| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | action i. | çalışma | ||
|
Action to improve the situation is ongoing. Durumu iyileştirmek için çalışmalar devam etmektedir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | action i. | aksiyon | ||
|
Therefore, I would like to explain the action we have taken. Bu nedenle aldığımız aksiyonu açıklamak istiyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | action i. | davranış | ||
|
I deeply regret the actions of President Chandrika Kumaratunga. Başkan Chandrika Kumaratunga'nın davranışlarından derin üzüntü duyuyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | action i. | eylem | ||
|
Such action also ennobles and dignifies the European Parliament. Böyle bir eylem aynı zamanda Avrupa Parlamentosunu da yüceltir ve onurlandırır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | action i. | faaliyet | ||
|
I also strongly support information actions on the common agricultural policy. Ayrıca ortak tarım politikasına ilişkin bilgilendirme faaliyetlerini de kuvvetle destekliyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | action i. | fiil | ||
|
It's easy to misinterpret the actions and intentions of others. Başkalarının niyet ve fiillerini yanlış değerlendirmek çok kolaydır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | action i. | önlem | ||
|
Of course, any installation opting out must be required to take equivalent action to reduce emissions. Tabii ki, vazgeçen herhangi bir tesisin salımları azaltmak için eşdeğer önlemler alması gerekmektedir. More Sentences |
||||
| Genel | action i. | tedbir | ||
|
On the basis of this report, the Council will take any further action it deems necessary. Konsey, bu rapor temelinde gerekli gördüğü her türlü ilave tedbiri alacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | action i. | dava | ||
|
I believe that we will win this action in the Court of Justice. Bu davayı Adalet Divanı'nda kazanacağımıza inanıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | action i. | çarpışma | ||
|
My grandfather was killed in action during WW2. Büyükbabam 2. Dünya Savaşı'nda çarpışırken öldürülmüş. More Sentences |
||||
| Genel | action i. | etki | ||
|
The drug enhances the action of glucocorticosteroids, so such combinations require caution and medical supervision. İlaç glukokortikosteroidlerin etkisini arttırır, bu nedenle bu tür kombinasyonlar dikkatli ve tıbbi gözetim gerektirir. More Sentences |
||||
| Genel | action i. | iş | ||
|
We saw that the first action to be taken when the tanks entered the refugee camps was to ban the media. Tanklar mülteci kamplarına girdiğinde ilk yapılan işin medyayı yasaklamak olduğunu gördük. More Sentences |
||||
| Genel | action i. | çatışma | ||
|
The soldier was killed in action. Asker çatışmada öldürüldü. More Sentences |
||||
| Genel | action i. | çatışma | ||
|
The soldier was killed in action. Asker çatışmada öldürüldü. More Sentences |
||||
| Genel | action i. | olay | ||
|
Tom is in the heart of the action. Tom olayın tam göbeğinde. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | action i. | dava | ||
|
I believe that we will win this action in the Court of Justice. Bu davayı Adalet Divanı'nda kazanacağımıza inanıyorum. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | action i. | etki | ||
|
The drug enhances the action of glucocorticosteroids, so such combinations require caution and medical supervision. İlaç glukokortikosteroidlerin etkisini arttırır, bu nedenle bu tür kombinasyonlar dikkatli ve tıbbi gözetim gerektirir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | action i. | iş | ||
|
We saw that the first action to be taken when the tanks entered the refugee camps was to ban the media. Tanklar mülteci kamplarına girdiğinde ilk yapılan işin medyayı yasaklamak olduğunu gördük. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | action i. | davranış | ||
|
I deeply regret the actions of President Chandrika Kumaratunga. Başkan Chandrika Kumaratunga'nın davranışlarından derin üzüntü duyuyorum. More Sentences |
||||
| Hukuk | action i. | dava | ||
|
I believe that we will win this action in the Court of Justice. Bu davayı Adalet Divanı'nda kazanacağımıza inanıyorum. More Sentences |
||||
| Hukuk | action i. | fiil | ||
|
It's easy to misinterpret the actions and intentions of others. Başkalarının niyet ve fiillerini yanlış değerlendirmek çok kolaydır. More Sentences |
||||
| Hukuk | action i. | eylem | ||
|
Such action also ennobles and dignifies the European Parliament. Böyle bir eylem aynı zamanda Avrupa Parlamentosunu da yüceltir ve onurlandırır. More Sentences |
||||
| Hukuk | action i. | hareket | ||
|
A low-fiber diet could slow the action of the digestive system. Lif içeriği düşük bir beslenme programı, sindirim sisteminin hareketlerini yavaşlatabilir. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | action i. | davranış | ||
|
