sense - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

sense

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"sense" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 57 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
sense f. algılamak
sense f. hissetmek
sense i. algı
sense i. his
sense i. anlam
sense i. duyu
General
sense f. içine doğmak
sense f. sezinlemek
sense f. duymak
sense f. anlamak
sense f. malum olmak
sense f. farkında olmak
sense f. almak
sense f. hissetmek
sense f. sezmek
sense i. hissetme
sense i. dirayet
sense i. kanı
sense i. düşünce
sense i. mana
sense i. yön
sense i. karar
sense i. muhakeme
sense i. amaç
sense i. hasse
sense i. anlama
sense i. meal
sense i. şuur
sense i. sezme
sense i. akıl
sense i. us
sense i. zeka
sense i. niyet
sense i. mefhum
sense i. bilincinde olma
sense i. mantık
sense i. fikir
sense i. sağduyu
sense i. eğilim
sense i. duyu
sense i. algılama
Trade/Economic
sense anlayış
sense anlamak
Technical
sense duyumsamak
sense anlam
sense doğrultu
sense duyu
sense duyum
sense hissetmek
sense sezmek
Medical
sense sanse
sense duygu
Biology
sense duyu
Linguistics
sense anlam
sense içlem
Military
sense kıymetlendirme
sense atım kıymetlendirmesi

"sense" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 447 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
common sense i. sağduyu
General
cause to sense f. hissetmesine neden olmak
take a word in the wrong sense f. ters anlamak
make no sense f. anlamsız gelmek
lull someone into a false sense of security f. birine sahte bir güven duygusu vermek
take a word in the wrong sense f. yanlış anlamak
make sense f. anlam kazanmak
let somebody sense f. sezindirmek
make sense f. mantıklı olmak
make sense f. anlam ifade etmek
make sense of f. anlamlandırmak
make sense f. anlamlı olmak
talk sense f. makul konuşmak
make sense f. anlam taşımak
make sense f. anlaşılmak
lose all sense of shame f. ar damarı çatlamak
make somebody sense f. sezindirmek
make sense out of f. anlam çıkarmak
make sense f. anlamı olmak
make a sense f. anlam ifade etmek
make sense f. anlamlı gelmek
begin to make sense f. anlamlı gelmeye başlamak
be lacking in sense f. sağduyusu olmamak
sense danger f. tehlike sezmek
sense the danger f. tehlikeyi sezmek
make sense f. manası olmak
make sense f. anlaşılır olmak
make sense f. bir anlamı olmak
make sense f. akla uygun gelmek
make sense of f. anlamını kavramak
make sense of f. ayrımını kavramak
lose one's sense of responsibility f. sorumluluk hissini yitirmek
lose one's sense of responsibility f. sorumluluk duygusunu yitirmek
have a good sense humor f. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
have a good sense of humor f. iyi bir espri yeteneğine sahip olmak
have a good sense of humour f. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
have a good sense of humour f. iyi bir espri yeteneğine sahip olmak
have a good sense of humor f. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
not make any sense f. hiçbir anlam ifade etmemek
make no sense f. hiçbir anlam ifade etmemek
not make any sense f. herhangi bir anlam ifade etmemek
make no sense f. herhangi bir anlam ifade etmemek
seem to make sense to people f. insanlara mantıklı gelmek
develop the sense of responsibility f. sorumluluk duygusunu geliştirmek
make sense f. mantıklı gelmek
talk sense f. mantıklı konuşmak
make sense f. akla uygun olmak
have great fashion sense f. harika bir moda anlayışı/zevki olmak
make sense of f. manalandırmak
make sense f. Mantıklı görünmek
make sense f. mantıklı görünmek
sense of touch i. dokunum
sense of occasion i. duruma göre davranma
sense of direction i. yön duyusu
sense perception i. duyum
sense of shame i. utanma duygusu
good sense i. iyi duyu
sense of confidence i. güven hissi
sense of responsibility i. sorumluluk duygusu
sense of being homeless i. evsiz olma duygusu
a grain of common sense i. bir nebze anlayış
sense of smell i. koku duyusu
