| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | call i. | çağrı | ||
|
Hundreds of demonstrators continued their call for justice. Yüzlerce gösterici adalet çağrılarına devam etti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | call f. | çağırmak | ||
|
I saw him standing alone and called him over. Tek başına durduğunu gördüm ve onu çağırdım. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | call f. | telefon açmak | ||
|
Tom called Mary from the airport. Tom Mary'ye havaalanından telefon açtı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | call f. | telefon etmek | ||
|
I called my father. Babama telefon ettim. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | call f. | (telefonla) aramak | ||
|
I'm busy at the moment. Can I call you tomorrow? Şu anda meşgulüm. Seni yarın arayabilir miyim? More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | call i. | ziyaret | ||
|
Do you know a doctor who makes house calls? Ev ziyareti yapan bir doktor tanıyor musunuz? More Sentences |
||||
| Genel | call i. | talep | ||
|
We will nevertheless put before the Court of Auditors Parliament's call for a specific external audit. Yine de Parlamentonun özel bir dış denetim talebini Sayıştay'ın önüne koyacağız. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | ses | ||
|
We could hear the call of the crows from the open window. Açık pencereden kargaların sesini duyabiliyorduk. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | seslenme | ||
|
I'm tired of hearing you call Tom an idiot. Tom'a aptal diye seslenmeni duymaktan usandım. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | konuşma | ||
|
It's impossible to make a long-distance call with this phone. Bu telefonla bir şehirler arası konuşma yapmak imkansızdır. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | telefon konuşması | ||
|
I'm still on a call. Hâlâ telefonla konuşuyorum. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | telefon | ||
|
Seven weeks later, I got a call from my family. Yedi hafta sonra ailemden bir telefon aldım. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | davet | ||
|
A few months ago I received a call from Mr Lemond. Birkaç ay önce Bay Lemond'dan bir davet aldım. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | arama | ||
|
He received a call from the police and stormed out. Polisten bir arama gelince hışımla dışarı çıktı. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | karar | ||
|
We could leave or stay another day. It's your call. Gidebilir veya bir gün daha kalabiliriz. Karar sizin. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | çağrı | ||
|
Hundreds of demonstrators continued their call for justice. Yüzlerce gösterici adalet çağrılarına devam etti. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | telefon görüşmesi | ||
|
Sami was making another call. Sami başka bir telefon görüşmesi yapıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | telefon konuşması | ||
|
I'm still on a call. Hâlâ telefonla konuşuyorum. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | demek | ||
|
His name is Michael, but his friends call him Mikey. Adı Michael ama arkadaşları ona Mikey diyor. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | davet etmek | ||
|
I call upon you, ladies and gentlemen, to support these efforts. Bayanlar ve baylar, sizleri bu çabaları desteklemeye davet ediyorum. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | çağrıda bulunmak | ||
|
We call on the rebels to lay down their arms and return to the negotiating table. İsyancılara silahlarını bırakmaları ve müzakere masasına dönmeleri çağrısında bulunuyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | lakap takmak | ||
|
Mary is calling her sister names. Mary, kız kardeşine lakap takıyor. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | adlandırmak | ||
|
Simply to call this fraud Nigerian fraud is unacceptable and an insult to the Nigerian population. Bu dolandırıcılığı Nijerya dolandırıcılığı olarak adlandırmak kabul edilemez ve Nijerya halkına hakarettir. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | diye hitap etmek | ||
|
What do we do when someone, with the provocation of our public in mind, wants to call his child Osama Bin Laden? Birisi, halkımızı da kışkırtarak, çocuğuna Usame Bin Ladin diye hitap etmek isterse ne yapacağız? More Sentences |
||||
| Genel | call f. | uğramak | ||
|
He just called round to say hello. Sadece merhaba demek için uğramıştı. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | seslenmek | ||
|
He called me by name. O bana ismimle seslendi. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | ad takmak | ||
|
I called them fat pigs. Onlara şişko domuzlar adını taktım. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | adlandırılmak | ||
|
The fact is that, as yet, the Russian Federation cannot be called an entirely normal democracy. Gerçek şu ki Rusya Federasyonu henüz tam anlamıyla normal bir demokrasi olarak adlandırılamaz. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | söylemek | ||
|
I heard someone call my name from the other room. Diğer odadan birinin adımı söylediğini duydum. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | ad koymak | ||
|
We decided to call the kitten Skittles. Yavru kediye Skittles adını koymaya karar verdik. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | çağırmak | ||
|
I saw him standing alone and called him over. Tek başına durduğunu gördüm ve onu çağırdım. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | (seçim/seferberlik) çağrısında bulunmak | ||
|
