avantajlı durumda olmak
get the drop on erken davranmak
get the goods on someone suçlu olduğunu ispat etmek
get the goods on someone suç delillerini elde etmek
get the jump on erken davranmak
get the jump on one birinin önüne atlamak
get the jump on one birinden önce davranmak
get the jump on somebody (birinden) önce/erken davranmak
get the last laugh on someone son gülen olmak
get the show on the road işe koyulmak
get the show on the road bir şeye başlamak/bir şeyi başlatmak
get the upper hand on someone birine karşı avantajlı durumda bulunmak
get the upper hand on someone bir adım önde olmak
get the upper hand on someone birine üstünlük sağlamak
get the upper hand on someone vaziyete hakim olmak
get thin on top saçları dökülmek
get thin on top kelleşmek
get this show on the road bir şeye başlamak/bir şeyi başlatmak
get tough on someone birisine sert davranmak
get up on one's hind legs sinirlenmeye başlamak
get up on one's hind legs (at) huysuzlanmak
get up on one's hind legs sinirlenmek
get/grate on somebody's nerves sinirlerine dokunmak
get/grate on somebody's nerves sinirine dokunmak
Speaking
don't even get me started on hele bir de
don't even get me started on -e başlatma
don't get on me üstüme gelme
get a grip on sıkı tutun
get a grip on yourself kendini topla
get a grip on yourself kendini toparla
get a move on acele et
get a move on elini çabuk tut
get a move on çabuk ol
get bread on the way home eve gelmeden ekmek al
get bread on the way home eve gelirken ekmek al
get down on your knees! dizlerinin üstüne çök!
get her on the stretcher onu sedyeye yatırın
get home on time eve zamanında gel
get on the ground yere yat
get on the ground yere yatın
get on your back! arkana yaslan!
get on your knees dizlerinin üzerine çök
he said not to get water on my face yüzüne su gelmesin dedi
I'd better get on my horse ayrılsam iyi olur
I'd better get on my horse kalksam iyi olur
I'd better get on my horse gitsem iyi olur
i'll get back to you on that onunla ilgili seni arayacağım/ararım sonra
i'll get back to you on that o konuda sana (geri) döneceğim
i'll get right on it hemen yapıyorum/hallediyorum
i'll help you get on your feet ayaklarının üzerinde durmana yardım edeceğim
let me get back to you on that onunla ilgili seni arayacağım/ararım sonra
let me get back to you on that o konuda sana (geri) döneceğim
let passengers get off the bus before you get on inenlere öncelik tanıyın
let's get this show on the road! haydi başlayalım!
we get on really well biz gerçekten iyi geçiniriz
we should get a move on elimizi çabuk tutmalıyız
Slang
get a hard on kalkmak
get a hard on sertleşmek
get a hard-on çadırı kurmak
get a hard-on penisi sertleşmek
get a hard-on ereksiyon olmak
get hooked on bir şeyin bağımlısı olmak
get it on aşk yaşamak
get it on seks yapmak
get it on cinsel ilişki yaşamak
get it on sevişmek
get it on götürmek
get it on birisini yatağa atmak
get it on (karşı cinsi) götürmek
get it on mala vurmak
get it on mercimeği fırına vermek
get it on cinsel ilişkiye girmek
get jumped on (rap slang) dayak yemek
get jumped on (rap slang) pataklanmak
get on like a house on fire birinin arkadaşlığından çok hoşnut olmak
get on like a house on fire çok iyi anlaşmak
get on like a house on fire aynı frekansta olmak
get on one's horse yaylanmak
get on one's horse yola koyulmak
get on one's horse ikilemek
get on real well with someone aynı frekansta olmak
get on real well with someone çok iyi anlaşmak
get on real well with someone birinin arkadaşlığından çok hoşnut olmak
get on the horn telefon etmek
get on the horn telefonu kullanmak
get the low-down on someone biri hakkında bütün gerçekleri öğrenmek
get the paper on him birinin muhbir olduğuna dair delilleri olmak
British Slang
get a build on ot sarmak
get a build on esrar sarmak
get a wriggle on elini çabuk tut
get a wriggle on çabuk ol
get a wriggle on acele et
get on one's tits birini çileden çıkarmak
get on one's tits birini sinir etmek
get on one's tit's end birini çileden çıkarmak
get on one's tit's end birini sinir etmek
get on one's wick birini çileden çıkarmak
get on one's wick birini sinir etmek
get the arse-on ters tarafından kalkmış olmak