make - Turkish English Dictionary
History

make

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "make" in Turkish English Dictionary : 75 result(s)

English Turkish
Common Usage
make v. yapmak
Irregular Verb
make v. made - made
General
make v. katetmek
make v. çevirmek
make v. varmak
make v. ulaşmak
make v. yaptırmak
make v. kazanmak
make v. göstermek
make v. almak (yol)
make v. becermek
make v. yetişmek
make v. ilişki kurmak
make v. gitmek
make v. başarıya ulaştırmak
make v. atamak
make v. tutmak
make v. olarak atamak
make v. yaratmak
make v. düdüklemek
make v. olmak
make v. eylemek
make v. zorlamak
make v. kapatmak (devreyi)
make v. düzeltmek
make v. hesap etmek
make v. erişmek
make v. akdetmek
make v. inşa etmek
make v. devirmek
make v. etmek
make v. hazırlamak
make v. anlamak
make v. anlam çıkarmak
make v. tamamlamak
make v. girişmek
make v. kılmak
make v. düzenlemek
make v. yol almak
make v. sağlamak
make v. elde etmek
make v. mecbur etmek
make v. somurtmak
make v. imal etmek
make v. çiş yapmak
make v. işemek
make v. meydana getirmek
make v. -tirmek
make v. -dırmak
make v. yapmak
make n. randıman
make n. yapılış şekli
make n. mamulat
make n. yapılış
make n. şekil
make n. biçim
make n. verim
make n. yapım
make n. üretim
make n. marka
make n. yapı
Slang
make v. çiş yapmak
make v. işemek
Trade/Economic
make v. imal etmek
make n. imalat tipi
make yapı
make yapmak
Technical
make v. meydana getirmek
make n. elektrik devresinin kapanması
make yapmak
Computer
make n. marka
make yap
Electric
make v. devreyi kapatmak
Automotive
make n. marka
Weight Lifting
make n. çeşit

Meanings of "make" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
make smaller v. küçültmek
make out v. idare etmek
make up v. uydurmak
make thin v. inceltmek
make love v. sevişmek
make think v. düşündürmek
make happy v. sevindirmek
make peace v. barış yapmak
make an effort v. çaba göstermek
make real v. gerçekleştirmek
make an effort v. gayret etmek
make an effort v. çabalamak
make a mistake v. hata yapmak
make happy v. mutlu etmek
make an effort v. çaba harcamak
make peace v. barışmak
make use of v. faydalanmak
make public v. açıklamak
make a baby v. çocuk yapmak
make life easier v. yaşamı kolaylaştırmak
make life easier v. hayatı kolaylaştırmak
make sure v. emin olmak
make a decision v. karar vermek
General
make an impression v. adından övgüyle söz ettirmek
make a notification v. tebligatta bulunmak
make of v. yapmak
make off with v. çalmak
make up v. boyanmak
make grimaces v. yüzünü buruşturmak
make things easier for v. kolaylık göstermek
make bad blood v. aralarını açmak
make great strides in something v. aşama kaydetmek
make out an invoice v. fatura kesmek
make little of v. küçümsemek
make things lively for someone v. birinin başına iş açmak
make a card index v. fişlemek
make merry over v. alay etmek
make jump v. atlatmak
make a grimace v. yüzünü buruşturmak
make a bolt for v. fırlayıp bir yere doğru koşmak
make acquainted with v. öğrenmek
make blind v. kör etmek
make deaf v. sağırlaştırmak
make a name for oneself v. ünlenmek
make a stand v. direnerek savaşmak
make fruitful v. verimlileştirmek
make a bid for v. elde etmeye çalışmak
make much of v. fazlasıyla önemsemek
make common cause with v. bir uğurda birisiyle birlikte hareket etmek
make progress v. iyiye doğru gitmek (hasta)
make fun of v. alay etmek
make a sound v. ses çıkarmak
make much of somebody v. başının üstünde gezdirmek
make a gap v. boşluk yaratmak
make common cause with v. tarafını tutmak
make an effort v. uğraşmak
make oneself presentable v. kendine bir çekidüzen vermek
not to make a noise v. ses çıkarmamak
make sacrifices (for the sake of something/someone) v. fedakarlıktan kaçınmamak
make a photocopy v. fotokopi çekmek
make inbales v. balya yapmak
