getirmek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

getirmek



"getirmek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 31 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
getirmek bring f.
General
getirmek reduce f.
getirmek bringing f.
getirmek convey f.
getirmek get f.
getirmek bear f.
getirmek adduce f.
getirmek bring forth f.
getirmek return f.
getirmek take into f.
getirmek usher f.
getirmek provide f.
getirmek give f.
getirmek yield f.
getirmek carry f.
getirmek bring along f.
getirmek bring in f.
getirmek hand in f.
getirmek put forward f.
getirmek bring into f.
getirmek introduce f.
getirmek work up f.
getirmek bring f.
getirmek fetch f.
getirmek produce f.
getirmek lead f.
Phrasals
getirmek draw on f.
Technical
getirmek swap-in
getirmek bring
Archaic
getirmek redound f.
British Slang
getirmek bring off

"getirmek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
etkisiz duruma getirmek neutralize f.
meydana getirmek create f.
oyuna getirmek trick f.
iş yapamaz duruma getirmek incapacitate f.
yerine getirmek carry out f.
yerine getirmek (plan vb'ni) implement f.
nötr hale getirmek neutralize f.
meydana getirmek generate f.
etkisiz hale getirmek defuse f.
bir araya getirmek gather f.
gidip getirmek fetch f.
faydalı hale getirmek utilize f.
yerine getirmek perform f.
yerine getirmek fulfil f.
(kısıtlama/sınırlandırma) getirmek impose (limitations/restrictions) f.
yerine getirmek fulfill f.
faydalı hale getirmek utilise f.
eski görevine getirmek reinstate f.
bir araya getirmek gather f.
General
aklını başına getirmek sober up f.
en önemli destekçileri getirmek bring up one's big guns f.
imkansız hale getirmek preclude f.
püre haline getirmek pulp f.
hayaline getirmek dream up f.
oyuna getirmek hoodwink f.
etkisiz hale getirmek cancel f.
görevini yerine getirmek do one's duty f.
sözünü yerine getirmek keep one's word f.
resmi bir görevi yerine getirmek officiate f.
uğur getirmek bring good luck f.
gına getirmek sate f.
istekli hale getirmek make willing f.
toz haline getirmek (ezip) pulverize f.
biraraya getirmek bunch together f.
sistemli hale getirmek make systematic f.
kişisel olmayan bir hale getirmek make impersonal f.
gayrişahsi hale getirmek depersonalise f.
yağ katarak kıvamına getirmek (un) shorten f.
birini galeyana getirmek lash someone into a fury f.
yüklü bir hale getirmek (ödenecek bir faturayı) run up f.
yaprak haline getirmek (metal) roll f.
kertesine getirmek choose the right time f.
kanun haline getirmek code f.
fonksiyonunu yerine getirmek function f.
bin dereden su getirmek make all sorts of excuses f.
yasaklama getirmek fulminate f.
burnundan getirmek spoil the pleasure f.
gayrişahsi hale getirmek depersonalize f.
dolduruşa getirmek incite f.
denk getirmek choose to right time f.
belirli bir zamana denk getirmek time f.
hizaya getirmek adjust f.
daha düz hale getirmek make flatter f.
törenle makamına getirmek (yeni seçilmiş/atanmış birini) install f.
cam haline getirmek vitrify f.
kötü şans getirmek bring bad luck f.
bir araya getirmek piece together f.
yaprak haline getirmek foliate f.
top haline getirmek lump f.
dünyaya getirmek generate f.
su ile karıştırarak bileşik meydana getirmek hydrate f.
içinden çıkılmaz hale getirmek cock up f.
çapraşık duruma getirmek perplex f.
ruh haline getirmek etherealize f.
daha karanlık hale getirmek make darker f.
haline getirmek work up into f.
keleğe getirmek fox f.
toz haline getirmek powder f.
gaz haline getirmek gasify f.
geri getirmek bring back f.
uyku getirmek drowse f.
biraraya getirmek band together f.
vücuda getirmek engender f.
düzenli hale getirmek make regular f.
daha düz hale getirmek make more even f.
farklı bir duruma getirmek brought into a different state f.
yakarak toz haline getirmek calcine f.
uyumlu hale getirmek accord f.
hizaya getirmek align f.
husule getirmek bring about f.
yerine getirmek acquit oneself f.
halel getirmek injure f.
yanında getirmek bring along f.
aktif hale getirmek activate f.
beraberinde getirmek bring along f.
yerine getirmek fulfil f.
