strike - Türkçe İngilizce Sözlük

strike

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

strike — Definition

Anlamı ve Tanımı:
vurmak, grev yapmak, saldırı
Okunuş (IPA):
(AmE /straɪk/ – BrE /straɪk/)
Terim Türü:
İsim: strike (strikes); Düzensiz Fiil: strike (strikes – struck/stricken – striking)
Fiziksel darbeyi, ani etkiyi veya örgütlü iş bırakma eylemini açıklayan çok işlevli kelimedir. Eski İngilizce strīcan kökünden gelen yapı, ani temas ve sonuç doğurma algısını merkezine alır.
Eş Anlamlılar:
hit, walkout, attack
Zıt Anlamlılar:
miss, comply

"strike" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
strike i. çarpma
We have to do something to prevent meteor strikes from happening.
Meteor çarpmalarını önlemek için bir şeyler yapmak zorundayız.

More Sentences
strike i. grev
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
strike f. çarpmak
He was walking by the courts when a tennis ball struck him on the head.
Kortların yanından geçerken kafasına bir tenis topu çarptı.

More Sentences
strike f. vurmak
Many colleagues come from Member States which were this summer struck by floods and landslides.
Birçok meslektaşımız bu yaz sel ve toprak kaymalarının vurduğu Üye Devletlerden geliyor.

More Sentences
strike i. darbe
Genel
strike i. keşif
The population of this little town expanded after a gold strike in 1880.
Bu küçük kasabanın nüfusu 1880'de kasabada altın keşfinden sonra arttı.

More Sentences
strike i. grev
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
strike i. keşif
The population of this little town expanded after a gold strike in 1880.
Bu küçük kasabanın nüfusu 1880'de kasabada altın keşfinden sonra arttı.

More Sentences
strike f. gibi gelmek
The directive strikes me, though, as something of a patchwork rug.
Ancak bu direktif bana yamalı bir bohça gibi geldi.

More Sentences
strike f. izlenim bırakmak (birinde)
How does that strike you?
Bu sende nasıl bir izlenim bıraktı?

More Sentences
strike f. grev yapmak
The factory workers are striking for higher wages.
Fabrika işçileri daha yüksek ücretler için grev yapıyorlar.

More Sentences
strike f. isabet etmek
The gun went off while he was cleaning it, and the bullet almost struck his wife.
Silahı temizlerken ateş aldı ve kurşun neredeyse karısına isabet ediyordu.

More Sentences
strike f. çalmak (saat)
I didn't hear how many times the clock struck.
Saatin kaç kez çaldığını duymadım.

More Sentences
strike f. düşmek (yıldırım)
Nevertheless, I wish to strike a note of realism.
Bununla birlikte, gerçekçi bir not düşmek istiyorum.

More Sentences
strike f. gelmek
The depiction of Saddam Hussein as someone who represents no real danger does not strike me as credible.
Saddam Hüseyin'in gerçek bir tehlike arz etmeyen biri olarak tasvir edilmesi bana inandırıcı gelmiyor.

More Sentences
strike f. çıkarmak
The truth is that this disease can strike anywhere and at any time.
Gerçek şu ki, bu hastalık her yerde ve her zaman ortaya çıkabilir.

More Sentences
strike f. etkilemek
His sickness struck him very hard and very fast.
Hastalığı onu çok ağır ve çok hızlı etkiledi.

More Sentences
strike f. dövmek
You have to strike the iron while it's hot.
Demir tavında dövülmeli.

More Sentences
strike f. dikkati çekmek
In fact, what really strikes me here is the large element of sheer hypocrisy.
Aslında burada dikkatimi çeken şey, katıksız ikiyüzlülüğün büyük bir unsur olması.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
strike i. grev
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
strike f. grev yapmak
The factory workers are striking for higher wages.
Fabrika işçileri daha yüksek ücretler için grev yapıyorlar.

More Sentences
Hukuk
strike i. grev
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
Teknik
strike i. grev
The commuters will face a big problem if there is a rail strike.
Demiryolu grevi olursa yolcular büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

More Sentences
strike f. çarpmak
He was walking by the courts when a tennis ball struck him on the head.
Kortların yanından geçerken kafasına bir tenis topu çarptı.

More Sentences
strike f. vurmak
Many colleagues come from Member States which were this summer struck by floods and landslides.
Birçok meslektaşımız bu yaz sel ve toprak kaymalarının vurduğu Üye Devletlerden geliyor.

More Sentences
Askeri
strike i. saldırı
The air forces were planning a strike on the island.
Hava kuvvetleri adaya bir saldırı planlıyordu.

