karar - Türkçe İngilizce Sözlük

karar

"karar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 85 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
karar judgment i.
The judgment obligates you to stay in town for a month and fines you sixty hours of public service.
Karar size bir ay boyunca şehirde kalma ve 60 saat kamu hizmeti cezası veriyor.

More Sentences
karar decision i.
She made a decision to go on vacation.
Tatile gitmeye karar verdi.

More Sentences
Genel
karar conclusion i.
On subsidies, the Johannesburg text directly quotes the Council's conclusions.
Sübvansiyonlar konusunda Johannesburg metni doğrudan Konsey kararlarından alıntı yapmaktadır.

More Sentences
karar ruling i.
The court ruling on the election shocked everyone.
Seçimle ilgili mahkeme kararı herkesi şok etti.

More Sentences
karar resolution i.
He made a New Year resolution to quit smoking.
Yeni yılda sigarayı bırakma kararı aldı.

More Sentences
karar vote i.
The unanimous vote in the Security Council may lead to a new way forward.
Güvenlik Konseyi'nde oybirliğiyle alınan karar, ileriye dönük yeni bir yol açabilir.

More Sentences
karar verdict i.
The coach objected to the referee's verdict.
Antrenör hakemin kararına itiraz etti.

More Sentences
karar decree i.
The decree of the court was against her will.
Mahkemenin kararı onun iradesine aykırıydı.

More Sentences
karar determination i.
The Student Counsellor will prepare a written summary of the determination.
Öğrenci Danışmanı, kararın yazılı bir özetini hazırlayacaktır.

More Sentences
karar finding i.
The findings of the jury will be asked soon.
Yakında jüriye kararı sorulacak.

More Sentences
karar decision i.
She made a decision to go on vacation.
Tatile gitmeye karar verdi.

More Sentences
karar call i.
We could leave or stay another day. It's your call.
Gidebilir veya bir gün daha kalabiliriz. Karar sizin.

More Sentences
karar account i.
The Council will take all factors into account when the decision is taken.
Konsey, karar alınırken tüm faktörleri göz önünde bulunduracaktır.

More Sentences
Konuşma Dili
karar call i.
We could leave or stay another day. It's your call.
Gidebilir veya bir gün daha kalabiliriz. Karar sizin.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
karar judgement i.
We make our judgements from reports like this and the missions we send to check on things like this.
Kararlarımızı bu gibi raporlardan ve bu gibi şeyleri kontrol etmek üzere gönderdiğimiz misyonlardan alıyoruz.

More Sentences
Hukuk
karar resolution i.
He made a New Year resolution to quit smoking.
Yeni yılda sigarayı bırakma kararı aldı.

More Sentences
karar judgement i.
We make our judgements from reports like this and the missions we send to check on things like this.
Kararlarımızı bu gibi raporlardan ve bu gibi şeyleri kontrol etmek üzere gönderdiğimiz misyonlardan alıyoruz.

More Sentences
karar decision i.
She made a decision to go on vacation.
Tatile gitmeye karar verdi.

More Sentences
Siyasal
karar conclusion i.
On subsidies, the Johannesburg text directly quotes the Council's conclusions.
Sübvansiyonlar konusunda Johannesburg metni doğrudan Konsey kararlarından alıntı yapmaktadır.

More Sentences
karar decree i.
The decree of the court was against her will.
Mahkemenin kararı onun iradesine aykırıydı.

More Sentences
karar decision i.
She made a decision to go on vacation.
Tatile gitmeye karar verdi.

More Sentences
Genel
karar arbitrament i.
karar award i.
karar fiat i.
karar dijudication i.
karar doom i.
karar find i.
karar constancy i.
karar proper degree i.
karar purpose i.
karar sense i.
karar fixity i.
karar reasonable degree i.
karar perpetuity i.
karar stability i.
karar ordinance i.
karar resolve i.
karar injunction i.
karar judgement call i.
karar decider i.
karar adjudgment i.
karar adjudicature i.
karar enact [obsolete] i.
karar deliberation [obsolete] i.
karar disjudication i.
karar preelection [obsolete] i.
karar point [obsolete] i.
karar party [obsolete] i.
karar res (resolution) kısalt.
Konuşma Dili
karar vardy [dialect] i.
Ticaret/Ekonomi
karar adjudgment i.
karar adjudicature i.
karar adjudication i.
karar sentence i.
karar declaration i.
karar agreement i.
karar ordinance i.
Hukuk
karar adjudgement i.
karar adjudgment i.
karar adjudicature i.
karar doom i.
karar award i.
karar rule i.
karar attainture i.
karar claim i.
karar adjugment i.
karar adjudication i.
karar attaintment i.
karar sentence i.
karar resolve i.
karar enacture [obsolete] i.
karar jewise i.
karar jugement [obsolete] i.
karar juise i.
karar measure i.
karar juwise i.
karar ministerial s.
karar jud (judgment) kısalt.
Siyasal
karar ordinance i.
Müzik
karar clausula i.
Latince
karar sententia i.
karar decretum i.
karar arbitrium i.
karar judicatum i.
Eski Kullanım
karar verdit i.

