pinch - Türkçe İngilizce Sözlük

pinch

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pinch — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sıkmak, cimdiklemek, az miktar
Okunuş (IPA):
(AmE /pɪntʃ/ – BrE /pɪntʃ/)
Terim Türü:
İsim: pinch (pinches); Fiil: pinch (pinches – pinched – pinching)
Parmaklar arasında sıkıştırmayı ve küçük miktarı ifade eden fiil ve isimdir. Eski İngilizce pyncean kökünden evrilen yapı, daraltma anlamına gelir. Yemek tarifleri, fiziksel betimlemeler ve mecazi anlatımlarda kullanılır.
Eş Anlamlılar:
squeeze, nip
Zıt Anlamlılar:
release

"pinch" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 96 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pinch i. tutam
Genel
pinch i. sıkıntı
Other fishing regions are also starting to feel the pinch now.
Diğer balıkçılık bölgeleri de artık sıkıntıyı hissetmeye başladı.

More Sentences
pinch i. çimdik
Emma gave her brother a warning pinch as he was annoying her.
Emma rahatsızlık verdiği için kardeşine bir uyarı çimdiği attı.

More Sentences
pinch f. vurmak
I returned my boots as they were pinching.
Vurdukları için botlarımı geri verdim.

More Sentences
pinch f. araklamak
That man pinched my shoes!
O adam ayakkabılarımı arakladı!

More Sentences
pinch f. çimdiklemek
My mother used to pinch me as a punishment.
Annem ceza olarak beni çimdiklerdi.

More Sentences
pinch f. sıkıştırmak
Fill the dough with grated cheese; fold and pinch the edges.
Hamuru rendelenmiş peynirle doldurun; katlayın ve kenarlarını sıkıştırın.

More Sentences
Teknik
pinch f. sıkıştırmak
Fill the dough with grated cheese; fold and pinch the edges.
Hamuru rendelenmiş peynirle doldurun; katlayın ve kenarlarını sıkıştırın.

More Sentences
Mutfak
pinch i. çimdik
Emma gave her brother a warning pinch as he was annoying her.
Emma rahatsızlık verdiği için kardeşine bir uyarı çimdiği attı.

More Sentences
Eski Kullanım
pinch f. tutuklamak
The cops pinched the robber.
Polisler soyguncuyu tutukladı.

More Sentences
Genel
pinch i. gereklilik
pinch i. zaruret
pinch i. gerek
pinch i. yakalanma
pinch i. darlık
pinch i. fiske
pinch i. ihtiyaç
pinch i. tutam
pinch i. çimke
pinch i. kritik nokta
pinch i. önemli an
pinch i. acil vaka
pinch i. zor durum
pinch i. yay gövdesindeki belli belirsiz yatay çizgiler
pinch i. vücudun bir yerini kıstırınca oluşan bere
pinch i. öngörülememiş ani kriz
pinch i. küçük ve keskin ısırık
pinch i. kırpıntı
pinch f. vurmak (ayakkabı)
pinch f. kaparozlamak
pinch f. uçurmak
pinch f. acı vermek
pinch f. iç etmek
pinch f. sıkmak
pinch f. para çalmak
pinch f. iyi etmek
pinch f. yakalamak
pinch f. eşya çalmak
pinch f. ayağını sıkmak
pinch f. enselemek
pinch f. mıncıklamak
pinch f. yürütmek
pinch f. makas almak
pinch f. ele geçirmek
pinch f. kıvrandırmak
pinch f. acıtmak
pinch f. kaldırmak
pinch f. kısmak
pinch f. aşırmak
pinch f. çalmak
pinch f. kıstırmak
pinch f. çimdik atmak
pinch f. ince göstermek
pinch f. dar göstermek
pinch f. süzgün göstermek
pinch f. çelimsiz göstermek
pinch f. buruşturmak
pinch f. soldurmak
pinch f. iyice sınırlandırmak
pinch f. dar bir alana hapsetmek
pinch f. (miktar) bir tutam gelmek
pinch f. (baharat) bir tutam koymak
pinch f. (resmi) dokunmatik ekranda parmaklarla büyütmek
pinch f. (dokunmatik ekranda) resim büyütme hareketi yapmak
pinch f. cimdiklemek
pinch s. yedek
pinch s. yedek vurucunun elde ettiği
pinch N. az miktar
Ticaret/Ekonomi
pinch f. dara düşürmek
pinch f. mali sıkıntıya sokmak
pinch f. idareli olmak
pinch f. pintilik yapmak
pinch f. eli sıkı olmak
Teknik
pinch i. ampül kapatma yeri
pinch i. flament bağlantı yeri
pinch i. manivela kolu
pinch i. domuz tırnağı
pinch f. kıstırmak
Bilgisayar
pinch i. dokunmatik ekranda resim büyütmek için yapılan parmak hareketi
Denizcilik
pinch f. (tekneyi) rüzgara çok yakın kullanmak
Maden
pinch i. damar veya yatak üzerinde belirgin incelme
pinch f. (maden damarı) ufalmak
pinch f. (maden damarı) küçülüp kaybolmak
Mutfak
pinch i. tutam
Silah/Atıcılık
pinch f. (köpek) yakalamak
pinch f. (köpek) sıkıca tutmak
Spor
pinch i. istekanın aşağı doğru baskısıyla beyaz topun bilardo masasına yaptığı basınç
pinch f. (beyaz topu) bilardo masasına bastırmak
pinch f. topu bilardo masasına bastırarak itmek
Beysbol
pinch s. yedek vurucuya ait
pinch s. yedek koşucuya ait
pinch s. yedek vurucu ile ilişkili
pinch s. yedek koşucu ile ilişkili
Argo
pinch i. sabıka
pinch i. hırsızlık
pinch f. kayırmak

