feel - Türkçe İngilizce Sözlük

feel

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

feel — Definition

Anlamı ve Tanımı:
hissetmek, duygulanmak
Okunuş (IPA):
(AmE /fiːl/ – BrE /fiːl/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: feel (feels – felt – felt - feeling)
Duyusal veya duygusal algıyı deneyimleme eylemini anlatır. Eski İngilizce fēlan kökünden gelir; bilinç ve algı kavramlarıyla ilişkilidir.
Eş Anlamlılar:
sense
Zıt Anlamlılar:
ignore

"feel" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 104 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
feel f. hissetmek
It was too late when she felt the burglar's hand on her mouth.
Hırsızın elini ağzında hissettiğinde artık çok geçti.

More Sentences
Genel
feel i. his
I like the feel of this velvet couch.
Bu kadife kanepenin verdiği hissi seviyorum.

More Sentences
feel i. duygu
I am sure the whole of Parliament feels the same sentiments.
Eminim ki tüm Parlamento da aynı duyguları paylaşıyordur.

More Sentences
feel i. hava
My doctor's office has a relaxed feel.
Doktorumun muayenehanesinin rahat bir havası var.

More Sentences
feel i. elleri ile yoklamak
I found the valve under the sink by feeling.
Lavabonun altındaki vanayı ellerimle yoklayarak buldum.

More Sentences
feel f. anlamak
I feel your pain, buddy.
Acını anlıyorum dostum.

More Sentences
feel f. ellemek
The horse was so thin, I could feel its bones through its flanks.
At öyle zayıftı ki böğrünü elleyince kemiklerini hissedebiliyordum.

More Sentences
feel f. görünmek
Most of the time, you can't feel or see these glands.
Çoğu zaman bu bezleri hissedemez veya göremezsiniz.

More Sentences
feel f. yoklamak
He felt in his pocket for his wallet.
Cüzdanını bulmak için cebini yokladı.

More Sentences
feel f. dokunmak
Hey, feel this fabric!
Hey, şu kumaşa bir dokunsana!

More Sentences
feel f. elleri ile yoklamak
I found the valve under the sink by feeling.
Lavabonun altındaki vanayı ellerimle yoklayarak buldum.

More Sentences
feel f. gibi gelmek
I feel certain that I will pass the test tomorrow.
Yarınki sınavı kesinlikle geçerim gibi geliyor.

More Sentences
feel f. duymak
To keep them in check, President Obasanjo felt it necessary to deploy soldiers in seven Nigerian states.
Onları kontrol altında tutmak için Başkan Obasanjo yedi Nijerya eyaletine asker gönderme gereği duydu.

More Sentences
feel f. hissetmek
It was too late when she felt the burglar's hand on her mouth.
Hırsızın elini ağzında hissettiğinde artık çok geçti.

More Sentences
feel f. acımak
She felt sympathy for the orphan and gave him some money.
O kimsesiz çocuğa acıdı ve ona biraz para verdi.

More Sentences
feel f. acısını çekmek
Tom now feels a lot of pain.
Tom şimdi çok acı çekiyor.

More Sentences
feel f. (öznel bir deneyimin) etkisini hissetmek
It is primarily consumers and software users who feel their effects.
Etkilerini hissedenler öncelikle tüketiciler ve yazılım kullanıcılarıdır.

More Sentences
feel f. düşünmek
In this respect, I do not feel that it is very wise to conceal the problems.
Bu bağlamda, sorunları gizlemenin çok akıllıca olduğunu düşünmüyorum.

More Sentences
feel f. inanmak
I feel sure that this ought to be put right over the next few years.
Bunun önümüzdeki birkaç yıl içinde düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.

More Sentences
feel f. acımak
She felt sympathy for the orphan and gave him some money.
O kimsesiz çocuğa acıdı ve ona biraz para verdi.

More Sentences
feel f. gibi görünmek
I think this feels like possibly the greatest success of this work this year.
Bence bu, bu yılki çalışmanın muhtemelen en büyük başarısı gibi görünüyor.

More Sentences
feel f. hissettirmek
How does it feel to be my father?
Benim babam olmak nasıl bir his?

More Sentences
Teknik
feel f. hissetmek
It was too late when she felt the burglar's hand on her mouth.
Hırsızın elini ağzında hissettiğinde artık çok geçti.

More Sentences
Argo
feel f. anlamak
I feel your pain, buddy.
Acını anlıyorum dostum.