çözüm önerisi getirmek offer a solution f.
meydana getirmek turn out f.
uygun hale getirmek tailor f.
dilenci durumuna getirmek pauperize f.
sistemli bir hale getirmek systematize f.
kusurlu hale getirmek make defective f.
oyuna getirmek pull a fast one f.
halka açık hale getirmek make public f.
ulaşılabilir hale getirmek make accessible f.
bir araya getirmek agglomerate f.
kar getirmek profit f.
kovuk haline getirmek cove f.
içinden çıkılmaz hale getirmek becloud f.
ateşleme durumuna getirmek için kaldırmak (silah vb) level f.
rast getirmek succeed in meeting f.
kendine düşen görevi yerine getirmek keep one's end up f.
dize getirmek bring somebody to his knees f.
haline getirmek reduce f.
bulup getirmek retrieve f.
cinnet getirmek go mad f.
kar getirmek sell at a premium f.
şişkin hale getirmek make swollen f.
üçkağıda getirmek deceive f.
daha yüksek duruma getirmek lift f.
çalışır duruma getirmek make functional f.
husule getirmek produce f.
altını üstüne getirmek turn upside down f.
ateşlemeyle meydana getirmek produce by ignition f.
doğru yola getirmek steady f.
bin dereden su getirmek beat around the bush f.
altını üstüne getirmek root about f.
akla getirmek connote f.
yüz yüze getirmek confront f.
boğuntuya getirmek gull somebody f.
bir araya getirmek congregate f.
aklını başına getirmek sober f.
dünyaya getirmek give birth to f.
halel getirmek harm f.
eski haline getirmek redintegrate f.
oyuna getirmek deceive f.
gaza getirmek have one's blood up f.
anlaşılması zor hale getirmek darken f.
işlevini yerine getirmek function f.
bir şeyi daha canlı bir hale getirmek liven something up f.
hasılat getirmek fetch f.
görevini yerine getirmek do one's share of a task f.
üzerinde kemer meydana getirmek overarch f.
kımıldayamaz duruma getirmek immobilize f.
aceleye getirmek do something in a hurry f.
aceleye getirmek do a job haphazardly f.
altını üstüne getirmek root around f.
meydana getirmek spawn f.
yerine getirmek answer f.
zorla getirmek cow f.
kap şekline getirmek cup f.
denge meydana getirmek offset f.
amacı yerine getirmek accomplish one's goal f.
çalışır duruma getirmek bring something to good working order f.
çapraza getirmek trick f.
meydana getirmek engender f.
bir şeyi yerine getirmek carry something through f.
meydana getirmek effect f.
ince işle ve emekle meydana getirmek elaborate f.
çözüm getirmek propose f.
tamamlanmamış hale getirmek make undone f.
yeniden gündeme getirmek reawaken f.
oyuna getirmek trap f.
aceleyle getirmek hurry f.
birine oy vererek göreve getirmek vote someone in f.
eşyaları taşınmaya hazır bir duruma getirmek pack f.
altını üstüne getirmek ransack f.
amacı yerine getirmek fulfill one's goal f.
sırtını yere getirmek get the better of f.
bir araya getirmek conflate f.
aceleye getirmek do something sloppily and hastily f.
haline getirmek resolve f.
borularla getirmek nakletmek pipe f.
oyuna getirmek play smb a trick f.
birini yola getirmek settle someone down f.
gündeme getirmek propose an item for the agenda f.
kar getirmek return profit f.
borularla getirmek pipe f.
renk getirmek embellish f.
gaza getirmek get one's blood up f.
uçucu hale getirmek volatilize f.
dile getirmek verbalize f.
alıp getirmek get f.
etkisiz hale getirmek ward off f.
zararsız hale getirmek overpower f.
benzer hale getirmek make similar f.
gına getirmek be fed up with f.
gına getirmek satiate f.
sonunu getirmek accomplish f.
amacı yerine getirmek achieve one's goal f.
kanal haline getirmek canalize f.
açık hale getirmek clear f.
