tack - Türkçe İngilizce Sözlük

tack

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

tack — Definition

Anlamı ve Tanımı:
raptiye, yön değiştirme
Okunuş (IPA):
(AmE /tæk/ – BrE /tæk/)
Terim Türü:
İsim: tack (tacks); Fiil: tack (tacks – tacked – tacking)
Sabitleme aracı; denizcilikte rüzgâra göre yön alma hareketidir. Eski İngilizce tac hattı, tutturma fikrini stratejik manevraya bağlar.
Eş Anlamlılar:
pin, approach
Zıt Anlamlılar:
detach

"tack" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
tack i. iri başlı küçük çivi
We need many tacks to nail the cover on the wall.
Kapağı duvara çivilemek için çok sayıda iri başlı küçük çiviye ihtiyacımız var.

More Sentences
tack i. yol
The group brainstormed to come up with another tack all morning.
Grup, başka bir yol bulabilmek için tüm sabah beyin fırtınası yaptı.

More Sentences
tack i. raptiye
To complete the repair, you must use a holder; otherwise, you can not stabilize the tack quickly.
Onarımı tamamlamak için bir tutucu kullanmalısınız; aksi takdirde raptiyeyi hızlı bir şekilde sabitleyemezsiniz.

More Sentences
tack i. yöntem
I may have to change tack.
Farklı bir yöntem uygulamak zorunda olabilirim.

More Sentences
tack i. teyel
She finished the tailor tacks with a loop.
Teyeli bir düğümle tamamladı.

More Sentences
tack i. eyer takımı
The online seller of the used horse tack offers free shipping.
Kullanılmış eyer takımının online satıcısı kargo bedava gönderim yapıyor.

More Sentences
tack i. eciş bücüş objeler
Ember wants to give away all the tacks in her basement.
Ember bodrumundaki eciş bücüş objeleri insanlara dağıtmak istiyor.

More Sentences
tack f. eklemek
We cannot merely tack a social chapter on to neo-liberal economic policy.
Neo-liberal ekonomi politikasına sadece sosyal bir bölüm ekleyemeyiz.

More Sentences
tack f. çivilemek
The poster was tacked to her bedroom wall.
Poster yatak odası duvarına çivilenmişti.

More Sentences
tack f. orsa etmek
The crew worked in coordination to tack the sailing boat.
Tayfa yelkenliyi orsa etmek için birlikte çalıştı.

More Sentences
tack f. teyellemek
You should tack the seam to hold the layers together.
Katları bir arada tutmak için teyel atmalısın.

More Sentences
Teknik
tack i. teyel
She finished the tailor tacks with a loop.
Teyeli bir düğümle tamamladı.

More Sentences
Tekstil
tack i. teyel
She finished the tailor tacks with a loop.
Teyeli bir düğümle tamamladı.

More Sentences
tack f. teyellemek
You should tack the seam to hold the layers together.
Katları bir arada tutmak için teyel atmalısın.

More Sentences
Denizcilik
tack f. orsa etmek
The crew worked in coordination to tack the sailing boat.
Tayfa yelkenliyi orsa etmek için birlikte çalıştı.

More Sentences
Genel
tack i. geçici olarak tutturma
tack i. kontra
tack i. yiyecek
tack i. geminin rüzgara göre yaptığı yön değişikliği
tack i. yön (bir yelkenlinin)
tack i. gıda
tack i. yön (bir hareketin)
tack i. pünez
tack i. besin
tack i. tak
tack i. çivi
tack i. tedbir
tack i. ufak çivi
tack i. yön (bir düşüncenin takip ettiği)
tack i. iri başlı çivi
tack i. karfiçe
tack i. mıh
tack i. iliştirme
tack i. (çivi/iğne ile) tutturma
tack i. yapışkanlık
tack i. yön
tack i. gidiş
tack i. önlem
tack i. yaklaşım
tack i. yol (yöntem)
tack i. koşum
tack i. koşum takımı
tack i. hatırşinaslık
tack i. saygılı davranış
tack i. dokunma duygusu
tack i. ince zevk
tack i. kabara
tack i. yelkenlinin rüzgar nedeniyle yön değiştirmesi
tack f. raptiyelemek
tack f. katmak
tack f. faça etmek
tack f. oyulgalamak
tack f. birleştirmek
tack f. çakmak
tack f. çatmak
tack f. gemiyi çevirmek
tack f. ilave etmek
tack f. (çivi/iğne ile) tutturmak
tack f. zikzak yaparak gitmek
tack f. yönetimini değiştirmek
tack f. izlediği yolu değiştirmek
tack f. tutumunu değiştirmek
tack f. teyel atmak
tack N. yön değiştirme
Teknik
tack i. tutturma
tack i. yüzey yapışkanlığı
tack f. çivilerle tutuşturmak
tack f. çivi ile iliştirmek
tack f. geçici olarak bağlamak
tack f. iliştirmek
Tekstil
tack f. teyelle tutturmak
Otomotiv
tack i. yapışkanlık
Denizcilik
tack i. karula yakası
tack i. karala yakası
tack i. kuntra
tack i. kontra
tack i. tiramola (yelkenlinin seyrini değiştirmek için yaptığı)
tack i. tramola
tack i. yelkenli geminin dümen ve rüzgarın etkisiyle gittiği yön
tack i. yelkenin rüzgara göre açısını ayarlayan ip
tack f. gemiyi çevirmek
tack f. tiramola ederek gitmek
tack f. tiramolayla yükselmek
tack f. volta vurmak (yelkenli)
tack f. rüzgara karşı dönmek
Argo
tack i. tütün