"karar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
karar vermek make a decision f.
kesin karar vermek resolve f.
karar vermek decide f.
Genel
geçici karar provisional judgment i.
karar destek sistemleri decision support systems i.
iyi karar good judgement i.
karar taslağı draft resolution i.
karar vericiler decision makers i.
karar verme enacting i.
tarafsız karar unbiased judgment i.
kati karar unappealable decision i.
karar anı crunch time i.
karar hakkına saygı respect for autonomy i.
genel karar general verdict i.
karar anı moment of truth i.
geçici karar provisional decision i.
karar veritabanı decisional database i.
karar özgürlüğü freedom of decision i.
kesin karar exact decision i.
karar name decree i.
karar komitesi resolutions commitee i.
karar simgesi decision symbol i.
adli karar judicial decision i.
karar veren enactor i.
karar değeri decnet i.
kesin karar resolution i.
karar verilebilirlik decideability i.
olumsuz karar no i.
karar verme dijudication i.
paştun toplumunda karar alma yetkisine sahip olan ihtiyar heyeti jirga i.
son karar final decision i.
doğru düşünüp karar verme yetisi judgment i.
nihai karar final decision i.
bocalayan ve çabuk karar değiştiren kişi whiffler i.
karar verme deciding i.
geçici karar temporary decision i.
karar verici policy maker i.
karar (mahkeme vb) verdict i.
iyi karar good judgment i.
kesin karar commitment i.
karar veren decreer i.
karar destek teknikleri decision support techniques i.
istatistiksel karar statistical decision i.
karar tablosu decision table i.
karar özeti decision summary i.
ani karar snap decision i.
geçici karar provisional decree i.
malzeme tedariki karar vereme süreci material acquisition decision process i.
karar alan decision maker i.
karar (kıvam/ölçü) temper i.
çok ölçütlü karar verme multiple criteria decision making i.
şahsi karar personal judgement i.
karar verilemezlik undecidability i.
karar masası decision table i.
karar mercii decision maker i.
karar verme yetkisine sahip kimse decision maker i.
tek taraflı karar unilateral determination i.
isabetli karar the right decision i.
ortak karar tasarısı draft joint resolution i.
ortak karar taslağı draft joint resolution i.
karar örneği decision model i.
karar anı decision instant i.
karar verme decision making i.
karar mantık tabloları decision logic tables i.
karar düzeltme correcting the decision i.
yanlış karar wrong decision i.
çabuk karar snap decision i.
bağımsız karar independent decision i.
çabuk karar prompt decision i.
ara karar preceding judgment i.
ara karar interim decision i.
karar verme araçları decision making tools i.
siyasi karar political decision i.
alınan karar decision taken i.
verilen karar decision given i.
karar metni decision text i.
karar metni decision i.
karar metni resolution text i.
hukuki karar legal decision i.
yerinde ve doğru karar alma acumen i.
karar süreçleri decision processes i.
karar düzeltmesi correction of decision i.
karar verme giving a decision i.
ortak karar consensus i.
karar değişkeni decision variable i.
karar kuralı decision rule i.
karar değeri decision value i.
karar düğümü decision node i.
karar uzayı decision space i.
düşünmeden alınmış karar knee-jerk decision i.
karar verici decision-maker i.
karar verme decision-making i.
karar verme süreci decision-making period i.
toplu karar convention i.
karar günü doomsday i.
yılbaşında bir bireyin belirli türdeki davranışlarını değiştirmek için aldığı karar new year's resolution i.
karar verme mekanizması decision making mechanism i.
resmi karar ruling i.
muhakemenin iadesi hakkında karar decision regarding a new trial i.
zor karar difficult decision i.
olumlu karar positive decision i.
olumlu karar affirmative decision i.
müteferrik karar miscellaneous decision i.
karar tarihi date of the judgement i.
karar tarihi date of the decision i.
karar tarihi date of the verdict i.
risk tabanlı karar alma risk-based decision-making i.
kritik karar executive decision i.
kritik karar critical decision i.
idari karar executive decision i.
belirleyici karar judgement call i.
karar aşaması decision stage i.
karar aşaması decision phase i.
karar desteği decision support i.
tepkisel karar verme reactive decision making i.
karar verme özgürlüğü freedom of decision making i.
bilgisayar destekli karar verme computer assisted decision making i.
çok kriterli karar verme modeli multi-criteria decision-making model i.
nihai karar final judgment order i.
yansız karar impartial/neutral decision i.
yansız karar unbiased decision i.
keyfi karar arbitrary decision i.
kötü karar bad decision i.
sağlıklı karar healthy decision i.
karar anı decisive moment i.
karar öncesi precontemplation i.
karar öncesi pre-contemplation i.
çok zor bir karar a very difficult decision i.
doğru karar correct decision i.
karar bekleme awaiting decision i.
müşterek karar joint resolution i.
anlık karar snap decision i.
anlık karar spontaneous decision i.
anlık karar instant decision i.
ana karar main decision i.
karar destek unsuru decision support element i.
kısmi karar partial decision i.
zor karar tough decision i.
iyi karar good decision i.
karar verme yetkisi arbitrament i.
karar üreten decision making i.
karar verme birimi decision-making unit i.
karar birimi decision-making unit i.
karar verme mahremiyeti decisional privacy i.
karar verme gizliliği decisional privacy i.
bilgiye dayalı karar informed decision i.
bilgiye dayanan karar informed decision i.
azimle karar alan resolutionist i.
karar verme yetkisi decision-making authority i.
karar sınırı decision boundary i.