| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | feel f. | hissetmek | ||
|
It was too late when she felt the burglar's hand on her mouth. Hırsızın elini ağzında hissettiğinde artık çok geçti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | feel i. | his | ||
|
I like the feel of this velvet couch. Bu kadife kanepenin verdiği hissi seviyorum. More Sentences |
||||
| Genel | feel i. | duygu | ||
|
I am sure the whole of Parliament feels the same sentiments. Eminim ki tüm Parlamento da aynı duyguları paylaşıyordur. More Sentences |
||||
| Genel | feel i. | hava | ||
|
My doctor's office has a relaxed feel. Doktorumun muayenehanesinin rahat bir havası var. More Sentences |
||||
| Genel | feel i. | elleri ile yoklamak | ||
|
I found the valve under the sink by feeling. Lavabonun altındaki vanayı ellerimle yoklayarak buldum. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | anlamak | ||
|
I feel your pain, buddy. Acını anlıyorum dostum. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | ellemek | ||
|
The horse was so thin, I could feel its bones through its flanks. At öyle zayıftı ki böğrünü elleyince kemiklerini hissedebiliyordum. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | görünmek | ||
|
Most of the time, you can't feel or see these glands. Çoğu zaman bu bezleri hissedemez veya göremezsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | yoklamak | ||
|
He felt in his pocket for his wallet. Cüzdanını bulmak için cebini yokladı. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | dokunmak | ||
|
Hey, feel this fabric! Hey, şu kumaşa bir dokunsana! More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | elleri ile yoklamak | ||
|
I found the valve under the sink by feeling. Lavabonun altındaki vanayı ellerimle yoklayarak buldum. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | gibi gelmek | ||
|
I feel certain that I will pass the test tomorrow. Yarınki sınavı kesinlikle geçerim gibi geliyor. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | duymak | ||
|
To keep them in check, President Obasanjo felt it necessary to deploy soldiers in seven Nigerian states. Onları kontrol altında tutmak için Başkan Obasanjo yedi Nijerya eyaletine asker gönderme gereği duydu. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | hissetmek | ||
|
It was too late when she felt the burglar's hand on her mouth. Hırsızın elini ağzında hissettiğinde artık çok geçti. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | acımak | ||
|
She felt sympathy for the orphan and gave him some money. O kimsesiz çocuğa acıdı ve ona biraz para verdi. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | acısını çekmek | ||
|
Tom now feels a lot of pain. Tom şimdi çok acı çekiyor. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | (öznel bir deneyimin) etkisini hissetmek | ||
|
It is primarily consumers and software users who feel their effects. Etkilerini hissedenler öncelikle tüketiciler ve yazılım kullanıcılarıdır. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | düşünmek | ||
|
In this respect, I do not feel that it is very wise to conceal the problems. Bu bağlamda, sorunları gizlemenin çok akıllıca olduğunu düşünmüyorum. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | inanmak | ||
|
I feel sure that this ought to be put right over the next few years. Bunun önümüzdeki birkaç yıl içinde düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | acımak | ||
|
She felt sympathy for the orphan and gave him some money. O kimsesiz çocuğa acıdı ve ona biraz para verdi. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | gibi görünmek | ||
|
I think this feels like possibly the greatest success of this work this year. Bence bu, bu yılki çalışmanın muhtemelen en büyük başarısı gibi görünüyor. More Sentences |
||||
| Genel | feel f. | hissettirmek | ||
|
