dava - Türkçe İngilizce Sözlük

dava

"dava" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 71 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dava case i.
The case was dismissed for lack of evidence.
Dava delil yetersizliğinden reddedildi.

More Sentences
dava lawsuit i.
A lawsuit was filed against the mayor.
Belediye başkanına dava açıldı.

More Sentences
Genel
dava trial i.
The trial is in progress and the defendant is in danger of being sentenced to 15 years.
Dava devam ediyor ve sanık 15 yıl hapis cezasına çarptırılma tehlikesiyle karşı karşıya.

More Sentences
dava cause i.
My lawyer bills me by the cause.
Avukatım bu dava için bana fatura kesti.

More Sentences
dava action i.
I know she has a forceful point relating to the legal standing of this action.
Bu davanın yasal statüsü ile ilgili güçlü bir noktaya değindiğini biliyorum.

More Sentences
dava claim i.
My father's claim on this property went through the Court of Appeals.
Babamın bu araziyle ilgili davası Temyiz Mahkemesi'ne intikal etti.

More Sentences
dava lawsuit i.
A lawsuit was filed against the mayor.
Belediye başkanına dava açıldı.

More Sentences
dava matter i.
The issue of the recognition of judgments in criminal matters is highly sensitive, and raises delicate issues.
Ceza davalarında kararların tanınması konusu son derece hassas bir konudur ve hassas meseleleri gündeme getirmektedir.

More Sentences
dava suit i.
We filed a separate civil suit against the company.
Şirkete karşı ayrı bir hukuk davası başlattık.

More Sentences
dava agenda i.
If this party I voted for sticks to their socialist agenda, I will vote for them again.
Eğer oy verdiğim bu parti sosyalist davasına sadık kalırsa, yine onlara oy vereceğim.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
dava action i.
I know she has a forceful point relating to the legal standing of this action.
Bu davanın yasal statüsü ile ilgili güçlü bir noktaya değindiğini biliyorum.

More Sentences
dava litigation i.
Who will gain from potential forum-hopping other than litigation lawyers?
Dava avukatları dışında potansiyel forum atlamalarından kim kazançlı çıkacak?

More Sentences
dava suit i.
We filed a separate civil suit against the company.
Şirkete karşı ayrı bir hukuk davası başlattık.

More Sentences
Hukuk
dava proceedings i.
Which is why these proceedings have not been withdrawn.
Bu nedenle bu davalar geri çekilmemiştir.

More Sentences
dava suit i.
We filed a separate civil suit against the company.
Şirkete karşı ayrı bir hukuk davası başlattık.

More Sentences
dava litigation i.
Who will gain from potential forum-hopping other than litigation lawyers?
Dava avukatları dışında potansiyel forum atlamalarından kim kazançlı çıkacak?

More Sentences
dava claim i.
My father's claim on this property went through the Court of Appeals.
Babamın bu araziyle ilgili davası Temyiz Mahkemesi'ne intikal etti.

More Sentences
dava court case i.
These laws are developed based on rulings that have been given in older court cases.
Bu yasalar, eski davalarda verilen kararlara dayanarak geliştirilmiştir.

More Sentences
dava case i.
The case was dismissed for lack of evidence.
Dava delil yetersizliğinden reddedildi.

More Sentences
dava action i.
I know she has a forceful point relating to the legal standing of this action.
Bu davanın yasal statüsü ile ilgili güçlü bir noktaya değindiğini biliyorum.

More Sentences
dava lawsuit i.
A lawsuit was filed against the mayor.
Belediye başkanına dava açıldı.

More Sentences
Siyasal
dava action i.
I know she has a forceful point relating to the legal standing of this action.
Bu davanın yasal statüsü ile ilgili güçlü bir noktaya değindiğini biliyorum.

More Sentences
dava cause i.
My lawyer bills me by the cause.
Avukatım bu dava için bana fatura kesti.

More Sentences
dava proceedings i.
Which is why these proceedings have not been withdrawn.
Bu nedenle bu davalar geri çekilmemiştir.

More Sentences
Genel
dava prosecution i.
dava instance i.
dava theorem i.
dava process i.
dava difference i.
dava plea i.
dava problem i.
dava assertion i.
dava law i.
dava question i.
dava thesis i.
dava plaint i.
dava suing i.
dava court i.
Ticaret/Ekonomi
dava accusal i.
dava courtcase i.
dava tare i.
dava law suit i.
dava accusation i.
Hukuk
dava accusal i.
dava law suit i.
dava action at law i.
dava plaint i.
dava court action i.
dava bill of indictment i.
dava pleading i.
dava clamor i.
dava dispute i.
dava proceeding i.
dava demand i.
dava clamour i.
dava lis i.
dava official written accusation i.
dava legal act i.
dava legal action i.
dava plea i.
dava accusation i.
dava hearing i.
dava brief i.
dava general issue i.
dava pleading [obsolete] i.
Siyasal
dava political target i.
dava political purpose/target/secret agenda i.
dava secret agenda i.
dava political purpose i.
Latince
dava causa i.
Eski Kullanım
dava doom i.

