pull - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

pull

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"pull" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 60 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
pull f. çekmek
General
pull f. kalkmak (araba)
pull f. hareket etmek
pull f. kenara çekmek (araba)
pull f. gelmek
pull f. koparmak
pull f. yolmak
pull f. kenara parketmek
pull f. desteklemek
pull f. içmek
pull f. nefes çekmek
pull f. kürek çekmek
pull f. sürüklemek
pull f. asılmak
pull f. yük çekmek
pull f. girmek
pull f. çevirmek (iş)
pull f. çekmek
pull f. toplamak
pull f. koymak
pull f. doldurmak
pull i. dayanıklılık
pull i. zahmetli iş
pull i. etki
pull i. teşvik
pull i. yudum
pull i. çekicilik
pull i. piston
pull i. arka
pull i. çekme
pull i. iltimas
pull i. asılma
pull i. kayırma
pull i. torpil
pull i. gerilim
pull i. harekete geçirme
pull i. çekiş
pull i. arka çıkma
pull i. nüfuz
pull i. uğraşma
pull i. fırt
pull i. tutamaç
pull i. gayret
pull i. kürek çekme
pull i. çekim
pull i. tutamak
pull i. fermuarın tutup çekilmesini sağlayan minik sapı
pull i. elcik
pull i. güç
pull i. otorite
Trade/Economic
pull iltimas
Technical
pull prova baskı
pull flanş
pull deneme baskısı
pull çekmek
pull çekiş (cam)
Computer
pull iste
Automotive
pull çekmek
Marine
pull lava etmek
Sport
pull çekme

"pull" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
pull off f. koparmak
General
pull in one's belt f. kemer sıkmak
pull down f. düşürmek
pull down f. yıkmak (binayı)
pull oneself together f. kendini toplamak
pull up f. durmak
pull off f. çıkarmak (giysiyi)
pull wires for somebody f. torpil yaptırmak
pull off f. kıvırmak
pull a long face f. surat asmak
pull oneself together f. toparlanmak
pull away f. hareket etmek
pull wires f. torpil yaptırmak
pull out f. çıkarmak
pull something at both ends f. çekiştirmek
pull a gun on f. silah çekmek
pull out f. tüymek
pull suddenly f. çekivermek
pull the chain f. sifonu çekmek
pull something to f. bir şeyi çekmek
pull through f. paçayı kurtarmak
pull in f. girmek (motorlu taşıt bir yere)
pull someone's leg f. kandırmak
pull in f. durmak
pull one's leg f. kafa bulmak
pull somebody's ears f. kulağını çekmek
pull something apart f. bir şeyi çekerek aralamak
pull over f. sürücü arabayı yolun kenarına çekmek
pull a boner f. büyük bir pot kırmak
pull a face f. surat etmek
pull a muscle f. adaleyi fazla çekerek incitmek
pull away f. uzaklaşmak
pull at f. çekmek
pull a face f. surat asmak
pull something apart f. bir şeyi çekerek parçalara ayırmak
pull down f. aşağıya çekmek
have pull with f. (bir kurumda vb) bağlantısı olmak
pull on f. nefes çekmek (pipodan)
pull a fast one f. kazık atmak
pull somebody's leg f. taşak geçmek
be on the pull f. çapkınlık peşinde olmak
pull out of f. çıkmak (bir işten)
pull on f. çekelemek
pull something to f. bir şeyi çekerek kapamak
pull to shreds f. didiklemek
pull someone over f. birini kendine doğru çekerek yere düşürmek
pull a bloomer f. gaf yapmak
pull through f. iyileştirmek
pull round f. iyileştirmek
pull off f. döktürmek
pull something over f. bir şeyi kendine doğru çekerek devirmek
pull in f. arabayı sürmek (bir yere)
pull up f. sökmek
pull out f. kaçmak
pull one's socks up f. aklını başına devşirmek
pull one's leg f. biriyle dalga geçmek
pull away f. kalkmak
pull something over f. bir şeyi yaklaştırmak
pull in f. tutuklamak
pull off f. çıkarmak
pull off f. çekip çıkarmak
pull a trick f. dolap çevirmek
pull a tooth f. diş çekmek
pull down f. alaşağı etmek
pull somebody down f. zayıf düşürmek
pull away f. yola çıkmak
pull something over f. bir şeyi çekerek yaklaştırmak
pull up to f. yakalamak
pull out f. arabayı sürmek
pull somebody's leg f. dalga geçmek
pull something down f. yıkmak
pull out f. çıkmak (motorlu taşıt bir yere)
pull a long face f. suratından düşen bin parça olmak
pull away f. kaçan arabanın arayı açması
pull on f. sıkmak
