case - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

case

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"case" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 88 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
case i. dava
case i. kasa
case i. kılıf
case i. durum
case i. kutu
case i. vaka
General
case f. sokmak
case f. kutuya koymak
case f. gözetlemek
case f. örtmek
case f. dikizlemek
case f. yerine koymak (kasa/kılıf vb)
case f. ciltlemek
case f. kutulamak
case f. kutu içine koymak
case f. kaplamak
case i. hasta
case i. tuhaf tip
case i. vaziyet
case i. hadise
case i. kanıt
case i. olay
case i. çerçeve
case i. nevresim
case i. görüş
case i. hukuksal olay
case i. mahfaza
case i. valiz
case i. delil
case i. takdir
case i. zarf
case i. husus
case i. sorun
case i. neden
case i. kap
case i. problem
case i. kın
case i. gömlek
case i. mesele
case i. çanta
case i. durum
case i. örnek olay
case i. kutu
case i. sandık
case i. ambalaj
case i. hal
case i. konu
Colloquial
case i. gerçek
case i. doğru
case i. uğraşması zor olağandışı kimse
case i. birini sürekli eleştirip bıktırma
Slang
case i. planlama yapmak için suç işlenecek yeri detaylıca gezip incelemek
Trade/Economic
case ambalaj sandığı
case kasa
case kutu
Law
case dava
Politics
case hadise
case vaka
case olay
case dosya
Technical
case i. çelik parçanın doku sertleştirme uygulanmış yüzeyi
case sandık
case şık
case kılıf
case bilgisayar destekli sistem mühendisliği
case kutu
case matbaa tezgahı
case durum
case kasa
case harf kasası
case muhafaza
case gömlek
case örnek olay
case mahfaza
Computer
case büyük/küçük harf
case bilgisayar kasası
Architecture
case i. kapı, pencere veya merdiveni çevreleyen çerçeve
Medical
case olgu
case vaka
Gastronomy
case i. sosisin dışını saran sığır ya da domuz bağırsağı
Tobacco
case karton kutu
Linguistics
case ad durumu
case isim hali
case hal
case durum
Military
case kovan
Hunting
case kovan
case mermi

"case" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
upper case i. büyük harf
lower case i. küçük harf
case finding rate i. olgu bulma oranı
case sensitive s. büyük küçük harfe duyarlı
in any case zf. her durumda
in any case zf. her halükarda
General
hear a case f. muhakeme etmek
present a case f. dava açmak
make one’s case f. kendini ortaya koymak
hear a case f. davaya bakmak
open a case f. dava açmak
meet the case f. gereğini yapmak
win a case f. davayı kazanmak
case the joint f. gözetlemek
make out a case for f. bir iddianın savunulabilecek yanlarını bulmak
pack into case f. sandığa koymak
strengthen a case f. bir davayı kanıtlamak
follow a case f. davayı takip etmek
present a case f. davayı sunmak
accept a case f. davayı kabul etmek
conduct a case f. davayı yönetmek
lose a case f. davayı kaybetmek
take a case f. davayı almak
conclude a case f. davayı sonuçlandırmak
take the case to the european court of human rights f. davayı avrupa insan hakları mahkemesi’ne götürmek
take the case to the european court of human rights f. davayı aihm’e götürmek
call to court case f. duruşmaya çağırmak
join a court case f. duruşmaya katılmak
summon to court case f. duruşmaya çağırmak
summon to court case in a lawsuit f. duruşmaya çağırmak
referring a case to the court f. mahkemeye sevk etmek
consider the case f. davayı değerlendirmek
throw out the case for lack of evidence f. delil yetersizliğinden davayı düşürmek
accept the case f. dava kabul etmek
accept the case f. davayı kabul etmek
rest one's case f. işlenen konunun anlatımını bitirmek
rest one's case f. davanın tüm delillerini sunduğunu belirtmek
rest one's case f. konuyu sonlandırmak
pack in case f. sandığa koymak
prove one's case f. haklı olduğunu kanıtlamak
build up a case f. kanıtları toparlamak
evaluate on a case-by-case basis f. olay/vaka bazında değerlendirme yapmak
file a criminal case against f. hakkında kamu davası açmak
take someone off the case f. birisini davadan almak
lose the case f. davayı kaybetmek
get the case f. davayı almak
solve the case f. davayı çözmek
work on a case f. bir dava üstünde çalışmak