A ceasefire needs to be called without delay so that the negotiating process can be re-relaunched. Müzakere sürecinin yeniden başlatılabilmesi için gecikmeksizin ateşkes çağrısında bulunulmalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | (maçı/müsabakayı) iptal etmek | ||
|
Maybe we should call the whole thing off. Belki de her şeyi iptal etmeliyiz. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | talep etmek | ||
|
We call for a vote on our motion. Önergemizin oylanmasını talep ediyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | (zor/kolay) olduğunu düşünmek | ||
|
We called the party a great success. Partinin, büyük bir başarı olduğunu düşündük. More Sentences |
||||
| Genel | call f. | küfür etmek | ||
|
She called him bad names. Ona küfürler etti. More Sentences |
||||
| Genel | call i. | bağırış | ||
| Genel | call i. | haykırma | ||
| Genel | call i. | ziyaret etme | ||
| Genel | call i. | kısa ziyaret | ||
| Genel | call i. | bağırma | ||
| Genel | call i. | lüzum | ||
| Genel | call i. | sesleniş | ||
| Genel | call i. | ötüş | ||
| Genel | call i. | telefonda konuşma | ||
| Genel | call i. | düdük | ||
| Genel | call i. | ötme (kuş) | ||
| Genel | call i. | av hayvanlarını çağırmakta kullanılan düdük | ||
| Genel | call i. | ihtiyaç | ||
| Genel | call i. | istem | ||
| Genel | call i. | yem borusu | ||
| Genel | call i. | çağırma | ||
| Genel | call i. | celp | ||
| Genel | call i. | telefon etme | ||
| Genel | call i. | çağırış | ||
| Genel | call i. | rağbet | ||
| Genel | call i. | gereksinim | ||
| Genel | call i. | çağrılma | ||
| Genel | call i. | uyandırılma | ||
| Genel | call i. | uyandırma | ||
| Genel | call i. | feryat | ||
| Genel | call i. | yoklama | ||
| Genel | call i. | (resmi) davet | ||
| Genel | call i. | provaya çağrı | ||
| Genel | call i. | çekim | ||
| Genel | call i. | cazibe | ||
| Genel | call i. | uğrama (ziyaret) | ||
| Genel | call i. | kısa ziyaret | ||
| Genel | call i. | zil ile çağrı | ||
| Genel | call i. | çekme | ||
| Genel | call i. | cazibe | ||
| Genel | call i. | albeni | ||
| Genel | call i. | büyü (çekicilik) | ||
| Genel | call i. | çekicilik | ||
| Genel | call i. | istek | ||
| Genel | call i. | rağbet | ||
| Genel | call i. | bir işi kabul etme daveti | ||
| Genel | call i. | gerek | ||
| Genel | call i. | listeden isimleri okuyarak yapılan yoklama | ||
| Genel | call i. | yoklama | ||
| Genel | call i. | telefon çağrısı | ||
| Genel | call i. | telefon etme | ||
| Genel | call i. | telefon görüşmesi talebi | ||
| Genel | call i. | ödeme isteği | ||
| Genel | call i. | ödeme talebi | ||
| Genel | call i. | kart isteme | ||
| Genel | call i. | kartlarını gösterme | ||
| Genel | call i. | önceki ile eşit pey sürme | ||
| Genel | call i. | pas geçme | ||
| Genel | call f. | anmak | ||
| Genel | call f. | ilan etmek (toplantı/seçim/grev vb'nin yapılacağını) | ||
| Genel | call f. | iddia etmek | ||
| Genel | call f. | celp etmek | ||
| Genel | call f. | ziyaret etmek | ||
| Genel | call f. | telefonda konuşmak | ||
| Genel | call f. | dava açmak | ||
| Genel | call f. | yuvarlak bir sayıya çevirmek (bir miktarı) | ||
| Genel | call f. | uyandırmak | ||
| Genel | call f. | isim koymak | ||
| Genel | call f. | düşünmek | ||
| Genel | call f. | saymak | ||
| Genel | call f. | haykırmak | ||
| Genel | call f. | bağırmak | ||
| Genel | call f. | isimlendirmek | ||
| Genel | call f. | yoklama yapmak | ||
| Genel | call f. | kendisine çekmek | ||
| Genel | call f. | (dikkat) çekmek | ||
| Genel | call f. | uyandırmak | ||
| Genel | call f. | (bir listeden isimleri) yüksek sesle okumak | ||
| Genel | call f. | resmen ilan etmek | ||
| Genel | call f. | (seçim/seferberlik) duyurusunda bulunmak | ||
| Genel | call f. | (mahkemeye/davaya) davet etmek | ||
| Genel | call f. | (mahkemeye/davaya) getirtmek | ||
| Genel | call f. | (mahkemeye) taşımak | ||
| Genel | call f. | (mahkemeye) götürmek | ||
| Genel | call f. | celp etmek | ||
| Genel | call f. | işleme almak/koymak | ||
| Genel | call f. | gündeme almak/getirmek | ||
| Genel | call f. | (maçı/müsabakayı) tatil etmek | ||
| Genel | call f. | (kredi/borç) ödenmesini talep etmek | ||
| Genel | call f. | (kredi/borç) ödenmesini istemek | ||
| Genel | call f. | istemek | ||
| Genel | call f. | ibrazını istemek | ||
| Genel | call f. | ibrazını talep etmek | ||
| Genel | call f. | yerine koymak | ||
| Genel | call f. | farz etmek | ||
| Genel | call f. | zannetmek | ||
| Genel | call f. | varsaymak | ||
| Genel | call f. | saymak | ||
| Genel | call f. | addetmek | ||
| Genel | call f. | olarak düşünmek | ||
| Genel | call f. | doğru tahmin etmek | ||
| Genel | call f. | tahmini tutmak | ||
| Genel | call f. | (kuş/böcek/hayvan) ötmek | ||
| Genel | call f. | sövmek | ||
| Genel | call f. | kötü sözler söylemek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | call i. | tahmin | ||
| Konuşma Dili | call i. | öngörü | ||
| Konuşma Dili | call f. | uyarmak | ||
| Konuşma Dili | call f. | ikaz etmek | ||
| Konuşma Dili | call f. | açıklama istemek | ||
| Konuşma Dili | call f. | dikkatini çekmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | call i. | belirli bir tarihe kadar belirli bir fiyata sabit miktarda hisse senedi satın alma opsiyonu | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | call i. | boru sesi | ||
| Spor | ||||
| Spor | call i. | hakem kararı | ||
| Spor | call i. | hakemin verdiği karar | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | call f. | kart istemek | ||
| İskambil | call f. | (karşıdaki oyuncunun) kartlarını görmek istemek | ||
| İskambil | call f. | eşit pey sürmek | ||
| İskambil | call f. | aynı ekipteki oyun arkadaşı ile işaretleşmek | ||