lose - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

lose

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"lose" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 21 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
lose f. kaybetmek
lose f. yitirmek
Irregular Verb
lose f. lost - lost
General
lose f. kaçırmak
lose f. zayi etmek
lose f. geri kalmak (saat)
lose f. yitirmek
lose f. şaşırmak
lose f. azıtmak
lose f. mahrum etmek
lose f. heba etmek
lose f. mağlup olmak
lose f. kaybolmak
lose f. elden kaçırmak
lose f. kaybettirmek
lose f. yenilmek
lose f. kaybetmek
lose f. kazanamamak
Trade/Economic
lose zarar etmek
lose ziyan etmek
Technical
lose kaybetmek

"lose" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
lose weight f. zayıflamak
lose one's passion f. hevesi kırılmak
lose oneself f. kendini kaybetmek
General
lose one's reputation f. itibarını kaybetmek
lose one's temper f. küplere binmek
lose one's memory f. belleğini yitirmek
lose the bet f. bahsi kaybetmek
lose one's footing f. ayağı sürçmek
lose the thread of f. ipin ucunu kaçırmak
lose weight f. süzülmek
lose one's seat f. yerini kaybetmek
lose sight of f. unutmak
lose one's nerve f. cesaretini kaybetmek
lose one's virginity f. bekaretini kaybetmek
lose time f. vakit kaybetmek
lose my gead f. delirmek
cause somebody to lose concentration f. dikkatini dağıtmak
cause to lose control f. kontrolü kaybetmesine neden olmak
lose top soil and become desert f. çölleşmek
lose sight of f. gözden kaybetmek (birini/bir hayvanı)
lose time f. zaman kaybetmek
lose strength f. cılızlaşmak
lose one's head f. paniğe kapılmak
lose face f. itibarını kaybetmek
lose its significance f. önemini yitirmek
lose consciousness f. kendini kaybetmek
lose one's prestige f. prestijini kaybetmek
lose confidence f. güven kaybetmek
lose one's shirt f. tüm parasını yitirmek
lose out f. kaybetmek
lose one's senses f. aklını peynir ekmekle yemek
lose one's reason f. aklı başından gitmek
lose one's way f. şaşmak
lose one's human feeling f. insanlıktan çıkmak
lose confidence f. güveni sarsılmak
lose one's reason f. aklını kaçırmak
lose one's all f. varını yoğunu kaybetmek
lose one's temper f. itidalini kaybetmek
lose one's bearings f. sapıtmak
lose its meaning f. anlamını kaybetmek
lose one's head f. cinleri başına toplanmak
lose one's temper f. öfkelenmek
lose one's cool f. tepesinin tası atmak
lose a game f. oyun vermek
lose one's bearings f. şaşırmak
lose strength f. kuvvetten düşmek
lose oneself f. kendinden geçmek
lose one's head f. zıvanadan çıkmak
lose one's bearings f. yolunu kaybetmek
lose one's appetite f. iştahı kesilmek
lose face f. küçük düşmek
lose one's temper f. sinirlenmek
lose one's grip f. artık işlerin üstesinden gelememek
lose money f. zarar etmek
lose one's control f. kontrolünü kaybetmek
lose one's prestige f. prestij kaybına uğramak
lose track of f. izini kaybetmek
lose a vote of confidence f. güvenoyu almamak
lose one's temper f. çileden çıkmak
lose one's bearings f. pusulayı şaşırmak
lose one's head/temper f. zıvanadan çıkmak
lose productivity f. verimden düşmek
lose one's balance f. dengesini kaybetmek
lose one's temper f. gözü kararmak
lose one's head f. kendinden geçmek
lose trust f. güven kaybetmek
lose one's footing f. tökezlemek
stand to lose f. muhtemelen kaybedebilmek
lose one's nerve f. ürkmek
lose face f. bozulmak
lose one's heart to f. gönül vermek
lose one's temper f. tepesi atmak
lose out f. kaybolmak
lose one’s position f. yerinden olmak
lose its meaning f. anlamı kalmamak
