action - Türkçe İngilizce Sözlük

action

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

action — Definition

Anlamı ve Tanımı:
eylem, hareket, girişim
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈækʃn/ – BrE /ˈækʃn/)
Terim Türü:
İsim: action (actions)
Bir hedefe dönük hareket etmeyi veya yapılan işi ifade eden sözcüktür. Latince actio kökünden günümüze ulaşmıştır ve modern yönetim dilinde “icra” anlamını güçlendirmiştir.
Eş Anlamlılar:
activity, initiative, operation
Zıt Anlamlılar:
inaction, idleness, inertia

"action" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 91 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
action i. çalışma
Action to improve the situation is ongoing.
Durumu iyileştirmek için çalışmalar devam etmektedir.

More Sentences
action i. aksiyon
Therefore, I would like to explain the action we have taken.
Bu nedenle aldığımız aksiyonu açıklamak istiyorum.

More Sentences
action i. davranış
I deeply regret the actions of President Chandrika Kumaratunga.
Başkan Chandrika Kumaratunga'nın davranışlarından derin üzüntü duyuyorum.

More Sentences
action i. eylem
Such action also ennobles and dignifies the European Parliament.
Böyle bir eylem aynı zamanda Avrupa Parlamentosunu da yüceltir ve onurlandırır.

More Sentences
action i. faaliyet
I also strongly support information actions on the common agricultural policy.
Ayrıca ortak tarım politikasına ilişkin bilgilendirme faaliyetlerini de kuvvetle destekliyorum.

More Sentences
action i. fiil
It's easy to misinterpret the actions and intentions of others.
Başkalarının niyet ve fiillerini yanlış değerlendirmek çok kolaydır.

More Sentences
Genel
action i. önlem
Of course, any installation opting out must be required to take equivalent action to reduce emissions.
Tabii ki, vazgeçen herhangi bir tesisin salımları azaltmak için eşdeğer önlemler alması gerekmektedir.

More Sentences
action i. tedbir
On the basis of this report, the Council will take any further action it deems necessary.
Konsey, bu rapor temelinde gerekli gördüğü her türlü ilave tedbiri alacaktır.

More Sentences
action i. dava
I believe that we will win this action in the Court of Justice.
Bu davayı Adalet Divanı'nda kazanacağımıza inanıyorum.

More Sentences
action i. çarpışma
My grandfather was killed in action during WW2.
Büyükbabam 2. Dünya Savaşı'nda çarpışırken öldürülmüş.

More Sentences
action i. etki
The drug enhances the action of glucocorticosteroids, so such combinations require caution and medical supervision.
İlaç glukokortikosteroidlerin etkisini arttırır, bu nedenle bu tür kombinasyonlar dikkatli ve tıbbi gözetim gerektirir.

More Sentences
action i.
We saw that the first action to be taken when the tanks entered the refugee camps was to ban the media.
Tanklar mülteci kamplarına girdiğinde ilk yapılan işin medyayı yasaklamak olduğunu gördük.

More Sentences
action i. çatışma
The soldier was killed in action.
Asker çatışmada öldürüldü.

More Sentences
action i. çatışma
The soldier was killed in action.
Asker çatışmada öldürüldü.

More Sentences
action i. olay
Tom is in the heart of the action.
Tom olayın tam göbeğinde.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
action i. dava
I believe that we will win this action in the Court of Justice.
Bu davayı Adalet Divanı'nda kazanacağımıza inanıyorum.

More Sentences
action i. etki
The drug enhances the action of glucocorticosteroids, so such combinations require caution and medical supervision.
İlaç glukokortikosteroidlerin etkisini arttırır, bu nedenle bu tür kombinasyonlar dikkatli ve tıbbi gözetim gerektirir.

More Sentences
action i.
We saw that the first action to be taken when the tanks entered the refugee camps was to ban the media.
Tanklar mülteci kamplarına girdiğinde ilk yapılan işin medyayı yasaklamak olduğunu gördük.

More Sentences
Hukuk
action i. davranış
I deeply regret the actions of President Chandrika Kumaratunga.
Başkan Chandrika Kumaratunga'nın davranışlarından derin üzüntü duyuyorum.

More Sentences
action i. dava
I believe that we will win this action in the Court of Justice.
Bu davayı Adalet Divanı'nda kazanacağımıza inanıyorum.

More Sentences
action i. fiil
It's easy to misinterpret the actions and intentions of others.
Başkalarının niyet ve fiillerini yanlış değerlendirmek çok kolaydır.

More Sentences
action i. eylem
Such action also ennobles and dignifies the European Parliament.
Böyle bir eylem aynı zamanda Avrupa Parlamentosunu da yüceltir ve onurlandırır.

More Sentences
action i. hareket
A low-fiber diet could slow the action of the digestive system.
Lif içeriği düşük bir beslenme programı, sindirim sisteminin hareketlerini yavaşlatabilir.