More Sentences
Genel
feel i. hissetme
feel i. dokunma hissi
feel i. dokunum
feel i. temas
feel i. dokunma
feel i. sezgi
feel i. his (bir şeyin dokununca uyandırdığı)
feel i. yoklama
feel i. dokunma fırsatı
feel i. deneyim
feel i. tecrübe
feel i. tuhaf nitelik
feel i. tipik özellik
feel i. tipik atmosfer
feel i. alışılmamış özellik
feel i. tuhaf hava
feel i. ruhsal farkındalık
feel i. ruh hali
feel i. bir şeyin yansıttığı enerji
feel i. (ortamın vb.) enerji
feel f. el yordamıyla aramak
feel f. duyumsamak
feel f. el sürmek
feel f. sezmek
feel f. sezinlemek
feel f. ihtiyacını duymak
feel f. ihtiyacını hissetmek
feel f. kendini...hissetmek
feel f. elle temas etmek
feel f. el yordamıyla incelemek
feel f. dokunarak keşfetmek
feel f. denemek
feel f. tecrübe etmek
feel f. dokunarak test etmek
feel f. kaldırarak test etmek
feel f. kaldırarak incelemek
feel f. çabasızca deneyimlemek
feel f. direnç göstermeksizin maruz kalmak
feel f. tedbirsiz yakalanmak
feel f. (bir durumun) farkında olmak
feel f. ıstırabını çekmek
feel f. hissizleşmek
feel f. hisleri etkilenmek
feel f. sarhoş olmak
feel f. (içki) sarhoş edici etkisini hissetmek
feel f. duygusal etkisini yaşamak
feel f. aslını öğrenmek
feel f. ağzını yoklamak
feel f. laf almak
feel f. sorgulamak
feel f. kalben inanmak
feel f. temelsizce inanmak
feel f. sağlam gerekçesi olmadan inanmak
feel f. düşüncesinde olmak
feel f. inanışını taşımak
feel f. elle arayarak bulmak
feel f. dikkatlice aramak
feel f. belirsizce aramak
feel f. deneme-yanılma yöntemi ile bulmak
feel f. sempati beslemek
feel f. hislenmek
feel f. estetik kimlik kazanmak
feel f. duygusal yaklaşmak
feel f. duygusal tepki vermek
feel f. … bir his olmak
feel f. … bir his olmak
feel f. duygulanmak
Irregular Verb
feel f. felt - felt
Teknik
feel i. kumaş tutumu
feel i. tutum
Tekstil
feel i. kumaş tutumu
feel i. tutum
Argo
feel i. avuçlama
feel i. okşama
feel i. elle taciz
feel i. pandikleme
feel f. avuçlamak
feel f. okşamak
feel f. elle sarkıntılık etmek
feel f. pandiklemek

