gerek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

gerek



"gerek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 17 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
gerek need i.
General
gerek requirement i.
gerek necessity i.
gerek want i.
gerek exigence i.
gerek exigency i.
gerek requisition i.
gerek pinch i.
gerek occasion i.
gerek involvement i.
gerek concern i.
gerek demand i.
gerek call i.
gerek needed s.
gerek necessary s.
gerek whether or bağ.
gerek neither bağ.

"gerek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 229 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
gerek duymak require f.
General
gerek görmemek find unnecessary f.
gerek duymamak not to have a need for something f.
gerek görmemek not feel the need (to do something) f.
gerek duymamak not need f.
gerek görmemek not have a need for something f.
gerek duymamak not feel the need (to do something) f.
gerek görmemek not need f.
gerek duymamak find unnecessary f.
tanıklığına gerek duyulmak need one's testimony f.
tanıklığına gerek duymak need one's testimony f.
restore edilmeye gerek duymak be in need of restoration f.
restorasyona gerek duymak be in need of restoration f.
gerek görmek regard something as necessary f.
gerek görmek find something necessary f.
gerek duymak consider something necessary f.
gerek duymak think something necessary f.
gerek görmek see something as necessary f.
gerek duymak see something as necessary f.
gerek görmek consider something necessary f.
gerek duymak regard something as necessary f.
gerek görmek think something necessary f.
gerek duymak find something necessary f.
gerek görmek feel something necessary f.
gerek duymak feel something necessary f.
gerek görmek need to f.
gerek duyulmak be required f.
gerek görmek require to f.
gerek duymak need f.
gerek duyulmak be needed f.
gerek duymak have need for f.
gerek duyulmak be necessary f.
gerek göstermek necessitate f.
gerek kalmamak not necessary anymore f.
tamire gerek duymak need fixing f.
gerek olmamak be no need f.
gerek olmamak be not necessary f.
gerek duyulan yazılım required software i.
gerek duyan needer i.
sulanmaya gerek duymayan bitkiler unirrigated crops i.
gerek ve yeter koşul necessary and sufficient condition i.
gerek ve yeter şart necessary and sufficient condition i.
tamire gerek duyan out of repair s.
başkalarının telkinlerine gerek duymayan self-motivated s.
izaha gerek duymayacak kadar açık self explanatory s.
gerek duyulan required s.
çok sayıda insanın katılımına gerek duyan people-intensive s.
gerek yok not necessarily zf.
tarafından gerek görüldüğü takdirde if deemed necessary by zf.
gerek olmaksızın unnecessarily zf.
yoruma gerek kalmaksızın without the need for comment zf.
gerek olmaksızın without the need to zf.
gerek kalmaksızın unnecessarily zf.
gerek kalmaksızın without the need to zf.
başka kanıt göstermeye gerek kalmaksızın without more zf.
gerek duyulması halinde if required zf.
gerek gerekse both and bağ.
gerek...gerekse... either...or... bağ.
ne gerek var no need ünl.
neme gerek no need ünl.
ne gerek no need ünl.
(öyle) olmasa gerek (tell me) it isn't so ünl.
Phrasals
gerek duyulan niteliklere uygun olmak measure up
Phrases
gerek duyulursa in case of necessity zf.
gerek duyulması halinde in case of need zf.
