tedbir - Türkçe İngilizce Sözlük

tedbir

"tedbir" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 42 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
tedbir precaution i.
A clear distinction needs to be drawn between precaution and prudence.
Tedbir ve ihtiyat arasında net bir ayrım yapılması gerekmektedir.

More Sentences
tedbir measure i.
A measure of this sort would be of additional value in view of the EU's enlargement.
AB'nin genişlemesi göz önünde bulundurulduğunda bu tür bir tedbir daha da değerli olacaktır.

More Sentences
Genel
tedbir caution i.
Sometimes courage is more valuable than caution.
Bazen cesaret tedbirden daha değerlidir.

More Sentences
tedbir action i.
What action is the Commission taking to prevent bottlenecks that are emerging?
Komisyon ortaya çıkmakta olan darboğazları önlemek için ne gibi tedbirler alıyor?

More Sentences
tedbir precaution i.
A clear distinction needs to be drawn between precaution and prudence.
Tedbir ve ihtiyat arasında net bir ayrım yapılması gerekmektedir.

More Sentences
tedbir expedient i.
We must not delay the process of accession through expedient measures, neither should we rush things.
Katılım sürecini çıkarcı tedbirlerle geciktirmemeli ve işleri aceleye getirmemeliyiz.

More Sentences
tedbir measure i.
A measure of this sort would be of additional value in view of the EU's enlargement.
AB'nin genişlemesi göz önünde bulundurulduğunda bu tür bir tedbir daha da değerli olacaktır.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
tedbir measures i.
I therefore ask the Commission to clarify its position on supplementary measures.
Bu nedenle Komisyondan ek tedbirler konusundaki tutumunu netleştirmesini talep ediyorum.

More Sentences
Hukuk
tedbir caution i.
Sometimes courage is more valuable than caution.
Bazen cesaret tedbirden daha değerlidir.

More Sentences
Genel
tedbir move i.
tedbir cautiousness i.
tedbir discretion i.
tedbir providence i.
tedbir foresight i.
tedbir hedge i.
tedbir forethought i.
tedbir counsel i.
tedbir shift i.
tedbir maneuver i.
tedbir discreetness i.
tedbir step i.
tedbir tack i.
tedbir protection i.
tedbir circumspection i.
tedbir diligence i.
tedbir manoeuvre i.
tedbir cautel [obsolete] i.
tedbir safeguard i.
tedbir movement i.
tedbir hye i.
tedbir dodge i.
tedbir preemption i.
tedbir prudence i.
tedbir countermeasure N.
Ticaret/Ekonomi
tedbir device i.
tedbir policy i.
Hukuk
tedbir circumspection i.
tedbir conduct i.
tedbir device i.
Siyasal
tedbir cautionary attachment i.
Teknik
tedbir care i.
Telekom
tedbir remedy i.

