| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | annoy f. | rahatsız etmek | ||
|
It annoyed me to be kept waiting so long in the waiting room. Bekleme odasında bu kadar uzun süre bekletilmek beni rahatsız etti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | annoy f. | sinirlendirmek | ||
|
Do you annoy your brothers? Erkek kardeşlerini sinirlendiriyor musun? More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | annoy f. | kızdırmak | ||
|
Parliament is not taking the initiative and supporting a Tobin type tax just to annoy the Commission. Parlamento sırf Komisyon'u kızdırmak için inisiyatif alıp Tobin tipi bir vergiyi desteklemiyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | annoy f. | can sıkmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | annoy f. | canını sıkmak | ||
|
I'm annoyed at your selfishness. Bencilliğin canımı sıkıyor. More Sentences |
||||
| Genel | annoy f. | huzursuz etmek | ||
|
You are beginning to annoy me. Beni huzursuz etmeye başlıyorsun. More Sentences |
||||
| Genel | annoy f. | kızdırmak | ||
|
Parliament is not taking the initiative and supporting a Tobin type tax just to annoy the Commission. Parlamento sırf Komisyon'u kızdırmak için inisiyatif alıp Tobin tipi bir vergiyi desteklemiyor. More Sentences |
||||
| Genel | annoy f. | sıkmak | ||
|
Do I annoy you? Seni sıkıyor muyum? More Sentences |
||||
| Genel | annoy f. | sıkıntı vermek | ||
| Genel | annoy f. | huylandırmak | ||
| Genel | annoy f. | sinir bozmak | ||
| Genel | annoy f. | sinirine dokunmak | ||
| Genel | annoy f. | dalına basmak | ||
| Genel | annoy f. | taciz etmek | ||
| Genel | annoy f. | usandırmak | ||
| Genel | annoy f. | baş ağrıtmak | ||
| Genel | annoy f. | sırnaşmak | ||
| Genel | annoy f. | başını ağrıtmak | ||
| Genel | annoy f. | sataşmak | ||
| Genel | annoy f. | izaç etmek | ||
| Genel | annoy f. | sinirini bozmak | ||
| Genel | annoy f. | sinir etmek | ||
| Genel | annoy f. | uğraştırmak | ||
| Genel | annoy f. | gıcık etmek | ||
| Genel | annoy f. | rahatsızlık vermek | ||
| Genel | annoy f. | rahatını bozmak | ||
| Genel | annoy f. | rahatını kaçırmak | ||
| Genel | annoy f. | başa bela olmak | ||
| Genel | annoy f. | birinin asabını bozmak | ||
| Genel | annoy f. | rahat vermemek | ||
| Genel | annoy f. | bezdirmek | ||
| Genel | annoy f. | biriyle uğraşmak | ||
| Genel | annoy f. | tebelleş olmak | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | annoy f. | darlamak | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | annoy f. | taciz etmek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | annoy i. | can sıkıcı şey | ||
| Eski Kullanım | annoy i. | sinir bozukluğu | ||
| Eski Kullanım | annoy i. | baş belası | ||
| Eski Kullanım | annoy f. | tekrar tekrar saldırmak | ||
| Eski Kullanım | annoy f. | kötü etkilemek | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | annoy greatly f. | illet etmek |
| Genel | annoy someone f. | bam teline basmak |
| Deyim | ||
| Deyim | annoy the hell out of somebody f. | birini sinirden deliye döndürmek/sinir küpüne çevirmek |
| Konuşma | ||
| Konuşma | you'd better not annoy me expr. | canımı sıkmazsan iyi olur |
| Konuşma | you'd better not annoy me expr. | beni rahatsız etmesen iyi olur |