make a written statement v. yazılı açıklamada bulunmak
make a row v. çıngar çıkarmak
make submissive v. uysallaştırmak
make the big buck v. çok para kazanmak
make something work v. çalıştırmak
make somebody sick v. hasta etmek
make awry v. çarpıtmak
make amends v. telafi etmek
make fun v. eğlenmek
make a reduction v. iskonto yapmak
make a night of it v. sabaha kadar eğlenmek
make trouble v. bela çıkarmak
make somebody forget v. unutturmak
make clear v. netleştirmek
make a noise v. şamata yapmak
make the water v. su almak
make narrow v. darlaştırmak
make obeisance v. hürmet etmek
make progress v. ilerleme kaydetmek
make larger v. genişletmek
make linear v. doğrusal hale getirmek
make oneself acquainted with v. öğrenmek
make sense v. anlamı olmak
make coarse v. kabalaştırmak
make fun of v. matrağa almak
make legal v. yasallaştırmak
make do with v. ile yetinmek
make legendary v. efsaneleştirmek
make lawful v. yasalaştırmak
make brittle v. gevrek hale getirmek
make ready v. hazır hale getirmek
make a stand against v. düşmana karşı direnmek
make a detour v. dolambaçlı yoldan gitmek
make definite v. kesinleştirmek
make eyes at v. gözle flört etmek
make correspond v. uyum sağlamak
make the best of a bad situation v. kötü bir durum karşısında idare etmeye çalışmak
make a hiccup v. hıçkırmak
make vibrate v. titretmek
make allowances for v. göz önüne almak
make a move v. kaçmak
make one's heart bleed v. kalbini kırmak
make a hit v. çok beğenilmek
make pregnant v. gebe bırakmak
make over v. devretmek
make out an invoice v. fiş kesmek
make higher v. daha fazla yükseltmek
make a loop v. ilmik atmak
make sure of v. sağlama almak
make an impression v. izlenim bırakmak
make certain of v. garantiye almak
make noise v. gürültü etmek
make good v. iyileştirmek
make humid v. nemlendirmek
make water v. çiş yapmak
constantly make something the main topic of conversation v. aynı şeyi durmadan ve her yerde tekrarlamak
make a tour v. tur yapmak
make use of v. yararlanmak
make light of v. hafife almak
make somebody sick v. uyuz etmek
make a victim of v. kurban etmek
make one's way v. yolunu tutmak
make somebody sleep v. uyutmak
make a killing v. voli vurmak
make a mark v. nişan koymak
make rebound v. sektirmek
make a show of v. gösteriş yapmak
make flatter v. daha düz hale getirmek
make revolt v. ayaklandırmak
make into v. dönüştürmek
make a promise v. vaatte bulunmak
make somebody feel small v. mahcup etmek
make a request of v. maruzatta bulunmak
make nothing of v. anlayamamak
make sick v. iğrendirmek
make barricades v. barikat kurmak
make one's way v. ileri gitmek
make a dot v. nokta koymak
make a point of v. bir şey yapmaya dikkat etmek
make as if v. yapar gibi görünmek
make sure v. sağlama almak
make one's mark v. isim yapmak
make a sensation v. merak uyandırmak
make friends with v. ile arkadaş olmak
make somebody ill v. hasta etmek
make friends v. arkadaş olmak
make more violent v. şiddetlendirmek
make it warm for somebody v. zorluk çıkarmak
make haste v. çabuk olmak
make enter v. giriş yapmak
make fit for cultivation v. tarıma uygun hale getirmek
make up a shortage v. eksikleri gidermek
make fun of v. gırgıra almak
make suitable v. uygun hale getirmek
make up v. icat etmek
make a point of v. bir şey yapmayı ihmal etmemek
make an appointment with somebody v. randevu vermek
make no sense v. anlamsız gelmek
make no progress v. gelişim göstermemek
make somebody feel small v. küçük düşürmek
make vibrant sounds v. titrek ses çıkarmak
make a great success v. büyük başarı kazanmak
make prosperous v. bayındırlaştırmak
make fit v. uygun hale getirmek
make a faux pas v. falso yapmak
make angry v. küstürmek
make a point of v. özen göstermek
make a copy of v. kopyalamak
make soiled v. kirletmek
make certain v. kesinleştirmek
make an example of v. ibret olsun diye cezalandırmak
