claim - Türkçe İngilizce Sözlük

claim

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

claim — Definition

Anlamı ve Tanımı:
iddia, talep, hak iddiası, talep etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /kleɪm/ – BrE /kleɪm/)
Terim Türü:
İsim: claim (claims); Fiil: claim (claims – claimed – claiming)
Bir şeyi doğru diye ileri sürmeyi veya bir hak/ödeme talep etmeyi tanımlar; fiil olarak da “iddia etmek/talep etmek” anlamlarına gelir. Latince clamare (“yüksek sesle haykırmak”) köküne dayanan tarih, “ilan etmek/öne sürmek” fikrinin hukuk ve sigorta dilinde kurumsallaşmasını açık eder.
Eş Anlamlılar:
assert, demand
Zıt Anlamlılar:
deny, renounce

"claim" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 88 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
claim i. iddia
I read his claim that he was innocent.
Masum olduğuna dair iddiasını okudum.

More Sentences
claim f. talep etmek
The beneficiary of the insurance can claim the payout when the policy owner dies.
Poliçe sahibi öldüğünde, sigorta yararlanıcısı ödemenin yapılmasını talep edebilir.

More Sentences
claim f. iddia etmek
A lot of beauty products claim to make you look and feel younger.
Pek çok kozmetik ürünü daha genç göstereceğini ve hissettireceğini iddia eder.

More Sentences
claim i. sav
claim i. istek
Genel
claim i. dava
My father's claim on this property went through the Court of Appeals.
Babamın bu araziyle ilgili davası Temyiz Mahkemesi'ne intikal etti.

More Sentences
claim i. talep
We should also support Malta's claim to six seats in the European Parliament.
Malta'nın Avrupa Parlamentosu'ndaki altı sandalye talebini de desteklemeliyiz.

More Sentences
claim i. iddia
I read his claim that he was innocent.
Masum olduğuna dair iddiasını okudum.

More Sentences
claim i. hak talebi
They are going to be disadvantaged because, under the new proposals, there will be a payment on historical claims.
Dezavantajlı duruma düşecekler çünkü yeni teklifler kapsamında tarihi hak talepleri için bir ödeme yapılacak.

More Sentences
claim f. sahip çıkmak
Does anyone claim this knife?
Bu bıçağa sahip çıkan var mı?

More Sentences
claim f. talebinde bulunmak
In Britain over 100 000 people claimed asylum last year and the great majority of these claims were unfounded.
İngiltere'de geçen yıl 100.000'den fazla kişi sığınma talebinde bulundu ve bu taleplerin büyük çoğunluğu asılsız çıktı.

More Sentences
claim f. iddia etmek
A lot of beauty products claim to make you look and feel younger.
Pek çok kozmetik ürünü daha genç göstereceğini ve hissettireceğini iddia eder.

More Sentences
claim f. hak iddia etmek
People who claim to persecute others believe they know the truth.
Başkalarına zulmetme hakkını iddia eden insanlar gerçeği bildiklerine inanırlar.

More Sentences
claim f. hak talebinde bulunmak
You agree to use the complaints procedure of this Section 7 before filing any claim in a competent court.
Yetkili bir mahkemede herhangi bir hak talebinde bulunmadan önce bu Bölüm 7'deki şikayet prosedürünü kullanmayı kabul edersiniz.

More Sentences
claim f. almak
Also, diseases such as malaria and tuberculosis claim too many victims annually.
Ayrıca, sıtma ve tüberküloz gibi hastalıklar da her yıl çok sayıda can almaktadır.

More Sentences
claim f. dikkatini gerektirmek
These are problems that claim her attention.
Bunlar onun dikkatini gerektiren sorunlar.

More Sentences
claim f. (cana) mal olmak
This hurricane could claim several lives.
Bu kasırga birçok cana mal olabilir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
claim i. iddia
I read his claim that he was innocent.
Masum olduğuna dair iddiasını okudum.

More Sentences
claim i. talep
We should also support Malta's claim to six seats in the European Parliament.
Malta'nın Avrupa Parlamentosu'ndaki altı sandalye talebini de desteklemeliyiz.

More Sentences
claim f. iddia etmek
A lot of beauty products claim to make you look and feel younger.
Pek çok kozmetik ürünü daha genç göstereceğini ve hissettireceğini iddia eder.

More Sentences
Hukuk
claim i. dava
My father's claim on this property went through the Court of Appeals.
Babamın bu araziyle ilgili davası Temyiz Mahkemesi'ne intikal etti.

More Sentences
claim i. iddia
I read his claim that he was innocent.
Masum olduğuna dair iddiasını okudum.

More Sentences
claim i. talep
We should also support Malta's claim to six seats in the European Parliament.
Malta'nın Avrupa Parlamentosu'ndaki altı sandalye talebini de desteklemeliyiz.

More Sentences
claim f. iddia etmek
A lot of beauty products claim to make you look and feel younger.
Pek çok kozmetik ürünü daha genç göstereceğini ve hissettireceğini iddia eder.

More Sentences
claim f. talep etmek
The beneficiary of the insurance can claim the payout when the policy owner dies.
Poliçe sahibi öldüğünde, sigorta yararlanıcısı ödemenin yapılmasını talep edebilir.

