make - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

make

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"make" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 76 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
make f. yapmak
Irregular Verb
make f. made - made
General
make f. katetmek
make f. çevirmek
make f. varmak
make f. ulaşmak
make f. yaptırmak
make f. kazanmak
make f. göstermek
make f. almak (yol)
make f. becermek
make f. yetişmek
make f. ilişki kurmak
make f. gitmek
make f. başarıya ulaştırmak
make f. atamak
make f. tutmak
make f. olarak atamak
make f. yaratmak
make f. düdüklemek
make f. olmak
make f. eylemek
make f. zorlamak
make f. kapatmak (devreyi)
make f. düzeltmek
make f. hesap etmek
make f. erişmek
make f. akdetmek
make f. inşa etmek
make f. devirmek
make f. etmek
make f. hazırlamak
make f. anlamak
make f. anlam çıkarmak
make f. tamamlamak
make f. girişmek
make f. kılmak
make f. düzenlemek
make f. yol almak
make f. sağlamak
make f. elde etmek
make f. mecbur etmek
make f. somurtmak
make f. imal etmek
make f. çiş yapmak
make f. işemek
make f. meydana getirmek
make f. -tirmek
make f. -dırmak
make f. yapmak
make i. mamulat
make i. yapılış şekli
make i. randıman
make i. yapılış
make i. şekil
make i. biçim
make i. verim
make i. yapım
make i. üretim
make i. marka
make i. yapı
Slang
make işemek
make çiş yapmak
Trade/Economic
make imalat tipi
make yapı
make imal etmek
make yapmak
Technical
make elektrik devresinin kapanması
make yapmak
make meydana getirmek
Computer
make eski dosyanın
make yap
make marka
Electric
make devreyi kapatmak
Automotive
make marka
Weight Lifting
make çeşit

"make" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
make happy f. sevindirmek
make peace f. barış yapmak
make an effort f. çaba göstermek
make an effort f. gayret etmek
make real f. gerçekleştirmek
make an effort f. çabalamak
make a mistake f. hata yapmak
make smaller f. küçültmek
make out f. idare etmek
make thin f. inceltmek
make up f. uydurmak
make love f. sevişmek
make think f. düşündürmek
make happy f. mutlu etmek
make an effort f. çaba harcamak
make peace f. barışmak
make use of f. faydalanmak
make public f. açıklamak
make a baby f. çocuk yapmak
make life easier f. yaşamı kolaylaştırmak
make life easier f. hayatı kolaylaştırmak
make sure f. emin olmak
make a decision f. karar vermek
General
make crawl f. süründürmek
make it do f. idare etmek
make less strong f. kuvvetsizleştirmek
make uneasy f. huylandırmak
make anxious f. endişelendirmek
make a hit f. olumlu bir izlenim bırakmak
make butt f. tokuşturmak
make steady f. sabitleştirmek
make fat f. semirtmek
make better f. ondurmak
make somebody laugh f. güldürmek
make somebody walk f. yürütmek
make easy f. kolaylaştırmak
make a fool of somebody f. aptal yerine koymak
make happy f. memnun etmek
make a discount f. iskonto yapmak
make concessions f. ödün vermek
make for f. yolunu tutmak
make it worse f. içinden çıkılmaz hale getirmek
make a bet f. bahis tutuşmak
make one's getaway f. kapak atmak
make safe f. sağlama bağlamak
make difficulties f. güçlük çıkarmak
make an appeal f. başvurmak
make available to f. sağlamak
make friends f. dost tutmak
make an appointment f. randevu vermek
make it up f. barışmak
make kneel f. çökertmek
make sense f. anlam ifade etmek
make a clean breast of it f. her şeyi itiraf etmek
make a demonstration f. gösteriş yapmak
make someone thirsty f. birini susatmak
make one's peace with f. barışmak
make advances to f. kur yapmak
make a foray f. baskın yapmak
make a hole in f. delmek
make no concessions of honesty f. dürüstlükten ödün vermemek
make a point of f. dikkat etmek
make three f. üçlemek
make progress f. yürümek
make for home f. evin yolunu tutmak
make concentration difficult f. dikkat dağıtmak