sixth sense i. altıncı his
sense of humour i. mizah anlayışı
sense of humor i. olayların gülünç yönünü görme yeteneği
sense of paralysis i. eli kolu bağlanmışlık duygusu
horse sense i. sağduyu
sense of taste i. zaika
sense of humor i. şakadan anlama yeteneği
sense of taste i. tat duyusu
good sense i. akıllılık
sense of duty i. vazife şuuru
sense of duty i. görev anlayışı
sense of humour i. espri anlayışı
sense of humor i. mizah anlayışı
horse sense i. makul düşünce
sixth sense i. önsezi
good sense i. aklıselim
sense of honour i. hamiyet
sense impression i. hassasiyet
sense of balance i. denge anlayışı
a sense of responsibility i. sorumluluk duygusu
the sense of touch i. lamise
intuitive sense i. sezgisel his
the sense of smell i. koklama duyusu
word sense i. kelime anlamı
sense of humor i. espri anlayışı
mark sense card i. işaret algılama kartı
sense of hearing i. işitme duyusu
sense of movement i. hareket anlayışı
the sense of taste i. tadım
sense of community i. kamu vicdanı
common sense i. hissiselim
horse sense i. akıl fikir
plain good sense i. sağduyu
common sense i. akıl fikir
plain good sense i. akıl fikir
sense of responsibility i. sorumluluk bilinci
sense of humour i. mizah gücü
sense of obligation i. minnettarlık hissi
sense of obligation i. sorumluluk anlayışı
sense of obligation i. sorumluluk duygusu
sense of leadership i. liderlik anlayışı
sense of justice i. adalet anlayışı
sense of trust i. güven duygusu
sense of balance i. denge hissi
sense of touch i. dokunma duyusu
sense of direction i. yön kestirme yeteneği
sense of direction i. yön duygusu
sense of purpose i. amaçlarının bilincinde olma
sense of purpose i. amaç sahibi olma
sense of purpose i. belirgin bir amaca sahip olma
sense of rule i. yönetim anlayışı
a sense of history i. tarih bilinci
sense of aesthetics i. estetik anlayışı
conscious-sense of one’s guilt i. suçluluk duygusu
common sense i. hiss-i selim
common sense i. hasse-i selime
sense of well-being i. sağlık
sense of well-being i. mutluluk
common sense i. sağduyu
common sense knowledge i. sağduyu bilgisi
sense of manufacturing i. üretim anlayışı
sense of work i. çalışma anlayışı
good sense i. aklı selim
good sense i. sağduyu
horse sense i. aklı selim
sense of decency i. ahlak duygusu
sense of decency i. nezaket duygusu
sense of responsibility i. sorumluluk hissi
sense of beauty i. güzellik anlayışı
sense of decency i. ahlak anlayışı
sense of rhythm i. ritim duygusu
sense of self i. benlik algısı
common sense of humanity i. insanlığın ortak vicdanı
sense of self i. benlik bilinci
sense of art i. sanat anlayışı
a good sense of humour i. iyi bir espri anlayışı
sense of equity i. eşitlik anlayışı
sense of fairness i. eşitlik anlayışı
literary sense i. edebi mana
sense of belonging i. aidiyet hissi
sense of belonging i. aitlik hissi
sense of purpose i. belirli bir amacı olma
sense of purpose i. belli bir hedefi olma
sense of right and wrong i. doğru ve yanlış anlayışı
sense of right and wrong i. ahlak ve namus anlayışı
sense of justice i. adalet duygusu
sense of mission i. görev aşkı
sense of mission i. görev bilinci
sense of respect i. saygı anlayışı
sense of dress i. giyim anlayışı
dress sense i. giyim anlayışı
narrow sense i. dar anlam
sense of self i. benlik duygusu
a sense of guilt i. suçluluk hissi
tactile sense i. dokunma duyusu
tactual sense i. dokunma duyusu
sense-making i. hissetme yeteneği
sense-making i. sezme kabiliyeti
sense of direction i. yön bulma beceresi
sense of direction i. yön bulma hissi
sense of direction i. yön bulma yeteneği
sense of motherhood i. annelik duygusu
sense of fun i. eğlence anlayışı
sense of entertainment i. eğlence anlayışı
sense of dress i. giyim zevki
dress sense i. giyim zevki
sense of belonging i. mensubiyet hissi
sense of belonging i. mensubiyet duygusu
sense of belonging i. aidiyet duygusu
sense of reality i. gerçeklik duygusu
sense-making i. anlam verme