"pinch" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
pinch of salt i. bir tutam tuz
pinch of salt i. tuz parçası
a pinch of parsley i. bir tutam maydanoz
jack-at-a-pinch i. ücret karşılığı hizmet veren gezgin papaz
jack-at-a-pinch i. acil durumda birinin yerini alan kimse
jack-at-a-pinch i. acil durum yedeği
pinch point i. sürecin çok yavaş ilerleyip gecikme yaratan kısmı
pinch hitter i. başkasının yerine geçen kimse
pinch hitter i. yedek kimse
pinch point i. darboğaz
feel the pinch f. darda olmak
come to a pinch f. dara gelmek
pinch off f. çimdiklemek
penny pinch f. cimrilik yapmak
feel the pinch f. darda kalmak
(one's shoes) pinch one's feet f. ayakkabı ayağını vurmak
(one's shoes) pinch one's feet f. ayağını sıkmak
a pinch of s. bir tutam
at a pinch s. darlıkta
at a pinch s. sıkıntıda
a pinch of s. bir pinçik
in a pinch zf. sıkışınca
at a pinch zf. sıkışınca
in a pinch zf. gerektiğinde
at a pinch zf. gerektiğinde
in a pinch zf. icabında
at a pinch zf. gereğinde
on a pinch zf. icabında
on a pinch zf. ihtiyaç karşısında
at a pinch zf. gerekirse
at a pinch zf. icabında
even if just a pinch zf. biraz da olsa
even if just a pinch zf. az da olsa
Öbek Fiiller
pinch something back f. (bitkiyi) budamak
pinch at f. hata bulmak
pinch at f. kusur bulmak
pinch at f. itiraz etmek
pinch at f. kabul etmemek
pinch off f. tutup çekmek
pinch something off f. bir şeyi tutup bir şeyden koparmak
pinch something off (of) something f. bir şeyi tutup bir şeyden çekmek
pinch something off (of) something f. bir şeyi bir şeyden tutup ayırmak
pinch something off f. bir şeyi bir şeyden tutup ayırmak
pinch something off f. bir şeyi tutup bir şeyden çekmek
pinch something off (of) something f. bir şeyi tutup bir şeyden koparmak
pinch out f. önünü kapatmak
pinch off f. önünü kapatmak
pinch out f. bitkinin uç kısımlarından almak
pinch off f. parmağın ucuyla çimdikleyip koparmak/ayırmak
pinch something off (of) something f. bir şeyi bir şeyden koparmak
pinch out f. bitkinin uç kısımlarını eliyle koparmak
pinch off f. yoluna çıkmak
pinch something off f. bir şeyi bir şeyden koparmak
pinch something off f. bir şeyi bir şeyden parmağın ucuyla çimdikleyip koparmak/ayırmak
pinch at (someone or something) f. (birini/bir şeyi) sıkıştırmak
pinch something off (of) something f. bir şeyi bir şeyden ayırmak/ayıklamak
pinch off f. koparmak
pinch out f. kıyafet daraltmak
pinch off f. parmakla bölmek
pinch off f. elle/parmakla koparmak
pinch at (someone) f. (birine) sürekli sıkıntı vermek
pinch off f. ayırmak
pinch at (someone) f. (birine) sürekli acı vermek
pinch at (someone) f. (birine) sürekli rahatsızlık vermek
pinch something off f. bir şeyi bir şeyden parmak uçlarıyla bölerek ayırmak/koparmak
pinch at (someone) f. (birinin) sürekli canını sıkmak
pinch at (someone or something) f. (birini/bir şeyi) mıncıklamak
pinch at (someone or something) f. (birini/bir şeyi) çimdikleyip durmak
pinch off f. bağını kesmek
pinch at (someone) f. (birinin) sürekli aklını kurcalamak
pinch at (someone or something) [obsolete ] f. (birine/bir şeye) söylenmek
pinch off f. yolunu tıkamak
pinch something off (of) something f. bir şeyi bir şeyden elle/parmakla koparmak
pinch at (someone) f. (birini) sürekli duygusal olarak etkilemek
pinch out f. kıyafetin yanlarından/eninden almak
pinch something off (of) something f. bir şeyi bir şeyden parmak uçlarıyla bölerek ayırmak/koparmak
pinch out f. budamak
pinch out f. kıyafetin bir yerini içine katlayıp dikerek daraltmak
pinch at (someone or something) f. (birine/bir şeye) çimdikler atmak
pinch off f. uzaklaştırmak