make havoc of f. kırıp geçirmek
make fun of f. gırgır geçmek
make away with f. ortadan kaldırmak
make a match f. evlenmek
make difficult f. zorlaştırmak
make a motion f. teklifte bulunmak
make dark f. karartmak
make resound f. inletmek
make out f. çıkarmak
make a mess of f. berbat etmek
make an error f. hata yapmak
make oneself understood f. meramını anlatmak
make secure f. bağlamak
make dirty f. pisletmek
make a bet f. iddiaya tutuşmak
make for home f. eve koşmak
make a pig of oneself f. tıka basa yemek
make room for f. yer açmak
make french in appearance f. görünüşte fransızlaştırmak
make foam f. köpürtmek
make monotonous f. monotonlaştırmak
make inroads on f. azaltmak
make impractible f. elverişsiz yapmak
make to order f. ısmarlama yapmak
make up for lost time f. kaybedilen zamanı telafi etmek
make a noise f. söylenmek
make one's living f. geçinmek
make small f. küçültmek
make one's mark f. adından söz ettirmek
make the most of f. büyütmek
make a fool of f. rezil etmek
make somebody promise f. ant verdirmek
make fun f. gırgır geçmek
make signs with eye and brow f. kaş göz etmek
make much of f. tezahürat yaparak sevgisini belirtmek
make no secret of f. açıkça söylemek
make a place smell f. kokutmak
make understand f. hissettirmek
make friends with f. ahbap olmak
make functional f. çalışır hale getirmek
make an award f. hükmetmek
make a statement f. açıklamada bulunmak
make familiar f. yakınlaştırmak
make no concessions f. ödün vermemek
make much of something f. mübalağa etmek
make fun f. alaya almak
make neutral f. tarafsızlaştırmak
make light of f. önem vermemek
make dirty f. kirletmek
make tracks for f. yolunu tutmak
make both ends meet f. kıt kanaat geçinmek
make something out of nothing f. yoktan var etmek
make change f. para bozmak
make a stand for f. direnmek
make a gain f. kar etmek
make one's mark f. ün kazanmak
make up f. düzenlemek
make conditional on f. şarta bağlamak
make a killing f. vurgun vurmak
make a rod for one's own back f. kaşınmak
make clear f. durultmak
make younger f. gençleştirmek
make somebody feel sorry f. pişman etmek
make out f. çözmek
make a blockade f. ablukaya almak
make merry f. keyif çatmak
make the grade f. başarmak
make a motion f. teklif sunmak
make sick f. hasta etmek
make the most of it f. tadını çıkarmak
make a blunder f. baltayı taşa vurmak
make an investment f. yatırım yapmak
make the supreme sacrifice f. canını feda etmek
make thirsty f. susatmak
make double line f. çift sıra olmak
make a blunder f. gaf yapmak
make a lot of noise f. bağırıp çağırmak
make an end of f. bitirmek
make a wisecrack f. espri yapmak
make somebody think f. düşündürmek
make tepid f. ılıştırmak
make pellucid f. şeffaflaştırmak
make someone a curtsy f. birine reverans yapmak
make an impression f. yer etmek
make a person feel sleepy f. uyku vermek
make havoc of f. altüst etmek
make an instrument f. alet etmek
make merry f. eğlenmek
make sense f. mantıklı olmak
make someone relax f. birini ferahlatmak
make oneself cheap f. kendisini küçük düşürmek
make allowances for f. hesaba almak
make friends with f. dostluk kurmak
make normal f. normal hale getirmek
make up f. barışmak
make a basket f. basket atmak
make legal f. yasal hale getirmek
make something good f. telafi etmek
make progress f. ilerlemek
make free from infection f. hastalıklardan arındırmak
make commercial f. ticarileştirmek
make no headway f. yerinde saymak
make sensitive f. hassaslaştır
make a pact with each other f. ahitleşmek
make equal f. denkleştirmek
make a vow to do something f. bir şey yapmaya ant içmek
make a name for oneself f. isim yapmak
make allowances for f. izin vermek
make somebody search f. aratmak
make comfortable f. rahat ettirmek
make a speech f. nutuk çekmek
make something good f. ödemek (zararını)