söylemeye gerek yok needless to say
söylemeye gerek yoktur ki we need hardly mention that
fazla söze gerek yok needless to say
söylemeye gerek yoktur ki we need hardly mention that
gerek kalmaksızın without any necessity
gerek olmaksızın without any necessity
lafını etmeye değmez (özür dilemene gerek yok) not worth mentioning
gerek ve yeter koşul if and only if
gerek ve yeter şart if and only if
izaha gerek yok that tells its own tale
özel bilgi veya çabaya gerek kalmadan without special knowledge or effort
sormaya gerek bile yok there is no need to ask
sormaya gerek yok there is no need to ask
şunu söylemeye gerek bile yok it goes without saying
kefalet ödeme ve diğer teminatlara gerek kalmaksızın without any requirement to post a bond or other security
kefalet ödeme ve diğer teminatlara gerek kalmaksızın without being required to post a bond or other security
bu kadar detaya girmene gerek yoktu too much information! (tmi)
bir yarayı iyileştirmek için ona dokunmayı bırakman gerek to heal a wound you must stop touching it
yolcu yolunda gerek we must be on our way
bilineni tekrara gerek yok there is no need to state the obvious
Colloquial
çalışmaya gerek duymayan kadın a lady of leisure
gerek kalmadan without the necessity of
gerek kalmadan without the need for
gerek kalmadan without having to
tuvalete gitmem gerek nature is calling me
acilen gerek duymak need something yesterday
Idioms
söylemeye gerek yok it goes without saying
söylemeye gerek yok ki that goes without saying
söylemeye gerek yok ki it goes without saying
söylemeye gerek yok that goes without saying
üzülmeye gerek yok kötü şeyler her zaman olur that's the way the cookie crumbles
tartışılmaya gerek duyulmadan alınan karar on the nod
oylamaya gerek duymadan alınan karar on the nod
şeytan azapta gerek there's no rest for the wicked
şeytan azapta gerek there's no peace for the wicked
gerisini zaten biliyorsun anlatmaya gerek yok the rest is history
evet dememe gerek var mı? do bears shit in the woods?
çizgiyi bir yerde çekmek gerek one has to draw the line somewhere
her şeyin bir sınırı vardır/olması gerek one has to draw the line somewhere
yardıma gerek duyduğu anlarda/zamanlarda in somebody's hour of need
Speaking
geliştirilmesi gerek/eksikler var there is room for improvement i.
söylemeye gerek yok it goes without saying
söylemeye gerek yok it goes without saying.
gerek yok it is not necessary
olsa gerek i guess
şeytan azapta gerek it serves him right
yatmam gerek i have to sleep
(öyle) olmasa gerek it shouldn't be (like that)
böyle bir şeye gerek yoktu there was no need for such a thing
özüre gerek yok no need to apologize
özür dilemene gerek yok you don't have to be sorry
özüre gerek yok no need to be sorry
özüre gerek yok you don't have to be sorry
özür dilemene gerek yok no need to apologize
özür dilemene gerek yok no need to be sorry
ne gerek var why bother
uyumam gerek I must go to sleep
uyumam gerek I have to go to sleep
uyumam gerek I must sleep
uyumam gerek I have to sleep
konuşmamız gerek we need to talk
strese gerek yok no need for/to stress
eğer gerek duyarsan if you need
endişeye gerek yok (her şey yolunda gidecek) she's apples
endişeye gerek yok (her şey yolunda gidecek) she'll be apples
gerek yok there's no need
bana inanman gerek you have to believe me
seni bir konuda uyarmam gerek i need to warn you about one thing
kendimi korumam gerek i have to protect myself
böyle dostlarım varken düşmana ne gerek var with friends like that who needs enemies?
bunu konuşmamız gerek we've gotta talk about this
hazırlanmamız gerek we need to prepare
bu kadar zahmete girmene hiç gerek yoktu you really didn't have to go to all this trouble
resmi olmanıza gerek yok don't stand on ceremony
resmi davranmanıza gerek yok don't stand on ceremony
bunu yapmana gerek yoktu you didn't have to do this
endişe etmene gerek yok you don't have to worry about it
boyunun ne kadar olduğunu bilmem gerek i need to know your height
bilmem gerek i need to know
bunu daha kaç kere söylemem gerek? how many times do i have to say it?
korkmamıza gerek yok we don't have to be afraid
gitmemiz gerek it's time we should be going
daha fazla söze gerek var mı? why say more?
öyle olmasa gerek i suspect not
öyle olmasa gerek i don't think so
öyle olmasa gerek i think not
öyle olmasa gerek i expect not
öyle olmasa gerek i suppose not
öyle olmasa gerek i guess not
bunu biraz düşünmem gerek i'm gonna have to think about it
telefon etmem gerek i have to make a phone call
bunu yapmana gerek yoktu you didn't need to do that
seninle konuşmam gerek i need to talk to you
bir şeye çok gerek duyulduğu anlamına gelen bir ifade i need it yesterday
erkek arkadaşımın bilmesine gerek yok my boyfriend doesn't have to know
seninle cidden konuşmamız gerek i really need to speak to you
(bunu anlamak için) bilim adamı olmana gerek yok it doesn't take a rocket scientist
(bunu anlamak için) bilim adamı olmana gerek yok you don't have to be a rocket scientist
bir avukatla görüşmemiz gerek we need to see a lawyer
ufak bir ders almaları gerek they need a little lesson
onu kıskanmana hiç gerek yok you have no need to be jealous of him
korkmana gerek yok you have no reason to be scared
ne yapmam gerek? what should i do?