lose one's bearings f. yolunu şaşırmak
lose one's marbles f. delirmek
lose its taste f. tadı kaçmak
lose sight of f. gözden kaybetmek
lose ground f. gerilemek
lose consciousness f. bayılmak
lose its value f. değerden düşmek
lose one's appetite f. boğazına dizilmek
lose all sense of shame f. ar damarı çatlamak
lose the toss f. yazı turada kaybetmek
not lose one’s calm f. soğukkanlılığını kaybetmemek
lose one's reputation f. itibar kaybına uğramak
lose interest f. hevesi kaçmak
lose the thread of f. ucunu kaçırmak
lose everything f. aç açık kalmak
lose heart f. cesaretini yitirmek
lose one's breath f. tıkanmak
lose one's way f. yolunu şaşırmak
lose one's temper f. kızmak
lose its currency f. güncelliğini yitirmek
lose mental balance f. akıl dengesini kaybetmek
lose tract f. izini kaybetmek
cause somebody to lose concentration f. dikkati dağıtmak
lose one's grip f. tutunamamak
lose as casualties f. kurban vermek
lose one's power f. güçten düşmek
lose one's sight f. kör olmak
lose ones' bearings f. kaybolmak
lose one's stake f. kumarda koyduğu parayı kaybetmek
lose one's hair f. saçları dökülmek
lose one's temper f. öfkeye kapılmak
lose count of f. sayısını hatırlamamak
lose its charm f. tadı tuzu kalmamak
lose one's sleep f. uykusu kaçmak
lose its significance f. önemini kaybetmek
lose face f. saygınlığını yitirmek
lose ground f. geri çekilmek
lose one's footing f. ayağı kaymak
lose courage f. cesaretini yitirmek
lose one's grip f. ipin ucunu kaçırmak
lose weight f. kilo vermek
lose on points f. sayı ile kaybetmek
lose one's head f. aklı başından gitmek
lose courage f. cesaretini kaybetmek
lose control of f. ipin ucunu kaçırmak
lose count f. hesabını şaşırmak
lose air f. hava kaçırmak
lose one's bearings f. kaybolmak
lose oneself in f. dalmak
lose one's life f. hayatını kaybetmek
lose time f. geri kalmak (saat)
lose freshness f. tazeliğini kaybetmek
lose flesh f. zayıflamak
lose weight f. incelmek
lose altitude f. alçalmak
lose one's power f. kuvvetten düşmek
lose ground f. kötüye gitmek (hastanın durumu)
lose one’s place f. yerinden olmak
lose by a hair's breadth f. kıl payı kaybetmek
lose its novelty f. alışılmak
lose ground f. kayıplara uğramak
lose heart f. cesaretini kaybetmek
lose money f. içeri girmek
lose consciousness f. kendinden geçmek
lose one's way f. yolunu kaybetmek
lose temper f. gözü kararmak
lose one's grip f. eli kaymak/kurtulmak
lose mental balance f. şirazeden çıkmak
lose control of something f. kontrolünü yitirmek (bir aracın vb)
lose confidence in f. güveni sarsılmak
lose blood f. kan kaybetmek
lose one's marbles f. keçileri kaçırmak
lose one's marbles f. aklını kaçırmak
lose height f. irtifa kaybetmek
lose altitude f. irtifa kaybetmek
cause someone to lose f. kayba uğratmak
lose one's position f. yerinden olmak
lose fruitfulness f. verimden düşmek
lose productiveness f. verimden düşmek
lose one's sleep f. uykuları kaçmak
lose weight f. zayıf düşmek
lose one's mind f. akıl sağlığını yitirmek
lose one's sanity f. akıl sağlığını yitirmek
lose the balance f. dengeyi yitirmek
lose value f. değer yitirmek
lose a case f. davayı kaybetmek
lose the balance f. dengeyi kaybetmek
lose one's bearings f. yanlış yolda olmak
lose one's teeth through age f. dişleri dökülmek
lose one's wealth f. servet kaybetmek
lose one's wealth f. servetini kaybetmek
lose one´s life f. yaşamını yitirmek
lose meaning f. anlam yitirmek
lose control of (the vehicle) f. aracın kontrolünü kaybetmek
lose control of (the car) f. arabanın kontrolünü kaybetmek