şakulüne getirmek be plumb f.
meydana getirmek set off f.
rast getirmek choose the right time f.
bir araya getirmek band together f.
yasal hale getirmek legitimate f.
orantılı hale getirmek proportion f.
eski konumuna getirmek return to a previous condition f.
hazır hale getirmek make prepared f.
birinin tüm isteklerini yerine getirmek go all the way with f.
sıkıcı hale getirmek make gloomy f.
hatırına getirmek call back to mind f.
yerine getirmek enforce f.
daha sert hale getirmek make harder f.
geviş getirmek ruminate f.
sıva haline getirmek (kil ve kum) puddle f.
bir şeyin sonunu getirmek see something through f.
yerine getirmek (sözü) make good on f.
bir araya getirmek amass f.
gargaraya getirmek prevaricate f.
güçlükle bir araya getirmek scrape up f.
getirmek (faiz) draw f.
anonim şirket haline getirmek incorporate f.
hamur haline getirmek pulp f.
baygınlık getirmek bore somebody to death f.
oyuna getirmek play somebody a trick f.
jöle kıvamına getirmek (reçel/pelte/muhallebi vb'ni) set f.
birini gayrete getirmek fire someone up f.
başarı getirmek bring success f.
akla uygun hale getirmek rationalize f.
harfi harfine yerine getirmek follow through f.
geri getirmek brought back f.
patlayıcıyı etkisiz hale getirmek defuze f.
galeyana getirmek agitate f.
geviş getirmek chew the cud f.
eski konumuna getirmek restore f.
usanç getirmek get bored f.
rehber olarak birini getirmek veya götürmek shepherd f.
uzun konuşmanın sonunu getirmek perorate f.
enkaz haline getirmek devastate f.
bir şeyi biri için imkansız hale getirmek place something out of someone 's reach f.
ün getirmek bring fame f.
yola getirmek reclaim f.
sınırlama getirmek limit f.
bulunur hale getirmek make available f.
etkisiz hale getirmek make ineffective f.
bir iş için birini şevke getirmek fire someone with enthusiasm for f.
kullanılmış hale getirmek make used f.
gerekleri yerine getirmek meet the requirements f.
görevi yerine getirmek officiate f.
daha yoğun hale getirmek make denser f.
kanun haline getirmek legislate f.
yetersiz hale getirmek make unfit f.
aceleye getirmek rush in f.
renk getirmek give a magic touch f.
görülemez hale getirmek make imperceptible f.
gaza getirmek get somebody going f.
yerine getirmek effect f.
yola getirmek discipline f.
boş duruma getirmek vacate f.
harekete getirmek move f.
yerine getirmek accomplish f.
görülmesi zor hale getirmek make hard to see f.
ikrah getirmek begin to loathe f.
güçlükle bir araya getirmek scrape together f.
gözünün önüne getirmek envision f.
meydana getirmek do f.
bir araya getirmek gather f.
yerine getirmek make good f.
aceleye getirmek rush f.
meydana getirmek bring to pass f.
hizaya getirmek level f.
etkisiz hale getirmek get someone out of the way f.
karmakarışık bir hale getirmek snarl f.
doygun hale getirmek saturate f.
sağlıklı hale getirmek hygienize f.
aklına getirmek call back to mind f.
dile getirmek depict f.
açıklık getirmek defog f.
gayrete getirmek move f.
katı hale getirmek solidify f.
eski durumuna getirmek reinstate f.
işlemez hale getirmek put out of commission f.
bir günahı bağışlatmak için papazın önerdiği kefareti yerine getirmek do penance f.
yerleşim bölgesi haline getirmek populate f.
sonunu getirmek (bir işin) conclude f.
üçkağıda getirmek dupe f.
biraraya getirmek couple together f.
federasyon haline getirmek (devletleri) federalize f.
rast getirmek allow to succeed f.
akla getirmek conjure up f.
aynı hizaya getirmek align f.
bağdaşık hale getirmek homogenize f.
yeniden geçirmez hale getirmek reproof f.
dile getirmek give voice to f.
kıvama getirmek (bir şeyi katarak) temper with f.
zararsız duruma getirmek disarm f.
son modaya uygun bir duruma getirmek update f.
gaza getirmek uplift f.
eski şekline getirmek unmake f.
bir araya getirmek collect f.
sistemin parçası haline getirmek coopt f.
yerine getirmek administer f.
yerine getirmek (arzu, rica vb) indulge f.