make a notification f. tebligat yapmak
make a search f. arama yapmak
struggle to make a living f. geçim derdine düşmek
make sure something is ok f. kontrol etmek
make a fuss over f. baş tacı etmek
make suck f. emdirmek
make brighter f. daha parlak hale getirmek
make crooked f. çarpıtmak
make slimy f. çamurlu hale getirmek
make judgments without hesitation f. ahkam kesmek
make fun of f. bir kimse ile alay etmek
make a great effort f. çok çaba sarfetmek
make a sour face f. surat asmak
make out f. anlamak
make sorry show f. başarısız olmak
make life miserable for f. birinin ensesinde boza pişirmek
make bold to f. cesaret etmek
make confused f. şaşırtmak
make understand f. anlamasını sağlamak
make into a bundle f. çıkın etmek
make somebody suffer for f. acısı çıkmak
make for open sea f. engine çıkmak
make inferences f. sonuç çıkarmak
make a mess f. allak bullak etmek
make a honking sound f. korna sesi çıkarmak
make a draft on f. sıkıntı vermek
make one's mouth water f. imrendirmek
make an arrangement f. ayarlama yapmak
make drunk f. sarhoş etmek
make a good impression on someone f. iyi bir izlenim bırakmak
make a claim to f. sahip çıkmak
make insignificant f. önemsizleştirmek
make bloody f. kanlı hale getirmek
make somebody long for f. aratmak
make a cadastral survey f. kadastrosunu çıkarmak
make both ends meet f. geçinmek
make a complaint about f. şikayetçi olmak
make tough f. sertleştirmek
make angry f. sinirlendirmek
make a great ado about nothing f. yaygarayı basmak
make it attractive f. cazip hale getirmek
make concessions f. ödünlemek
make no headway f. olduğu yerde saymak
make one's way f. ilerlemek
make deep f. derinleştirmek
make one's way f. başarılı olmak
make whoopee f. şamata yapmak
make it up to somebody f. altında kalmamak
make up for f. telafi etmek
make an appointment f. randevu almak
make clear f. adını koymak
make void f. boşaltmak
make fun of f. eğlenmek
make water f. küçük su dökmek
put away make up f. makyajı temizlemek
make difficulties f. sorun yaratmak
make worse f. kötüleştirmek
make nonsense of f. etkisini azaltmak
make a deal f. anlaşma sağlamak
make ill f. vurmak
make a cuckold of f. boynuz taktırmak
make one f. birlemek
make one's name f. ismini duyurmak
make friends with f. arkadaş olmak
make a mistake f. yanlış yapmak
make a careless mistakes f. acemilik etmek
make dull f. anlayışsızlaştırmak
make a mess of f. dağıtmak
make a draft on f. rahatsız etmek
make compensations for f. telafi etmek
make believe f. inandırmak
make complicated f. çetrefilleştirmek
make heavy weather of something f. birşeye olması gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
make a speech f. bir konuşma yapmak
make somebody to dig up f. eştirmek
make somebody shout f. bağırtmak
make oneself scarce f. tüymek
make someone see reason f. birinin aklını başına getirmek
make hopeful f. ümitlendirmek
make vague f. belirsizleştirmek
make a fuss f. karışıklık çıkarmak
make blow up f. patlatmak
make defenseless f. müdafaasız hale getirmek
make a voyage f. yolculuk etmek
make a face f. somurtmak
make one's toilet f. tuvaletini yapmak
make reforms f. ıslahat yapmak
make redundant f. işten çıkarmak
make away with f. yürütmek
make something bleed f. kanatmak
make correction f. düzeltme yapmak
make a row f. kıyameti koparmak
make a mountain out of a molehill f. pireyi deve yapmak
make unstable f. sağlam olmayan bir hale getirmek
make excuses f. mazeret beyan etmek
make headway f. ilerlemek
make oneself listened to f. söz geçirmek
make something over to f. bir şeyi birinin üstüne yapmak
make one's presence felt f. varlığını hissettirmek
make a gaffe f. gaf yapmak
make tepid f. ılıtmak
make a deal f. anlaşma yapmak
make havoc of f. harabeye çevirmek
make a great deal of noise f. patırtı etmek
make a bolt for it f. kaçmak
