| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | tack i. | iri başlı küçük çivi | ||
|
We need many tacks to nail the cover on the wall. Kapağı duvara çivilemek için çok sayıda iri başlı küçük çiviye ihtiyacımız var. More Sentences |
||||
| Genel | tack i. | yol | ||
|
The group brainstormed to come up with another tack all morning. Grup, başka bir yol bulabilmek için tüm sabah beyin fırtınası yaptı. More Sentences |
||||
| Genel | tack i. | raptiye | ||
|
To complete the repair, you must use a holder; otherwise, you can not stabilize the tack quickly. Onarımı tamamlamak için bir tutucu kullanmalısınız; aksi takdirde raptiyeyi hızlı bir şekilde sabitleyemezsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | tack i. | yöntem | ||
|
I may have to change tack. Farklı bir yöntem uygulamak zorunda olabilirim. More Sentences |
||||
| Genel | tack i. | teyel | ||
|
She finished the tailor tacks with a loop. Teyeli bir düğümle tamamladı. More Sentences |
||||
| Genel | tack i. | eyer takımı | ||
|
The online seller of the used horse tack offers free shipping. Kullanılmış eyer takımının online satıcısı kargo bedava gönderim yapıyor. More Sentences |
||||
| Genel | tack i. | eciş bücüş objeler | ||
|
Ember wants to give away all the tacks in her basement. Ember bodrumundaki eciş bücüş objeleri insanlara dağıtmak istiyor. More Sentences |
||||
| Genel | tack f. | eklemek | ||
|
We cannot merely tack a social chapter on to neo-liberal economic policy. Neo-liberal ekonomi politikasına sadece sosyal bir bölüm ekleyemeyiz. More Sentences |
||||
| Genel | tack f. | çivilemek | ||
|
The poster was tacked to her bedroom wall. Poster yatak odası duvarına çivilenmişti. More Sentences |
||||
| Genel | tack f. | orsa etmek | ||
|
The crew worked in coordination to tack the sailing boat. Tayfa yelkenliyi orsa etmek için birlikte çalıştı. More Sentences |
||||
| Genel | tack f. | teyellemek | ||
|
You should tack the seam to hold the layers together. Katları bir arada tutmak için teyel atmalısın. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | tack i. | teyel | ||
|
She finished the tailor tacks with a loop. Teyeli bir düğümle tamamladı. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | tack i. | teyel | ||
|
She finished the tailor tacks with a loop. Teyeli bir düğümle tamamladı. More Sentences |
||||
| Tekstil | tack f. | teyellemek | ||
|
You should tack the seam to hold the layers together. Katları bir arada tutmak için teyel atmalısın. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | tack f. | orsa etmek | ||
|
The crew worked in coordination to tack the sailing boat. Tayfa yelkenliyi orsa etmek için birlikte çalıştı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | tack i. | geçici olarak tutturma | ||
| Genel | tack i. | kontra | ||
| Genel | tack i. | yiyecek | ||
| Genel | tack i. | geminin rüzgara göre yaptığı yön değişikliği | ||
| Genel | tack i. | yön (bir yelkenlinin) | ||
| Genel | tack i. | gıda | ||
| Genel | tack i. | yön (bir hareketin) | ||
| Genel | tack i. | pünez | ||
| Genel | tack i. | besin | ||
| Genel | tack i. | tak | ||
| Genel | tack i. | çivi | ||
| Genel | tack i. | tedbir | ||
| Genel | tack i. | ufak çivi | ||
| Genel | tack i. | yön (bir düşüncenin takip ettiği) | ||
| Genel | tack i. | iri başlı çivi | ||
| Genel | tack i. | karfiçe | ||
| Genel | tack i. | mıh | ||
| Genel | tack i. | iliştirme | ||
| Genel | tack i. | (çivi/iğne ile) tutturma | ||
| Genel | tack i. | yapışkanlık | ||
| Genel | tack i. | yön | ||
| Genel | tack i. | gidiş | ||
| Genel | tack i. | önlem | ||
| Genel | tack i. | yaklaşım | ||
| Genel | tack i. | yol (yöntem) | ||
| Genel | tack i. | koşum | ||
| Genel | tack i. | koşum takımı | ||
| Genel | tack i. | hatırşinaslık | ||
| Genel | tack i. | saygılı davranış | ||
| Genel | tack i. | dokunma duygusu | ||
| Genel | tack i. | ince zevk | ||
| Genel | tack i. | kabara | ||
| Genel | tack i. | yelkenlinin rüzgar nedeniyle yön değiştirmesi | ||
| Genel | tack f. | raptiyelemek | ||
| Genel | tack f. | katmak | ||
| Genel | tack f. | faça etmek | ||
| Genel | tack f. | oyulgalamak | ||
| Genel | tack f. | birleştirmek | ||
| Genel | tack f. | çakmak | ||
| Genel | tack f. | çatmak | ||
| Genel | tack f. | gemiyi çevirmek | ||
| Genel | tack f. | ilave etmek | ||
| Genel | tack f. | (çivi/iğne ile) tutturmak | ||
| Genel | tack f. | zikzak yaparak gitmek | ||
| Genel | tack f. | yönetimini değiştirmek | ||
| Genel | tack f. | izlediği yolu değiştirmek | ||
| Genel | tack f. | tutumunu değiştirmek | ||
| Genel | tack f. | teyel atmak | ||
| Genel | tack N. | yön değiştirme | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | tack i. | tutturma | ||
| Teknik | tack i. | yüzey yapışkanlığı | ||
| Teknik | tack f. | çivilerle tutuşturmak | ||
| Teknik | tack f. | çivi ile iliştirmek | ||
| Teknik | tack f. | geçici olarak bağlamak | ||
| Teknik | tack f. | iliştirmek | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | tack f. | teyelle tutturmak | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | tack i. | yapışkanlık | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | tack i. | karula yakası | ||
| Denizcilik | tack i. | karala yakası | ||
| Denizcilik | tack i. | kuntra | ||
| Denizcilik | tack i. | kontra | ||
| Denizcilik | tack i. | tiramola (yelkenlinin seyrini değiştirmek için yaptığı) | ||
| Denizcilik | tack i. | tramola | ||
| Denizcilik | tack i. | yelkenli geminin dümen ve rüzgarın etkisiyle gittiği yön | ||
| Denizcilik | tack i. | yelkenin rüzgara göre açısını ayarlayan ip | ||
| Denizcilik | tack f. | gemiyi çevirmek | ||
| Denizcilik | tack f. | tiramola ederek gitmek | ||
| Denizcilik | tack f. | tiramolayla yükselmek | ||
| Denizcilik | tack f. | volta vurmak (yelkenli) | ||
| Denizcilik | tack f. | rüzgara karşı dönmek | ||
| Argo | ||||
| Argo | tack i. | tütün | ||