pull strings for somebody f. torpil yaptırmak
pull oar f. kürek çekmek
pull out all the stops f. var gücüyle çalışmak
pull somebody's leg f. işletmek
pull down f. yıkmak
pull away f. sıyrılmak
have pull with f. adamı olmak (bir kurumda vb)
pull round f. iyileşmek
pull up stakes f. başka yere taşınmak üzere pılıyı pırtıyı toplayıp gitmek
pull up f. kaldırmak
pull up with f. yetişmek
pull out f. uzamak
pull up f. yetişmek
have friends who can pull strings f. torpili olmak
pull at f. nefes çekmek (pipodan)
pull off f. zafer kazanmak
pull one's leg f. birini işletmek
pull away f. ayrılmak
pull off f. çekip indirmek
pull out f. yola çıkmak
pull along f. aşırı güç sarfederek çekmek
pull to pieces f. parçalamak
pull someone over f. birini kendine doğru çekerek yere yıkmak
pull out a tooth f. diş çekmek
pull up at f. sürücü arabasını bir yerde durdurmak
pull one's leg f. aleyhine hareket etmek
pull out all the stops f. elinden geleni yapmak
pull the wool over somebody's eyes f. dalgaya getirmek
pull alongside f. yanaşmak
pull someone's leg f. birine takılmak
pull the rug from f. desteğini çekmek
pull away f. çekmek
pull out f. sökmek
pull one's leg f. birisinin arkasından iş çevirmek
pull up f. azarlamak
pull in f. (araba) gelmek
pull oneself together f. kendine gelmek
pull out f. uzatmak
pull out f. silah çekmek
pull off f. başarmak
pull away f. geri çekilmek
pull down f. aşağı çekmek
pull in f. çekmek
pull along f. çekmek
pull a fast one f. oyuna getirmek
pull out f. diş çekmek
pull to shreds f. didik didik etmek
pull out f. hareket etmek
pull oneself together f. kendini toparlamak
pull somebody's leg f. gırgıra almak
pull in f. hapse atmak
pull a long face f. yüzünden düşen bin parça olmak
pull somebody's leg f. alay etmek
pull to the curb f. kenara çekmek
pull somebody down f. zayıflatmak
pull strings f. torpil yaptırmak
pull one's rank f. üstünlüğünü kabul ettirmek
pull someone over f. birini yolun kenarına çekmek (polis arabayı sürmekte olan)
pull up f. durdurmak
pull someone's leg f. birini işletmek
pull on f. çekmek
pull a face at f. surat asmak
pull up to f. yetişmek
pull out f. çekip çıkarmak
pull out f. çıkmak
pull something off f. fora etmek
pull two people apart f. iki kişiyi zorla ayırmak
pull one's weight f. üzerine düşeni yapmak
pull through f. yardım etmek
pull through f. kurtulmak
pull a boner f. büyük bir gaf yapmak
pull in one's belt f. masrafları azaltmak
pull a long face f. suratını asmak
pull a fast one on somebody f. kazık atmak
pull in f. çekmek (dizginleri/ipi vb'ni)
pull at somebody's heartstrings f. suistimal etmek
pull someone in f. birini çekmek (bir yerin içine)
pull the trigger f. tetiğe basmak
pull over f. çekmek
pull someone's leg f. biriyle dalga geçmek
pull up f. kökünden sökmek (bitkiyi)
pull at one's heartstrings f. yüreğini cız ettirmek
pull out of f. bırakmak (bir işi)
pull in opposite directions f. çekişmek
pull somebody's leg f. takılmak
pull round f. kendine gelmek
pull at both ends f. çekiştirmek
pull votes f. oy toplamak
pull somebody's leg f. şaka yapmak
pull at f. çekelemek
pull something to pieces f. bir şeyi parçalara ayırmak
pull through f. iyileşmek
pull up f. arabanın yolda durması
pull from market f. piyasadan çekmek
pull through f. kurtarmak
pull through f. atlatmak
pull rank f. birinin üzerinde otoritesini kullanmak
pull over f. kenara çekmek
pull out f. ayrılmak
pull off f. soymak
pull apart f. koparmak
pull apart f. kusur bulmak
pull apart f. çekip ayırmak
pull apart f. eleştirmek
pull one's weight f. sorumluluğunu yerine getirmek
pull one's weight f. aktif işbirliği yapmak
pull one's weight f. üstüne düşeni yapmak
pull one's weight f. emeği geçmek
pull off f. kenara çekmek
pull off f. kazanmak (ödül)
pull off f. almak
pull a fast deal f. hileli iş yapmak
pull out of the market f. piyasadan çekilmek
pull oneself together f. aklını başına almak
pull the wool over somebody's eyes f. göz boyamak
pull the wool over somebody's eyes f. gözünü boyamak