lose meaning f. anlamını yitirmek
lose one's hair f. saç dökmek
lose one's hair f. saçı dökülmek
lose one's concentration f. konstrasyonunu kaybetmek
lose one's seat f. yerini kaptırmak
lose one's trust f. güvenini kaybetmek
lose one's trust f. birinin güvenini kaybetmek
lose power f. güç kaybetmek
lose one's place f. yerini kaybetmek
lose one's place f. yerinden olmak
lose one's position f. yerini kaptırmak
lose one's memory f. hafızasını kaybetmek
lose tender f. ihale dışı kalmak
lose one's capacity to cope f. mücadele yeteneğini kaybetmek
lose acceleration f. ivme kaybetmek
lose speed f. ivme kaybetmek
lose performance f. performans kaybetmek
lose one's market f. pazar kaybetmek
lose one's market f. pazarını kaybetmek
lose one's value f. değerini yitirmek
lose pounds f. kilo vermek
lose touch with life f. dünyadan el çekmek
lose touch with life f. dünyadan geçmek
lose one's interest in life f. dünyasından geçmek
lose comand over f. kontrolü kaybetmek
lose control f. kontrolü kaybetmek
lose validity f. geçerliliği yitirmek
lose money f. para kaybetmek
lose sensibility f. hassasiyeti azalmak
lose point f. puan kaybetmek
lose prestige f. prestij kaybına uğramak
lose hope f. umudunu kaybetmek
lose one's arm f. kolunu kaybetmek
lose prestige f. prestij kaybetmek
lose a tender f. ihale kaybetmek
lose patience f. sabırsızlanmak
lose patience f. sabrını yitirmek
lose patience f. tahammülü kalmamak
lose one's affection completely (for) f. buz gibi soğumak
lose one's charm f. cazibesini yitirmek
lose war f. savaş kaybetmek
lose motivation f. motivasyonu kaybetmek
lose hope f. umut kaybetmek
lose the chance f. hakkını kaybetmek
lose out on f. hakkını kaybetmek
lose the right f. hakkını kaybetmek
lose one's function f. işlevini yitirmek
lose validity f. geçerliğini yitirmek
lose validity f. geçerliliği kalmamak
lose one's faith in someone/something f. sıdkı sıyrılmak
lose one's faith in someone/something f. sıtkı sıyrılmak
lose one's hope f. ümidini kaybetmek
lose one's influence f. etkisini kaybetmek
lose one's influence f. etkisini yitirmek
lose one's effect f. etkisini yitirmek
lose one's effect f. etkisini kaybetmek
lose one's influence (over) f. nüfuzunu kaybetmek
lose consciousness f. kendinde olmamak
lose one's appetite f. iştahı kapanmak
lose one's appetite f. iştahı kaçmak
lose one's nerve f. siniri bozulmak
lose one's nerve f. sinirlenmek
lose one's heart f. abayı yakmak
lose sleep over someone or something f. birisi ya da bir şey için uykusu kaçmak
lose one's shirt f. meteliğe kurşun atmak
lose heart f. gözü yılmak
lose the thread f. ipin ucunu kaçırmak
lose one's self-respect f. kendine olan saygısını kaybetmek
lose self-control f. gözü kararmak
lose one's self-control f. dağıtmak
lose one's self-confidence f. kendine olan güvenini kaybetmek
lose one's self-control f. kendinden geçmek
lose one's self-confidence f. kendine güvenini kaybetmek
lose track of f. aklında tutmamak
lose track of f. dikkat etmemek
lose track of f. takip etmemek
cause someone to lose time f. zaman kaybına neden olmak
lose customer f. müşteriyi kaptırmak
lose one's temper f. çılgına dönmek
lose customer f. müşteri kaptırmak
lose one's head f. kafası karışmak
lose heart f. cesareti kırılmak
lose one's head f. pusulayı şaşırmak
lose oneself f. kendini kaybetmek
lose erection f. ereksiyon kaybetmek
lose the street credit f. karizmayı çizdirmek
lose the street cred f. karizmayı çizdirmek
lose face f. karizmayı çizdirmek
lose one’s resistance f. direncini kaybetmek