"tedbir" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 133 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
tedbir almak take measures f.
Genel
koruyucu tedbir precautionary action i.
önleyici tedbir preventive i.
ihtiyati tedbir provisional injunction i.
eğreti tedbir stopgap i.
geçici tedbir stopgap i.
geçici tedbir temporary expedient i.
karşı tedbir countermeasure i.
alınan tedbir measure taken i.
alınan tedbir precaution taken i.
ilave tedbir additional precaution i.
ilave tedbir additional measure i.
yasal tedbir legal measure i.
-e karşı tedbir provision for i.
-e karşı tedbir provision against i.
dikkat ve tedbir diligence i.
önleyici tedbir precautionary warning i.
önleyici tedbir preventive measure i.
mukabil tedbir response measure i.
idari tedbir administrative measure i.
(bencil amaçlar gözeterek) akıllıca alınan tedbir calculation i.
düşman durdurucu tedbir denial measure i.
yaklaşan tehlikeleri, zararları veya yaralanmaları önlemek için alınan tedbir guard i.
tedbir hazırlığı dispensation i.
önleyici tedbir firebreak i.
geçici tedbir stop-gap i.
bir şeyi önlemek için tedbir almak take steps f.
tedbir almak take precautions f.
tedbir almak take steps f.
tedbir almak take measures f.
tedbir almak take measure f.
tedbir aldırmak have someone take measures f.
tedbir aldırmak have someone take precautions f.
tedbir almak take precaution f.
katı bir tedbir almak take a firm action f.
önceden tedbir almak forestall f.
sert tedbir/önlem almak take drastic action f.
(bir şeyi) hafifletmek için tedbir almak mitigate against f.
(bir şeyi) yatıştırmak için tedbir almak mitigate against f.
tedbir olarak kurmak rig f.
tedbir almak precaution f.
tedbir amaçlı prophylactic s.
tedbir amaçlı cautionary s.
tedbir alınmamış ill-considered s.
tedbir amaçlı preventive s.
davada nihai karar öncesi geçici nitelikte (tedbir) provisional s.
tedbir alarak with caution zf.
tedbir amaçlı as a precautionary measure zf.
Öbek Fiiller
(bir şey) için tedbir almak get ahead of (something) f.
bir şeye karşı tedbir almak hedge against something f.
Atasözü
tedbir tedaviden iyidir prevention is better than cure
tedbir tedaviden iyidir an ounce of prevention is worth a pound of cure
Konuşma Dili
(sadece) tedbir olarak (just) to be safe expr.
Deyim
amaçlananın tam tersi etki yaratan eylem ya da tedbir catch-22 i.
çaresizlikle alınan son bir tedbir last-ditch defense/effort i.
(bir şeyi önlemek için) tedbir almak take steps (to prevent something) f.
Ticaret/Ekonomi
önleyici tedbir prevention i.
ihtiyati tedbir kararı injunction i.
zorunlu tedbir repressive measure i.
ihtiyati tedbir interim injunction i.
fiyat değişikliklerine karşı alınan tedbir hedge i.
tedbir amaçlı kapora cautionary deposit i.
yıllık bütçelerin arasında önerilen bir grup ekonomik tedbir minibudget i.
tedbir sözleşmesi hedge i.
tedbir işlemi hedge i.
tedbir satışı hedge i.
ihtiyati tedbir koymak pass a cautionary judgment f.
tedbir işlemi yapmak hedge f.
Hukuk
ihtiyati tedbir interim injunction i.
parasal olmayan tedbir equitable relief i.
tedbir nafakası maintenance pending suit i.
ihtiyati tedbir injunctive relief i.
ihtiyati tedbir cautionary judgment i.
tedbir nafakası ancillary relief i.
tedbir koydurma imposition of cautionary judgement i.
tedbir mahiyetinde emir injunction i.
lüzumlu tedbir necessary measure i.
ihtiyati tedbir provisional remedy i.
tedbir talebi bill quia timet i.
ıslah edici tedbir reformatory measure i.
ıslah edici tedbir corrective measure i.
bir borcun ödenmesinde ilk olarak asli borçlunun malına tedbir konulmasını talep hakkı benefit of discussion i.
mahkemenin aldığı ihtiyati tedbir kararı interlocutory injunction i.
ihtiyati tedbir mandatory injunction i.
ihtiyati tedbir kararı temporary injunction i.
ihtiyati tedbir kararı interlocutory injunction i.
tedbir nafakası temporary alimony i.
ihtiyati tedbir emri temporary injunction i.
ihtiyati tedbir emri interlocutory injunction i.
tedbir nafakası alimony pendente lite i.
geçici tedbir nafakası temporary alimony pending a suit i.
tedbir nafakası alimony ad interim i.
ihtiyati tedbir preliminary injunction i.
ihtiyati tedbir precautionary attachment i.
ara tedbir interim measure i.
geçici tedbir interim measure i.
cezalandırıcı tedbir punitive measure i.
bankaların soyguna karşı tedbir amaçlı kullandığı bir yöntem dye pack i.
ihtiyati tedbir interim relief i.
ihtiyati tedbir interim measure i.
kısıtlayıcı tedbir restrictive measure i.
ihtiyati tedbir interim injunction i.
tedbir kararı injunction i.
bir borcun ödenmesinde ilk olarak asli borçlunun malına tedbir konulmasını talep hakkı beneficium excussionis i.
bir borcun ödenmesinde ilk olarak asli borçlunun malına tedbir konulmasını talep hakkı beneficium ordinis seu excussionis i.
yasal tedbir koyma yetkisi initiative i.
ihtiyati tedbir koymak impose an interim injunction f.
tedbir koydurmak impose a cautionary judgement f.
tedbir koydurmak make a cautionary judgement f.
tedbir koymak take a cautionary judgement f.
tedbir koydurmak have the injunction granted f.
tedbir talep etmek apply for an injunction f.
tedbir koymak injunct f.
Siyasal
zecri tedbir stringent measure i.
ihtiyati tedbir precautionary measure i.
telafi edici tedbir countervailing measure i.
(ilk adım olarak) tedbir önermek initiate f.
Teknik
yangından koruyucu tedbir precaution against fire i.
karşı tedbir counter measure i.
önceden alınan tedbir precaution i.
geçici tedbir/çözüm interim containment action (ica) i.
Çevre
koruyucu tedbir dozu protective action guide i.
koruyucu tedbir protective measure i.
kirlenme azaltıcı tedbir contamination avoidance i.
önleyici koruyucu tedbir preventive protective action i.
Askeri
saldırı sonrası tedbir postattack measures i.
saldırı öncesi tedbir pre-attack measure i.
elektronik karşı tedbir electronic counter measure i.
elektronik mukabil karşı tedbir olarak kullanılan pasif tarama tekniği lobe-on-receive-only i.
tedbir amaçlı saldırı first strike i.
tedbir amaçlı saldırı first-strike i.
Latince
kanuni tedbir almak cavere f.
tedbir almak cavere f.