lawyer - Türkçe İngilizce Sözlük

lawyer

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lawyer — Definition

Anlamı ve Tanımı:
avukat
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈlɔːjər/ – BrE /ˈlɔːjə/)
Terim Türü:
İsim: lawyer (lawyers)
Hukuki danışmanlık veren ve mahkemede temsil yetkisi bulunan meslek sahibini tanımlar. Eski Fransızca lawier biçimiyle bağlantılıdır. Günümüzde lawyer, adalet sisteminin temel aktörlerinden biri olarak değerlendirilir.
Eş Anlamlılar:
attorney, counsel
Zıt Anlamlılar:
layperson

"lawyer" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 15 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
lawyer i. avukat
You should consult with a lawyer, in my opinion.
Bence bir avukata danışmalısın.

More Sentences
Genel
lawyer i. hukukçu
There has been huge public international debate with industry, with scientists, with lawyers.
Endüstriyle, bilim insanlarıyla ve hukukçularla uluslararası kamuoyunda büyük tartışmalar yaşandı.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
lawyer i. avukat
You should consult with a lawyer, in my opinion.
Bence bir avukata danışmalısın.

More Sentences
Hukuk
lawyer i. avukat
You should consult with a lawyer, in my opinion.
Bence bir avukata danışmalısın.

More Sentences
lawyer i. hukukçu
There has been huge public international debate with industry, with scientists, with lawyers.
Endüstriyle, bilim insanlarıyla ve hukukçularla uluslararası kamuoyunda büyük tartışmalar yaşandı.

More Sentences
Genel
lawyer i. dava vekili
lawyer f. avukatlık yapmak
lawyer f. (davayı, belgeyi) avukata sunmak
lawyer f. itiraf ettirmek için soru yağmuruna tutmak
lawyer f. kanuna uygun tartışmalar yapmak
Ticaret/Ekonomi
lawyer i. hukuki danışman
Hukuk
lawyer i. dava vekili
lawyer i. müdafi
Deniz Biyolojisi
lawyer i. kel turna balığı
lawyer i. tatlısu gelinciği