More Sentences
Siyasal
action i. davranış
I deeply regret the actions of President Chandrika Kumaratunga.
Başkan Chandrika Kumaratunga'nın davranışlarından derin üzüntü duyuyorum.

More Sentences
action i. dava
I believe that we will win this action in the Court of Justice.
Bu davayı Adalet Divanı'nda kazanacağımıza inanıyorum.

More Sentences
action i. eylem
Such action also ennobles and dignifies the European Parliament.
Böyle bir eylem aynı zamanda Avrupa Parlamentosunu da yüceltir ve onurlandırır.

More Sentences
Teknik
action i. faaliyet
I also strongly support information actions on the common agricultural policy.
Ayrıca ortak tarım politikasına ilişkin bilgilendirme faaliyetlerini de kuvvetle destekliyorum.

More Sentences
action i. hareket
A low-fiber diet could slow the action of the digestive system.
Lif içeriği düşük bir beslenme programı, sindirim sisteminin hareketlerini yavaşlatabilir.

More Sentences
Bilgisayar
action i. etki
The drug enhances the action of glucocorticosteroids, so such combinations require caution and medical supervision.
İlaç glukokortikosteroidlerin etkisini arttırır, bu nedenle bu tür kombinasyonlar dikkatli ve tıbbi gözetim gerektirir.

More Sentences
action i. işlem
No action has been taken.
Herhangi bir işlem yapılmamıştır.

More Sentences
action i.
We saw that the first action to be taken when the tanks entered the refugee camps was to ban the media.
Tanklar mülteci kamplarına girdiğinde ilk yapılan işin medyayı yasaklamak olduğunu gördük.

More Sentences
Dilbilim
action i.
We saw that the first action to be taken when the tanks entered the refugee camps was to ban the media.
Tanklar mülteci kamplarına girdiğinde ilk yapılan işin medyayı yasaklamak olduğunu gördük.

More Sentences
Spor
action i. hareket
A low-fiber diet could slow the action of the digestive system.
Lif içeriği düşük bir beslenme programı, sindirim sisteminin hareketlerini yavaşlatabilir.

More Sentences
Tiyatro
action i. olay
Tom is in the heart of the action.
Tom olayın tam göbeğinde.

More Sentences
Genel
action i. devinim
action i. amel
action i. tesir
action i. etkime
action i. muharebe
action i. etkileme
action i. olayların gelişimi
action i. nüfuz
action i. devim
action i. devinme
action i. meşguliyet
action i. kuvvet
action i. hukuk davası
action i. şirket hissesi
action i. hisse senedi
action i. kilise ayini
action i. harp
action i. ana konu
action i. asıl hikaye
action i. savaş
action i. görsel canlılık
action i. hareket biçimi
action i. hareket tarzı
action i. vuruşma
action i. yasal işlem
action i. adli işlem
action i. esas konu
action i. asıl konu
action i. konunun aslı/özü
action i. işleyiş biçimi
action i. işleyiş tarzı
action i. işleme biçi
action i. çalışma biçimi/tarzı
action i. hukuki süreç
action i. eğlence
action i. yapılan şey
action N. girişim
Ticaret/Ekonomi
action i. edim
action i. hisse senedi
action i. tesir
Hukuk
action i. fiiliyat
action i. hukuk davası
Siyasal
action i. tutum
Edebiyat
action i. olaylar dizini
action i. olay örgüsü
Silah/Atıcılık
action i. genelde doldurup kapatan ateşleme yapan açıp boşaltma mekanizma grubu
action i. mekanizma
Müzik
action i. tel yüksekliği
Tiyatro
action i. oyuncunun hareketleri
Sinema
action i. olgu
Argo
action i. bahis/kumar
action i. çapkınlık
action i. zamparalık
action f. seksi
action f. aganigi naganigi
action f. yasa dışı faaliyet
action f. uyuşturucu ticareti

