nadiren - Türkçe İngilizce Sözlük

nadiren

"nadiren" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 26 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
nadiren seldom zf.
We seldom agree over which movie to watch.
Hangi filmi izleyeceğimiz konusunda anlaştığımız nadiren olur.

More Sentences
nadiren rarely zf.
I rarely cry around people.
Nadiren insanların yanında ağlarım.

More Sentences
Genel
nadiren infrequent s.
Actual encounters with enemies are infrequent but frighteningly effective.
Düşmanlarla gerçek karşılaşmalar nadirdir ancak korkutucu derecede etkilidir.

More Sentences
nadiren occasionally zf.
We order takeout indeed, albeit very occasionally.
Çok nadiren de olsa dışarıdan yemek söylüyoruz aslında.

More Sentences
nadiren rarely zf.
I rarely cry around people.
Nadiren insanların yanında ağlarım.

More Sentences
nadiren seldom zf.
We seldom agree over which movie to watch.
Hangi filmi izleyeceğimiz konusunda anlaştığımız nadiren olur.

More Sentences
nadiren hardly zf.
This drug may hardly ever cause serious (possibly fatal) liver problems.
Bu ilaç nadiren ciddi (muhtemelen ölümcül) karaciğer sorunlarına neden olabilir.

More Sentences
nadiren if ever zf.
He is rarely, if ever, late for appointments.
Randevularına nadiren geç kalır.

More Sentences
nadiren scarcely zf.
I scarcely ever do that.
Bunu nadiren yaparım.

More Sentences
nadiren occasional s.
nadiren daimen [obsolete] [scotland] s.
nadiren orra [scotland] s.
nadiren orrow [scotland] s.
nadiren otherwhile s.
nadiren seldomly zf.
nadiren every once in a while zf.
nadiren unusually zf.
nadiren uncommonly zf.
nadiren few and far zf.
nadiren far between zf.
nadiren unfrequently zf.
nadiren semioccasionally zf.
nadiren occas (occasional) kısalt.
İfadeler
nadiren seldom, if ever expr.
nadiren on an irregular basis expr.
Eski Kullanım
nadiren seld zf.

"nadiren" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 68 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
parmaklar veya daha nadiren ayak parmakları dactylo- i.
bankacılık hizmetlerini nadiren kullanan kimse underbanked i.
nadiren tavuk, balık ve kırmızı et tüketen kimse semivegetarian i.
(nadiren) tahammül etmek brook f.
nadiren eş değer olan seldom equaled s.
nadiren benzeşen seldom equaled s.
nadiren yağmurlu seldom rainy s.
bankacılık hizmetlerini nadiren kullanan underbanked s.
nadiren görülen infrequent s.
nadiren gösterilen seldshewn s.
nadiren sunulan seldshown [obsolete] s.
nadiren gösterilen seldshown [obsolete] s.
nadiren sunulan seldshewn s.
yalnızca nadiren only rarely zf.
çok nadiren very seldom zf.
(nadiren) otlayan hayvan browser N.
İfadeler
çok nadiren rarely ever expr.
Konuşma Dili
iskambilde nadiren blöf yapan oyuncu bear i.
Deyim
çok nadiren bulunan scarcer than hens' teeth s.
çok nadiren bulunan as scarcer than hen's teeth expr.
çok nadiren bulunan as scarce as hen's teeth expr.
çok nadiren olan as scarce as hen's teeth expr.
çok nadiren olan scarce as hen's teeth expr.
çok nadiren olan rare as hens' teeth expr.
çok nadiren olan as rare as hens' teeth expr.
çok nadiren bulunan scarce as hens' teeth expr.
çok nadiren olan as scarce as hens' teeth expr.
çok nadiren olan scarce as hens' teeth expr.
çok nadiren bulunan as scarce as hens' teeth expr.
çok nadiren olan scarcer than hen's teeth expr.
çok nadiren bulunan scarcer than hen's teeth expr.
Konuşma
nadiren televizyon izlerim I rarely watch television expr.
ben nadiren su içerim I seldom drink water expr.
ben nadiren su içerim I rarely drink water expr.
Ticaret/Ekonomi
nadiren alınıp satılan hisse senedi inactive stock i.
nadiren satın alınan ürün hard goods i.
Siyasal
her seçim döneminde aday olup nadiren başarı gösteren siyasetçi perennial candidate i.
Bilgisayar
e-posta hesapları ve bir-iki özel web sitesi haricinde sanal alemi nadiren ziyaret eden internet kullanıcısı nooksurfer i.
Mobilya
nadiren kullanılmak üzere tasarlanmış (mobilya) occasional s.
Denizcilik
nadiren oluşan çok büyük dalga freak wave i.
Maden
taşta nadiren gözlemlenen kalay cevheri floran i.
Medikal
nadiren görülen, sporadik, apokrin ter bezi retansiyonu sonucu oluşan, kaşıntılı, foliküler papüllerle karakterize bir dermatoz fox-fordyce disease i.
Patoloji
enfekte hücrelerde profaj olarak bulunup nadiren lizise neden olan temperate s.
Biyoloji
bakteriyel hücreleri enfekte eden fakat sadece nadiren hastalığın gerilemesine yol açan bir virüse ait veya ilgili temperate s.
Botanik
üç veya nadiren tek yapraklı ve küçük beyaz çiçekleri olan tropikal bir ağaç cinsi allophylus i.
kuzey amerika'ya özgü pembe-mor ve nadiren yeşil çiçekli kısa boylu ve yıllık bir bitki purple milkwort i.
kuzey amerika'ya özgü pembe-mor ve nadiren yeşil çiçekli kısa boylu ve yıllık bir bitki polygala viridescens i.
kuzey amerika'ya özgü pembe-mor ve nadiren yeşil çiçekli kısa boylu ve yıllık bir bitki field milkwort i.
kuzey amerika'ya özgü pembe-mor ve nadiren yeşil çiçekli kısa boylu ve yıllık bir bitki polygala sanguinea i.
kızıl veya nadiren beyaz çiçekleri olan bir avrasya bitkisi london pride (lychnis chalcedonica) i.
Hayvancılık
doğru düzgün kısırlaştırılamadığı için iyi et veremeyip nadiren üreyebilen horoz slip i.
Spor
nadiren oyuna giren yedek oyuncu bench warmer i.
Tenis
oyuncunun arka çizginin yakınında durduğu ve ağa nadiren yaklaştığı bir tenis oynama stili baseline i.
oyuncunun arka çizginin yakınında durduğu ve ağa nadiren yaklaştığı bir tenis oynama stili base line i.
Kuşbilim
asya'da ve nadiren güney avrupa'da bulunan bir orman tavuğu attagas (syrrghaptes pallasii) i.
Argo
çok nadiren olan as rare as rocking horse crap i.
çok nadiren olan rare as rocking horse crap i.
çok nadiren olan bir şey rocking horse manure [australia] i.
çok nadiren olan bir şey rocking-horse manure [australia] i.
nadiren cinsel ilişkiye giren veya hiç girmeyen çift dead bedroom i.
çok nadiren olan rare as rocking horse shit expr.
çok nadiren olan rare as rocking horse manure expr.
çok nadiren olan as rare as rocking horse shit expr.
çok nadiren olan rare as rocking horse poo expr.
çok nadiren olan as rare as rocking horse poo expr.
çok nadiren olan as rare as rocking horse manure expr.
İngiliz Argosu
çok nadiren bulunan as rare as rocking horse shit expr.
çok nadiren bulunan as rare as hen's teeth expr.