| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | win i. | galibiyet | ||
|
The team has four wins so far this season. Takımın bu sezon şu ana kadar dört galibiyeti var. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | win i. | zafer | ||
|
Fernando Gonzalez returned with a win Tuesday at the Serbia Open. Fernando Gonzalez Salı günü Sırbistan Açık'tan zaferle döndü. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | win f. | kazanmak | ||
|
Richard has finally won the respect of his peers. Richard sonunda akranlarının saygısını kazandı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | win f. | galip gelmek | ||
|
Who won the game yesterday? Dünkü maçta kim galip geldi? More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | win i. | kazanma | ||
| Genel | ||||
| Genel | win i. | galibiyet | ||
|
The team has four wins so far this season. Takımın bu sezon şu ana kadar dört galibiyeti var. More Sentences |
||||
| Genel | win i. | kazanç | ||
|
Further wins on the symbol are also multiplied by x20. Semboldeki diğer kazançlar da x20 ile çarpılır. More Sentences |
||||
| Genel | win i. | zafer | ||
|
Fernando Gonzalez returned with a win Tuesday at the Serbia Open. Fernando Gonzalez Salı günü Sırbistan Açık'tan zaferle döndü. More Sentences |
||||
| Genel | win f. | ikna etmek | ||
|
Finally, I wish to try to win you over to the amendments that my group has re-tabled. Son olarak, grubumun yeniden sunduğu değişiklik önergelerine sizi ikna etmeye çalışmak istiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | win f. | galip gelmek | ||
|
Who won the game yesterday? Dünkü maçta kim galip geldi? More Sentences |
||||
| Genel | win f. | yenmek | ||
|
In the finals, Jay won by 11 seconds against his rivals. Finallerde Jay, rakiplerini 11 saniye farkla yendi. More Sentences |
||||
| Genel | win f. | kazanmak | ||
|
Richard has finally won the respect of his peers. Richard sonunda akranlarının saygısını kazandı. More Sentences |
||||
| Genel | win f. | kazandırmak | ||
|
That performance won Robert De Niro an Oscar. Bu performans Robert De Niro'ya Oscar kazandırdı. More Sentences |
||||
| Genel | win f. | kazandırmak | ||
|
That performance won Robert De Niro an Oscar. Bu performans Robert De Niro'ya Oscar kazandırdı. More Sentences |
||||
| Bahisçilik | ||||
| Bahisçilik | win f. | kazanmak | ||
|
Richard has finally won the respect of his peers. Richard sonunda akranlarının saygısını kazandı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | win i. | kazanma | ||
| Genel | win i. | başarı | ||
| Genel | win i. | yengi | ||
| Genel | win i. | birincilik | ||
| Genel | win i. | birinci gelme | ||
| Genel | win i. | kazanma | ||
| Genel | win i. | servet | ||
| Genel | win i. | sahiplik | ||
| Genel | win i. | mal mülk | ||
| Genel | win f. | dostluğunu kazanmak | ||
| Genel | win f. | elde etmek | ||
| Genel | win f. | fethetmek | ||
| Genel | win f. | ele geçirmek | ||
| Genel | win f. | ulaşmak | ||
| Genel | win f. | isabet etmek | ||
| Genel | win f. | galip gelmek (muharebede) | ||
| Genel | win f. | elde etmek (yarışma veya başka bir uğraşı sonucunda) | ||
| Genel | win f. | galip gelmek (dava) | ||
| Genel | win f. | ulaşmayı başarmak | ||
| Genel | win f. | varmak | ||
| Genel | win f. | birinci olmak | ||
| Genel | win f. | (birini) kur yaparak elde etmek | ||
| Genel | win f. | (birini) flörtleşerek elde etmek | ||
| Genel | win f. | (birini) evlenmeye ikna etmek | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | win f. | won - won | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | win i. | yengi | ||
| Maden | ||||
| Maden | win f. | (maden yatağını) keşfedip çıkarılabilir hale getirmek | ||
| Maden | win f. | (damar veya tabaka) keşfedip açmak | ||
| Maden | win f. | madenden çıkarmak | ||
| Maden | win f. | cevherden çıkarmak | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | win i. | harman savurma | ||
| Tarım | win i. | tahıl savurma | ||
| Tarım | win f. | güneşte ve havayla kurutmak (tahıl, saman, torf) | ||
| Bahisçilik | ||||
| Bahisçilik | win i. | (at yarışında) bitiş çizgisine ilk ulaşan olma | ||
| Bahisçilik | win i. | (at yarışında) bitiş direğine ilk ulaşan olma | ||
| Bahisçilik | win f. | birinci gelmek | ||