"feel" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
feel sorry for f. acımak
feel hungry f. acıkmak
Genel
cause to feel sick due to food or drink i. besinlerle arası iyi olmama
feel of hunger i. açlık hissi
people who feel young i. kendini genç hisseden insanlar
a feel-good film i. kendini iyi hissettiren film
feel (for) i. esere yansıyan ustalık
feel (for) i. (sanat eserinde) yetenek yansıması
feel (for) i. esere yansıyan yetenek
feel (for) i. doğuştan yetenek
feel (for) i. maharet
feel about for f. bulmaya çalışmak
make a person feel sleepy f. uyku vermek
feel embarrassed f. sıkılmak
feel the pinch f. darda olmak
make feel f. sezdirmek
feel badly about f. üzülmek
feel sad f. efkarlanmak
feel chilly f. üşümek
feel a twinge of guilt about (something) f. vicdan azabı duymak
feel the absence of f. yokluğunu hissetmek
feel certain f. emin olmak
feel oneself obliged to f. kendini bir şeyi yapmaya mecbur hissetmek
make somebody feel small f. mahcup etmek
feel nauseated f. yüreği kabarmak
feel uneasy about something f. tedirgin olmak
feel pains f. sancılanmak
make somebody feel small f. utandırmak
feel at home f. kendini rahat hissetmek
feel very cold f. buz kesmek
feel uncomfortable f. rahatsızlık duymak
make somebody feel small f. küçük düşürmek
feel the lack of f. eksikliğini hissetmek
feel unwell f. kendini iyi hissetmemek
feel relieved f. içi açılmak
feel ashamed f. arlanmak
make someone feel cheerful f. neşelendirmek
feel like f. duygusu içinde olmak
feel sadness f. mutsuz hissetmek
feel queasy f. kusacak gibi olmak
feel faint f. fena olmak
feel around for f. bulmaya çalışmak
feel thirst f. susamak
feel sick about f. çok üzgün olmak
feel bored f. gına gelmek
feel pain f. ağrı duymak
feel very thirsty f. hararet basmak
feel low f. morali bozuk olmak
feel like f. canı istemek
feel troubled f. üzülmek
feel nauseous f. midesi bulanmak
feel thirsty f. hararet hissetmek
feel sick at f. çok üzgün olmak
feel offended f. zoruna gitmek
feel bad f. kendini iyi hissetmemek
feel refreshed f. dinçleşmek
feel at ease f. içi rahat etmek
feel faint f. hali kalmamak
feel rotten f. kendini turşu gibi hissetmek
feel up to f. kendini belirli bir şeyi yapacak kadar güçlü hissetmek
feel very sleepy f. gözünden uyku akmak
feel insignificant f. küçülmek
feel very thirsty f. damağı kurumak
feel cheap f. utancından yerin dibine geçmek
feel sorrow f. kahretmek
feel nauseated f. içi bulanmak
feel chilly f. ürpermek
make feel f. hissettirmek
feel sorry for somebody f. acımak
feel peckish f. acıkmak
feel cheap f. utanmak
feel nauseated f. gönlü bulanmak
feel pain f. acı çekmek
feel thirsty f. susamak
feel dizzy f. gözü kararmak
feel woozy f. başı dönmek
feel bad about f. üzülmek
feel ashamed f. hicap duymak
feel shame for f. utanç duymak
feel pity for f. acımak
feel admiration for f. hayranlık duymak
feel empty f. kendini boşlukta hissetmek
feel smothered f. boğulmus hissetmek
feel unwell f. rahatsızlanmak
feel grieved f. yanmak
feel sorry f. üzülmek
feel faint f. fenalık geçirmek
feel hopeful about something f. bir şeyden umutlu olmak
feel bored f. içi sıkılmak
feel sick f. hasta olmak
feel ashamed to f. yüzü tutmamak
feel offended f. gücenmek
feel suspicious f. içine kurt düşmek
feel the deficiency of f. eksikliğini yaşamak
feel distaste f. iştahsızlık hissetmek
feel like a fish out of water f. denizden çıkmış balığa dönmek
feel empathy with someone f. empati kurmak
feel one's oats f. amirane tavırlar içinde olmak
feel unwell f. kendini kötü hissetmek
feel the pulse f. ağız aramak
feel hopeful about f. bir şeyden umutlu olmak
feel shame f. utanç duymak
feel proud of f. kıvanmak
feel hungry f. açlık hissetmek
feel keenly f. kuvvetle hissetmek
feel suicidal f. intihar etme arzusu duymak
feel relieved f. hafiflemek
feel like crying f. ağlamaklı olmak
feel blue f. hüzünlü hissetmek
feel queasy f. midesi bulanmak
feel inferiority complex f. aşağılık kompleksine kapılmak
feel good f. iyi hissetmek
feel pleasure f. haz duymak
feel pain f. canı acımak
make someone (feel) hungry f. acıktırmak
feel bad f. fena olmak
feel like 30 cents f. utancından yerin dibine geçmek
feel out of sorts f. keyfi yerinde olmamak
feel faint f. baygınlık gelmek
feel closeness f. yakınlık duymak
feel in one's bones f. içine doğmak
make one feel better f. yüreğine su serpmek
feel lonely f. garipsemek
feel the deficiency of f. yokluğunu hissetmek
feel cheap f. dökülmek
feel awful f. kötü hissetmek
feel small f. küçük düşmek
feel very dejected f. kan ağlamak
do what one feel likes doing f. kendi havasında olmak
feel giddy f. başı dönmek
feel one's way f. el yordamıyla ilerlemek
feel hurt f. hatırı kalmak
feel sorrow f. üzüntü çekmek
feel shame at f. utanmak
feel urge to f. bir şey yapmayı çok istemek
feel troubled f. merak etmek
feel sick f. fenalık geçirmek
feel like 30 cents f. yerin dibine geçmek
feel sorrow f. acı çekmek
feel sad about f. yerinmek
feel hungry f. aç olmak
feel compelled to do f. zorunluluk hissetmek
feel tired f. ağırlık çökmek
feel sorry f. pişman olmak
feel closeness f. yakınlık beslemek
feel fatigued f. ayakta duracak hali kalmamak
feel sleepy f. ağırlık çökmek
feel sad f. hüzün vermek
feel honoured f. teşerrüf etmek
feel raw about something f. birşey yüzünden kendini kötü hissetmek