çift hale getirmek geminate f.
bir araya getirmek gather up f.
un haline getirmek flour f.
akla getirmek be redolent of f.
ayrıntılı hale getirmek flesh out f.
yerine getirmek (vaat) redeem f.
gevrek hale getirmek make brittle f.
hazır hale getirmek make ready f.
vücuda getirmek bring into being f.
meydana getirmek bring into being f.
emekle meydana getirmek labor f.
sugeçirmez hale getirmek waterproof f.
sırtını yere getirmek overcome f.
beraberinde getirmek imply f.
kimyasal değişikliklerle daha uygun hale getirmek treat f.
dolduruşa getirmek egg somebody on f.
oldu bittiye getirmek confront with a fait accompli f.
dalgaya getirmek pull the wool over somebody's eyes f.
kullanılır duruma getirmek treat f.
irat getirmek yield income f.
gaza getirmek embolden f.
birisini kardinal görevine getirmek cardinalize f.
bir araya getirmek knock together f.
sözünü yerine getirmek keep one's promise f.
gözle görülür hale getirmek bare f.
kısıtlama getirmek constraint f.
akla getirmek call to mind f.
kurum haline getirmek institutionalize f.
geri getirmek reinstate f.
tarıma uygun hale getirmek make fit for cultivation f.
uygun hale getirmek make suitable f.
etkisiz hale getirmek negative f.
yeniden kullanılır hale getirmek furbish f.
vecit haline getirmek enravish f.
uygun hale getirmek make fit f.
birini bir şeyi yapamayacak duruma getirmek render f.
ses geçirmez hale getirmek noiseproof f.
hale getirmek render f.
bir araya getirmek make up f.
popüler hale getirmek popularize f.
federasyon haline getirmek federate f.
güvenli hale getirmek make secure f.
ahenkli hale getirmek make harmonious f.
birtakım hareketlerle birşeyi belirli bir yere getirmek maneuver f.
seri hale getirmek serialize f.
bir şeyin parçalarını bir araya getirmek piece something together f.
yola getirmek sit f.
birini yola getirmek bring someone to his knees f.
faiz getirmek yield interest f.
dile getirmek frame f.
sentez haline getirmek synthesize f.
kanunu daha etkili bir hale getirmek tighten up on f.
çözüm getirmek cure f.
kanaat getirmek be convinced f.
önceki durumuna getirmek restore to the former rank f.
devamını getirmek continue f.
zararsız hale getirmek pare somebody's claws f.
ruh haline getirmek etherealise f.
geri getirmek return f.
galeyana getirmek stir up f.
yerine getirmek doest f.
para getirmek bring in f.
sonunu getirmek finish f.
eşit düzeye getirmek level f.
aceleye getirmek hurry f.
toz haline getirmek powderize f.
dövüp kıvamına getirmek homogenize f.
yapamaz hale getirmek incapacitate f.
sırtını yere getirmek get the best of f.
iyi bir kondisyona getirmek (oyuncuyu) condition f.
iyi bir hale getirmek condition f.
eve ekmek getirmek bring home the bacon f.
yerine getirmek grant f.
alışkanlık haline getirmek practise f.
güçsüz duruma getirmek incapacitate f.
saf hale getirmek purify f.
biraraya getirmek pair up f.
gündeme getirmek revive f.
yeniden işleyip kullanılır duruma getirmek (kullanılmış maddeleri) recycle f.
geri getirmek restore f.
sonunu getirmek complete f.
punduna getirmek find a suitable opportunity f.
bir araya getirmek concentrate f.
uğursuzluk getirmek hoodoo f.
viran hale getirmek abandon f.
dört köşeli hale getirmek (bir şeyin kenarlarını) square off f.
sistematik hale getirmek systematize f.
uygun hale getirmek predispose f.
daha kötü bir hale getirmek worsen f.
getirmek (eski makamına) reinstate in f.
bakterisiz hale getirmek make free from bacteria f.
denk getirmek hit a target f.
akla getirmek bring to mind f.
bir resmi yüksek çözünürlüklü hale getirmek posterize f.
dağınık bir hale getirmek tousle f.
birinin aklını başına getirmek make someone see reason f.
meydana getirmek frame f.
açmaza getirmek deceive f.
püre haline getirmek purée f.
manevra yaparak belirli bir yere getirmek maneuver f.
içinden çıkılmaz hale getirmek complicate f.
su geçirmez hale getirmek waterproof f.
getirmek (kar/kazanç) yield f.
sözünü yerine getirmek be as good as one's word f.
aceleye getirmek hurry up f.
eritip saf bir hale getirmek (yağı) render f.
sözünü yerine getirmek be true to one's word f.
dile getirmek put into words f.
kanlı hale getirmek make bloody f.
aklına getirmek think back on f.
cazip hale getirmek make it attractive f.
