bela - Türkçe İngilizce Sözlük

bela

"bela" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 66 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
bela trouble i.
The drunk man wandered the town looking for trouble.
Sarhoş adam kasabada dolaşıp belasını arıyordu.

More Sentences
bela calamity i.
Genel
bela evil i.
We have a unique opportunity to rid the world of the evil of terrorism and underpin democracy.
Dünyayı terörizm belasından kurtarmak ve demokrasiyi desteklemek için eşsiz bir fırsata sahibiz.

More Sentences
bela scourge i.
However, we must not underestimate the seriousness of this scourge.
Bununla birlikte bu belanın ciddiyetini hafife almamalıyız.

More Sentences
bela trouble i.
The drunk man wandered the town looking for trouble.
Sarhoş adam kasabada dolaşıp belasını arıyordu.

More Sentences
bela curse i.
Increased power wastage is a curse of modern technology.
Artan güç israfı modern teknolojinin başında bir beladır.

More Sentences
bela evil i.
We have a unique opportunity to rid the world of the evil of terrorism and underpin democracy.
Dünyayı terörizm belasından kurtarmak ve demokrasiyi desteklemek için eşsiz bir fırsata sahibiz.

More Sentences
bela doom i.
Surtur brought doom to the Asgard.
Surtur, Asgard'a bela getirdi.

More Sentences
bela cancer i.
Poverty and the lack of education are the cancers of humanity.
Fakirlik ve eğitimsizlik insanlığın belasıdır.

More Sentences
Deyim
bela hot water i.
He's in hot water.
Başı belada.

More Sentences
bela hot water i.
He's in hot water.
Başı belada.

More Sentences
Otomotiv
bela mess i.
I wonder how Tom will get out of that mess.
Tom'un bu beladan nasıl kurtulacağını merak ediyorum.

More Sentences
Genel
bela annoyance i.
bela eviler i.
bela bore i.
bela predicament i.
bela ill i.
bela pest i.
bela tribulation i.
bela affliction i.
bela damnation i.
bela calamity i.
bela plague i.
bela destruction i.
bela misadventure i.
bela disaster i.
bela rock i.
bela evilness i.
bela misfortune i.
bela nuisance i.
bela tangle i.
bela nation [dialect] i.
bela darnation i.
bela dere i.
bela rubber i.
bela deuce [obsolete] i.
bela diseasefulness [obsolete] i.
bela disventure [obsolete] i.
bela dutch (in) i.
bela schtook i.
bela schtuck i.
bela sond i.
bela sore i.
bela darned s.
bela bane N.
Konuşma Dili
bela hornets' nest i.
bela a hornet's nest i.
bela doo-doo i.
Deyim
bela pretty pickle i.
bela a devil of a nuisance i.
bela the devil of a nuisance i.
bela a burr under (one's) saddle i.
bela a burr under your saddle [us] i.
bela a burr in your saddle [us] i.
bela a tight spot i.
bela blight on the land i.
bela a burr under your saddle i.
bela a burr in your saddle i.
bela damocles' sword i.
bela a burr in (one's) saddle f.
Eski Kullanım
bela unfortune i.
bela bale i.
bela wrack i.
Argo
bela shitstorm i.
bela jam i.
İngiliz Argosu
bela deep shit i.