"action" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
industrial action i. grev
lack of grounds for legal action i. takipsizlik
police action i. polis işi
cross action i. mukabil dava
corrective action i. düzeltici eylem
legal action i. hukuk davası
description of action i. eylem tanımı
manner of action i. hareket biçimi
action for fixing of period of service i. hizmet tespit davası
group action i. grup çalışması
relief action i. yardım eylemi
action replay i. tekrar
unilateral action i. tek taraflı hareket
action pattern i. eylem modeli
least action i. en az eylem
framework of action i. çerçeve eylem
action constancy i. eylem sabitliği
freedom of economic action i. serbest girişim
plan of action i. harekat planı
course of action i. hareket biçimi
action times i. hareket zamanları
thermogenic action i. pirojen etki
preventive action i. önleyici faaliyet
action front i. eylem cephesi
specific action i. spesifik etki
protective action recommendation i. koruyucu eylem tavsiyesi
industrial action i. işi yavaşlatma
emotional action i. duygusal eylem
precautionary action i. koruyucu tedbir
dismissal of action i. davanın reddi
personal action i. alacak davası
emergency action level i. acil durum müdahale seviyesi
affirmative action programs i. eşit ekonomik fırsatlara yönelik programlar
incident action plan i. olay hareket planı
remedial action i. düzeltici işlemler
physiologic action i. fizyolojik etki
double action i. çift etki
bad action i. kötülük
mass action i. kitle eylemi
emergency action i. acil müdahale
course of action i. davranış biçimi
wave action i. dalga hareketi
mutual action i. karşılıklı etki
inotropic action i. inotropik faaliyet
possible action i. olası harekat
corrective action i. düzeltici faaliyet
real action i. ayni dava
direct action i. doğrudan doğruya yöneltilmiş hareket
freedom of economic action i. hür teşebbüs
fixed action i. sabit eylem
action of nato i. nato harekatı
area requiring corrective action i. düzeltilmeye muhtaç kısım
action philosophy i. aksiyon felsefesi
human action i. insan hareketi
discontinuance of action i. davanın düşmesi
plan of action i. hareket planı
framework of action i. eylem çerçevesi
exlusionary action i. dışlayıcı hareket
freedom of action i. hareket özgürlüğü
impulsive action i. fevri hareket
moral action i. ahlaki eylem
urgent action i. acil eylem
common action i. ortak işlem
action game i. aksiyon oyunu
great environmental action i. büyük çevre hareketi
action officer i. özellikle düşman bölgesinde görev yapan gizli ajan
action plan i. aksiyon planı
aggressive action i. saldırgan hareket
reflex action i. refleks hareket
reflex action i. istenç dışı hareket
chemical action i. kimyasal etki
terrorist action i. terör eylemi
action and reaction i. etki tepki
bad action i. amel-i talih
good action i. amel-i salih
well-timed action i. isabet
retaliatory action i. misilleme hareketi
social action i. sosyal eylem
reprisal action i. misilleme hareketi
onset of action i. etki başlangıcı
bold action i. cüretkar hareket
rehabilitative action i. iyileştirici faaliyet
curative action i. iyileştirici faaliyet
remedial action i. iyileştirici faaliyet
valid action i. geçerli eylem
concrete action i. somut eylem
voluntary action i. gönüllü eylem
action planning i. eylem planı hazırlama
action planning i. eylem planlama
course of action i. yol haritası
course of action i. eylem planı
course of action i. belirli bir konuda amaca ulaşmak için yapılması gereken işler bütünü
rearguard action i. son çırpınışlar
rearguard action i. son çabalar
intentional action i. kasıtlı hareket
human action i. insan eylemi
proper action i. yerinde davranış
proper action i. uygun/doğru olan hareket
early action i. erken eylem
falling action (in a work of literature) i. düğüm noktası ile çözüm arasındaki bölüm
action committee i. faaliyet/eylem komitesi
rising action i. tırmanan olaylar zinciri
man of action i. girişimci adam
man of action i. girişken kimse
action page i. eylem sayfası
action in tort i. haksız davranış/fiil
action learning i. faaliyet öğrenme
legal action i. yasal girişim
action sport i. ekstrem spor
action sport i. macera sporu
action sport i. aksiyon sporu
legal action i. yasal işlem
legal action i. kanuni işlem
proper course of action i. doğru hareket tarzı
proper course of action i. uygun hareket tarzı
proper course of action in disasters i. afetlerde doğru hareket tarzı
action figure i. aksiyon figürü
prompt action i. acil eylem
prompt action i. acil müdahale
prompt action i. hemen harekete geçilmesi
taking action i. harekete geçme
call to action i. eylem çağrısı
emergency action plan i. acil durum eylem planı
action figure i. koleksiyon figürü
action at law i. kanuni işlem
action on the case [obsolete] i. dava nevinden
action at law i. yasal işlem
action at law i. yasal girişim
action at law i. hukuk davası
carrying into action i. başarılı bir şekilde gerçekleştirme
carrying into action i. uygulamaya geçirme
carrying into action i. sahip olunan bilgiyi pratiğe dökme
impossible action i. bulunmayan alternatif
impossible action i. olanaksız faaliyet
impossible action i. olanaksız eylem
coalition action i. çok uluslu harekat
present action i. mevcut eylem
side action i. yan etki
free action i. özgür eylem
party to the action i. dava tarafı
party to the action i. davada yer alan taraf
take action f. harekete geçmek
take action f. el koymak
perform an action f. iş yapmak
go into action f. faaliyete başlamak
go into action f. harekete geçmek
take criminal action against f. cezai işlem uygulamak
go into action f. eyleme geçmek
put out of action f. bozmak
swing into action f. harekete geçivermek