"tack" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
tailor's tack i. bol teyel
tack hammer i. çekiç
tailor's tack i. bol teyel
hard tack i. galeta
tick-tack i. saat sesi
tick-tack-toe i. üç taş
lead tack i. kulak
lead tack i. yaka
tick-tack-toe i. üç taş oyunu
tie tack i. kravat iğnesi
tic-tack-toe i. xox oyunu
tack room i. bir ahırda dizgin ve eğerlerin saklandığı oda
carpet tack i. halıları duvara asmak için kullanılan düz başlı kısa çivi
carpet tack i. halı çivisi
ticky-tack i. ucuz malzeme
tack down f. çakmak
tack something on f. bir şeyi çivi veya raptiyeyle bir yere asmak
tack together f. teyellemek
tack on f. bir şeyi bir çivi veya raptiyeyle bir yere tutuşturmak
tack something on to f. bir şeyi sonradan gelişigüzel bir şekilde başka birşeye eklemek
take a different tack f. rotayı değiştirmek
take a different tack f. farklı bir yol izlemek
hold tack f. katlanmak
hold tack f. dayanmak
Öbek Fiiller
tack something up f. raptiye ile tutturmak
tack something down f. raptiye ile tutturmak
tack up f. ata koşum takımı takmak
tack up f. atı eyerlemek
tack down f. (bir şeyi bir yere) iliştirmek veya tutturmak
tack together f. (parçaları) bir araya getirmek
tack together f. parçaları bir araya getirerek bir şeyi monte etmek
tack on f. ilave etmek
tack on f. eklemek
tack together f. birleştirmek
tack up f. atı koşuma hazırlamak
tack together f. bir araya getirmek
tack something on f. bir şeyi bir şeyin üstüne eklemek
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeyin) üstüne fazladan eklemek/ilave etmek
tack something up f. bir şeyi raptiyelemek/çivilemek
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeye) raptiyelemek/çivilemek
tack up f. yüksek bir yere yapıştırmak
tack something up f. bir şeyi çiviyle/raptiyeyle asmak
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeye) çakarak sabitlemek
tack up f. çiviyle/raptiyeyle yüksek bir yere çakmak
tack something on f. bir şeyi bir şeyin üstüne yersiz bir şekilde eklemek
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeye) yapıştırmak
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeye) raptiyeyle/çiviyle tutturmak
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeye) raptiyeyle/çiviyle takmak
tack something onto something f. bir şeyi bir şeyin üstüne yersiz bir şekilde eklemek
tack something up f. bir şeyi yapıştırmak
tack something up f. bir şeyi raptiyeyle çiviyle sabitlemek
tack up f. yüksek bir yere/şeye çivilemek
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeyin) üstüne getirip yapıştırmak
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeye) raptiyeyle/çiviyle asmak
tack something onto something f. bir şeyi bir şeyin üstüne fazladan eklemek/ilave etmek
tack something up f. bir şeyi raptiyeyle/çiviyle tutturmak
tack up f. yüksek bir yere/şeye tutturmak
tack something on f. bir şeyi bir şeyin üstüne fazladan eklemek/ilave etmek
tack something up f. bir şeyi raptiyeyle/çiviyle takmak
tack up f. çiviyle/raptiyeyle tutturmak
tack something up f. bir şeyi çakarak sabitlemek
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeye) raptiyeyle çiviyle sabitlemek
tack (something) onto (something else) f. (bir şeyi bir şeyin) üstüne yersiz bir şekilde eklemek
tack up f. yüksek bir yere/şeye raptiyelemek
tack something onto something f. bir şeyi bir şeyin üstüne eklemek
tack up f. çiviyle/raptiyeyle asmak
tack something onto something f. bir şeyi bir şeyin üstüne getirip yapıştırmak/koymak