pinch something off f. bir şeyi bir şeyden ayırmak/ayıklamak
pinch off f. bağını koparmak
pinch out f. yolunu tıkamak
pinch off f. önünü kesmek
pinch out f. yoluna çıkmak
pinch at (someone or something) [obsolete ] f. (birinde/bir şeyde) kusur bulmak
pinch at (someone or something) [obsolete ] f. (birinde/bir şeyde) hata bulmak
pinch at (someone) f. (birinin) duygu durumunu bozmak
pinch something off f. bir şeyi bir şeyden elle/parmakla koparmak
pinch out f. önünü kesmek
pinch something off (of) something f. bir şeyi bir şeyden parmağın ucuyla çimdikleyip koparmak/ayırmak
pinch back f. budamak
pinch from (one) f. (birinden bir şey) yürütmek/araklamak
pinch back f. ana sapı eliyle kopararak yeni sapların çıkmasını sağlamak
pinch from (one) f. (birinden bir şey) aşırmak/çalmak
pinch for f. (biri) için bir şey çalmak/araklamak
pinch from f. -den bir şey aşırmak/çalmak
pinch for f. (biri) için bir şey yürütmek/aşırmak
pinch back f. parmak uçlarıyla kopararak budamak
pinch from f. '-den bir şey yürütmek/araklamak
pinch for f. (bir suçtan) dolayı birini yakalamak/tutuklamak
İfadeler
a pinch of expr. bir tutam (tuz vb)
Konuşma Dili
pinch and scrape f. tutumlu olmak
pinch and scrape f. kıtı kıtına harcamak
pinch-hit f. ihtiyaç anında başkasının yerine geçmek
a dash of this a pinch of that expr. biraz ondan biraz bundan
Deyim
feel the pinch f. meteliğe kurşun atmak
pinch and scrape f. dişinden tırnağından artırmak
pinch and save f. dişinden tırnağından artırmak
take something with a pinch of salt f. kuşku ile karşılamak
feel the pinch f. parasızlık çekmek
take something with a pinch of salt f. şüphe ile yaklaşmak
take something with a pinch of salt f. ihtiyatla yaklaşmak
penny-pinch f. sinekten yağ çıkarmak
pinch pennies f. üçün beşin hesabını yapmak
feel the pinch f. parasızlıktan güç günler geçirmek
pinch-hit for someone f. başkasının yerine atış yapmak
pinch-hit for someone f. birine yedek olmak
pinch-hit for someone f. birinin yedeği olmak
feel the pinch f. dara düşmek
pinch and scrape f. kıt kıtına harcamak
pinch and scrape f. ucu ucuna geçinmek
take what (one) says with a pinch of salt f. (birinin) söylediği bir şeye ihtiyatla yaklaşmak
take what (one) says with a pinch of salt f. (birinin) söylediği bir şeye şüpheyle yaklaşmak
take what (one) says with a pinch of salt f. (birinin) söylediği bir şeye hemen inanmamak
take what (one) says with a pinch of salt f. (birinin) söylediği bir şeye temkinli yaklaşmak
take what (one) says with a pinch of salt f. (birinin) söylediği bir şeye kuşkuyla yaklaşmak
take with a pinch of salt f. kuşku ile karşılamak
take with a pinch of salt f. ihtiyatla yaklaşmak
take with a pinch of salt f. şüphe ile yaklaşmak
with a pinch of salt zf. çok güvenmeden
with a pinch of salt zf. çekinerek
with a pinch of salt zf. tedirginlikle
with a pinch of salt zf. tereddütle
with a pinch of salt zf. emin olmadan
in a pinch expr. gereğinde
in a pinch expr. ihtiyaç karşısında
take it with a pinch of salt expr. şüpheyle yaklaş
take it with a pinch of salt expr. ihtiyatla yaklaş
take it with a pinch of salt expr. şüphe ile yaklaş
a pinch and a punch for the first of the month [uk/australia/ireland] expr. ayın ilk günü söylenen ve yapılan çocukça bir sataşma
a pinch and a punch for the first of the month [uk/australia/ireland] expr. ayın ilk günü için sana bir cimcik bir yumruk
in a pinch expr. icabında
at a pinch expr. ihtiyaç halinde
in a pinch expr. acil durumda
at a pinch expr. zor durumda
in a pinch expr. gereğinde
at a pinch expr. sıkışınca
at a pinch expr. acil durumda
in a pinch expr. zaruret halinde