lose one’s resistance f. direncini yitirmek
lose one’s topicality f. güncelliğini yitirmek
lose one's actuality f. güncelliğini yitirmek
lose attractiveness f. çekiciliğini yitirmek
lose charm f. çekiciliğini yitirmek
lose attraction f. çekiciliğini yitirmek
lose in value f. değerinden kaybetmek
lose on the goods f. maldan kaybetmek
lose favour f. rağbetini kaybetmek
lose usefulness f. kullanılma değerini kaybetmek
lose usefulness f. değerden düşmek
lose one's hearing f. sağırlaşmak
lose one's hearing f. sağır olmak
lose one's hearing f. duyma yeteneğini yitirmek
lose one's balance f. dengesini yitirmek
lose touch with f. birisiyle olan temasını kaybetmek
lose touch with f. birisiyle olan bağlantısını kaybetmek
lose contact with f. birisiyle olan temasını kaybetmek
lose contact with f. birisiyle olan bağlantısını kaybetmek
lose all trace of f. izini kaybetmek
lose one's sense of responsibility f. sorumluluk hissini yitirmek
lose one's sense of responsibility f. sorumluluk duygusunu yitirmek
lose validity f. geçerliliğini yitirmek
lose validity f. geçerliliğini kaybetmek
lose favor f. gözden düşmek
lose one's life in the hospital he/she was taken f. kaldırıldığı hastanede yaşamanı yitirmek
lose one's self-confidence f. özgüvenini yitirmek
lose one's self-confidence f. kendine olan güvenini yitirmek
lose one's battle against cancer f. kanserle olan savaşını kaybetmek
lose in value f. değerini kaybetmek
lose its essence f. özünü yitirmek
not to lose faith f. inancını kaybetmemek
lose one's battle against cancer f. kanserle savaşını kaybetmek
lose one's battle with cancer f. kanserle olan savaşını kaybetmek
lose one's battle with cancer f. kanserle savaşını kaybetmek
lose contact f. irtibatı kesilmek
lose in value f. değer kaybetmek
lose one's battle with cancer f. kansere yenik düşmek
lose its essence f. özünü kaybetmek
lose one's battle against cancer f. kansere yenik düşmek
lose confidence f. güven yitirmek
not lose faith f. inancını yitirmemek
lose contact f. irtibat kesilmek
lose hope f. ümitsizliğe düşmek
lose heart f. ümitsizliğe düşmek
lose one's self confidence f. özgüvenini kaybetmek
lose steering control f. direksiyon hakimiyetini kaybetmek
lose one's hope f. umudunu kaybetmek
not lose one's hope f. umudunu yitirmemek
lose one's chance f. şansını kaybetmek
lose one's hope f. umudunu yitirmek
lose steering control f. direksiyonun hakimiyetini kaybetmek
not lose one's hope f. umudunu kaybetmemek
lose one's hope f. ümidini yitirmek
lose one's balance and fall f. dengesini kaybedip düşmek
lose popularity f. gündemden düşmek
cause someone to lose time f. zaman kaybettirmek
make someone lose time f. zaman kaybettirmek
lose the point f. sayı kaybetmek
lose the point f. dikkatini yitirmek
lose favour f. gözden düşmek
lose weight f. kilo kaybetmek
lose track of time f. saatin kaç olduğunu unutmak
lose belly fat f. göbek eritmek
lose one's belly fat f. göbeğini eritmek
lose one's integrity f. bütünlüğü bozulmak
lose cohesion f. bütünlüğü bozulmak
lose integrity f. bütünlüğü bozulmak
lose trace of someone f. izini kaybetmek
lose the tender f. ihaleyi kaybetmek
lose leaves f. yaprak dökmek
lose one's job f. işinden olmak
lose one's desire to eat f. iştahı kaçmak
lose one's consciousness f. bilinci kapanmak
lose one's consciousness f. bilincini kaybetmek
lose forever f. sonsuza dek kaybetmek
lose forever f. ilelebet kaybetmek
lose sight of f. gözden kaçırmak
lose sight of f. dikkate almamak
lose sight of f. gözden uzak tutmak