"bela" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
güç bela scarcely zf.
Genel
püsküllü bela pest i.
insanın başına bela olan şey pest i.
püsküllü bela a great nuisance i.
bela okuma execrating i.
tatlı bela sweet curse i.
başına bela olma scourging i.
bela okuyan execrator i.
tam bir bela a positive nuisance i.
bela belirtisi sign of trouble i.
bela olma annoying i.
bela okuyan kimse damner i.
bela getiren kimse scourge i.
bela okumak darn f.
bela olmak plague f.
bela olmak pester f.
bela çıkarmak make trouble f.
başına bela olmak afflict f.
bela okumak curse f.
başına bela olmak trouble f.
başına bela olmak worry f.
başına bela olmak cause trouble to f.
başına bela olmak hector about f.
başına bela olmak hector around f.
bela aramak look for trouble f.
başına bela olmak scourge f.
bela okumak damn f.
başına bela gelmek get into hot water f.
başına bela gelmek get in trouble f.
başa bela olmak make a nuisance of oneself f.
zor bela başarıya ulaşmak muddle through f.
başa bela olmak annoy f.
başına bela olmak bedevil f.
bela okumak belch f.
güç bela yürümek billow f.
başına bela olmak hassle f.
başına bela olmak gnaw f.
bela okumak dampne [obsolete] f.
bela okumak ding f.
başa bela olmak gripe f.
(bela ile) kasvetlendirmek overshadow f.
başına bela olmak distrouble [obsolete] f.
bela okumak condemn f.
güç bela ilerlemek climb (along) f.
başına bela olmak strain [obsolete] f.
bela olmak straiten f.
bela olmak strain f.
başa bela etmek bedevil f.
bela okunmuş execrated s.
başa bela olan gripy s.
başa bela olan nuisance s.
bela okunan inexecrable s.
güç bela hardly zf.
güç bela with great difficulty zf.
bela okuyarak execrably zf.
zor bela hardly zf.
güç bela scarcely zf.
zor bela with great difficulty zf.
zor bela just barely zf.
güç bela just zf.
güç bela laboriously zf.
bela gibi confoundedly zf.
güç bela uneth zf.
güç bela uphill zf.
güç bela jimply zf.
güç bela jimp zf.
güç bela onethe zf.
güç bela scant [dialect] zf.
güç bela scasely zf.
güç bela streite zf.
Öbek Fiiller
başa bela olmak bugger around f.
başa bela açmak bugger around f.
güç bela atlatmak scrape through f.
güç bela kazanmak scrape through f.
rahatsız etmek/başına bela olmak pester (one) about (someone or something) f.
birine bir şey yüzünden bela okumak curse someone for something f.
bir şeylerin arasından güç bela ilerlemek work through f.
güç bela bir yerden geçirmek work through f.
(bir şeyden/yerden) güç bela çıkmak worm out of (something or some place) f.
(birinin) sonradan başına bela olmak catch up with (someone) f.
güç bela bulmak hunt down f.
(birinin/bir şeyin) başına (bir bela) sarmak entangle (someone or something) in (something) f.
birinin/bir şeyin başına (bir bela) sarmak enmesh someone or something in something f.
(birinin/bir şeyin) başına (bir bela) sarmak ensnare (someone or something) in (something) f.
başına bela etmemek keep out (of something) f.
başına bela olmamak keep out (of something) f.
(bir konuda) musallat/başına bela olmak pester about f.
(birini/bir şeyi birinin) başına bela etmek/sarmak saddle (one) with (someone or something) f.
İfadeler
bir şeyi zar zor/güç bela yapmak be as much as somebody can/could do (not) to do something f.
Atasözü
bela tek gelmez misfortunes never come singly
Konuşma Dili
püsküllü bela pain in the neck i.
başa bela a pain in the neck i.
bela mıknatısı trouble magnet i.
(iş için) püsküllü bela bad boy i.
başa bela iş gig i.
bela aramak ask for trouble/it f.
bela aramak be asking for it f.
bela aramak be asking for trouble f.
bela aramak be looking for trouble f.
güç bela uphill zf.
bela bir şekilde beni bulur trouble has a way of finding me expr.
Deyim
tanrının yolladığı bela act of god i.
bela arama asking for trouble i.
beklenen büyük bela the deuce to pay i.
ödülden çok bela monkey's allowance i.
tam bir bela a rotten egg i.
başa bela mülk a white elephant i.
ayaklı bela a walking disaster i.
büyük bela double-trouble i.
çifte bela double-trouble i.
ciddi bela devil to pay i.
başına bela almamak let sleeping dogs lie f.
başına bela olmak hang over one's head f.
bela aramak ride for a fall f.
bela aramak look for trouble f.
zor bela geçinmek scrape by f.
bela aramak ask for trouble f.
bela aramak be asking for trouble f.
başına bela olmak become thorn in someone's side f.
başına bela olmak be a thorn in someone's side f.
başına bela olmak be thorn in someone's flesh f.
başına bela olmak become thorn in someone's flesh f.
bela aramak itch for trouble f.
musallat/başına bela olunmak be hounded (by someone or something) f.
(bir şeyi) zaten güç bela (yapmak) as much as (one) could do (not) (to do something) f.
başına bela aramak store up trouble for (oneself) f.
artık (birine) bela olmamak be out of (one's) hair f.
güç bela kötü bir durumdan yakayı sıyırmaya çalışmak have (one's) head above water f.
güç bela kötü bir durumdan yakayı sıyırmaya çalışmak get (one's) head above water f.
güç bela kötü bir durumdan yakayı sıyırmaya çalışmak keep (one's) head above water f.
güç bela kötü bir durumdan yakayı sıyırmaya çalışmak get one's head above water and have one's head above water f.
(birine) bela okumak put the whammy on (one) f.
(birinin) başına bela olmak be a thorn in (one's) flesh f.
başına bela olmak be a thorn in your flesh/side f.
(birinin) başına bela olmak be a thorn in (one's) side f.
başına bela olmak be hanging over you f.
başına bela olmak be hanging over (one's) head f.
başına bela olmak be hanging over your head f.
(birini) beklemek (sürpriz, bela) be in store (for somebody) f.
(birini) beklemek (sürpriz, bela) be in store (for one) f.
(birinin) başına bela olmak become a thorn in (one's) flesh f.
(birinin) başına bela olmak become a thorn in (one's) side f.
başına bela açmak/almak burn your fingers f.
başına bela açmak/almak get your fingers burned f.
başına bela açmak/almak get your fingers burnt f.
fısıldayarak (birine) bela okumak curse (someone) under (one's) breath f.
fısıldayarak (birine/bir şeye) bela okumak curse (someone or something) under (one's) breath f.
bir şeyi güç bela yapmak do something by the skin of your teeth f.
başına bela açmak/almak get fingers burned f.
güç bela kötü bir durumdan yakayı sıyırmaya çalışmak get head above water f.