refuse to hear the case f. davayı görmeyi reddetmek
mount a questionable case against someone f. birine (karşı) kuşku uyandıran/sağlam temellere dayanmayan (şüpheli/soru işaretli) bir dava açmak
remain a missing persons case f. bir kayıp vakası olarak kalmak
hear the case of f. davasını görmek
win the case f. mahkemeyi kazanmak
win the case f. davayı kazanmak
settle the case f. davayı kapatmak
try a case f. davayı görmek
examine a case f. dava incelemek
examine a case f. vaka incelemek
case-harden f. kuvvetlendirmek
case-harden f. sertleştirmek
case-harden f. dayanıklı hale getirmek
case-harden f. hissizleştirmek
case-harden f. duyarsızlaştırmak
sample case i. örnek
kept in a case i. mahfazalı
basket case i. bunalımda ve çöküntüde olduğundan işe yaramaz kimse
watch case i. saat koruyucusu
cigarette case i. sigara kutusu
pencil case i. kalemlik
borderline case i. her iki kategoriye de girebilecek bir durum
national state case studies i. ulusal devlet durum çalışmaları
locative case i. isim hali
oblique case i. ismin yalın halinden başka herhangi bir hali
rare case i. nadir durum
objective case i. ismin i hali
the case in point i. söz konusu olan sorun
attaché case i. bond çanta
social case work with youth i. gençlerle sosyal durum çalışması
case studies i. durum çalışmaları
vanity case i. makyaj çantası
case study i. vaka çalışması
lower case i. minüskül
the case in point i. sözü edilen sorun
management of a case i. davanın idaresi
packing case i. sandık
cartridge case i. fişek kovanı
upper case letter i. büyük harf
cigarette case i. tabaka
case study i. örnek olay
case shot i. şarapnel
packing case i. eşya sandığı
basket case i. kolu bacağı kesilmiş kimse
a murder case i. cinayet vakası
lower case i. miniskül
hard case i. çetin ceviz
nationalism case studies i. milliyetçilik durum çalışmaları
attache case i. evrak çantası
case management i. vaka yönetimi
packing case i. ambalaj sandığı
tobacco case i. tabaka
in that case i. bu vakada
locative case i. kalma durumu
glass case i. vitrin
sump case i. toplama kabı
shell case i. kovan
test case i. tecrübe için yapılan şey
case method i. olay metodu
gear case i. dişli kutusu
reasonable worst case i. muhtemel en kötü hal
upper case i. majüskül
jewel case i. mücevher kutusu
genitive case i. genitif hal
borderline case i. sınır vaka
foam case i. köpüklü kutu
the accusative case i. belirtme durumu
special case i. özel durum
cartridge case i. mermi için kovan
extreme case i. olağanüstü bir örnek
basket case i. işe yaramaz kimse
glasses case i. gözlük kılıfı
social case work i. sosyal durum çalışması
be much more the case i. durum bundan ibaret
police case i. vukuat
dressing case i. makyaj çantası
case history i. geçmiş
light case i. ince doku
case for a rifle i. tüfek kılıfı
emergency case i. acil durum
case in point i. söz konusu edilen şeyin bir örneği
case in point i. tipik bir örnek sorun
a case in point i. tipik bir örnek
a case in point i. söz konusu edilen şeyin bir örneği
case in point i. tipik bir örnek
ruling case i. içtihat
law case i. hukuk davası
display case i. vitrin
case study i. örnek olay incelemesi
hopeless case i. ümitsiz vaka
(court) case i. dava ikamesi
accept the case i. davaya girmek
case study i. vaka incelemesi
case presentation i. vaka sunumu
social case work i. sosyal alan çalışması
letter case i. mektup çantası
any case i. her durum
steel case i. çelik kafes
case expense i. dava masrafı
case report i. vaka raporu
show case i. vitrin
each case i. her bir vaka
each case i. her bir durum
sample case i. örnek vaka
case result i. dava sonucu
selected case i. seçilmiş vaka
case study i. durum çalışması
commercial case i. ticari dava
aid-assistance in case of death i. ölüm yardımı
lower-case letter i. küçük harf
case-control studies i. vaka-kontrol çalışmaları
lower-case letter i. miniskül
dative case i. ismin-e hali
nut-case i. üşütük
nut-case i. kaçık
objective case i. ismin-i hali
worst-case scenario i. en kötü durum senaryosu
wing-case i. böceklerde sert üst kanat
dispatch case i. evrak çantası
civil case i. hukuk davası
compulsory case i. zorunlu hal