extract or pull (something) from f. dışarı çıkarılmak
pull out the nail(s) f. çivi sökmek
try to pull one's attention f. dikkatini çekmeye çalışmak
pull up the nail(s) f. çivi sökmek
pull one's hair f. saçını çekmek
pull down a house f. ev yıkmak
pull down a building f. bina yıkmak
pull (out) a knife f. bıçak çekmek
pull up one's trouser legs f. paçalarını kıvırmak
pull off the road f. kenara çekmek
pull off the road f. arabayı kenara çekmek
pull up one's trouser legs f. pantolonun paçalarını kıvırmak
pull someone from the wreckage f. göçükten çıkarmak
pull someone from the wreckage f. enkaz altından çıkarmak
pull someone from the wreckage f. göçük altından çıkarmak
pull someone from the wreckage f. enkazdan çıkarmak
pull off one's glove f. eldivenini çıkarmak
pull on glove f. eldiven giymek
pull off one's jacket f. ceketini çıkarmak
pull off one's coat f. ceketini çıkarmak
pull out the plug f. fişi çıkarmak
pull the plug f. fişi çıkarmak
pull back f. geri çekilmek
pull out the plug f. fiş çekmek
pull back f. düşmanı püskürtmek
pull the plug f. fiş çekmek
pull on sock f. çorap giymek
pull on stocking f. çorap giymek
pull down the wall f. duvar yıkmak
pull off sock f. çorap çıkarmak
pull on trousers f. pantolon giymek
pull down trousers f. pantolon çıkarmak
pull up trousers f. pantolon giymek
pull attention towards f. dikkatleri üzerine toplamak
pull on a cigarette f. sigara çıkarmak
pull on one's coat f. paltosunu giymek
pull off one's coat f. paltosunu çıkarmak
pull off a coat f. palto çıkarmak
pull on a coat f. palto giymek
pull ahead f. mesafa almak
pull ahead f. mesafe katetmek
pull ahead f. mesafe almak
pull out f. yerinden sökmek
pull up one's skirt f. eteğini yukarı çekmek
pull the gun f. silahı çekmek
pull the strings f. ipleri elinde tutmak
pull the strings f. ipleri elinde bulundurmak
pull the wires f. nüfuzunu kullanmak
pull the wires f. torpil yaptırmak
pull the wires f. ağırlığını koymak
pull the wires f. kukla oynatmak
pull the wires f. perde arkasından yönetmek
pull up a chair f. tabure çekmek
pull up a chair f. sandalye çekmek
pull out a chair f. sandalye çekmek
pre-pull f. tam sürücü kilidi açacağı sırada arabanın kapısını açma girişiminde bulunmak
pull an all-nighter f. bütün gece çalışmak
pull at one's heartstrings f. -i çok duygulandırmak
pull rank on someone f. sıfatını kullanmak
pull rank on someone f. (birisi üzerinde) otoritesini kullanmak
pull a face f. yüzünü buruşturmak
pull down f. temele kadar yıkmak
pull out f. istasyondan ayrılmak
pull down f. indirmek
pull out f. çekilmek
pull down f. yerle bir etmek
pull in f. (taşıt) kenara çekilip durmak
pull up f. yolmak
pull off f. halletmek
pull away f. kaçmak
pull away f. kurtulmak
pull in f. (tren) istasyona girmek
pull off f. becermek
pull on f. giymek
pull together f. duygularına hakim olmak
pull one's weight f. kendine düşen görevi yapmak
pull in audience f. izleyici çekmek
pull in audience f. seyirci çekmek
pull the pin f. pimini çekmek
pull the pin out of the grenade f. el bombasının pimini çekmek
pull one's belly in f. göbeğini içine çekmek
pull one's belly in f. göbeğini çekmek
pull toward oneself f. kendine çekmek
pull something up f. yukarıya çekmek
pull in one's tummy f. göbeğini içine çekmek
pull the plug out f. prizi çıkarmak
pull the sledge f. kızağı çekmek
pull a sledge f. kızak çekmek
pull the car over f. arabayı kenara çekmek
pull out the shrapnel f. şarapneli çıkarmak
pull a rope f. halat çekmek
pull something from one’s pocket f. cebinden bir şey çıkarmak
pull a body out of the water f. sudan ceset çıkarmak
pull the curtain f. perdeyi çekmek
pull the trigger f. tetiği çekmek
pull up somewhere f. (aracı vb) bir yere çekmek
pull up somewhere f. bir yerde durmak
pull something from the market f. piyasadan toplatmak
pull something from the market f. piyasadan çekmek
pull down one's pants f. pantolonunu indirmek
pull the parking brake f. el frenini çekmek
