scarcely - Türkçe İngilizce Sözlük

scarcely

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

scarcely — Definition

Anlamı ve Tanımı:
neredeyse hiç, zorla
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈskɛrsli/ – BrE /ˈskɛəsli/)
Terim Türü:
Zarf: scarcely
Bu zarf, bir durumun çok az gerçekleştiğini belirtmek anlamında kullanılır. Scarce sıfatından türeyerek derecelendirme işlevi kazanmıştır. Akademik ve anlatı dilinde sınıra yakınlığı ifade eder.
Eş Anlamlılar:
barely, hardly
Zıt Anlamlılar:
fully

"scarcely" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 18 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
scarcely zf. zar zor
We have a large number of businesses that can scarcely support one family.
Bir aileyi zar zor geçindirebilen çok sayıda işletmemiz var.

More Sentences
scarcely zf. güç bela
Genel
scarcely zf. henüz
Scarcely had the market opened when the fire broke out.
Yangın çıktığında, pazar henüz açılmıştı.

More Sentences
scarcely zf. ucu ucuna
She scarcely missed the night train.
Gece trenini ucu ucuna kaçırdı.

More Sentences
scarcely zf. pek
The early summer is scarcely the time for the harvest.
Yaz başları hasat için pek uygun bir zaman değildir.

More Sentences
scarcely zf. hemen hemen hiç
His face scarcely changed after ten years.
On yıl sonra yüzü hemen hemen hiç değişmemişti.

More Sentences
scarcely zf. neredeyse
Furthermore, our degree of self-sufficiency would scarcely change.
Dahası, kendi kendimize yeterlilik derecemiz neredeyse hiç değişmeyecektir.

More Sentences
scarcely zf. nadiren
I scarcely ever do that.
Bunu nadiren yaparım.

More Sentences
scarcely zf. güçlükle
scarcely zf. ancak
scarcely zf. hemen hemen
scarcely zf. kıtı kıtına
scarcely zf. pek az
scarcely zf. güç bela
scarcely zf. anca
scarcely zf. hemen hiç
scarcely zf. zorla
scarcely zf. neredeyse hiç

"scarcely" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
scarcely ever zf. hemen hiç
scarcely ever zf. hemen hemen hiçbir zaman
scarcely when zf. -emez
scarcely when zf. -er
scarcely any zm. yok denecek kadar
scarcely any zm. yok denecek kadar az
İfadeler
scarcely enough expr. zar zor yetecek (kadar)
Deyim
scarcely have time to breathe f. çok yoğun olmak
scarcely have time to breathe f. aşırı meşgul olmak
scarcely have time to breathe f. başını kaşıyacak vakti olmamak
scarcely exchange more than two words with someone f. birisiyle iki çift laf edememek
scarcely exchange more than two words with someone f. birisiyle iki laf edememek
scarcely exchange more than some number of words with someone f. iki lafın belini kıramamak
scarcely exchange more than some number of words with someone f. iki laf edememek
scarcely exchange more than some number of words with someone f. iki çift laf edememek
(one) can scarcely believe (one's) eyes f. gözlerine inanamamak
scarcely earth-shattering s. şaşkınlık yaratmayan
scarcely earth-shattering s. önemsiz
scarcely earth-shattering expr. üzerinde durmaya değmez
I can scarcely believe my eyes! expr. gördüklerime inanamıyorum!
I can scarcely believe my eyes! expr. gözlerime inanamıyorum!