| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | mess i. | karışıklık | ||
|
I don't know how this mess will be solved. Bu karışıklığın nasıl çözüleceğini bilmiyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | mess i. | dağınıklık | ||
|
We do have a critical mass but when we look at the legacy of the past it is also true that we have a critical mess. Kritik bir kitleye sahibiz ancak geçmişin mirasına baktığımızda kritik bir dağınıklığa sahip olduğumuz da doğrudur. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | mess i. | karmakarışıklık | ||
| Genel | ||||
| Genel | mess i. | pislik | ||
|
We must clear up our own mess instead of exporting it to developing countries. Gelişmekte olan ülkelere ihraç etmek yerine kendi pisliğimizi kendimiz temizlemeliyiz. More Sentences |
||||
| Genel | mess i. | kaka | ||
|
My cat made a terrible mess on my bed. Kedim yatağıma berbat bir kaka bırakmış. More Sentences |
||||
| Genel | mess i. | (orduda) yemekhane | ||
|
The captain was last ween having breakfast in the mess. Kaptan en son yemekhanede kahvaltı ediyordu. More Sentences |
||||
| Genel | mess i. | darmadağınık olma | ||
|
Your room is a total mess! Odan cidden darmadağınık! More Sentences |
||||
| Genel | mess f. | karıştırmak | ||
|
Stay away from people who mess with your head. Kafanızı karıştıran insanlardan uzak durun. More Sentences |
||||
| Genel | mess f. | berbat etmek | ||
|
Why do you always have to mess everything up? Neden her zaman her şeyi berbat etmek zorundasın? More Sentences |
||||
| Genel | mess f. | yüzüne gözüne bulaştırmak | ||
|
Some of our Member States make a mess of their own registers. Bazı Üye Devletlerimiz kendi kayıtlarını yüzlerine gözlerine bulaştırıyor. More Sentences |
||||
| Genel | mess f. | darmadağın etmek | ||
|
They tossed confetti and messed the room. Konfetiler atarak odayı darmadağın ettiler. More Sentences |
||||
| Genel | mess f. | pislemek | ||
|
My dog messed the carpet in the living room. Köpeğim oturma odasındaki halıya pislemiş. More Sentences |
||||
| Genel | mess f. | (askerler) birlikte yemek yemek | ||
|
The soldiers mess together each evening. Askerler her akşam birlikte yemek yiyorlar. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | mess i. | karmaşa | ||
|
You had no right to drag me into this mess. Beni bu karmaşanın içine sürüklemeye hakkın yoktu. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | mess i. | bela | ||
|
I wonder how Tom will get out of that mess. Tom'un bu beladan nasıl kurtulacağını merak ediyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | mess i. | karavana | ||
| Genel | mess i. | karışık şey | ||
| Genel | mess i. | karmakarışıklık | ||
| Genel | mess i. | pasaklı | ||
| Genel | mess i. | kirlilik | ||
| Genel | mess i. | güç durum | ||
| Genel | mess i. | karışık durum | ||
| Genel | mess i. | kirli | ||
| Genel | mess i. | çorba | ||
| Genel | mess i. | düzensizlik | ||
| Genel | mess i. | bozukluk | ||
| Genel | mess i. | asker sofrası | ||
| Genel | mess i. | yemekhane | ||
| Genel | mess i. | keşmekeş | ||
| Genel | mess i. | çok sayıda olan şey | ||
| Genel | mess i. | büyük miktar | ||
| Genel | mess i. | büyük ölçü | ||
| Genel | mess i. | büyük oran | ||
| Genel | mess i. | (yumuşak veya lapa benzeri) hazırlanmış yiyecek | ||
| Genel | mess i. | birlikte pişirilen veya yenen malzemelerden oluşan karışım | ||
| Genel | mess i. | bir tabak veya öğün için yeterli sayıda veya miktarda (belirli bir yiyecek) | ||
| Genel | mess i. | yakalanan av veya balık | ||
| Genel | mess i. | ziyafetlerde konukların ayrıldığı küçük gruplar | ||
| Genel | mess i. | yemeklerini hep birlikte yiyen personel grubu | ||
| Genel | mess i. | personel grubunca yenen yemek | ||
| Genel | mess i. | dışkı | ||
| Genel | mess f. | kirletmek | ||
| Genel | mess f. | bozmak | ||
| Genel | mess f. | karışık yemek | ||
| Genel | mess f. | altüst etmek | ||
| Genel | mess f. | pisletmek | ||
| Genel | mess f. | karışmak | ||
| Genel | mess f. | yemek yenecek gruba atamak | ||
| Genel | mess f. | karman çorman etmek | ||
| Genel | mess f. | belirli bir personel grubuyla yemek yemek | ||
| Genel | mess f. | işyerinde beraber yemek yenen bir gruba ait olmak | ||
| Genel | mess f. | ortalığı batırmak | ||
| Genel | mess f. | sıçratmak | ||
| Genel | mess f. | amaçsızca hareket etmek | ||
| Genel | mess f. | kurcalamak | ||
| Genel | mess f. | oyalanmak | ||
| Genel | mess f. | işyerinde beraber yemek yenilen bir gruba ait olmak | ||
| Genel | mess s. | intizamsız | ||
| Genel | mess s. | darmadağın | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | mess i. | askeri yemekhane | ||
| Konuşma Dili | mess i. | askeri kantin | ||
| Konuşma Dili | mess i. | kötü durumda olan kimse | ||
| Konuşma Dili | mess i. | kötü durumdaki şey | ||
| Konuşma Dili | mess i. | aşırı derecede mutsuz, kafası karışmış veya duygusal olarak dengesiz kimse | ||
| Konuşma Dili | mess i. | (duygusal açıdan veya yorgunluktan) bunalmış kimse | ||
| Konuşma Dili | mess f. | bulaşmak | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | mess i. | zor durum | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | mess i. | manga | ||
| Denizcilik | mess f. | yemek vermek | ||
| Dini | ||||
| Dini | mess i. | isa'nın kendini insanlık için kurban edişinin kanını ve bedenini temsil eden ekmek ve şarapla anılması sırasında okunan dualar ve yapılan törenler silsilesi | ||
| Dini | mess i. | komünyon | ||
| Dini | mess i. | ekmek ve şarap ayini | ||
| Dini | mess i. | özel bir amaçla ekmek ve şarap ayini yapma | ||
| Dini | mess i. | ekmek ve şarap ayinine benzeyen veya öykünen dini tören | ||
| Dini | mess i. | kilise ayinin belirli bölümlerinde yer alan müzikal düzenleme | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | mess i. | askeri gazino | ||
| Askeri | mess i. | yemekhane | ||
| Askeri | mess f. | yemek yemek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | mess i. | bir öğün için sofraya konan yemek | ||
| Eski Kullanım | mess i. | yemek | ||
| Argo | ||||
| Argo | mess i. | herze | ||