compulsory case i. zorunlu durum
obligatory case i. zorunlu durum
obligatory case i. zorunlu hal
match case i. büyük küçük harfe duyarlı
base case lease i. esas kira kontratı
airtight case i. sağlam kanıt
pencil case i. kalem kutusu
pencil case i. kalem kutu
case method i. vaka tekniği
high profile case i. sansasyonel olay
cancelled case i. iptal edilmiş mukavele
overnight case i. küçük valiz
travel case i. seyahat çantası
knife case i. bıçak kılıfı
case series i. vaka serisi
case series i. vaka serileri
jewel case i. cd kabı
jewel case i. cd kutusu
case coordination agency i. olay/vaka koordinasyon ajansı
exceptional case i. istisnai durum
best-case scenario i. en iyi durum senaryosu
best-case scenario i. en iyi senaryo
concrete case i. somut olay
cigarette case i. sigara tabakası
case evaluation i. vaka değerlendirmesi
murder case i. cinayet davası
case of mistaken identity i. kimlik tesbitinde yanılma
case of mistaken identity i. birini başkası sanma
case of mistaken identity i. şahısları karıştırma durumu
only suspect in the case i. davadaki tek şüpheli
case manager i. vaka yöneticisi
case officer i. vaka istihbarat görevlisi
cd case i. cd kabı
accusative case i. ismin i hali
cigar case i. puro tabakası
dative case i. ismin e halindeki sözcük
dative case i. datif
dative case i. ismin e hali
number of case i. vaka sayısı
cigarette case i. sigaralık
conclusion of the case i. davanın sonuçlanması
particular case i. özel durum
phone case i. telefon kılıfı
strong case i. güçlü delil
strong case i. sağlam zemine dayanan olay
case situation i. durum
case situation i. vaziyet
an unusual suicide case i. sıradışı bir intihar olgusu
an unusual suicide case i. sıradışı bir intihar vakası
soul case i. beden
soul case i. vücut
sexual assault case i. cinsel saldırı davası
leather case i. deri kılıf
case-based learning i. vaka tabanlı öğrenme
guitar case i. gitar çantası
guitar case i. gitar kutusu
textbook case i. tipik bir örnek
suspended file or case i. askıdaki dosya
suspicious case i. şüpheli durum
violin case i. keman kutusu
case weight i. paket ağırlığı
action on the case [obsolete] i. dava nevinden
case goods i. kutu ile satılan gıda ürünleri
case knife i. yemek bıçağı
case load i. iş yükü
case load i. kliniğin belirli dönemde ele aldığı vaka sayısı
case load i. mahkemenin belirli süre aralığında baktığı dava sayısı
case officer i. resmi istihbarat görevlisi
case officer i. casusları işe alan ve faaliyetlerini yöneten istihbarat subayı
clinical case i. klinik vaka
charity case i. yardım paralarını toplamak için kullanılan kap
charity case i. bağış kutusu
as in the case of s. için olduğu gibi
case-hardened s. katılaşmış
case-hardened s. sertleşmiş
case-hardened s. dayanıklı hale getirilmiş
case-hardened s. nasırlaşmış
case-hardened s. duyarsızlaşmış
in that case zf. o halde
in this case zf. bu vakada
in case zf. eğer diye
just in case zf. ne olur ne olmaz
in the present case zf. bu meselede
in the worst case zf. en kötü ihtimalle
in that case zf. şu halde
in any case zf. her halde
in that case zf. o takdirde
in a sad case zf. kötü halde
in no case zf. hiçbir suretle
in any case zf. zaten
in case zf. şayet
in any case zf. nasılsa
in any case zf. illa
in any case zf. ne olursa olsun
in the opposite case zf. aksi takdirde
in no case zf. hiçbir zaman
case to case zf. durumdan duruma
in case zf. diye
in any case zf. herhalde
in any case zf. her türlü
in no case zf. hiçbir durumda
in any case zf. behemehal
in any case zf. buna karşın
in the contrary case zf. aksi bir durumda
in case zf. ise
in case zf. durumunda
in any case zf. her hakte
in this case zf. bu takdirde
in the worst case zf. en olmadı
in the present case zf. bu durumda
in any case zf. her ne koşulda
in any case zf. nasıl olursa olsun
in a sad case zf. müşkül vaziyette
in any case zf. ille
just in case zf. her ihtimale karşı
in that case zf. öyleyse
in any case zf. her halukarda
in case zf. takdirde
in this case zf. demek ki
in case of loss zf. ziyan vukuunda
in no case zf. hiçbir surette
in either case zf. her iki durumda da