sense-making i. anlamlandırma
a new sense of realism i. yeni bir gerçekçilik anlayışı
sense of shame i. utanma hissi
sense of identity i. kimlik duygusu
sense of achievement i. başarı duygusu
false sense of success i. aldatıcı/yanıltıcı başarı duygusu
sense of wonder i. şaşırtıcı şeyleri keşfetme/merak duygusu
sense of wonder i. merak etme duygusu
sense of wonder i. merak duygusu
keen sense i. keskin duyu
keen sense of smell i. keskin koku alma duyusu
keen sense of smell i. keskin koku alma özelliği
sense of satisfaction i. tatmin duygusu
sense of security i. güven duygusu
common sense i. ortak akıl
impending sense of doom i. kötü bir şeyler olacağına dair içinde bir his olma
sense of calm i. sakinlik hissi
sense of calm i. durgunluk hissi
sense of community i. toplumsallık bilinci
sense of fulfilment i. tatmin duygusu
sense of impending doom i. kötü bir şeyler olacağına dair içinde bir his olma
intuitive sense i. sezgisel algı
sense of smell i. koku alma yeteneği
6th sense i. 6.his
6th sense i. 6. his
sense experience i. duyu deneyimi
sense of smell i. koku alma duyusu
sense of space i. uzay duygusu
sense of space i. boşluk hissi
sense of being lost i. kaybolmuşluk duygusu
sense of being lost i. kaybolma duygusu
our five sense organs i. beş duyu organımız
sense of place i. yer duygusu
sense of place i. yere has duygu
sense of ownership i. sahiplenme hissi
number sense i. sayı duyusu
sense of direction i. yön duygusu
sense of novelty i. yenilik duygusu
sense of ownership i. sahiplenme duygusu
sense of identity i. kimlik duygusu
sense of sharing i. paylaşma duygusu
having common sense s. sağduyulu
weighty with sense s. anlamla yüklü
in that sense zf. o manada
in a sense zf. bir manada
in a sense zf. bir anlamda
in the strict sense zf. tam manasıyla
in this sense zf. bu manada
in a real sense zf. hakiki manada
in the strict sense zf. dar anlamda
in this sense zf. bu anlamda
in an economic sense zf. ekonomik bakımdan
in sense zf. manen
in one sense zf. bir manada
in one sense zf. bir anlamda
in a sense zf. bir bakıma
in this sense zf. bu bağlamda
in that sense zf. o anlamda
in one sense zf. bir taraftan
from a sense of duty zf. vazife icabı
in the narrowest sense zf. en dar anlamıyla
in a broad sense zf. geniş anlamda
in a literary sense zf. edebi manada
in every sense zf. her anlamda
in a literary sense zf. edebi açıdan
in a literary sense zf. edebi anlamda
in the general sense zf. genel anlamda
in a certain sense zf. (belli) bir bağlamda/anlamda
in the most general sense zf. en genel anlamıyla
in some sense zf. bazı bakımlardan
in the sense of ed. hakkında
in the sense of ed. açısından
in the sense that bağ. -mesiyle
in the sense that bağ. bakımından
Phrases
in a sense yani
in the strictest sense of the word kelimenin tam anlamıyla
in a pickwickian sense özel manada
on that sense bu yönüyle
in the widest sense en geniş anlamda
in the widest sense en geniş anlamıyla
there is no point/sense in -nın bir manası yok
in the strictest sense of the word kelimenin tam manasıyla
in the full sense of the word kelimenin tam anlamıyla
I sense much fear in you (star wars - master yoda) içinde çok fazla korku olduğunu seziyorum
in no sense hiç
in no sense hiç bir şekilde
in no sense asla
in no sense katiyen
in the broadest sense en geniş anlamıyla
in its fullest sense tam anlamıyla
Colloquial
have they no sense of decency bunlarda hiç mi ahlak ve terbiye yok
now it began to make sense (hah şimdi) taşlar yerine oturdu işte
in a sense bir bakıma
doesn't have the sense god gave geese akıldan nasibini almamış
doesn't have enough sense to come in out of the rain iki gıdım aklı yok
ain't got the sense god gave geese akıldan nasibini almamış
doesn't have the sense god gave him (or her) akıldan nasibini almamış
doesn't have enough sense to bell a cat bir gıdım aklı yok
doesn't have enough sense to come in out of the rain hiç aklı yok
doesn't have the sense god gave him (or her) hiç aklı yok