make provision for f. önlem almak
make certain f. garantiye almak
make it look like a suicide f. intihar süsü vermek
make suspicious f. kuşkulandırmak
make black f. siyahlaştırmak
make an agreement f. kavilleşmek
make wet f. nemlendirmek
make sense of f. anlamlandırmak
make somebody sin f. günaha sokmak
make off f. kaçmak
make inroads on f. zarar vermek (soyut bir şeye)
make friends with f. arkadaşlık etmek
make no noise f. çıt çıkarmamak
make up for something f. telafi etmek
make enough to live off f. dünyalık doğrultmak
make face f. somurtmak
make one's entrance f. giriş yapmak
make amends for f. kendini affettirmek
make a bet by pulling a wishbone f. lades tutuşmak
make nothing of f. önemsememek
make a hole in f. delik açmak
make meeting f. toplantı yapmak
make soft f. yumuşatmak
make different f. farklılaştırmak
make warm f. ılıklaştırmak
make a pilgrimage f. hacca gitmek
make an end of f. son vermek
make bloated f. şişkinleştirmek
make sense f. anlamlı olmak
make broader f. daha geniş hale getirmek
make lively f. canlı hale getirmek
make reference to f. bahsetmek
make vulnerable f. savunmasızlaştırmak
make a scratching sound f. cızırdamak
make a bad impression on someone f. kötü bir izlenim bırakmak
make a practice of doing something f. bir şeyi adet edinmek
make reprisals on f. misilleme yapmak
make somebody a partner f. ortak etmek
make a murmuring sound f. mırıldanmak
make a point f. mim koymak
make short work of f. bir hamlede alt etmek
make bold f. cüret göstermek
make big f. büyütmek
make fun of f. maytapa almak
make a deal f. anlaşmaya bağlamak
make a show of f. numarası yapmak
make one's getaway f. kapağı atmak
make free from bacteria f. bakterisiz hale getirmek
make illusions f. gelin güvey olmak
make the most of something f. bir şeyden azami derecede faydalanmak
make grey f. kırlaştırmak
make something of f. anlam çıkarmak
make someone sick f. birinin midesini bulandırmak
make one's heart bleed f. üzmek
make a gurgling sound f. çağıltı sesi çıkarmak
make out f. kestirmek (ne olduğunu)
make a show of f. gibi yapmak
make something good f. yerine getirmek
make swoon f. bayıltmak
make a careless mistake f. acemilik etmek
make a scene f. olay çıkarmak
make a decision about f. karara bağlamak
make powerless f. güçsüzleştirmek
make lean f. abandırmak
make the bed f. yatağını toplamak
make stiff f. katılaştırmak
make somebody a present of f. hediye etmek
make the big buck f. parsayı götürmek
make ready f. hazırlamak
make mouths f. surat etmek
make hopping mad f. kudurtmak
make an appointment f. sözleşmek
make shift f. idare etmek
make an animal bellow f. böğürtmek
make amends f. tazmin etmek
make short work of f. bir çırpıda yemek
make a break f. fasıla vermek
make short work of f. çabucak bitirmek
make a bed f. yatak yapmak
make short work of f. problemini çabucak halletmek
make good f. başarılı olmak
make legal f. meşrulaştırmak
make disconnected f. ayırmak (bağlantısını)
make known f. ilan etmek
make care of f. bakmak
make an enemy of somebody f. düşman etmek
make propaganda f. propaganda yapmak
make use of an advantage f. avantajdan faydalanmak
make somebody look for f. aratmak
make an impression f. intiba bırakmak
make a change f. yenilik yapmak
make much of something f. izam etmek
make an attempt at f. teşebbüs etmek
make radioactive f. radyoaktifleştirmek
make prepared f. hazır hale getirmek
make collections f. tahsilat yapmak
make a present f. peşkeş çekmek
make harder f. daha sert hale getirmek
make things hum f. hareketlendirmek
make a statement f. açıklama yapmak
make gloomy f. sıkıcı hale getirmek
make do f. yetinmek
make a statement f. beyanatta bulunmak
make record f. albüm yapmak
make oneself at home f. abayı sermek
make suds f. köpürmek
make a compromise f. uzlaşmak
