| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | pinch i. | tutam | ||
| Genel | ||||
| Genel | pinch i. | sıkıntı | ||
|
Other fishing regions are also starting to feel the pinch now. Diğer balıkçılık bölgeleri de artık sıkıntıyı hissetmeye başladı. More Sentences |
||||
| Genel | pinch i. | çimdik | ||
|
Emma gave her brother a warning pinch as he was annoying her. Emma rahatsızlık verdiği için kardeşine bir uyarı çimdiği attı. More Sentences |
||||
| Genel | pinch f. | vurmak | ||
|
I returned my boots as they were pinching. Vurdukları için botlarımı geri verdim. More Sentences |
||||
| Genel | pinch f. | araklamak | ||
|
That man pinched my shoes! O adam ayakkabılarımı arakladı! More Sentences |
||||
| Genel | pinch f. | çimdiklemek | ||
|
My mother used to pinch me as a punishment. Annem ceza olarak beni çimdiklerdi. More Sentences |
||||
| Genel | pinch f. | sıkıştırmak | ||
|
Fill the dough with grated cheese; fold and pinch the edges. Hamuru rendelenmiş peynirle doldurun; katlayın ve kenarlarını sıkıştırın. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | pinch f. | sıkıştırmak | ||
|
Fill the dough with grated cheese; fold and pinch the edges. Hamuru rendelenmiş peynirle doldurun; katlayın ve kenarlarını sıkıştırın. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | pinch i. | çimdik | ||
|
Emma gave her brother a warning pinch as he was annoying her. Emma rahatsızlık verdiği için kardeşine bir uyarı çimdiği attı. More Sentences |
||||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | pinch f. | tutuklamak | ||
|
The cops pinched the robber. Polisler soyguncuyu tutukladı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | pinch i. | gereklilik | ||
| Genel | pinch i. | zaruret | ||
| Genel | pinch i. | gerek | ||
| Genel | pinch i. | yakalanma | ||
| Genel | pinch i. | darlık | ||
| Genel | pinch i. | fiske | ||
| Genel | pinch i. | ihtiyaç | ||
| Genel | pinch i. | tutam | ||
| Genel | pinch i. | çimke | ||
| Genel | pinch i. | kritik nokta | ||
| Genel | pinch i. | önemli an | ||
| Genel | pinch i. | acil vaka | ||
| Genel | pinch i. | zor durum | ||
| Genel | pinch i. | yay gövdesindeki belli belirsiz yatay çizgiler | ||
| Genel | pinch i. | vücudun bir yerini kıstırınca oluşan bere | ||
| Genel | pinch i. | öngörülememiş ani kriz | ||
| Genel | pinch i. | küçük ve keskin ısırık | ||
| Genel | pinch i. | kırpıntı | ||
| Genel | pinch f. | vurmak (ayakkabı) | ||
| Genel | pinch f. | kaparozlamak | ||
| Genel | pinch f. | uçurmak | ||
| Genel | pinch f. | acı vermek | ||
| Genel | pinch f. | iç etmek | ||
| Genel | pinch f. | sıkmak | ||
| Genel | pinch f. | para çalmak | ||
| Genel | pinch f. | iyi etmek | ||
| Genel | pinch f. | yakalamak | ||
| Genel | pinch f. | eşya çalmak | ||
| Genel | pinch f. | ayağını sıkmak | ||
| Genel | pinch f. | enselemek | ||
| Genel | pinch f. | mıncıklamak | ||
| Genel | pinch f. | yürütmek | ||
| Genel | pinch f. | makas almak | ||
| Genel | pinch f. | ele geçirmek | ||
| Genel | pinch f. | kıvrandırmak | ||
| Genel | pinch f. | acıtmak | ||
| Genel | pinch f. | kaldırmak | ||
| Genel | pinch f. | kısmak | ||
| Genel | pinch f. | aşırmak | ||
| Genel | pinch f. | çalmak | ||
| Genel | pinch f. | kıstırmak | ||
| Genel | pinch f. | çimdik atmak | ||
| Genel | pinch f. | ince göstermek | ||
| Genel | pinch f. | dar göstermek | ||
| Genel | pinch f. | süzgün göstermek | ||
| Genel | pinch f. | çelimsiz göstermek | ||
| Genel | pinch f. | buruşturmak | ||
| Genel | pinch f. | soldurmak | ||
| Genel | pinch f. | iyice sınırlandırmak | ||
| Genel | pinch f. | dar bir alana hapsetmek | ||
| Genel | pinch f. | (miktar) bir tutam gelmek | ||
| Genel | pinch f. | (baharat) bir tutam koymak | ||
| Genel | pinch f. | (resmi) dokunmatik ekranda parmaklarla büyütmek | ||
| Genel | pinch f. | (dokunmatik ekranda) resim büyütme hareketi yapmak | ||
| Genel | pinch f. | cimdiklemek | ||
| Genel | pinch s. | yedek | ||
| Genel | pinch s. | yedek vurucunun elde ettiği | ||
| Genel | pinch N. | az miktar | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | pinch f. | dara düşürmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | pinch f. | mali sıkıntıya sokmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | pinch f. | idareli olmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | pinch f. | pintilik yapmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | pinch f. | eli sıkı olmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | pinch i. | ampül kapatma yeri | ||
| Teknik | pinch i. | flament bağlantı yeri | ||
| Teknik | pinch i. | manivela kolu | ||
| Teknik | pinch i. | domuz tırnağı | ||
| Teknik | pinch f. | kıstırmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | pinch i. | dokunmatik ekranda resim büyütmek için yapılan parmak hareketi | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | pinch f. | (tekneyi) rüzgara çok yakın kullanmak | ||
| Maden | ||||
| Maden | pinch i. | damar veya yatak üzerinde belirgin incelme | ||
| Maden | pinch f. | (maden damarı) ufalmak | ||
| Maden | pinch f. | (maden damarı) küçülüp kaybolmak | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | pinch i. | tutam | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | pinch f. | (köpek) yakalamak | ||
| Silah/Atıcılık | pinch f. | (köpek) sıkıca tutmak | ||
| Spor | ||||
| Spor | pinch i. | istekanın aşağı doğru baskısıyla beyaz topun bilardo masasına yaptığı basınç | ||
| Spor | pinch f. | (beyaz topu) bilardo masasına bastırmak | ||
| Spor | pinch f. | topu bilardo masasına bastırarak itmek | ||
| Beysbol | ||||
| Beysbol | pinch s. | yedek vurucuya ait | ||
| Beysbol | pinch s. | yedek koşucuya ait | ||
| Beysbol | pinch s. | yedek vurucu ile ilişkili | ||
| Beysbol | pinch s. | yedek koşucu ile ilişkili | ||
| Argo | ||||
| Argo | pinch i. | sabıka | ||
| Argo | pinch i. | hırsızlık | ||
| Argo | pinch f. | kayırmak | ||