More Sentences
Teknik
claim f. hak iddia etmek
People who claim to persecute others believe they know the truth.
Başkalarına zulmetme hakkını iddia eden insanlar gerçeği bildiklerine inanırlar.

More Sentences
claim f. talep etmek
The beneficiary of the insurance can claim the payout when the policy owner dies.
Poliçe sahibi öldüğünde, sigorta yararlanıcısı ödemenin yapılmasını talep edebilir.

More Sentences
Genel
claim i. ileri sürülerek savunulan düşünce
claim i. dava açma
claim i. ısrar
claim i. sigorta poliçesi üstünden ödenecek para
claim i. hak ve alacaklar
claim i. istem
claim i. hak
claim i. maden arazisi
claim i. görev talebi
claim i. tazminat
claim f. istemek
claim f. dava açmak
claim f. savlamak
claim f. talepte bulunmak
claim f. ısrar etmek
claim f. gerektirmek
claim f. hak talep etmek
claim f. (mülk veya nitelik olarak) sahip olmak
claim f. (birinin canını) almak
claim f. öldürmek
claim f. satın almak
claim f. sahip olmak
claim f. ev sahipliği yapmak
claim f. … gerçeğini tanımak
claim f. öne sürmek
claim f. (can) almak
claim f. (ölüme) neden olmak
claim N. hak iddiası
Ticaret/Ekonomi
claim i. alacak
claim i. alacak hakkı
claim i. dava etme
claim i. hak
claim i. hasar talebi
claim i. hak iddiasında bulunma
claim i. istihkak
claim i. istek
claim i. ödeme istemi
claim i. sigorta talebi
claim i. tazminat talebi
claim f. dava etmek
claim f. istemek
claim f. ileri sürmek
Hukuk
claim i. alacak
claim i. istihkak
claim i. istek
claim i. istem
claim i. karar
claim i. mutalebe hakkı
claim i. reklamasyon
claim i. şikayet
claim i. (yasal veya resmi yolla) hak talebinde bulunulan şey
claim i. işaretlenen arazi
claim i. (mahkeme veya hükümdarlık adına düzenlenen) mühürlü belge
claim f. dava etmek
claim f. dermeyan etmek
claim f. tazminat talep etmek
Siyasal
claim f. hak talep etmek
Sigortacılık
claim i. hasar talebi
claim i. tazminat talebi
claim f. bir sigorta poliçesinin şartları uyarınca ödeme talep etmek
İnşaat
claim i. ek istekler

