kanun - Türkçe İngilizce Sözlük

kanun

"kanun" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 35 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kanun code i.
The Commission will then adopt the code at second reading.
Komisyon daha sonra kanunu ikinci oturumda kabul edecektir.

More Sentences
kanun statute i.
In addition, the statute does not quarantee the independent conduct of monetary policy.
Ayrıca, kanun, para politikasının bağımsız yürütülmesini de garanti etmemektedir.

More Sentences
kanun law i.
The sale of narcotics is prohibited by law.
Uyuşturucu madde satışı kanunen yasaktır.

More Sentences
Genel
kanun act i.
Only 15 Foreign Nationals have so far been detained under this Act.
Şimdiye kadar sadece 15 Yabancı Uyruklu Kişi bu Kanun kapsamında gözaltına alınmıştır.

More Sentences
kanun law i.
The sale of narcotics is prohibited by law.
Uyuşturucu madde satışı kanunen yasaktır.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
kanun law i.
The sale of narcotics is prohibited by law.
Uyuşturucu madde satışı kanunen yasaktır.

More Sentences
kanun act i.
Only 15 Foreign Nationals have so far been detained under this Act.
Şimdiye kadar sadece 15 Yabancı Uyruklu Kişi bu Kanun kapsamında gözaltına alınmıştır.

More Sentences
kanun statute i.
In addition, the statute does not quarantee the independent conduct of monetary policy.
Ayrıca, kanun, para politikasının bağımsız yürütülmesini de garanti etmemektedir.

More Sentences
Hukuk
kanun act i.
Only 15 Foreign Nationals have so far been detained under this Act.
Şimdiye kadar sadece 15 Yabancı Uyruklu Kişi bu Kanun kapsamında gözaltına alınmıştır.

More Sentences
kanun statute i.
In addition, the statute does not quarantee the independent conduct of monetary policy.
Ayrıca, kanun, para politikasının bağımsız yürütülmesini de garanti etmemektedir.

More Sentences
kanun law i.
The sale of narcotics is prohibited by law.
Uyuşturucu madde satışı kanunen yasaktır.

More Sentences
Siyasal
kanun act i.
Only 15 Foreign Nationals have so far been detained under this Act.
Şimdiye kadar sadece 15 Yabancı Uyruklu Kişi bu Kanun kapsamında gözaltına alınmıştır.

More Sentences
Teknik
kanun law i.
The sale of narcotics is prohibited by law.
Uyuşturucu madde satışı kanunen yasaktır.

More Sentences
Sanat
kanun qanun i.
He plays the qanun exceptionally well.
Fevkalade güzel kanun çalıyor.

More Sentences
Müzik
kanun qanun i.
He plays the qanun exceptionally well.
Fevkalade güzel kanun çalıyor.

More Sentences
Genel
kanun ordonnance i.
kanun canon i.
kanun prescript i.
kanun rule i.
kanun measure i.
kanun lege i.
Ticaret/Ekonomi
kanun act of parliament i.
Hukuk
kanun nomos i.
kanun statute law i.
kanun rule i.
kanun legislation i.
kanun canon law i.
kanun canon i.
kanun enactment i.
kanun measure i.
kanun rogation i.
kanun rubric i.
kanun doom i.
kanun passing i.
Latince
kanun lex i.