lose track of time f. zamanın nasıl geçtiğini anlamamak
lose its legitimacy f. yasallığını yitirmek
lose its legitimacy f. yasallığını kaybetmek
lose one's passion f. hevesini yitirmek
lose one's passion f. hırsını kaybetmek
lose a lot of money f. çok para kaybetmek
lose one's belief f. inancını kaybetmek
lose one's belief f. inancını yitirmek
lose one's confidence f. inancını kaybetmek
lose one's faith f. inancını kaybetmek
lose one's confidence f. inancını yitirmek
lose one's faith f. inancını yitirmek
lose attention f. dikkati dağılmak
lose one's attention f. dikkati dağılmak
lose one's virginity f. bakireliğini kaybetmek
lose someone so close f. çok yakın birisini/birini kaybetmek
lose someone f. birisini kaybetmek
lose communication with the ground f. yerle iletişimi kaybetmek
lose someone f. birini kaybetmek
lose the case f. davayı kaybetmek
lose one’s powers f. güçlerini kaybetmek
lose one’s several fingers f. birkaç parmağını kaybetmek
lose an hour's sleep f. uykusu kaçmak/bölünmek
lose control on the icy road f. buzlu yolda kontrolünü kaybetmek
lose control on the icy road f. buzlu yolda kontrolden çıkmak
lose all one’s money f. tüm parasını kaybetmek
lose one's efficiency f. etkinliğini yitirmek
lose one's activity f. etkinliğini yitirmek
lose one's activity f. etkinliğini kaybetmek
lose one's efficiency f. etkinliğini kaybetmek
lose one's job f. işini kaybetmek
lose one’s faith f. inancını yitirmek
lose one’s faith f. inancını kaybetmek
lose one’s share f. hissesini kaybetmek
lose value f. değer kaybetmek
lose its importance f. önemini kaybetmek
lose its importance f. önemini yitirmek
lose a friend to gang violence f. bir arkadaşını çete kavgasında kaybetmek
lose a lot of money f. çok para kaybetmek/yitirmek
lose a lot of time f. çok zaman kaybetmek
lose to f. -e kaybetmek
lose track of f. irtibatını kaybetmek
lose one's title to last year's runner-up f. unvanını geçen yılın ikincisine kaptırmak
lose control of one's car f. arabasının kontrolünü kaybetmek
lose control of one's car f. arabanın kontrolünü kaybetmek
lose the title f. unvanı kaybetmek
lose somebody he/she loves f. sevdiği birini kaybetmek
lose somebody he/she loves f. sevdiği birisini kaybetmek
lose customer f. müşteri kaybetmek
lose one's motivation f. motivasyonunu kaybetmek
lose one's motivation f. motivasyonunu yitirmek
lose hair due to stress f. stresten saçları dökülmek
lose hair due to stress f. stresten saçı dökülmek
lose one's hair f. kel kalmak
lose communication f. irtibatı kaybetmek
lose contact f. irtibatı kaybetmek
lose one's entire family f. bütün ailesini kaybetmek
lose one's entire family f. tüm ailesini kaybetmek
lose one's entire family in an accident f. bütün ailesini bir kazada kaybetmek
lose one's entire family in an accident f. bütün ailesini bir kazada yitirmek
lose its fizz f. asidi kaçmak
lose the game f. oyunu kaybetmek
lose control of oneself f. kendini kaybetmek
lose control of oneself f. kendinden geçmek
lose control of oneself f. kontrolünü kaybetmek
lose its actuality f. aktüalitesini yitirmek
lose its actuality f. aktüalitesini kaybetmek
lose count of f. sayısını unutmak
lose one's relative f. yakınını kaybetmek
lose one's relative f. akrabasını kaybetmek
lose reputation f. itibar kaybetmek
lose consciousness unexpectedly f. bir anda/birden bilincini yitirmek
lose consciousness f. bilincini yitirmek
lose a tail f. (araba ile) peşindekilerden kurtulmak
lose touch with f. görüşememek
lose one's necklace f. kolyesini kaybetmek
lose a pencil f. kalem kaybetmek