(bir şeyi yapmaya) gerek yok there is no need to
hatırlatmama gerek var mı? need i remind you that
hatırlatmama gerek var mı? need i remind you of
ne gerek var/neyime gerek who needs it
ne gerek var/neyime gerek who needs them
üzülmene gerek yok you don't have to be upset
üzülmene gerek yok you don't have to be sad
üzülmenize gerek yok you don't have to be sad
üzülmenize gerek yok you don't have to be upset
seninle bir an önce konuşmam gerek i need to talk to you immediately
seninle hemen konuşmam gerek i need to talk to you immediately
seninle derhal konuşmam gerek i need to talk to you immediately
bu konuda yardımın gerek i need your help on this one
dahi olmaya gerek yok it doesn't take a genius
gerek duyduğunuz kadar as you need
korkmana gerek yok you don't have to be afraid
endişeye gerek yok (her şey yolunda gidecek) there is no need to worry (everything will be ok)
evli olduğumu hatırlatmama gerek var mı? need i remind you that i am married?
birbirimizi yeniden görmek için 10 yıl beklememize gerek yok we don't have to wait 10 years to see each other again
hazırlanmam gerek i got to get ready
bir avukatla görüşmen gerek you need to see a lawyer
bir avukatla görüşmeniz gerek you need to see a lawyer
bu kadar zahmete girmene hiç gerek yoktu you didn't have to go to all this trouble
bunca zahmete girmene hiç gerek yoktu you didn't have to go to all this trouble
benim bir şeyler düşünmem gerek i gotta think of something
sana güvenebileceğimi bilmem gerek i need to know that i can count on you
sana güvenebileceğimi bilmem gerek i need to know that i can trust you
artık gerek kalmadı it's not necessary anymore
çok daha iyisini yapmam gerek i have to do much better
bir şey demene gerek yok you don't have to say anything
sana bir şey göstermem gerek I need to show you something
bana yalan söylemene gerek yok you don't have to lie to me
sana kaç kere daha söylemem gerek? how many times do I have to tell you?
buna gerçekten gerek var mı? is this really necessary?
sabırlı olmanız gerek you have to be patient
sabırlı olman gerek you have to be patient
lafı gevelemeye gerek yok let's just cut to the chase
kendi yolundan gitmen gerek you gotta go your own way
bunu gerçekten düşünmem gerek i really have to give this some thought
size bazı sorular sormamız gerek we need to ask you some questions
bir yere gitmem gerek i have to go somewhere
bir yere gitmem gerek i have somewhere to go
içmene gerek yok you don't have to drink it
abartmaya gerek yok it's not that big of a deal
anı yaşaman gerek you gotta live in the moment
bunu yapmana gerek yoktu you did not need to do this
gerek yok it's fine
fazla söze ne gerek I don't need to say much
senin sağlıklı beslenmen gerek you need to eat healthily
senin sağlıklı beslenmen gerek you need to eat healthy foods
olsa gerek I think
Slang
(gerek yok) ben iyiyim i'm straight (rap slang)
Trade/Economic
herhangi bir girişimde bulunmasına gerek kalmaksızın without any action on the part of ...
yasal gerek legislative requirement
gerek limanda ve gerekse yolda sigortalı at and from
malzeme akışını büyük envanterlere gerek bırakmayacak biçimde düzenlemeyi ve bu yolla imalat sürecini rahatlatmayı hedefleyen japon üretim süreci sistemi kanban
Law
üzerindeki tarih veya eskiliği nedeniyle gerçek kabul edilen herhangi bir tanıklığa gerek duyulmayan kanıt niteliğindeki belge ancient document
Technical
gerekli olan/gerek duyulan ham uranyum miktarı the amount of raw uranium required
Textile
renk atmanın maksimum düzeyde önüne geçilebilmesini sağlayan çapraz bağlanmanın tamamlanması için gerek duyulan süre curing time
Medical
gelişim veya çalışma bakımından başka bir uyarıya gerek gösterme durumu heteronomy
tedaviye gerek duymak need therapy