doom - Türkçe İngilizce Sözlük

doom

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

doom — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kıyamet, felaket, mahkûmiyet, mahkûm etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /duːm/ – BrE /duːm/)
Terim Türü:
İsim: doom (uncountable); Fiil: doom (dooms – doomed – dooming)
Kaçınılmaz kötü sonu veya ağır felaketi; fiil olarak da birini “kötü akıbete mahkûm etmeyi” tanımlayan sözcüktür. Eski İngilizce dōm (“yargı, hüküm”) kelimesinden gelir; “hüküm” fikri zamanla “kötü kader/son” anlamına kayarak modern dilde dramatik bir ağırlık kazanmıştır.
Eş Anlamlılar:
fate, catastrophe
Zıt Anlamlılar:
salvation, deliverance

"doom" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
doom i. kader
His doom is sealed.
Kaderi mühürlü.

More Sentences
doom i. kıyamet
There was real doom and gloom amongst the representatives and leaders of those countries.
Bu ülkelerin temsilcileri ve liderleri arasında gerçek bir kıyamet ve kasvet vardı.

More Sentences
doom i. bela
Surtur brought doom to the Asgard.
Surtur, Asgard'a bela getirdi.

More Sentences
doom f. mahkum etmek
The project was doomed from the beginning.
Proje en başından beri başarısızlığa mahkumdu.

More Sentences
doom i. korkunç son
doom i. hüküm
doom i. ölüm cezası
doom i. yazgı
doom i. ölüm
doom i. zeval
doom i. kör talih
doom i. kaçınılmaz son
doom i. karar
doom i. kötü son (talihin belirlediği)
doom i. alın yazısı
doom i. kötü haber
doom i. akıbet
doom i. kötü talih
doom i. lanet
doom i. kaçınılmaz ceza
doom i. kaçınılmaz son
doom i. kara talih
doom i. makus kader
doom f. son bulmak
doom f. hüküm vermek
doom f. kaderi kötü olmak
doom f. (olumsuz anlam) sonunu getirmek
doom f. mahkûm etmek
doom N. felaket
doom N. mahkûmiyet
Ticaret/Ekonomi
doom f. vergilendirmek
doom f. vergi koymak
doom f. vergi değerlendirmesi yapmak
Hukuk
doom i. hüküm
doom i. ilam
doom i. karar
doom i. mahkeme kararı
doom i. kanun
doom i. yasa
doom i. kınama cezası
doom i. ceza kararnamesi
doom i. cezaya çarptırılma
doom i. ceza
Eski Kullanım
doom i. duruşma
doom i. dava
doom i. yargılama süreci
doom i. yargı süreci

"doom" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 45 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
crack of doom i. mahşer günü
crack of doom i. kıyamet günü
signs of doom i. kıyamet alametleri
harbinger of doom i. kötülük alameti
impending sense of doom i. kötü bir şeyler olacağına dair içinde bir his olma
doom mongering i. felaket tellallığı
doom-monger i. felaket tellalı
sense of impending doom i. kötü bir şeyler olacağına dair içinde bir his olma
the impending doom i. yaklaşan kıyamet
doom fire i. kıyamet ateşi
doom [obsolete] i. fazilet
doom [obsolete] i. namus
doom [obsolete] i. adil yaklaşım
doom [obsolete] i. dürüstlük
doom-laden s. yaklaşmakta olan bir felaketi haber veren
Öbek Fiiller
doom to f. -a mahkum etmek
doom to f. ...cezasına çarptırmak
doom (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) mahkum etmek
Konuşma Dili
prophet of doom i. felaket tellalı
prophet of doom i. felaket habercisi
prophet of doom i. kıyamet habercisi
a prophet of doom i. felaket tellalı
a merchant of doom i. şom ağızlı
impending doom i. yaklaşan kötü şey
Deyim
day of doom i. kıyamet günü
doom and gloom i. vahim durum
gloom and doom i. vahim durum
a merchant of doom i. felaket tellalı
a prophet of doom i. şom ağızlı
seal someone's doom f. birinin kaderini çizmek
seal someone's doom f. kaderini çizmek
meet one's doom f. kaderine boyun eğmek
doom and gloom s. biçare
doom and gloom s. pesimist
doom and gloom s. çaresiz hisseden
doom and gloom s. ümidi olmayan
doom and gloom s. umutsuz
doom and gloom s. karamsar
doom and gloom s. kederli
Konuşma
it is not all doom and gloom expr. durum o kadar vahim değil
Bilgisayar
blue screen of doom i. mavi ekran
Botanik
doom palm i. afrika'ya özgü, çöl bölgelerinde toprak stabilize edici görevi olup lifli yaprak sapları ip yapımında kullanılan ve zencefil aromalı meyvesi olan büyük bir ağaç
Eğitim
the crack of doom i. dünyanın sonunu işaret eden fırtına
Edebiyat
mount doom i. hüküm dağı
Modern Argo
doom spender i. umudunu kesip yarınlar yokmuşcasına para harcayan kimse