How does it feel to be my father? Benim babam olmak nasıl bir his? More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | feel f. | hissetmek | ||
|
It was too late when she felt the burglar's hand on her mouth. Hırsızın elini ağzında hissettiğinde artık çok geçti. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | feel f. | anlamak | ||
|
I feel your pain, buddy. Acını anlıyorum dostum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | feel i. | hissetme | ||
| Genel | feel i. | dokunma hissi | ||
| Genel | feel i. | dokunum | ||
| Genel | feel i. | temas | ||
| Genel | feel i. | dokunma | ||
| Genel | feel i. | sezgi | ||
| Genel | feel i. | his (bir şeyin dokununca uyandırdığı) | ||
| Genel | feel i. | yoklama | ||
| Genel | feel i. | dokunma fırsatı | ||
| Genel | feel i. | deneyim | ||
| Genel | feel i. | tecrübe | ||
| Genel | feel i. | tuhaf nitelik | ||
| Genel | feel i. | tipik özellik | ||
| Genel | feel i. | tipik atmosfer | ||
| Genel | feel i. | alışılmamış özellik | ||
| Genel | feel i. | tuhaf hava | ||
| Genel | feel i. | ruhsal farkındalık | ||
| Genel | feel i. | ruh hali | ||
| Genel | feel i. | bir şeyin yansıttığı enerji | ||
| Genel | feel i. | (ortamın vb.) enerji | ||
| Genel | feel f. | el yordamıyla aramak | ||
| Genel | feel f. | duyumsamak | ||
| Genel | feel f. | el sürmek | ||
| Genel | feel f. | sezmek | ||
| Genel | feel f. | sezinlemek | ||
| Genel | feel f. | ihtiyacını duymak | ||
| Genel | feel f. | ihtiyacını hissetmek | ||
| Genel | feel f. | kendini...hissetmek | ||
| Genel | feel f. | elle temas etmek | ||
| Genel | feel f. | el yordamıyla incelemek | ||
| Genel | feel f. | dokunarak keşfetmek | ||
| Genel | feel f. | denemek | ||
| Genel | feel f. | tecrübe etmek | ||
| Genel | feel f. | dokunarak test etmek | ||
| Genel | feel f. | kaldırarak test etmek | ||
| Genel | feel f. | kaldırarak incelemek | ||
| Genel | feel f. | çabasızca deneyimlemek | ||
| Genel | feel f. | direnç göstermeksizin maruz kalmak | ||
| Genel | feel f. | tedbirsiz yakalanmak | ||
| Genel | feel f. | (bir durumun) farkında olmak | ||
| Genel | feel f. | ıstırabını çekmek | ||
| Genel | feel f. | hissizleşmek | ||
| Genel | feel f. | hisleri etkilenmek | ||
| Genel | feel f. | sarhoş olmak | ||
| Genel | feel f. | (içki) sarhoş edici etkisini hissetmek | ||
| Genel | feel f. | duygusal etkisini yaşamak | ||
| Genel | feel f. | aslını öğrenmek | ||
| Genel | feel f. | ağzını yoklamak | ||
| Genel | feel f. | laf almak | ||
| Genel | feel f. | sorgulamak | ||
| Genel | feel f. | kalben inanmak | ||
| Genel | feel f. | temelsizce inanmak | ||
| Genel | feel f. | sağlam gerekçesi olmadan inanmak | ||
| Genel | feel f. | düşüncesinde olmak | ||
| Genel | feel f. | inanışını taşımak | ||
| Genel | feel f. | elle arayarak bulmak | ||
| Genel | feel f. | dikkatlice aramak | ||
| Genel | feel f. | belirsizce aramak | ||
| Genel | feel f. | deneme-yanılma yöntemi ile bulmak | ||
| Genel | feel f. | sempati beslemek | ||
| Genel | feel f. | hislenmek | ||
| Genel | feel f. | estetik kimlik kazanmak | ||
| Genel | feel f. | duygusal yaklaşmak | ||
| Genel | feel f. | duygusal tepki vermek | ||
| Genel | feel f. | … bir his olmak | ||
| Genel | feel f. | … bir his olmak | ||
| Genel | feel f. | duygulanmak | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | feel f. | felt - felt | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | feel i. | kumaş tutumu | ||
| Teknik | feel i. | tutum | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | feel i. | kumaş tutumu | ||
| Tekstil | feel i. | tutum | ||
| Argo | ||||
| Argo | feel i. | avuçlama | ||
| Argo | feel i. | okşama | ||
| Argo | feel i. | elle taciz | ||
| Argo | feel i. | pandikleme | ||
| Argo | feel f. | avuçlamak | ||
| Argo | feel f. | okşamak | ||
| Argo | feel f. | elle sarkıntılık etmek | ||
| Argo | feel f. | pandiklemek | ||