olgu - Türkçe İngilizce Sözlük

olgu

"olgu" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 11 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
olgu phenomenon i.
Terrorism is not a new phenomenon in itself.
Terörizm kendi başına yeni bir olgu değildir.

More Sentences
olgu fact i.
That this is a disaster is a matter of actual fact.
Bunun bir felaket olduğu gerçek bir olgudur.

More Sentences
Dilbilim
olgu fact i.
That this is a disaster is a matter of actual fact.
Bunun bir felaket olduğu gerçek bir olgudur.

More Sentences
Genel
olgu event i.
olgu matter of fact i.
olgu casus i.
olgu phaenomenon i.
İnşaat
olgu feature i.
Medikal
olgu case i.
Sosyal Bilimler
olgu state of affairs i.
Sinema
olgu action i.

"olgu" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 59 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
olgu bulma oranı case finding rate i.
Genel
güneş fırtınaları sonucu ortaya çıkan görsel olgu aurora borealis i.
genel olgu universal i.
sosyal olgu social fact i.
yapay olgu artifact i.
sosyal olgu social fact-process-reality i.
olgu bilim phenomenology i.
yapay olgu artefact i.
tarihsel olgu historical fact i.
genel olgu general i.
değerli olgu happening i.
durum, olgu veya sorunun nedenini veya doğasını araştırma diagnosis i.
fiziksel açıklamaların yetersiz kaldığı zihinsel olgu deneyimi parapsychism i.
zıt olgu contrary i.
sabit olgu fixed fact i.
yerleşik olgu fixed fact i.
alışılmışın dışındaki olgu superphenomenon i.
(fiziksel olgu ve denklemler) değişmezlik symmetry i.
psişik olgu ve yasaların incelenmesi psychics i.
olgu veya ilkelere göre düzeltmek orient f.
olgu sonrası formüle edilen post hoc s.
Deyim
zihnin insan vücudundan ayrı bir olgu olduğu düşüncesi ghost in the machine i.
Hukuk
maddi olgu material fact i.
kanıtlanabilecek olgu provable fact i.
Bilgisayar
yapay olgu artifact i.
olgu kaydı incident record i.
yapay olgu artefact i.
Medikal
indeks olgu index case i.
nukuomidriyatik olgu nucquomydriatic phenomenon i.
olgu rapor formu case report form i.
olgu geçmişi kaydı case history record i.
örnek olgu case vignette i.
olgu yönetimi case management i.
olgu sunumu case report i.
nadir bir olgu sunumu a rare case report i.
adli olgu forensic case i.
olgu sunumu ve derleme case report and review i.
lökoensefalopatisi olgu sunumu leukoencephalopathy case report i.
olgu-kontrol çalışması case-control study i.
geriyatrik acil olgu geriatric emergency patient i.
eşleştirilmiş olgu-kontrol çalışması matched case-control study i.
alt ekstremite amputasyonu uygulanan olgu lower limb amputee i.
progresif sistemik sklerozisli kaşektik olgu cachectic progressive systemic sclerosis case i.
ölümle sonuçlanmayan travmatik adli olgu nonlethal traumatic forensic case i.
olgu serisi case series i.
olgu sunumu report of case i.
Mantık
olgu veya gerçeğe dahil olan karşılık obverse i.
belirli olgu veya örneklerden yola çıkılıp genel ilkelere ulaşılarak elde edilen sonuç induction i.
Kimya
(reaksiyon veya olgu) oluşumunu engellemek poison f.
Biyoloji
biyolojik olgu biological phenomenon i.
Gökbilim
zaman içinde yavaşça değişen (astronomik olgu) secular s.
Sosyal Bilimler
olgu durumu state of affairs i.
olgu bağlamı state of affairs i.
Dilbilim
olgu çalışması case study i.
olgu adılı factive i.
olgu güvenirlik ölçüsü case reliability estimate i.
olgu tümceciği fact clause i.
durum veya eylemi nesnel olgu olarak ifade eden fiil kipi common mood i.
Felsefe
gerçek olgu objective i.