"dava" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dava vekili attorney i.
dava açmak sue f.
dava açmak file suit f.
dava etmek sue for f.
Genel
gezici dava vekili circuit i.
karşı dava counterclaim i.
dava özeti brief i.
dava vekili proctor i.
dava vekili attorney i.
dava açma claim i.
dava dosyası court file i.
dava vekili legal practitioner i.
dava takip anlaşması retainer i.
karşı dava counter claim i.
en yüksek mahkemelerde dava görebilen avukat barrister i.
dava maddesi count i.
dava etme litigation i.
mukabil dava cross action i.
ümitsiz dava lost cause i.
dava vekili general practitioner i.
dava zamanaşımı limitation of actions i.
mahsup ve karşı dava set off and counterclaim i.
kaybedilmiş dava lost cause i.
dava vekili counsel i.
dava açma indictment i.
dava vekili trial attorney i.
dava avukatı trial lawyer i.
dava sırasında vesika veya delil ibraz etme exhibiting i.
dava tarihi motion date i.
dava vekili pleader i.
dava arkadaşlığı joinder of parties i.
dava konusu matter in dispute i.
dava sigortası litigation insurance i.
ayni dava real action i.
ingiliz hukukunda devletin vatandaş jones'a karşı açtığı dava rex v. jones i.
dava muamelesi proceeding i.
dava vekili lawyer i.
dava konusu subject matter i.
dava vekili barrister i.
dava ikamesi (legal/judicial) proceedings i.
dava ikamesi litigation i.
dava ikamesi (court) case i.
dava ikamesi lawsuit i.
dava açma petitioning i.
dava masrafı case expense i.
dava sonucu case result i.
dava vekilliği solicitorship i.
dava vekilliği attorneyship i.
dava konusu cause i.
ticari dava commercial case i.
dava vekili barrister-at-law i.
dava vekili counselor-at-law i.
dava vekili counsellor-at-law i.
mahsup ve dava talebi set-off and counterclaim i.
sürekli tartışma yaratıp ve dava açma barretry i.
dava vekili barrister at law i.
dava vekili counsellor at law i.
dava vekili counselor at law i.
meşhur dava cause celebre i.
ertelenmiş dava adjourned trial i.
dava arkadaşlığı common cause i.
dava adamı a man with a cause i.
dava nevinden action on the case [obsolete] i.
mahkemenin belirli süre aralığında baktığı dava sayısı case load i.
mahkemenin belirli bir süre aralığında baktığı dava sayısı caseload i.
(ingiliz mahkemelerinde) tarafların talebi doğrultusunda açılan dava causes of instance i.
dava vekili esquire [uk] i.
kutsal dava mekka i.
dava adamı devotee i.
ortak dava concause i.
(19. yüzyılda) britanya'da çiftlerin boşanmayıp ayrı yaşamaları kararının verildiği dava divorce i.
dava vekili orator [obsolete] i.
dava usulü practice i.
dava usulü practise i.
dava ve kovuşturmaların yürütülme şekli practice i.
dava açma dilekçesinde talep bölümü prayer i.
eski dava preaction i.
(dava açma dilekçesinde) şikayetin yazıldığı bölüm premisses i.
(dava açma dilekçesinde) şikayetin yazıldığı bölüm premises i.
bir dava onuruna hazırlanmış simge veya resim içeren yapışkanlı mühür seal i.
desteklenen dava side i.
dava yürüten kimse prosecutor i.
(siyasette) dava adamı stalwart i.
dava savunuculuğu stalwartism i.
dava adamlığı stalwartism i.
dava dosyası brief i.
dava tarafı party to the transaction i.
dava tarafı party to the action i.
adli yardımla dava açmasına izin verilen kimse pauper i.
dava tarafı party i.
dava açmak bring an action against f.
dava açmak bring a lawsuit f.
dava açmak open a case f.
dava açmak sue f.
dava etmek (birini/bir kurumu) sue f.
dava açmak indict f.
dava açmak bring a suit against f.
aleyhine dava açmak indict f.
dava açmak go to law f.
dava açmak prefer charges f.
karşı dava açmak counterclaim f.
dava açmak complain f.
dava açmak file a claim f.
dava açmak bring a suit f.
dava açmak plead f.
dava açmak enter an action f.
dava etmek proceed against f.
aleyhinde dava açmak sue against f.
dava açmak present a case f.
dava açmak make a plea f.
aleyhinde dava açmak file charges against f.
dava açmak process f.
dava etmek proceed f.
dava etmek plead f.
reddetmek (dava) quash f.
dava açmak proceed f.
dava açmak take action f.
dava açmak litigate f.
dava açmak press a charge f.
dava açmak claim f.
dava açmak prosecute f.
dava etmek sue f.
dava açmak claim against f.
dava açmak commence f.
dava açmak call f.
dava etmek litigate f.
dava edilmek be sued f.
dava açmak file a lawsuit f.
hakkında dava açılmak be sued f.
dava kabul etmek accept the case f.
-i dava etmek bring suit against f.
-i dava etmek file suit against f.
galip gelmek (dava) win f.
dava açmak go law f.
birinin aleyhine dava açmak proceed against f.
dava açmak enter a lawsuit against f.
dava açmak bring suit f.
dava açmak take an action f.
birinin aleyhine dava açmak bring an action f.
birisi aleyhine dava açmak bring an action against one f.
dava ikame etmek bring an action f.
dava açmak bring an action f.
(dava ile ilgili) mahkemeden görüş talep etmek request the court's opinion on f.
dava açmakla tehdit etmek threaten to sue f.
bir dava üstünde çalışmak work on a case f.
dava açmak commence a suit f.
bir kuruma karşı dava açmak file a suit against the institution f.
birine (karşı) kuşku uyandıran/sağlam temellere dayanmayan (şüpheli/soru işaretli) bir dava açmak mount a questionable case against someone f.
tazminat talebiyle dava açmak file a claim for compensation f.
hastalar tarafından dava edilmek be sued by the patients f.