make new v. yenilemek
make a statement v. demeç vermek
make a net v. ağ örmek
make more difficult v. ağırlaştırmak
make somebody drool at the mouth over something v. ağzını sulandırmak
make an inversion v. tersine çevirmek
make a profit v. kar etmek
make an indelible impression v. adından söz ettirmek
make regular v. düzenli hale getirmek
make more even v. daha düz hale getirmek
make a face v. surat etmek
make out v. başarmak
make out a case for v. bir iddianın savunulabilecek yanlarını bulmak
make a show of v. hava atmak
make somebody smell something v. koklatmak
make a nuisance of oneself v. baş belası olmak
make sail v. sefere çıkmak
be unable to make head or tail of v. akıl erdirememek
make mad v. deli etmek
make up v. atmak
make loose v. gevşetmek
make nothing of v. anlam verememek
make sure v. bakmak
make a crackling noise v. çatırdamak
make an agreement v. anlaşma gerçekleştirmek
make dim v. donuklaştırmak
make somebody feel small v. utandırmak
make life miserable for v. birine çok çektirmek
make somebody sick and tired v. iliğini kurutmak
make one's mouth water for v. ağzını sulandırmak
make oneself comfortable v. rahat etmek
make difficulties v. zorluk çıkarmak
make somebody's blood boil v. afyonunu patlatmak
make a blunder v. nane yemek
make unclean v. kirletmek
make an analogy v. benzerlik kurmak
make a counterattack v. kontratak yapmak
make a fuss about v. mesele yapmak
make or break v. ya kazanmak ya batırmak
make difficulties v. yokuşa sürmek
make a draft v. para çekmek
make sure v. garantiye almak
make official v. resmiyete dökmek
kiss and make up v. barışmak
make one's presence felt v. varlık göstermek
make light of v. küçümsemek
make a mess of v. çorbaya döndürmek
make infertile v. çoraklaştırmak
make a gesture v. jest yapmak
make all sorts of excuses v. bin dereden su getirmek
make a detour v. varyanttan gitmek
make one's blood run cold v. dehşete düşürmek
make less frequent v. seyrekleştirmek
make ripe v. olgunlaştırmak
make pregnant v. verimlileştirmek
make a face v. suratını buruşturmak
make somebody's blood boil v. tepesini attırmak
make darker v. daha karanlık hale getirmek
make a cluck v. gıdıklamak
make capital of v. istismar etmek
make public v. ortaya dökmek
make clean v. temizlemek
make calm v. sakinleştirmek
make sure v. sağlama bağlamak
make progress v. aşama kaydetmek
make something rustle v. hışırdatmak
make lively v. canlılık kazandırmak
make friends v. dost edinmek
make defective v. kusurlu hale getirmek
make satisfied v. tatmin etmek
make known v. sızdırmak
make formless v. şekilsizleştirmek
make swollen v. şişkin hale getirmek
know how to make somebody work efficiently v. adam kullanmak
make merry over v. eğlenmek
make a point of v. özenmek
make a sharp sound v. keskin ses çıkarmak
make sheep's eyes at somebody v. göz süzmek
make functional v. çalışır duruma getirmek
make inroad into v. yiyip bitirmek
make feel v. hissettirmek
make allowance for v. hesaba katmak
make a decision v. karara varmak
make a wish v. dilekte bulunmak
make insensitivity v. duyarsızlaştırmak
make much of somebody v. birisini ağırlamak
make thick v. kalınlaştırmak
make sense v. anlaşılmak
make noises v. bahsetmek
make it up v. uzlaşmak
make hollow v. boşaltmak
make one's mark v. damgasını vurmak
make light of v. hafifsemek
make common cause with v. işbirliği yapmak
make a scene v. rezalet çıkarmak
make stylish v. şıklaştırmak
make a film v. film çekmek
make perfect v. mükemmelleştirmek
make fast v. kilitlemek
make obeisance v. saygı göstermek
make a mistake v. yanılmak
make inquiries v. soruşturmak
make a wish v. dilek dilemek
make a record of v. kaydetmek
make skewed v. eğriltmek
make a written statement v. yazılı açıklama yapmak
make safe v. sağlam kazığa bağlamak
make random v. gelişigüzel yapmak