in case zf. -sı halinde
in case zf. -sı durumunda
in case zf. -dığı takdirde
in case zf. ihtimaline karşı
in case of loss zf. zarar meydana geldiğinde
in the contrary case zf. aksi halde
in the contrary case zf. aksi takdirde
in any case zf. illaki
in the negative case zf. olumsuz durumda
in such a case zf. böyle bir durumda
in such a case zf. bu gibi bir durumda
in every case zf. her durumda
in this case zf. bu durumda
as is the case with zf. -de olduğu gibi
in that case zf. o zaman
in case zf. ne olur ne olmaz düşüncesiyle
in case of ed. vukuu halinde
in case of ed. olduğu takdirde
in case of ed. takdirde
in the case of ed. durumunda
in case of ed. halinde
in case of ed. durumunda
in case of ed. koşulunda
in case that bağ. olduğu takdirde
in the case that bağ. olması halinde
in case that bağ. ettiği halde
Phrasals
case out dikkatlice süzmek
case out dikkatlice bakmak
Phrases
in case of necessity zf. gereklilik halinde
in case of need zf. icabederse
in case of emergency zf. zorunluluk halinde
in case of necessity zf. gerek duyulursa
in case of need zf. icabı halinde
in case of necessity zf. lüzum halinde
in case of emergency zf. icabında
in case of need zf. gerekirse
in case of emergency zf. acil bir durumda
in case of emergency zf. acil durumda
in case of necessity zf. icabederse
in case of emergency zf. acil lüzum halinde
in case of need zf. gerektiğinde
in case of need zf. gerek duyulması halinde
in case of need zf. ihtiyaç halinde
in case of recurrence zf. tekrarı durumunda
in case of recurrence zf. tekerrürü halinde
in case of recurrence zf. tekerrürü durumunda
in case of recurrence zf. tekrarı halinde
in case of recurrence zf. tekerrür durumunda
in case of recurrence zf. tekrarlanması halinde
in case of recurrence zf. tekrarlanması durumunda
in case of recurrence zf. tekerrür halinde
in case of need zf. ihtiyaç duyulması halinde
as the case may be durumuna göre
in case not memesi için
as the case may be halin icabına göre
in case of accident kaza durumunda
that being the case bu nedenle
in case of accident kaza vukuunda
in case of accident kaza halinde
should the case occur gerekince
either case her halukarda
should the case occur gerektiğinde
while in another case bir diğer vakada ise
in case of disagreement anlaşmazlık halinde
in case of dispute anlaşmazlık halinde
in case of divorce boşanma durumunda
in case of dispute ihtilaf durumunda
in case of divorce boşanma halinde
in case of non-agreement anlaşma olmadığı takdirde
in case of something durumda
in case of something durumunda
in case of something halinde
in case of refusal reddedilmesi durumunda
in case of refusal reddedilmesi halinde
in case of refusal ret halinde
in case of refusal ret durumunda
in case of fire yangın halinde
in case of fire yangın durumunda
as the case may be icabında
that being the case hal böyleyken
in case they grace us with their presence teşrif buyurmaları halinde
in case of any dispute herhangi bir anlaşmazlık halinde
in case of any dispute herhangi bir anlaşmazlık durumunda
in case of danger tehlike durumunda
in case of danger tehlike anında
this being the case hal böyleyken
this being the case hal böyle olunca
as is often the case çoğu zaman olduğu gibi
in case of adverse weather olumsuz hava durumunda
in the case before the court mahkemenin huzurundaki davada
in the case before the court (mahkeme) huzurdaki davada
in case end up on a desert island ıssız adaya düşersen
in my case benim durumumda
in the latter case ikinci/sonraki durumda
in case you have noticed fark ettiysen
in case you have noticed fark ettiyseniz
in which case ... ki o durumda
in which case ... o durumda
in our case bizim durumumuzda/örneğimizde
in case lazım olur diye
in the present case somut olayda
in this present case somut olayda
state your case durumunuzu bildirin
if that is the case söylenenler doğruysa
if that is the case hal böyleyse
in no case hiç bir suretle
best-case scenario en iyi ihtimalle
in the case before the court huzurdaki davada
in the case before the court huzurdaki dava
in the best-case scenario en iyi ihtimalle