I deeply regret the actions of President Chandrika Kumaratunga. Başkan Chandrika Kumaratunga'nın davranışlarından derin üzüntü duyuyorum. More Sentences |
||||
| Siyasal | action i. | dava | ||
|
I believe that we will win this action in the Court of Justice. Bu davayı Adalet Divanı'nda kazanacağımıza inanıyorum. More Sentences |
||||
| Siyasal | action i. | eylem | ||
|
Such action also ennobles and dignifies the European Parliament. Böyle bir eylem aynı zamanda Avrupa Parlamentosunu da yüceltir ve onurlandırır. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | action i. | faaliyet | ||
|
I also strongly support information actions on the common agricultural policy. Ayrıca ortak tarım politikasına ilişkin bilgilendirme faaliyetlerini de kuvvetle destekliyorum. More Sentences |
||||
| Teknik | action i. | hareket | ||
|
A low-fiber diet could slow the action of the digestive system. Lif içeriği düşük bir beslenme programı, sindirim sisteminin hareketlerini yavaşlatabilir. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | action i. | etki | ||
|
The drug enhances the action of glucocorticosteroids, so such combinations require caution and medical supervision. İlaç glukokortikosteroidlerin etkisini arttırır, bu nedenle bu tür kombinasyonlar dikkatli ve tıbbi gözetim gerektirir. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | action i. | işlem | ||
|
No action has been taken. Herhangi bir işlem yapılmamıştır. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | action i. | iş | ||
|
We saw that the first action to be taken when the tanks entered the refugee camps was to ban the media. Tanklar mülteci kamplarına girdiğinde ilk yapılan işin medyayı yasaklamak olduğunu gördük. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | action i. | iş | ||
|
We saw that the first action to be taken when the tanks entered the refugee camps was to ban the media. Tanklar mülteci kamplarına girdiğinde ilk yapılan işin medyayı yasaklamak olduğunu gördük. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | action i. | hareket | ||
|
A low-fiber diet could slow the action of the digestive system. Lif içeriği düşük bir beslenme programı, sindirim sisteminin hareketlerini yavaşlatabilir. More Sentences |
||||
| Tiyatro | ||||
| Tiyatro | action i. | olay | ||
|
Tom is in the heart of the action. Tom olayın tam göbeğinde. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | action i. | devinim | ||
| Genel | action i. | amel | ||
| Genel | action i. | tesir | ||
| Genel | action i. | etkime | ||
| Genel | action i. | muharebe | ||
| Genel | action i. | etkileme | ||
| Genel | action i. | olayların gelişimi | ||
| Genel | action i. | nüfuz | ||
| Genel | action i. | devim | ||
| Genel | action i. | devinme | ||
| Genel | action i. | meşguliyet | ||
| Genel | action i. | kuvvet | ||
| Genel | action i. | hukuk davası | ||
| Genel | action i. | şirket hissesi | ||
| Genel | action i. | hisse senedi | ||
| Genel | action i. | kilise ayini | ||
| Genel | action i. | harp | ||
| Genel | action i. | ana konu | ||
| Genel | action i. | asıl hikaye | ||
| Genel | action i. | savaş | ||
| Genel | action i. | görsel canlılık | ||
| Genel | action i. | hareket biçimi | ||
| Genel | action i. | hareket tarzı | ||
| Genel | action i. | vuruşma | ||
| Genel | action i. | yasal işlem | ||
| Genel | action i. | adli işlem | ||
| Genel | action i. | esas konu | ||
| Genel | action i. | asıl konu | ||
| Genel | action i. | konunun aslı/özü | ||
| Genel | action i. | işleyiş biçimi | ||
| Genel | action i. | işleyiş tarzı | ||
| Genel | action i. | işleme biçi | ||
| Genel | action i. | çalışma biçimi/tarzı | ||
| Genel | action i. | hukuki süreç | ||
| Genel | action i. | eğlence | ||
| Genel | action i. | yapılan şey | ||
| Genel | action N. | girişim | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | action i. | edim | ||
| Ticaret/Ekonomi | action i. | hisse senedi | ||
| Ticaret/Ekonomi | action i. | tesir | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | action i. | fiiliyat | ||
| Hukuk | action i. | hukuk davası | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | action i. | tutum | ||
| Edebiyat | ||||
| Edebiyat | action i. | olaylar dizini | ||
| Edebiyat | action i. | olay örgüsü | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | action i. | genelde doldurup kapatan ateşleme yapan açıp boşaltma mekanizma grubu | ||
| Silah/Atıcılık | action i. | mekanizma | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | action i. | tel yüksekliği | ||
| Tiyatro | ||||
| Tiyatro | action i. | oyuncunun hareketleri | ||
| Sinema | ||||
| Sinema | action i. | olgu | ||
| Argo | ||||
| Argo | action i. | bahis/kumar | ||
| Argo | action i. | çapkınlık | ||
| Argo | action i. | zamparalık | ||
| Argo | action f. | seksi | ||
| Argo | action f. | aganigi naganigi | ||
| Argo | action f. | yasa dışı faaliyet | ||
| Argo | action f. | uyuşturucu ticareti | ||