ain't got the sense god gave geese hiç aklı yok
doesn't have the sense god gave him (or her) akılsızın teki
doesn't have enough sense to bell a cat hiç aklı yok
doesn't have the sense god gave him (or her) iki gıdım aklı yok
doesn't have the sense god gave geese iki gıdım aklı yok
doesn't have enough sense to come in out of the rain akılsızın teki
doesn't have the sense god gave geese hiç aklı yok
doesn't have enough sense to bell a cat akılsızın teki
ain't got the sense god gave geese akılsızın teki
ain't got the sense god gave geese iki gıdım aklı yok
doesn't have the sense god gave geese akılsızın teki
a guy with his own sense of style tarzı olan bir adam
Idioms
lose all sense of shame ar damarı çatlamak
knock sense into birine doğru yolu göstermek
knock sense into birisini zorla hizaya sokmak
ain't got the sense god gave geese bir gıdım aklı yok
give somebody a false sense of security birine sahte bir güven duygusu vermek
make a perfect sense cuk oturmak
make a perfect sense tam yerini bulmak
ain't got a grain of sense çok aptal
ain't got a grain of sense çok salak
ain't got a lick of sense çok aptal
ain't got a lick of sense çok salak
knock some sense into someone aklını başına getirmek
knock some sense in aklını başına getirmek
ain't got a grain of sense salak
ain't got a grain of sense mankafa
ain't got a lick of sense mankafa
ain't got a lick of sense salak
ain't got a grain of sense sersem
ain't got a lick of sense ahmak
ain't got a grain of sense aptal
ain't got a lick of sense akılsız
ain't got a lick of sense sersem
ain't got a grain of sense ahmak
ain't got a grain of sense akılsız
ain't got a lick of sense aptal
come to one's sense aklı başına gelmek
but not in the biblical sense ama onunla yatmadım
but not in the biblical sense ama incildeki anlamıyla değil
ain't got a grain of sense bir gıdım aklı yok
ain't got a lick of sense bir gıdım aklı yok
have more luck than sense zekadan çok şansı olmak
in the strict sense tam manasıyla
in the strictest sense tam manasıyla
in the strictest sense tam anlamıyla
in the strict sense tam anlamıyla
make some sense out of something anlam vermek
make some sense out of something anlamak
talk some sense into somebody birinin aklını başına getirmek
talk some sense into somebody birine mantıklı davranmasını söylemek
beat sense into aklını başına getirmek
cannot make sense of anlam verememek
Speaking
it doesn't make a sense f. anlam ifade etmemek
it does not make sense manası yok
that makes no sense çok saçma
that doesn't make sense bu bir anlam ifade etmiyor
it makes perfect sense to me bana çok anlamlı geliyor
it doesn't make sense bu çok saçma
what you're saying doesn't make any sense söylediklerinin hiçbir anlamı yok
what you're saying doesn't make any sense söylediğin bana bir şey ifade etmiyor
what you're saying doesn't make any sense söylediğin mantıklı değil
it makes sense mantıklı
it makes sense akla yatkın
that makes absolutely no sense bu kesinlikle çok mantıksız
there is no sense anlamı yok
it doesn't make any sense bu hiç de mantıklı değil
does that make any sense to you? bu sana bir şey ifade ediyor mu?
you think that makes sense? sence bu mantıklı mı?
you've got a real sense of humor iyi bir espri anlayışın var
it doesn't make any sense bu hiç mantıklı değil
have you no sense of decency? sende hiç mi terbiye yok?
do you have any sense of what's going on around you? etrafında neler olup bitiyor bir fikrin var mı acaba?
it makes little sense pek mantıklı değil
do you have any sense of what's going on around you? etrafında neler olup bittiğinden haberin var mı acaba?
it makes no sense hiç bir anlam ifade etmiyor
it makes no sense saçma
it makes no sense mantıklı değil
it makes no sense kulağa mantıksız geliyor
does that make sense to you? bu sana mantıklı geliyor mu?
does it make sense to you? bu sana mantıklı geliyor mu?
does this make sense to you? bu sana mantıklı geliyor mu?