make a fool of oneself v. kendini gülünç duruma düşürmek
make no concessions v. taviz vermemek
make someone less fearful v. daha az korkmasını sağlamak
make pass over v. aşırtmak
make out v. anlam çıkarmak
make somebody do a tiresome job v. pösteki saydırmak
make sticky v. vıcık vıcık etmek
make suffer v. kıvrandırmak
make good one's charge v. iddiasını kanıtlamak
make lusterless v. donuklaştırmak
make anxious v. meraklandırmak
make someone feel cheerful v. neşelendirmek
make someone's hackles rise v. birini öfkelendirmek
make less rigid v. yumuşatmak
make provision v. önlem almak
make a bid v. çaba harcamak
make a claim to v. istekte bulunmak
make a disclaimer about v. feragat etmek
make reference to v. söz etmek
make safe v. emniyet altına almak
make a sacrifice v. özveride bulunmak
make a visit v. ziyaret etmek
make weak v. kuvvetsizleştirmek
make room for someone v. biri için yer açmak
make glad v. memnun etmek
make concessions to v. taviz vermek
make mention of v. bahsetmek
make face v. surat etmek
make angry v. sinir bozmak
make fast v. sağlamlaştırmak
make round v. yuvarlaklaştırmak
make fun v. alay etmek
make fun of v. kıtıra almak
make rings round somebody v. taş çıkartmak
make a dash v. atılmak
make somebody believe v. yutturmak
make to look antique v. antika görünümlü yapmak
make a contract v. kontrat yapmak
make somebody thirsty v. hararet vermek
make a formal request v. istemde bulunmak
make something stick v. kanıtlamak
make one's day v. sevindirmek
make an idol of v. tapmak
make a design of v. dizayn etmek
make free with v. izin almadan kullanmak (başkasının malı olan bir şeyi)
make sense v. anlam taşımak
make public v. halka açık hale getirmek
make a report v. rapor vermek
make accessible v. ulaşılabilir hale getirmek
make a mistake v. hata işlemek
make a mess of v. allak bullak etmek
make a lot of money v. altın kesmek
make an application v. başvurmak
make up v. toplamak
make into v. biçim vermek
make amends v. özür dilemek
make eyes at somebody v. göz süzmek
make fixed v. sabitleştirmek
make somebody yawn v. esnetmek
make an end of v. sona erdirmek
make willing v. istekli hale getirmek
make one’s case v. kendini ortaya koymak
make fun of v. ile eğlenmek
make systematic v. sistemli hale getirmek
make feeble v. kuvvetsizleştirmek
make high v. yükseltmek
make impersonal v. kişisel olmayan bir hale getirmek
make concessions to v. tavizde bulunmak
make modest v. sadeleştirmek
make prize of v. ganimet almak
make acquainted with v. tanışmak
make a name for oneself v. sükse yapmak
make sense out of v. anlam çıkarmak
make a game of v. alay etmek
make a boner v. pot kırmak
make mouldy v. küflendirmek
make somebody live happily v. gün göstermek
make great efforts v. canını dişine takmak
make shift v. var olanla idare etmek
make something clear v. bir şeyi belli etmek
make lukewarm v. ılıştırmak
make fun of v. dalga geçmek
make something tingle v. bir şeyi çınlatmak
make food v. yemek yapmak
make a military coup v. askeri darbe yapmak
make mention of v. anmak
make witty remarks v. nükte yapmak
make sick v. tutmak
make clear v. belirginleştirmek
make tense v. gerginleştirmek
make up one's mind v. kararını vermek
make shift with v. ile idare etmek
make use of v. kullanmak
make invalid v. geçersiz hale getirmek
make love v. aşk yapmak
make limp v. aksatmak
make mention of v. sözünü etmek
make a hash of v. yüzüne gözüne bulaştırmak
make money v. para kazanmak
make a formal protest v. protesto çekmek
make it possible v. imkan vermek
make care v. bakmak
make an application v. başvuruda bulunmak
make angry v. sinir etmek
make both ends meet v. idare etmek
make a plan v. plan yapmak
make a blunder v. falso yapmak
make a bungle of v. yüzüne gözüne bulaştırmak
make a noise v. yaygara koparmak
make relaxed v. gevşetmek