tack up f. çiviyle/raptiyeyle sabitlemek
tack something on f. bir şeyi bir şeyin üstüne getirip yapıştırmak/koymak
tack up f. yüksek bir yere/şeye iliştirmek
tack something onto something f. bir şeyi bir şeye eklemek
tack something on f. bir şeyi bir şeyin üstüne eklemek
tack something on f. bir şeyi bir şeye eklemek
tack something onto something f. bir şeyi bir şeyin üstüne eklemek
tack onto f. '-e raptiyelemek/çivilemek
tack onto f. '-e yapıştırmak
tack onto f. üstüne fazladan eklemek/ilave etmek
tack onto f. -e raptiyeyle/çiviyle asmak
tack onto f. üstüne fazladan eklemek/ilave etmek
tack onto f. -e çakarak sabitlemek
tack onto f. -e raptiyeyle çiviyle sabitlemek
tack onto f. -e raptiyeyle/çiviyle takmak
tack onto f. -e raptiyeyle/çiviyle tutturmak
Konuşma Dili
ticky–tack i. ucuz malzemeyle yapılmış şey
hard tack [ireland] i. viski
ticky–tack s. pejmürde
ticky–tack s. ucuza inşa edilmiş
ticky–tack s. sıradan
ticky–tack s. kalitesiz
ticky–tack s. vasat
Deyim
a change of tack i. fikir değişikliği
a change of tack i. izlenen yol değişikliği
a change of tack i. izlenen rota değişikliği
a change of tack i. yol haritası değişikliği
a change of tack i. plan değişikliği
a change of tack i. taktik değiştirme
a change of tack i. rüzgara/havaya göre yön değiştirme
change tack f. farklı bir yöntem uygulamak
change tack f. farklı bir hareket tarzını benimsemek
try a different tack f. farklı bir hareket tarzını benimsemek
try a different tack f. farklı bir yöntem uygulamak
try a different tack f. yön/istikamet değiştirmek
change tack f. yön/istikamet değiştirmek
hold tack with f. (tekne) başka bir tekneyle aynı rotada giderek rota değişimi yapmak
hold tack with f. yetişmek
hold tack with f. ayak uydurmak
be as sharp as a tack f. kıvrak zekalı olmak
be as sharp as a tack f. çok zeki olmak
be as sharp as a tack f. gözlerinden zeka fışkırmak
be as sharp as a tack f. keskin zekalı olmak
be as sharp as a tack f. cin gibi olmak
take the right tack f. doğru yolda olmak
take the right tack f. doğru yöntemi, stratejiyi kullanmak
take the right tack f. doğru yönde ilerlemek
as sharp as a tack expr. çok zeki
as sharp as a tack expr. keskin zekalı
as sharp as a tack expr. gözlerinden zeka fışkıran
flat as a tack expr. aşırı moralsiz
as flat as a tack expr. çok üzgün
as flat as a tack expr. üzüntüden mecali kalmamış
flat as a tack expr. üzüntüden mecali kalmamış
as flat as a tack expr. aşırı moralsiz
flat as a tack expr. çok üzgün
sharp as a tack expr. cin gibi
as sharp as a tack expr. cin gibi
on the right tack expr. başarıya giden yolda
on the right tack expr. tatmin edici bir şekilde ilerleyen
on the right tack expr. doğru yolda
on the right tack expr. doğru izde
on the wrong tack expr. yanlış iz üzerinde
on the wrong tack expr. yanlış yolda
Ticaret/Ekonomi
tack mortgages f. ipotekleri birleştirmek
tack securities f. teminatları birleştirmek
Teknik
tack weld i. geçici kaynak
tack weld i. punto
tack coat i. yapıştırma tabakası
tack welding i. tutturma kaynağı
tack coat i. yapıştırma katmanı
tack welding i. geçici kaynak
tack weld i. nokta kaynağı
tack rivet i. geçici perçin
tack weld i. punto kaynağı
tack weld i. kesik dikiş
tack welding i. punta kaynağı
tack welding i. nokta kaynağı
tack rivet i. tutturma perçini
tin tack i. kalaylı döşeme çivisi
tack weld i. tutturma kaynağı
tack hammer i. karfiçe çekici
tack hammer i. döşemeci çekici