"lawyer" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 96 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
divorce lawyer i. boşanma avukatı
trial lawyer i. duruşma avukatı
trial lawyer i. dava avukatı
conveyancing lawyer i. devir işlemi avukatı
criminal lawyer i. ceza hukukçusu
lawyer expense i. avukat masrafı
lawyer gown i. avukat cübbesi
a homosexual lawyer i. eşcinsel bir avukat
a top lawyer i. üst düzey bir avukat
jewish lawyer i. yahudi avukat
retired lawyer i. emekli avukat
bush lawyer [new zealand] i. maden aracısı
sea lawyer i. bürokratik işlemleri bahane edip işten kaytaran kimse
designate a lawyer to f. avukat tayin etmek
retain a lawyer f. avukat tutmak
want a lawyer f. avukat istemek
work as a lawyer f. avukatlık yapmak
work as a lawyer f. avukat olarak çalışmak
have an experienced lawyer in one's corner f. deneyimli bir avukatın desteğini almak
demand a lawyer f. avukat talep etmek
request a lawyer f. avukat talep etmek
ask for a lawyer f. avukat istemek
Atasözü
a man who is his own lawyer has a fool for a client kendi avukatlığını yapanın aklı kıttır
Konuşma Dili
an experienced lawyer i. deneyimli bir avukat
bush lawyer [australia] i. hukuki konularda çok bilgiliymiş gibi davranan kimse
bush lawyer [australia] i. şarlatan hukukçu
barrack-room lawyer i. her konuda ahkam kesen kimse
barrack-room lawyer i. herbokolog
barrack-room lawyer i. yetkin olmadığı halde yasal konularda konuşan kimse
bush lawyer i. hukukçu olmayıp öyleymiş gibi davranan kimse
ianal (I am not a lawyer) expr. ben avukat değilim
Deyim
guardhouse lawyer i. aslında pek bilmediği bir şey hakkında bilgi sahibi gibi davranan kişi
guardhouse lawyer i. bilmişlik taslayan kişi
guardhouse lawyer i. bilgiçlik taslayan kişi
penang lawyer i. baston
Konuşma
i am a lawyer expr. avukatım
you're my lawyer expr. sen benim avukatımsın
we need to see a lawyer expr. bir avukatla görüşmemiz gerek
are you his lawyer? expr. sen onun avukatı mısın?
I want my lawyer expr. avukatımı istiyorum
you need to see a lawyer expr. bir avukatla görüşmen gerek
you need to see a lawyer expr. bir avukatla görüşmeniz gerek
I want to be a lawyer expr. ben avukat olmak istiyorum
I want to see my lawyer expr. avukatımı görmek istiyorum
I know a good lawyer expr. iyi bir avukat biliyorum
get a lawyer expr. avukat tut
Ticaret/Ekonomi
internal lawyer i. şirket avukatı
inhouse lawyer i. şirket avukatı
tax lawyer i. vergi avukatı
Hukuk
intervening lawyer i. müdahil avukat
lawyer client relation i. avukat müvekkil ilişkisi
defense lawyer i. savunma avukatı
examination of records by lawyer i. avukatın kayıtları tetkiki
right to confer with lawyer i. müdafiiyle görüşme hakkı
trial lawyer i. duruşma avukatı
criminal lawyer i. ceza hukukçusu
criminal lawyer i. ceza avukatı
patent lawyer i. patent avukatı
ambulance chasing lawyer i. yaralanmayla sonuçlanan kazaları takip ederek mağduru tazminat davası açmaya teşvik eden avukat
personal injury lawyer i. ferdi kaza avukatı
self-employed lawyer i. serbest avukat
philadelphia lawyer i. girdiği davalarda birtakım manüpilatif teknikler uygulayarak zafer kazanmaya çalışan avukat
philadelphia lawyer i. yasaları en ince ayrıntısına kadar bilen avukat
philadelphia lawyer i. (yasaların püf/açık noktalarını bilen) kurnaz avukat
prospective lawyer i. avukat adayı
trial lawyer i. dava avukatı
lawyer's assistant i. avukat yardımcısı
lawyer's assistant i. avukat asistanı
managing lawyer i. yönetici avukat
executive lawyer i. yönetici avukat
case lawyer i. dava vekili
case lawyer i. dava avukatı
common lawyer i. içtihat hukukunda uzmanlaşmış avukat
crown lawyer i. kraliyet ceza avukatı
duty lawyer i. hükümet tarafından atanan ücret talep etmeyen avukat
hire a lawyer f. avukat tutmak
Siyasal
referendary lawyer i. kararname gönderme göreviyle yükümlü devlet görevlisi
referendary lawyer i. dilekçelere cevap veren kraliyet görevlisi
Ağaç İşleri
penang-lawyer i. doğu asya'ya özgü bir palmiyeden yapılan baston
penang-lawyer i. baston yapımında kullanılan bir palmiye türü
Denizcilik
sea lawyer i. münakaşacı ve kılı kırk yaran denizci
Deniz Biyolojisi
sea lawyer i. köpekbalığı
sea lawyer i. florida sahilindeki sığ sularda yaşayan bir balık
Zooloji
lawyer [dialect] i. karaboyunlu kıyıkoşarı
Botanik
lawyer's wig i. pösteki mantarı
bush lawyer (rubus australis) i. yeni zelanda'ya ait yapraksız dikenli bir böğürtlen çalısı
bush lawyer i. yeni zelanda'ya ait yapraksız dikenli bir böğürtlen çalısı
lawyer [dialect] i. dikenli funda gövdesi
lawyer cane (calamus australis) i. queensland'ın kuzeydoğusunda yetişen uzun, iğneli bir palmiye
lawyer vine i. özellikle tropik alanlarda yetişen dolaşık ve dikenli bitki türleri
lawyer [dialect] i. funda böğürtleni
lawyer bush i. yeni zelanda'ya özgü bir asma
Argo
jailhouse lawyer i. herhangi bir hukuk eğitim almamış olmasına rağmen engin hukuk bilgisine sahip olan ve adli konularda arkadaşlarını yönlendiren mahkum
barracks lawyer i. alaydan yetişme avukat
barracks lawyer i. hukuki konularda bilgiçlik taslayan kimse
lawyer up f. polis sorgusunda soruları cevaplamayıp avukat istemek