çamurlu hale getirmek make slimy f.
getirmek (faiz) produce f.
duyarlı hale getirmek sensitize f.
bir araya getirmek rally f.
daha parlak hale getirmek make brighter f.
sesli duruma getirmek vocalize f.
kelimei şahadet getirmek recite the kalima shahadah f.
ağaç dikip orman haline getirmek forest f.
meydana getirmek give rise to f.
yola getirmek bring somebody to his knees f.
birinin aklını başına getirmek bring someone to reason f.
sözünü yerine getirmek be as good as one's promise f.
bir işin sonunu getirmek see something through f.
aklına getirmek think about f.
daha geniş hale getirmek make broader f.
canlı hale getirmek make lively f.
dünyaya getirmek bring into the world f.
içeri getirmek usher f.
getirmek (faiz vb) return f.
dolduruşa getirmek envenom f.
hatırına getirmek remind somebody of something f.
gayrete getirmek stimulate f.
baştaki konumuna getirmek reset f.
yerine getirmek make something good f.
gaza getirmek work somebody up (into something) f.
birini iple bağlayarak etkisiz hale getirmek tie someone up f.
dile getirmek voice f.
oyun haline getirmek dramatize f.
ezip toz haline getirmek triturate f.
bir araya getirmek rake together f.
demeye getirmek imply f.
insanların bildiklerinin yanlış olduğunu göstermek amacıyla durum ile ilgili gerçekleri dile getirmek put the record straight f.
takat getirmek tolerate f.
gözünün önüne getirmek visualize f.
dile getirmek mention f.
bin dereden su getirmek beat about the bush f.
sağlam olmayan bir hale getirmek make unstable f.
yerine getirmek satisfy f.
törenle göreve getirmek inaugurate f.
küre biçimine getirmek globe f.
hizaya getirmek subdue f.
iki yakasını bir araya getirmek get by f.
gözalıcı hale getirmek glamorize f.
lapa haline getirmek pulp f.
müdafaasız hale getirmek make defenseless f.
özet haline getirmek abstract f.
birini yola getirmek bring someone to her knees f.
çalışan sayısını değiştirerek en uygun hale getirmek rightsize f.
kazanç getirmek bring somebody in something f.
etkisiz hale getirmek kill f.
yerine getirmek execute f.
açıklık getirmek clarify f.
aynı dalga boyunda sinyal göndererek yayını anlaşılmaz hale getirmek jam f.
bir araya getirmek (birilerini) throw together f.
adet haline getirmek institutionalize f.
kazanç getirmek net f.
refakatçi olarak birini getirmek veya götürmek shepherd f.
yeniden getirmek reinstate f.
vücuda getirmek create f.
getirmek (kar) return f.
daha iyi bir duruma getirmek uplift f.
çalışır hale getirmek make functional f.
meydana getirmek effectuate f.
akla getirmek associate with f.
aklını başına getirmek disenchant f.
gargaraya getirmek quibble f.
kıvamına getirmek temper f.
karar noktasına getirmek bring to a head f.
açmaza getirmek dupe f.
gına getirmek cloy f.
getirmek (bir durumdan başka duruma) convert into f.
çene hizasına getirmek chin f.
cinnet getirmek go off one's head f.
gazaba getirmek infuriate f.
dile getirmek utter f.
farklı bir duruma getirmek bring into a different state f.
yola getirmek bring to reason f.
gürültüye getirmek cause something to be lost in the confusion f.
kanaat getirmek satisfy oneself f.
uğursuzluk getirmek put a jinx on f.
in içeri getirmek usher f.
ağız kalabalığına getirmek confuse by a flow of words f.
şekerleme haline getirmek candy f.
dile getirmek reflect f.
rast getirmek cause to hit the mark f.
sonunu getirmek (bir işin) follow through on f.
aklına getirmek remind somebody of something f.
daha hoş bir hale getirmek sweeten f.
kira getirmek rent f.
normal hale getirmek make normal f.
yerine getirmek put in force f.
karmakarışık hale getirmek ensnarl f.
kaba kuvvet kullanarak birini etkisiz hale getirmek overpower f.
yasal hale getirmek make legal f.
hareketsiz hale getirmek immobilize f.
üçkağıda getirmek trick f.
yerine getirmek exercise f.
bono vb faiz getirmek pay interest f.
yerine getirmek serve f.
denk getirmek hit f.
meydana getirmek achieve f.
üst üste getirmek superimpose f.
yerine getirmek complete f.
koloni haline getirmek colonize f.