pull someone up f. birini yukarı çekmek
pull toward oneself f. kendine doğru çekmek
pull someone down f. birini küçük düşürmek
pull someone down f. birini aşağılamak
pull through the illness f. hastalıktan kurtulmak
pull through the illness f. hastalığı atlatmak
pull something under the surface f. yüzeyin altına çekmek
pull one’s gun out f. silahını çıkarmak
pull someone in close f. birisini kendine doğru/yakınına çekmek
twist it around pull it down f. döndürüp aşağı çekmek
pull a long face f. yüzünü asmak
pull rope f. ip çekmek
pull the cover f. örtüyü çekmek
pull the handle f. kolu çekmek
pull sleds f. Kızak çekmek
demand pull inflation i. talep enflasyonu
ring pull i. çek aç kapak
ring pull i. kutu kola'nın çekilerek açılan kapağı
pull along snail i. tekerlekli salyangoz (oyuncak)
pull back i. geri çekilme
pull factors i. çeken faktörler
leg-pull i. işletme
leg-pull i. alay
pull-off i. konaklama tesisi
pull-out i. çekilme
pull-down shutter i. kepenk
pull-out i. çekme
pull-off i. çekme
pull-off i. arabaların kısa süreli duraklama yapabilecekleri cep
pull-apart i. çek-ayır
pull-along toy i. tekerlekli ve çekmeli oyuncak
string-pull i. piston
pull-out i. çıkma
pull-up i. mola yeri
pull and lift hoist i. cırcırlı çekme aygıtı
pull rod i. el freni cer çubuğu
pull and lift hoist i. tirfor
pull of gravity i. yerçekimi
pull rod i. imdat freni kumanda çubuğu
pull down menu i. çekme menu
pull factor i. çekim etkisi yaratan etkenler
bollard pull i. çekme gücü
pull sofa i. çekyat
pull sofa i. çek yat
pull-up i. barfiks
beer pull i. fıçı bira aleti
beer pull i. bira musluğu
pull ring i. çekme halkası
pull-push toy i. çekmeli itmeli oyuncak
pull tab i. açma halkası
pull station i. yangın muhbiri
pull station i. yangın alarm butonu
Phrasals
pull through sağlığına kavuşmak
pull off işin içinden çıkmak
pull together uyum içinde çalışmak
pull on (giysi) çekmek
pull round toparlamak
pull off çaba harcayarak çıkarmak
pull off zor bir işin üstesinden gelmek
pull together elbirliğiyle çalışmak
pull through hastalığı atlatmak
pull off çekip çıkarmak
pull off aracı sağa çekmek
pull through iyileşmek
pull together kolektif çalışmak
pull together birlik içinde çalışmak
pull over aracı kenara çekmek
pull round iyileşmek
pull through toparlanmak
pull round kendine gelmek
pull off üstesinden gelmek
pull on (giysi) küçülmek
pull together ekip çalışması yapmak
pull off zor bir işi başarmak
pull on (giysi) kısalmak
pull over aracı sağa çekmek
pull off içinden çıkmak
pull at çekiştirmek
pull at çekmek
pull over (polis) arabayı sağa çektirmek
pull over arabayı sağa çekmek
pull something back from someone bir şeyi birinden (elinden vb) hızla/aniden kapmak
pull someone into a place bir yere (müşteri vb) çekmek
and pull someone in bir yere (müşteri vb) çekmek
pull out of (bir şeyden/yerden) (güç vb kullanarak) çıkarmak
pull (up) alongside of (bir şeyin) (yanına) yanaşmak
pull something up to something bir şeyin yanına bir şeyi çekmek
pull something up bir şeyin yanına bir şeyi çekmek
pull up to something (arabayla) bir şeyin yakınında durmak
pull something down over someone bir şeyi birinin altına doğru çekmek
pull through -den çekmek/geçirmek
pull someone aside yana/kenara çekmek
pull someone about birini rahatsız etmek
pull in(to some place) arabayı bir yere sürmek/çekmek
pull for desteklemek
pull over somebody birini aracını kenara çekmek
pull somebody over birini aracını kenara çekmek
pull back (from something) (tehdit vb) geri adım atmak
pull someone into something birini bir şeyin içine çekmek
pull someone in birini bir şeye bulaştırmak
pull someone into something birini bir yerin içine çekmek
pull someone into something birini bir şeye bulaştırmak
pull someone in birini bir şeyin içine çekmek
pull someone in birini bir yerin içine çekmek
pull someone by something (elinden/kolundan vb) çekmek
pull something to kapatmak
pull ahead of someone önüne geçip gitmek