make glorious v. mükemmelleştirmek
make of v. anlam vermek
make a name for oneself v. ad yapmak
make a difference v. farketmek
make a lion of v. dikkat çekmesini sağlamak
make dry v. kurutmak
make safe v. güvenli hale getirmek
make four v. dörtlemek
make run v. koşturmak
make ready for v. bir şey için hazırlamak
make or break v. ya batmak ya çıkmak
make no compromises v. taviz vermemek
make fluid v. akışkanlaştırmak
make a commotion v. şamata yapmak
make inroads on v. darbe indirmek
make vows v. niyet tutmak
make formal v. resmileştirmek
make water v. işemek
make a liar out v. yalancı çıkarmak
make eyes at v. göz etmek
make a game of v. gırgıra almak
make land v. karaya çıkmak
make up v. kıvırmak
make a hit v. tutulmak
make something a current issue v. gündeme getirmek
make somebody sense v. sezindirmek
make smeared v. lekelemek
make curly v. kıvırcıklaştırmak
make a smacking noise v. şaplamak
make a panel v. açık oturum yapmak
make a fuss over v. üzerine titremek
make sorry show v. becerememek
make degenerate v. dejenere etmek
make someone's acquaintance v. biriyle tanışmak
make out v. yazmak
make a pile v. çok para kazanmak
make a petition v. dilekçe vermek
make merry over v. dalga geçmek
make friends v. arkadaş edinmek
make nonsense of v. berbat etmek
make a point v. cevabı yapıştırmak
make an impression on v. izlenim bırakmak
make a promise v. söz vermek
make a lucky shot v. boş atıp dolu tutmak
make a face v. yüzünü gözünü buruşturmak
make irritated v. kızdırmak
make a sacrifice v. fedakarlık yapmak
make away with v. kurtulmak
make a dash v. saldırmak
make an example of someone v. birini ibret olsun diye cezalandırmak
make do with v. ile idare etmek
make the bed v. yatak toplamak
make an offer v. teklif götürmek
make good one's escape v. kaçmayı başarmak
make socialist v. sosyalistleştirmek
make off with v. aşırmak
make an agreement with v. bağlantı yapmak
make the best of v. azami derecede yararlanmak
make light of v. önemsememek
make way for v. yol vermek
make a cracking noise v. şaklamak
make out v. okumak
make one's last will v. vasiyette bulunmak
make free with v. fazla samimi davranmak (bir kadına)
make a wish v. niyet tutmak
make peace with v. ile barışmak
make simpler v. basitleştirmek
make free v. serbest bırakmak
make off v. sıvışmak
make someone sick v. birini hasta etmek
make good use of v. iyi kullanmak
make one's rounds v. viziteye çıkmak (doktor)
make rigid v. katılaştırmak
make friends with v. arkadaşlık kurmak
make explode v. patlatmak
make up to v. yaranmak
make a new start v. yeniden başlamak
make out v. gibi görünmek
make equal v. denklemek
make one's living v. geçimini kazanmak
make a mess of v. pisletmek
make a point of v. önem vermek
make something reasonable v. akla uydurmak
make oneself conspicuous v. dikkati üzerine çekmek
make active v. faal hale getirmek
make somebody smell v. koklatmak
make a move v. harekete geçmek
make someone a proposition v. birine bir teklifte bulunmak
make known v. bilinir hale getirmek
make amends to someone for something v. birinden bir şey için özür dilemek
make free from contamination v. lekesiz hale getirmek
make a great fuss v. kıyameti koparmak
make somebody's hair stand on end v. tüylerini ürpertmek
make something clear v. açıklamak
make time with v. biriyle flört etmek
make an offer v. teklifte bulunmak
make a sign v. işaret etmek
make one's deposition v. yeminle yazılı ifade vermek
make cooler v. serinleştirmek
make lighter v. hafifleştirmek
make sick v. mide bulandırmak
make blurry v. bulanık hale getirmek
make a contract v. mukavele yapmak
make way for v. yol açmak
make more powerful v. gücünü artırmak
make somebody speak v. konuşturmak
make opaque v. donuklaştırmak
make things into a bundle v. çıkın etmek
make a bonfire of v. kurtulmak
make a hole v. delik açmak