"kanun" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kanun yapıcılar legislators i.
kanun yapan kimse legislator i.
kanun kaçağı outlaw i.
kanun halinde toplama codification i.
kanun ve nizam law and order i.
kanun tanımazlık lawlessness i.
kanun tasarısı draft of a law i.
kanun yapan kadın legislatress i.
geçici kanun provisional law i.
kanun yapıcıların eşleri legislators' spouses i.
kanun dışı sözleşmeler illegal contracts i.
kanun yapan kadın legislatrix i.
iki kanun arasındaki zıtlık antinomy i.
medeni kanun civil law i.
kanun adamları lawmen i.
kanun yapıcı lawmaker i.
kanun hükmünde kararname delegated legislation i.
kanun maddesi dam i.
kilise yetkililerinin çıkardığı bir kanun canon i.
kanun türünden bir çalgı cither i.
kanun hükmü provision i.
bilimsel kanun scientific law i.
idari kanun yapma administrative rule making i.
kanun yapıcı lawgiver i.
kanun hükmünde kararnameler delegated legislation i.
kanun yapma lawmaking i.
kanun hükmünde kararname statutory decree i.
kanun hükmü law enforcement i.
medeni kanun code of civil law i.
yürürlüğe girmesinden önceki olaylara uygulanabilen kanun ex post facto i.
kanun ve politikalar laws and policies i.
kanun tasarısı draft law i.
medeni kanun civil code i.
kaçakçılığın men ve takibine ilişkin kanun law on the prevention and prosecution of smuggling i.
kanun gücü legal power i.
kaçakçılığın men ve takibine ilişkin kanun law on the prevention and prosecution of smuggling i.
yasal hakları geri verilerek kanun kapsamı ve koruması içine alınmış kişi inlaw i.
kanun numarası law number i.
kanun ve yönetmelik law and legislation i.
kanun yaptırımı law enforcement i.
geçerli kanun governing law i.
tabi olunan kanun governing law i.
uygulanan kanun law in effect i.
uygulanan kanun governing law i.
kanun çıkarma yetkisi legislative power i.
amir kanun governing law i.
fiziksel kanun physical law i.
anayasal kanun constitutional act i.
kanun nazarında the eyes of the law i.
kanun sayısı act number i.
kanun kuvveti arm of the law i.
kanun kuvvetine sahip olan dini külliyat decretal i.
sıkı/katı kanun strict law i.
eski mısırlılarda kanun doğruluk ,denge, düzen, ahlak ve adalet konseptinde yazılan amel defteri mayet i.
eski mısırlılarda kanun doğruluk ,denge, düzen, ahlak ve adalet konseptinde yazılan amel defteri ma'at i.
eski mısırlılarda kanun doğruluk ,denge, düzen, ahlak ve adalet konseptinde yazılan amel defteri maat i.
kanun ve düzenin kurulması establishment of law and order i.
kanun meleği angel of the law i.
kanun koyucular lawmakers i.
kanun kaçağı tory [obsolete] i.
kanun yapan enactor i.
itfaiye ve kanun uygulayıcı personel tarafından bir yere zorla girerken kullandıkları metal araç halligan bar i.
itfaiye ve kanun uygulayıcı personel tarafından bir yere zorla girerken kullandıkları metal araç hooligan tool i.
itfaiye ve kanun uygulayıcı personel tarafından bir yere zorla girerken kullandıkları metal araç halligan tool i.
abd'nin birtakım şehirlerinde mahkeme süreçlerinde hizmet vermek ve bazı görevleri ifa etmek üzere görevlendirilmiş kanun görevlisi marshall i.
kötü kimseleri uzaklaştırmak veya baskı altında tutmak için linç kanunu yöntemlerini kullanan kanun dışı bir teşkilat white cap i.
kanun kaçağının saklandığı yer hideout i.
kanun ihlali demerit [obsolete] i.
yazılı örfi kanun derlemesi custumal i.
yazılı örfi kanun derlemesi customal i.
kanun tanımaz yer pandaemonium i.
bir grubu veya bir kurumun üyelerini temsil eden ve fikir sunma, kanun yapma vb. faaliyetler için toplanan meclis parliament i.
(britanya) idari bölgede çalışan kanun uygulayıcı petty constable i.
(13. ve 14. yüzyıllarda) ingiliz piskopos ve soylu meclislerince çıkarılan kanun provision i.
rüşvete karşı çıkarılan bir yasama kanun teklifi strike i.
rüşvete karşı çıkarılan bir yasama kanun teklifi strike bill i.
kanun kaçağı olma fugitiveness i.
kanun ve düzeni yeniden inşaa etmek restore the law and order f.
kanun koymak make a law f.
kanun tasarısını kabul etmek pass a bill f.
kanun koymak legislate f.
kanun haline getirmek code f.
kanun ve düzeni sağlamak maintain law and order f.
bir kanun tasarısını acele ile meclisten geçirmek rush a bill through f.
değiştirmek kanun vb amend f.
kanun tasarısını reddetmek throw out a bill f.
kanun kaçağı ilan etmek proscribe f.
onaylanmak (bir kanun tasarısı vb) go through f.
kanun haline getirmek legislate f.
kanun koymak veya kabul etmek enact f.
kanun hükmünde olmak have the force of law f.
kanun yapmak legislate f.
kanun halinde toplamak codify f.
kanun kapsamı ve koruması içine almak inlaw f.
kanun ve nizam getirmek impose law and order f.
kanun uygulamak uphold law f.
kanun uygulamak enforce law f.
kanun çıkarmak enact f.
kanun çıkarmak introduce law f.
kanun çıkarmak make law f.
kanun çiğnemek break the law f.
kanun benim diyerek yaşamak be a law unto oneself f.
kanun çıkarmak pass f.
bir kanun çıkarmak adopt a resolution f.
kanun düzenlemek prepare a law f.
kanun düzenlemek make a law f.
kanun kodu legal code f.
(bir anlaşma, kanun, plan yahut politikayı) iptal etmek scrap f.
(kanun) çıkarmak make f.
kanun kaçağı olmak renegade f.
kanun hükmünü tahdit etmek derogate [obsolete] f.
çok sayıda kanun ve düzenlemeye tabi tutmak overregulate f.
kanun koyma gücü olan enactive s.
karar veya kanun yürürlüğe girmeden öncesi için geçerli olan expostfacto s.
kanun yerine birinin kararına bağlı olan arbitrary s.
kanun yapan lawgiving s.
kanun yapan legislative s.
kanun dışı extralegal s.
kanun dışı illegal s.
kanun koyan legislative s.
kanun benzeri lawlike s.
kanun koyucu legislative s.
kanun yapan legislative s.
kanun yapma ile ilgili legific s.
kanun yaptırımlarından yoksun olan wide-open s.
kanun kaçağı ilan edilmiş broken [scotland] s.
kanun dışı meydana getirilmiş misbegot s.
kanun niteliğinde olan preceptory s.
kanun niteliğinde olan preceptive s.
kanun kaçağı proscribed s.
kanun önünde before the law zf.
kanun karşısında before the law zf.
kanun namına in the name of the law zf.
kanun harici bir şekilde extralegally zf.
kanun karşısında in the eye of law zf.
kanun nezdinde in the eye of law zf.
kanun açısından in terms of law zf.
kanun açısından in legal terms zf.
kanun gereği by law zf.
gözü kara kanun kaçağı desperado N.
kanun dışı adalet uygulayıcısı vigilante N.
İfadeler
kanun dahilinde within the law expr.
kanun karşısında herkes eşittir all are equal before the law expr.
kanun karşısında herkes eşittir everybody is equal before the law expr.
kanun kapsamında under the law expr.
kanun kapsamında within the scope of the law expr.
kanun kapsamında within the meaning of the law expr.
kanun ve gelenek gereği by law and custom expr.
Konuşma Dili
geçerliliği kalmamış kanun a dead letter i.
kanun sözcüsü johnny law i.