enforce - Türkçe İngilizce Sözlük

enforce

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

enforce — Definition

Anlamı ve Tanımı:
uygulamak, zorla uygulatmak, icra etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈfɔːrs/ – BrE /ɪnˈfɔːs/)
Terim Türü:
Fiil: enforce (enforces – enforced – enforcing)
Bir kuralı, yasayı veya standardı fiilen yürürlüğe koyup uyumu sağlamayı tanımlamaktadır; gerektiğinde yaptırım ima eder. Eski Fransızca enforcier (“güç kullanmak, zorlamak”) kökünden İngilizceye geçmiştir; modern hukuk ve kurumsal yönetişimde enforce, “kural kağıtta değil sahada geçerli” ilkesini fiilleştirir.
Eş Anlamlılar:
implement, uphold
Zıt Anlamlılar:
ignore, violate

"enforce" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
enforce f. uygulanmak
In March 1997, it set up a competition authority to be responsible for enforcing the Competition Act.
Mart 1997'de, bu yasanın uygulanmasından sorumlu bir rekabet kurumu tesis etti.

More Sentences
enforce f. uygulamak
Highroad speed limits must be stringently enforced.
Otoyol hız limitleri sıkı bir şekilde uygulanmalıdır.

More Sentences
enforce f. güçlendirmek
This is why it is right for these relations to be developed in order to enforce such positions.
Bu nedenle bu tür pozisyonları güçlendirmek için bu ilişkilerin geliştirilmesi doğrudur.

More Sentences
enforce f. zorlamak
We should also support Article 2E proposed by the Council, as nothing good ever comes from enforced decisions.
Konsey tarafından önerilen Madde 2E'yi de desteklemeliyiz, zira zorlama kararlardan hiçbir zaman iyi bir şey çıkmaz.

More Sentences
enforce f. icra etmek
Substantial administrative reforms are necessary in order to implement and adequately enforce the different EC policies.
Farklı AT politikalarını uygulamak ve yeterli biçimde icra etmek için esaslı idari reformlar gereklidir.

More Sentences
enforce f. dayatmak
He is trying to enforce his own views on me.
Kendi görüşlerini bana dayatmaya çalışıyor.

More Sentences
enforce f. yürürlüğe koymak
Now we are looking primarily at the ability to enforce and apply it in full.
Şimdi öncelikle bunu tam olarak yürürlüğe koyma ve uygulama becerisine bakıyoruz.

More Sentences
Hukuk
enforce f. icra etmek
Substantial administrative reforms are necessary in order to implement and adequately enforce the different EC policies.
Farklı AT politikalarını uygulamak ve yeterli biçimde icra etmek için esaslı idari reformlar gereklidir.

More Sentences
Genel
enforce f. yerine getirmek
enforce f. tatbik etmek
enforce f. sözünü geçirmek
enforce f. mecbur etmek
enforce f. yürütmek
enforce f. zorla kabul ettirmek
enforce f. zorla yaptırmak
enforce f. zorla elde etmek
enforce f. zorla kabul etmek
enforce f. takviye etmek
enforce f. yürürlüğe sokmak
enforce f. zorla uygulatmak
Ticaret/Ekonomi
enforce f. ödemeye zorlamak
Hukuk
enforce f. yürütmek
enforce f. icra ettirmek
enforce f. yaptırım uygulamak
Osmanlıca
enforce f. icbar etmek

"enforce" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
enforce a law f. yasa uygulamak
enforce the orders f. emirleri uygulamak
enforce one's orders f. emirlerini uygulatmak
enforce law f. kanun uygulamak
enforce the law f. kanunu uygulamak
enforce the rule f. kuralı uygulamak
enforce a rule f. kuralı uygulamak
enforce one's claims f. iddiaları haklı kılmak
re-enforce f. güçlendirmek
enforce discipline f. disiplini sağlamak
enforce limits f. sınır koymak
re-enforce f. teşvik etmek
re-enforce f. desteklemek
re-enforce f. berkitmek
re-enforce f. güçlendirme yapmak
re-enforce f. takviye etmek
re-enforce f. sağlamlaştırmak
re-enforce f. büyütmek
re-enforce f. etkisini artırmak
re-enforce f. pekiştirmek
re-enforce f. kuvvetlendirmek
Öbek Fiiller
enforce something on someone f. birinin üzerinde bir kanunu/yasayı uygulamak
enforce (something) on (one) f. (birine bir şeyi) dayatmak/zorla kabul ettirmek/uygulamak
enforce something on someone f. bir kanunu birine uygulamak
enforce on f. üzerinde bir kanunu/yasayı uygulamak
enforce on f. -i dayatmak/zorla kabul ettirmek/uygulamak
Hukuk
action to enforce liability i. mesuliyet davası
enforce the law f. kanunu icra etmek
Bilgisayar
enforce limits expr. sınırları zorla
enforce referential integrity expr. bilgi tutarlılığına zorla
Askeri
re-enforce f. takviye kuvvetlerle desteklemek
re-enforce f. ek birimlerle desteklemek