Trade/Economic
sense of design tasarım anlayışı
sense of quality kalite anlayışı
sense of management işletme anlayışı
business sense iş becerisi
business sense iş/ticaret anlayışı
Law
sense of proportion ciddi olayları yargılama yetisi
sense of proportion muhakeme yetisi
sense of proportion muhakeme gücü
Politics
creating a sense of being exposed to torture at any time her an işkenceye alınacakmış duygusu yaratma
call for common sense sağduyu çağrısı
Technical
sense switch algılama anahtarı
wide sense stationary geniş anlamda durağan
sense of rotation dönme yönü
auditory sense işitme duyusu
carrier sense multiple access taşıyıcıyı dinleyen çoklu erişim
mark-sense cards işaret algılama kartları
non-sense correlation anlamsız ilinti
colour sense renk duyusu
sense line duyu hattı
Computer
auto sense otomatik algıla
carrier sense multiple access taşıyıcıyı dinleyen çoklu erişim
Informatics
sense of rotation dönme yönü
Telecom
carrier sense multiple access with collision detection çarpışma algılamalı taşıyıcı duyarlı çoklu erişim
persistent carrier sense multiple access daimi taşıyıcı algılamalı çoklu erişim
sense byte algılama baytı
sense byte duyum baytı
carrier sense multiple access with collision avoidance çarpışmadan kaçınmalı taşıyıcı algılamalı çoklu erişim
carrier sense multiple access taşıyıcı algılamalı çoklu erişim
carrier sense delay taşıyıcı algılama gecikmesi
carrier sense multiple access with collision detection taşıyıcı algılamalı çarpışmayı sezen çoklu erişim
Architecture
sense of space mekan duygusu
Automotive
pre-sense prisens
pre-sense basic prisens beyzik
pre-sense front prisens ön
Aeronautic
carrier sense multiple access with collision detect çatışmayı belirleyen taşıyıcı çoklu girişim
Marine
sense of touch dokunma hissi
tactile sense itibari yaklaşım
Medical
positive sense pozitif iplikçik
negative sense negatif iplik
muscle sense kas hissi
sense organs duyu organları
stereognostic sense stereognostik
positive-sense pozitif iplikçik
sense of smell koklama duyusu
sense of smell koku alma
loss of sense duyu kaybı
sense of coherence tutarlılık duygusu
sense of respiratory effort solunum eforunun hissedilmesi
joint position sense eklem pozisyon hissi
cutaneous sense deri hassasiyeti
cutaneous sense deri algısı
Anatomy
sense organs beş duyu organı
sense organs duyu organları
Psychology
sense organ duyu organı
motor sense motor duyusu
temperature sense ısı hissi
time sense zaman duyusu
position sense konum hissi
vibration sense titreşim hissi
vestibular sense vestibüler his
sense modality duyu modalitesi
obstacle sense engel hissi
sense data duyu verileri
common sense sağduyu
sense of lack of control kontrol edememe korkusu
sense of mastery kendine hakim olma anlayışı
sense of worth değer duygusu
Physiology
muscular sense kas duyusu
sense organ dokunma duyusu
sense of hearing işitme duyusu
Optics
visual sense görsel duyu
Statistics
wide sense stationary geniş anlamda durağan
Biology
sense organs duyu organları
sense strand yolcu dizi
Apiculture
sense pore duyu deliği
sense of location yer duyusu
sense of colour renk duyusu
tactile sense dokunma duyusu
sense plate duyu çukuru
sense of form şekil duyusu
sense peg duyu kancası
sense of touch dokunma duyusu
sense hair duyu kılı
sense of taste tad duyusu
Social Sciences
sense of community toplumsallık duygusu
Education
sense and meaning anlam ve içerik
Linguistics
sense relations içlem ilişkileri
multi-sense çokanlamlı
Philosophy
good sense sağduyu
moral sense ahlak duygusu
Military
carrier sense multiple access taşıyıcı duyarlı çoklu erişim
Theatre
contrary sense anlam aykırılığı