pull ahead of someone geride bırakmak
pull something together bir şeyi çekerek kapamak
pull something together çeki düzen vermek
pull something together düzeltmek
pull something together düzenlemek
pull something together hazırlamak
pull someone through something birini bir sıkıntıdan çekip çıkarmak
pull someone through something (çekerek) (birini) bir delikten/aralıktan geçirmek
pull something back geriye doğru çekmek
pull away kalkmak (araba)
pull up (giysinin kollarını) sıvamak
pull someone over çekip düşürmek
pull forward (arabayı) ileriye çekmek
pull forward ilerlemek
pull forward (arabayı) (bir sırada) ileriye hareket ettirmek
pull together bir araya gelmek
Colloquial
pull heartstrings con job on f. kendini acındırmak
pull heartstrings con job on f. kendini acındırma numarası yapmak
pull down para kazanmak
pull in one's belt kemerleri sıkmak
pull in one's belt yokluktan dolayı ekonomi yapmak
pull someone's leg makara yapmak
pull someone's leg eğleşmek
pull someone's leg kafaya almak
pull someone's leg matrağa almak
pull someone's leg kafa bulmak
pull someone's leg makaraya sarmak
pull-up! cesaretli ol!
pull-up! metin ol!
pull away from çekip kurtarmak
pull a trick oyun oynamak
pull a long face surat yapmak
pull a fast one oyun oynamak
pull into uğramak
pull a fast one düzenbazlık etmek
pull a trick hile yapmak
pull a fast one dolap çevirmek
pull a trick kazık atmak
pull a fast one hile yapmak
pull apart yanlışlarını ortaya çıkarmak
pull in uğramak
pull a trick dolap çevirmek
pull a face surat yapmak
pull a trick düzenbazlık etmek
pull a trick numara çekmek
pull a fast one kazık atmak
pull a fast one numara çekmek
pull a fast one kazıklamak
pull in (istasyona) girmek
pull away from bir tehlikeden kurtarmak
pull a face surat asmak
pull apart ağır biçimde eleştirmek
pull a long face surat asmak
pull a trick kazıklamak
pull into (istasyona) girmek
pull in (dinleyici vb) çekmek
pull yourself together kendini topla
pull yourself together kendine çekidüzen ver
pull yourself together topla kendini
pull as hard as you possibly can çekebildiğin kadar kuvvetli bir şekilde çek
pull yourself together kendine hakim ol
pull away from those around one çevresindekilerden uzaklaşmak
pull in one's ears kulaklarını tıkamak
pull yourself together kendine gel
pull a gun on someone birine silah çekmek
pull yourself together kendine çeki düzen ver
pull your pants up pantolonunu yukarı çek
pull a sickie işten izin almak için hasta numarası çekmek
pull someone’s leg maytap geçmek
Idioms
pull away from the kerb hareket etmek
pull a fast one fırıldak çevirmek
have a pull arkası olmak
pull the rug from under someone's feet ayağının altına karpuz kabuğu koymak
pull one's weight payına düşeni yapmak
pull one's punches gerçek gücünü göstermemek
pull the plug on elini eteğini çekmek
pull something out of the fire bir şeyi kurtarmak
pull strings torpil yapmak
pull the plug on bir şeyin olmasını engellemek
pull something out of a hat yoktan var etmek
pull the wool over someone's eyes birinin gözünü boyamak
pull something out of the fire aslanın ağzından kapmak
pull up stakes bağlarını koparmak
pull out all the stops tüm olanakları kullanmak
pull oneself up by one's own bootstraps kendi yağıyla kavrulmak
pull someone's leg gırgır geçmek
pull the rug out from under someone desteğini çekmek
pull the rug out from under someone birinin ayağını kaydırmak
pull one's weight üzerine düşeni yapmak
pull out all the stops tüm şartları zorlamak
pull up stakes ayağını kesmek
pull one's socks up kendini toplamak
pull the wool over someone's eyes kandırmak
pull out all the stops elinden geleni yapmak
pull oneself up by one's own bootlaces kendi işini kendi görmek
pull oneself up by one's own bootstraps kendi işini kendi görmek
pull a fast one on madik atmak
pull out all the stops göbeği çatlamak
pull about itip kakıştırmak
pull one's socks up çekidüzen vermek
pull a long face surat asmak