make a case that bir şeyin doğru olduğuna delil göstermek
in case you missed it belki kaçırmışsındır (diye)
in the opposite case aksi olduğunda
in other case diğer durumda
in this case bu meyanda
in case you couldn't tell anlamamış olabilirsiniz
in case of something olur da
Colloquial
in any case her tür koşulda her halükarda
in that case öyle olursa
in that case o halde
in that case o durumda
in any case ne olursa olsun
in the case of halinde
in the case of olayında
a case in point ibret
a case in point bir durumu en iyi biçimde anlatan örnek
a case in point ibret verici
in any case her surette
in any case her halükarda
in no case hiçbir surette
make out a case for lehinde delil göstermek
make out a case against aleyhinde delil göstermek
in that case bu durumda
in case of need lüzum halinde
in case of need ihtiyaç halinde
in case of doubt tereddüt halinde
in case of emergency acil lüzum halinde
in case of need ihtiyaç durumunda
in case of doubt şüphe durumunda
in any case olsa da olmasa da
in any case ama öyle ama böyle
in any case şu veya bu şekilde
(just) in case hani olur ya
in any case her şekilde
in case (something happens) ne olur ne olmaz
in case of something halinde
in case of something durumunda
in case (something happens) her ihtimale karşı
get off my case kendi işine bak
big case büyük dava
open the case çantayı aç
in any case nasıl bakarsan bak
in any case nereden bakarsan bak
in any case nereden baksan
in one's case birine göre/birinin açısından
case is closed dava kapandı
just in case something happens acil bir durum olursa diye
just in case something happens acil bir şeyler olursa
in case you haven't noticed fark etmediysen
in case you have noticed fark ettiysen
in case you change your mind fikrinizi değiştirmeniz halinde
in case you change your mind fikrini değiştirebileceğini düşünerek
in case you change your mind fikrini değiştirme ihtimaline karşılık
in case you change your mind fikrini değiştirecek olursan
in case you change your mind fikrini değiştirmen halinde
case dismissed dava düştü
case dismissed dava düşmüştür
in case things go wrong işlerin aksaması durumunda
in case things go wrong işlerin yolunda gitmemesi durumunda
having a bad case of déjà vu... déjà vu yaşıyor gibiyim…
having a bad case of déjà vu... kötü anılarım canlanıyor…
just in case olur da
Idioms
get off (someone's) case f. biriyle uğraşmayı bırakmak
get off (someone's) case f. birini eleştirmekten vazgeçmek
a clear case muhakkak
basket case feleğin sillesini yemiş kişi
just in case ne olur ne olmaz
a hard case çetin ceviz
a hard case klinik vaka
a hard case zor kimse
the case in point ibret verici
the case in point bir durumu en iyi biçimde anlatan örnek
the case in point ibret
have a bad case of the simples çok aptal olmak
the nightmare-case scenario en kötü durum senaryosu
case the joint (hırsızlık yapmak amacıyla) bir yeri gözetlemek
a hopeless case umutsuz vaka
a hopeless case ümitsiz vaka
have a hunch that something is the case (hakkında) içinde bir his olmak
have a hunch that something is the case içimden bir ses...
make a federal case out of something bir şeyi gereğinden fazla büyütmek
make a federal case out of something bir şeyi gereğinden fazla abartmak
make a federal case out of something bir şeyi fazla abartmak
case of the blind leading the blind körün köre kılavuzluk etmesi
a cut-and-dried case sonucu baştan belli olan dava
the worst-case scenario en kötü durum senaryosu
keep off someone's case birisini rahat bırakmak
make a federal case of out of something bir şeyi çok büyütmek
open-and-shut case inceleme ve soruşturma gerektirmeyen dava
case of something bir şeye örnek
be on the case problemle/sorunla ilgilenmek
make a case for something gerekçesini açıklamak
get on somebody's case birisini rahatsız edecek şekilde eleştirmek
be on someone's case eleştirmek
keep on someone's case eleştirmek
have a case against someone birisine karşı yeterli kanıta/delile sahip olmak
a basket case yardıma muhtaç yoksul ülke
get on someone's case eleştirmek
open-and-shut case kolayca sonuçlanan dava