"claim" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
raise a claim f. bir iddia öne sürmek
assert a claim f. bir iddia öne sürmek
raise a claim f. bir iddiada bulunmak
assert a claim f. bir iddiada bulunmak
Genel
claim for damages i. tazminat talebi
claim for damages i. tazminat davası
claim payment i. hasar ödemesi
unsecured claim i. adi alacak
equalisation claim i. ödünleme talebi
claim for damage i. tazminat talebi
counter claim i. karşı dava
equalisation claim i. muvazaa talebi
wage claim i. ücret artış talebi
loss claim i. hasar tazminatı
claim agent i. hasar servis yetkilisi
insurance claim i. sigorta tazminat talebi
claim form i. talep formu
civil claim i. hukuk davası
claim check i. teslim fişi
claim check i. otopark fişi
claim check i. fiş
claim check i. sipariş fişi
claim check i. fiş
claim check i. sipariş fişi
claim check i. otopark fişi
claim check i. teslim fişi
laying claim i. bir şeyin üzerinde hak iddia etme
claim man i. (ürün sevkiyatında yetersizlik, hasar, kayıp veya fiyat fazlasına ilişkin) iddiaları inceleyerek ayarlama yapan kimse
claim jumper i. mülk ihlalcisi
claim man i. (hamiller ile yürütülen işlemlerde) temsilcilik yapan kimse
claim jumper i. bir diğerinin yasal hakkı bulunan mülkü yasa dışı şekilde işgal eden kimse
assert a claim f. bir iddia öne sürmek
go on to claim f. söylecek denli ileri gitmek
make a claim to f. sahip çıkmak
put in a claim for f. hak iddia etmek
make a claim to f. istekte bulunmak
give up a claim f. davadan vazgeçmek
claim responsibility for f. üstlenmek
assert a claim f. iddiada bulunmak
assert a claim f. bir iddiada bulunmak
claim the body f. cesede sahip çıkmak
stake out a claim f. hak iddia etmek
claim against f. dava açmak
lay claim to f. sahip çıkmak
stake out a claim f. sahip çıkmak
file a claim f. dava açmak
claim compensation f. bedel talep etmek
claim compensation f. tazminat talep etmek
claim one's place in history f. tarihteki yerini almak
claim someone's custody f. velayetini istemek
make a claim f. iddia ortaya atmak
win a claim f. iddia kazanmak
prove a claim f. iddia kanıtlamak
claim the opposite f. tersini iddia etmek
file a claim in court f. istihkak davası açmak
claim a right f. hak talebinde bulunmak
lay claim to f. hak talebinde bulunmak
stake a claim f. hak talebinde bulunmak
make a claim on f. hak talebinde bulunmak
make a claim on f. hak talep etmek
lay claim to f. hak iddia etmek
lay claim to f. talep etmek
claim one's rights f. hak aramak
claim one's rights f. hakkını aramak
claim someone's life f. hayatına mal olmak
claim possession on something f. bir şeyin üzerinde hak iddia etmek
claim damages f. tazminat talep etmek
claim damages f. tazminat istemek
submit a claim f. dilek sunmak
submit a claim f. talep etmek
submit a claim f. istemek
claim lives f. can almak
claim responsibility for the alleged theft f. hırsızlık olayını üstlenmek
make a wage claim f. zam istemek
go on to claim that f. ...diyecek/iddia edecek kadar ileriye gitmek
file a claim for compensation f. tazminat talebiyle dava açmak
claim title f. mülkiyet iddia etmek
claim title f. mülkiyet iddiasında bulunmak
lay a claim f. üzerinde hak iddia etmek
file a claim f. talep açmak
refute a claim f. bir iddiayı çürütmek
claim [obsolete] f. duyurmak
claim [obsolete] f. bildirmek
claim [obsolete] f. açığa vurmak
claim [obsolete] f. ilan etmek
Öbek Fiiller
claim back from f. geri istemek
claim something for something f. tazminat talebinde bulmak
claim something for something f. tazminat talep etmek
claim something for oneself f. hak iddia etmek
claim (something) for (oneself or something) f. (bir şeyin birinin/kendinin) olduğunu bildirmek/söylemek
claim (something) for (oneself or something) f. (kendisi/biri) için (bir şey) istemek/talep etmek
claim for f. hak iddia etmek
claim something for someone or something f. (bir şeyin birinin/bir şeyin) olduğunu bildirmek/söylemek
claim (something) for (oneself or something) f. (bir şeyin birinin/kendinin) olduğunu iddia/ilan etmek
claim something for someone or something f. (bir şeyin birinin/bir şeyin) olduğunu iddia/ilan etmek
claim something for someone or something f. (biri/bir şey) için hak iddia etmek
claim for f. talep etmek
claim (something) for (oneself or something) f. (kendisi/biri) için geri ödeme talep etmek
claim (something) for (oneself or something) f. (kendi/biri) için hak iddia etmek
claim (something) for (oneself or something) f. hasarının karşılanmasını istemek/talep etmek
İfadeler
no claim shall lie against expr. -den hiçbir hak talep edilemeyecektir
Deyim
someone's claim to fame i. ününün haklı nedeni
someone's claim to fame i. ününün altında yatan neden
someone's claim to fame i. ünlü olmasının gerekçesi
a claim to fame i. birini tanınmış biri yapan şey
a claim to fame i. ünlü olma nedeni
a claim to fame i. birini ünlü yapan şey
claim to fame i. birini ünlü yapan şey
one's claim to fame i. birinin ünlü olma nedeni
one's claim to fame i. birinin ünlü olmasının gerekçesi
claim to fame i. ünlü olmasının gerekçesi
claim to fame i. ünlü olma nedeni
one's claim to fame i. birini ünlü yapan şey
stake a claim to something f. hak iddia etmek
stake a claim on something f. sahip çıkmak
stake a claim on something f. hak iddia etmek
stake a claim to something f. sahip çıkmak
stake one's claim f. sahiplenmek
stake one's claim f. üzerinde hak iddia etmek
stake out a claim to something f. hak iddia etmek
claim a life f. can almak
lay claim to something f. hak iddia etmek
stake out a claim on something f. hak iddia etmek
claim the lives of six people f. altı can almak
claim the lives of six people f. altı kişinin canını almak
claim the lives of six people f. altı insanın canına mal olmak
claim one's life f. birinin yaşamına mal olmak
claim one's life f. yaşamına son vermek
jump a claim f. başkasının toprağına girip üzerinde hak iddia etmek
claim the moral high ground f. ahlaken daha üst bir konumda olduğunu iddia etmek
claim the moral high ground f. ahlaken üstün bir tavır takınmak
claim the moral high ground f. ahlaken üstün görünmeye çalışmak
claim the moral high ground f. ahlaken üstün bir tutum sergilemek
hold down a claim f. mülkiyetine geçirmek amacıyla bir arazi üzerinde kalmak
claim a life f. can almak
claim one's life f. can almak
claim a life f. birinin canını almak
claim the life f. canına mal olmak
claim a life f. canına mal olmak
claim the life f. can almak
claim one's life f. birinin canını almak
claim the life f. birinin canını almak
claim one's life f. canına mal olmak
stake out (one's) claim on (something) f. (bir şeyi) kendine ayırmak
stake out (one's) claim to (something) f. (bir şeyi) kendine ayırmak
stake out a claim to f. üzerinde hak iddia etmek
stake (out) a claim to somebody/something f. biri/bir şey üzerinde hak iddia etmek
stake out (one's) claim to (something) f. (bir şey) üzerinde hak iddia etmek
stake out (one's) claim f. sahip çıkmak
stake out a claim to f. -i kendine ayırmak