make a hit f. üstün başarı sağlamak
make one's weight felt f. ağırlığını hissettirmek
make good f. ödemek (zararı)
make false f. hata yapmak
make sure that f. sağlama almak
make good on f. yerine getirmek (sözü)
make things hum f. çalıştırmak
make way f. yol açmak
make fertile f. verimlileştirmek
make a reference f. gönderme yapmak
make hot f. ısıtmak
make fun of f. alaya almak
make angry f. kafasını kızdırmak
make somebody drag f. sürütmek
make reductions f. tenzilat yapmak
make much of something f. büyütmek
make a study of f. araştırmak
make a noise f. gürültü yapmak
make untidy f. ortalığı dağıtmak
make a distinction f. ayrı tutmak
make a mess of f. paçavrasını çıkarmak
make somebody eat f. yedirmek
make the first sale of the day f. siftah etmek
make a blunder f. pot kırmak
make firm f. tespit etmek
make an excuse f. özür dilemek
make discontented f. hoşnutsuzlaştırmak
make sure f. emin olmak için gerekeni yapmak
make heavier f. ağırlaştırmak
make somebody say f. söyletmek
make face f. surat asmak
make up f. bir araya getirmek
make a mess of f. başını gözünü yarmak
make an april fool of somebody f. bir nisan şakası yapmak
make purple f. morartmak
make homogeneous f. homojenleştirmek
make secure f. güvenli hale getirmek
make someone drink f. içirmek
make bleed f. kanatmak
make strong f. güçlendirmek
make up a balance sheet f. bilanço düzenlemek
make better f. iyileştirmek
make one's rounds f. devriye gezmek
make harmonious f. ahenkli hale getirmek
be enough to make a saint swear f. dinden imandan çıkarmak
make sure f. garanti etmek
make somebody tipsy f. keyif vermek
make up f. toparlamak
make something go with f. yakıştırmak
make bold to f. cüret etmek
make a great display f. hava atmak
make sharp f. keskinleştirmek
make something public f. bir şeyi ilan etmek
make spacious f. ferahlatmak
make nothing of f. önem vermemek
make one's life miserable f. hayatını zindan etmek
make mincemeat of f. paramparça etmek
make evident f. açığa kavuşturmak
make hay while the sun shines f. fırsattan istifade etmek
make provision against f. önlem almak
make it look like an accident f. kaza süsü vermek
make heavy weather of doing something f. birşeye olması gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
make a pair f. çiftleştirmek
make a faux pas f. pot kırmak
make one suspicious f. zihnini bulandırmak
make a film f. film çevirmek
make somebody pay f. ödetmek
make somebody curious f. meraklandırmak
make amends f. karşılamak
make crooked f. yamultmak
make buck f. para kazanmak
make redundant f. gereksiz kılmak
make no compromises f. ödün vermemek
make a copy f. suret çıkarmak
make off f. kapkaç yapmak
make rough f. kabalaştırmak
make someone (feel) hungry f. acıktırmak
make giddy f. serseme çevirmek
make a bolt for it f. tüymek
make hop f. sektirmek
make an installment plan f. taksitlendirmek
make a draft on f. kötüye kullanmak
make mistake f. hata yapmak
make a decision f. karar almak
make havoc of f. harap etmek
make pass f. geçirmek
make a smacking sound f. şapırdamak
make do f. yetiştirmek
make a name for oneself f. adından söz ettirmek
make large f. irileştirmek
make sure f. sağlam kazığa bağlamak
make an agreement f. anlaşma yapmak
make anxious f. kaygılandırmak
make fresh f. tazeleştirmek
make dim f. loşlaştırmak
make up f. kafadan uydurmak
make a deal f. uzlaşmak
make something creak f. gıcırdatmak
make a brief visit to f. kısa ziyarette bulunmak
make dizzy f. sersemletmek
make debut f. görücüye çıkmak
make an adjustment f. ayarlama yapmak
make difficult f. güçleştirmek
make a display f. gösteriş yapmak
make unwilling f. isteksizleştirmek
make away with f. yok etmek
make standard f. standardlaştırmak
make up f. makyaj yapmak
make a concoction f. tertip etmek
make somebody look younger f. gençleştirmek