lose its legitimacy f. meşruiyetini kaybetmek
lose the race f. yarışı kaybetmek
lose office i. kayıp eşya bürosu
lose colour i. uçuk renk
lose colour i. soluk renk
Phrasals
lose ground f. geri kalmak
lose count of sayarken geldiği sayıyı unutmak
lose count of sayısını şaşırmak
lose count of sayarken şaşırmak
lose out to tarafından hezimete uğramak
lose out to tarafından yenilgiye uğramak
lose at something bir şeyde (maç vb) kaybetmek
lose by ten points (maçı vb) on sayıyla kaybetmek
lose something in something bir şeyi bir şeyin içinde kaybetmek
lose out to someone or something -e mağlup olmak
lose out to someone or something -e kaybetmek
lose out to someone or something -e yenilmek
lose out on (bir etkinliği vb) kaçırmak (katılamamak)
lose oneself in kendini kaptırmak
lose out to avantajsız duruma düşmek
Phrases
you snooze, you lose sona kalan, dona kalır
no matter if we win or lose kazansak da kaybetsek de
no matter if we win or lose yensek de yenilsek de
freedom is just another word for nothing left to lose özgürlük kaybedecek hiçbir şeyin kalmaması demektir
Proverb
you must lose a fly to catch a trout kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez
you win some, you lose some her zaman başarılı olamazsın
you win a few, you lose a few her zaman başarılı olamazsın
you cannot lose what you never had sahip olmadığın şeyi kaybedemezsin
you must lose a fly to catch a trout kaz gelen yerden tavuk esirgenmez
Colloquial
lose one's head fıttırmak
lose one's head çıldırmak
lose one's head aklı başından gitmek
lose one's head tırlatmak
lose one's head kendini kaybetmek
lose one's head delirmek
lose one's heart aşık olmak
lose one's heart sevdalanmak
lose one's heart gönlünü kaptırmak
lose one's heart kalbini kaptırmak
lose heart ümidini kaybetmek
lose heart cesaretini kaybetmek
lose heart cesareti kırılmak
lose heart umudunu yitirmek
lose one's hold on hakimiyetini yitirmek
lose one's hold over hakimiyetini yitirmek
lose oneself kendini kaybetmek
lose one's hold on kontrolünü yitirmek
lose oneself kendinden geçmek
lose one's hold over kontrolünü yitirmek
lose one's shirt herşeyini kaybetmek
lose one's shirt dımdızlak kalmak
lose interest in sevmemek
lose to tarafından yenilgiye uğramak
lose interest in ilgisini yitirmek
lose interest in beğenmemek
lose to tarafından hezimete uğramak
use it or lose it kullanmazsan yanar
lose an eye bir gözünü kaybetmek
make money rather than lose it kaybetmektense parayı kazan
use it or lose it kullanmazsan kaybedersin
my doctor told me I could stand to lose a few pounds doktorum bana birkaç kilo verirsem iyi olacağını söyledi
Idioms
lose ground f. avantaj yitirmek
better lose the saddle than the horse zararın neresinden dönülse kardır
grasp all, lose all tamah zarar getirir.
lose one's mind aklını kaybetmek
lose one's patience sabrı taşmak
better lose the saddle than the horse zararın neresinden dönülürse kardır
lose everything one has and have nowhere to turn arafat´ta soyulmuş hacıya dönmek
lose one's marbles kafayı yemek
lose one's marbles balataları sıyırmak
lose one's marbles kafayı çizmek
lose one's marbles aklından zoru olmak
lose all sense of shame ar damarı çatlamak
lose one's rag tepesi atmak
lose the thread ipin ucunu kaçırmak
lose one's head pusulayı şaşırmak
lose sleep over uykusu kaçmak
lose one's heart to gönlünü kaptırmak
lose face küçük düşmek
lose oneself yok olmak
lose oneself kaybolmak
lose oneself kendini kaybetmek
lose oneself izini kaybettirmek
lose oneself yolunu kaybetmek