produce - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

produce

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"produce" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 62 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
produce f. üretmek
produce f. imal etmek
General
produce f. çıkarmak
produce f. yapmak (film)
produce f. vermek (meyve/sebze)
produce f. hazırlamak
produce f. göstermek
produce f. uzatmak
produce f. istihsal etmek
produce f. neden olmak
produce f. sahnelemek
produce f. doğurmak
produce f. yol açmak
produce f. vermek
produce f. meyve vermek
produce f. ortaya koymak
produce f. yayınlamak
produce f. ibraz etmek
produce f. husule getirmek
produce f. çıkarıp göstermek
produce f. doğurmak (hayvan)
produce f. sahneye koymak (oyunu)
produce f. sahneye koymak
produce f. getirmek (faiz)
produce f. yetiştirmek
produce f. meydana getirmek
produce f. meydana koymak
produce f. üretmek
produce f. ürün vermek
produce f. yapmak
produce f. (film) sahneye koymak
produce f. getirmek
produce f. sonuç vermek
produce f. imal etmek
produce f. üretim gerçekleştirmek
produce i. zerzevat
produce i. ürün
produce i. sonuç
produce i. tarım ürünleri
produce i. sebze ve meyve
produce i. sebze
produce i. mahsul
produce i. üretim
produce i. netice
produce i. tarımsal ürün
produce i. hasıla
produce i. semere
produce i. verim
Trade/Economic
produce f. imal etmek
produce f. istihsal etmek
produce f. üretim yapmak
produce f. üretmek
produce i. çiftlik ürünü
produce i. ürün
produce i. üretilmiş mal
Law
produce f. ibraz etmek
Technical
produce f. imal etmek
produce f. meydana getirmek
produce f. yapmak
produce f. üretmek
Medical
produce i. randıman
Cinema
produce f. gerçekleştirmek

"produce" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 99 sonuç

İngilizce Türkçe
General
produce leaves f. yeşermek
produce foam f. köpük oluşturmak
produce a click f. tıkırtı yapmak
produce young f. yavrulamak
produce bubble f. hava kabarcığı oluşturmak
produce by ignition f. ateşlemeyle meydana getirmek
produce at f. mal etmek
cost little to produce f. ucuza çıkmak
produce fruit f. meyve vermek
produce ideas f. düşünce üretmek
produce a solution f. çözüm üretmek
produce an idea f. görüş geliştirmek
produce result f. sonuç vermek
produce an idea f. fikir üretmek
produce result f. netice vermek
produce statistics f. istatistik yapmak
produce a witness f. şahit göstermek
produce profit f. getirisi olmak
produce catalogue f. katalog üretmek
produce solution f. çözüm üretmek
produce technology f. teknoloji üretmek
produce hormone f. hormon salgılamak
(for an artist) to produce a work of art f. icra-i sanat etmek
mass-produce f. seri olarak üretmek
produce proof f. kanıt göstermek
produce information f. bilgi üretmek
produce knowledge f. bilgi üretmek
produce evidence f. kanıt göstermek
produce energy f. enerji üretmek
produce a policy f. politika üretmek
produce a project f. proje üretmek
produce map information f. harita bilgisi üretmek
produce map f. harita üretmek
produce results f. sonuç getirmek
produce high income f. yüksek gelir elde etmek
produce ideas f. fikir üretmek
mass produce f. toplu üretmek
produce an effect f. etki yaratmak
produce solar energy f. güneş enerjisi üretmek
farm produce i. çiftlik ürünü
tariff on farm produce i. çiftlik ürünlerinde tarife
produce trade i. ürün ticareti
dairy produce i. süt ürünü
inland produce i. yerli ürün
produce section i. manav reyonu
Phrasals
produce for f. 'a amacıyla üretmek
produce for f. 'e için üretmek
produce from f. -den üretmek
Colloquial
produce the goods expr. üzerine düşeni yap
produce the goods expr. senden bekleneni yap
produce the goods expr. senden isteneni yap
produce the goods expr. üzerine düşeni yapmak
produce the goods expr. bekleneni yapmak
produce the goods expr. isteneni yerine getirmek
Idioms
come up with (or deliver or produce) the goods f. bekleneni ya da vaat edileni yapmak
come up with (or deliver or produce) the goods f. istenen şeyi gerçekleştirmek
come up with (or deliver or produce) the goods f. yüzünü kara çıkarmamak
produce the goods f. verdiği sözü tutmak/yerine getirmek
produce the goods f. dediğini yapmak
produce the goods f. sözünün arkasında durmak
produce the goods f. üzerine düşeni yapmak
produce the goods f. bekleneni yapmak
produce the goods f. isteneni yerine getirmek
produce an attack (of some illness) f. (bir hastalığın) krizini tetiklemek
produce an attack (of some illness) f. (bir hastalığın) atağını tetiklemek
produce an attack (of some illness) f. (bir hastalık) atağı/krizi geçirmesine neden olmak
produce an attack (of some illness) f. (bir hastalık) atağı/krizi yaratmak
produce an attack (of some illness) f. (bir hastalık) atağına/krizine yol açmak
produce an attack f. bir krizi tetiklemek
produce an attack f. bir atağı tetiklemek
produce an attack f. bir atağa/krize neden olmak
produce an attack f. bir atak/kriz yaratmak
produce an attack f. bir atağa/krize yol açmak
Trade/Economic
produce evidence f. delil göstermek
produce something at zero-cost f. sıfıra maletmek
produce broker i. borsa acentesi
world-produce markets i. dünya üretim piyasaları
produce market i. emtia ve zahire piyasası
produce loan i. mal kredisi
produce exchange i. mal borsası
colonial produce i. sömürge ürünü
agricultural produce i. tarımsal ürün
produce trade i. toprak ürünleri ticareti
produce trade i. ürün ticareti
produce exchange i. zahire borsası
Law
produce proof f. kanıt göstermek
produce a witness f. tanık göstermek
produce the prisoners f. tutukluların mahkemede vb. hazır bulunmalarını sağlamak
Technical
produce electricity f. elektrik üretmek
produce power f. elektrik üretmek
Railway
covered wagon for the conveyance of early produce i. turfanda sebze nakil vagonu
Medical
produce sputum f. balgam çıkarmak
produce proteoglycans f. proteoglikanlar üretmek
Agriculture
farm produce feed i. çiftlik ürünü yem
farm produce i. çiftlik ürünü
farm produce marketing i. çiftlik ürünü pazarlama
agricultural produce i. tarım ürünleri
produce trade i. ürün ticareti
Education
produce graduates f. mezun vermek