More Sentences
Eski Kullanım
strike f. darbe vurmak
The new law strikes a blow at fundamental human rights.
Yeni yasa temel insan haklarına darbe vuruyor.

More Sentences
Genel
strike i. mükemmellik
strike i. maden bulma
strike i. üstünlük
strike i. vurma
strike i. bırakım
strike i. vurgun
strike i. pişirme
strike i. keşfetme
strike i. petrol bulma
strike i. çalma
strike i. beklenmedik başarı
strike i. doluluk
strike i. tatil-i eşgal
strike i. vuruş
strike i. doğrultu
strike i. uzanış
strike i. sıyırma
strike i. (bira yapımında) arpa miktarını gösteren bir ölçüm birimi
strike i. biranın sertliği
strike i. biranın yoğunluğu
strike i. (madeni para, madalya üzerinde yer alan) kabartma
strike i. (şekerin kaynatılması sonucu geriye kalan) ağda kıvamlı şeker kütlesi
strike i. ansızın açılan şans
strike i. tesadüfi petrol keşfi
strike i. tesadüfi maden keşfi
strike i. handikap
strike i. engel
strike i. kısıt
strike i. köstek
strike i. şantaj ile para alma
strike i. tehdit ile para alma
strike i. para tırtıklama
strike i. rüşvete karşı çıkarılan bir yasama kanun teklifi
strike i. (saatte) vurma mekanizması
strike i. sahne dekorunu bozma
strike i. sahne dekorunu toplama
strike i. (çin porseleni veya farklı bir yemek takımında) özel tasarım
strike i. tesadüfi değerli mineral keşfi
strike f. çakmak (kibriti)
strike f. yer etmek
strike f. yolunu tutmak
strike f. çalmak (saat belirli bir zamanı)
strike f. basmak
strike f. basmak (madeni parayı)
strike f. takınmak
strike f. aşk etmek
strike f. işlemek
strike f. para basmak
strike f. çatmak
strike f. akdetmek
strike f. etki bırakmak
strike f. kök salmak
strike f. ilerlemek
strike f. gelip çatmak
strike f. indirmek
strike f. izlenim bırakmak
strike f. gözüne ilişmek
strike f. birdenbire anlamak
strike f. bulmak
strike f. ayırmak
strike f. basmak (piyanonun/daktilonun tuşlarına)
strike f. hesap bakiyesini tespit etmek
strike f. ulaşmak
strike f. çakmak
strike f. yakmak
strike f. çalmak
strike f. birdenbire aklına gelmek (birinin)
strike f. tabetmek
strike f. bozmak
strike f. sökmek
strike f. karşılaşmak
strike f. rastlamak
strike f. fazlasıyla etkilemek
strike f. dikkat çekmek
strike f. (kalıp) sökmek
strike f. rast gelmek
strike f. kürek çekmek
strike f. (ışık) vurmak
strike f. (ışık) yansımak
strike f. (ışık) düşmek
strike f. (ses) duyulmak
strike f. kalemle üstünü çizmek
Irregular Verb
strike f. struck - stricken
strike f. struck - struck/stricken
Ticaret/Ekonomi
strike i. işçilerin taleplerini işverene kabul ettirebilmek için hep birlikte işi bırakmaları biçimindeki sendikal hak
strike i. iş bırakma eylemi
Hukuk
strike i. grev yapma
Teknik
strike i. elektrikli kaplanmış ince katman
strike i. vuruş
Mimarlık
strike f. (kemer veya tonozun orta bölümünü) kademeli olarak alçaltmak
Gıda
strike i. pişirme
Mutfak
strike i. pişirme
Botanik
strike i. köklenme
strike i. çimlenme
strike f. (kesilmiş bitki) köklenmek
strike f. (tohum) çimlenmek
strike f. (kesilmiş bitkiyi) büyüyebileceği bir alana yerleştirmek
strike f. (bitkiyi) keserek çoğaltmak
Balıkçılık
strike i. (oltada) balığın yemi kapmasıyla oluşan gerilme
strike f. oltayı çekmek
strike f. (balık) yemi yutmak
strike f. (balığı) olta ile yakalamak
strike f. (balığı) oltaya getirmek
strike f. (balık) oltaya takılmak
strike f. (balık, yemi) yakalamak
Jeoloji
strike i. tabaka yönü
Askeri
strike i. vuruş
Spor
strike i. bowlingde tek atışta bütün labutların devrilmesi
Beysbol
strike i. vurucuya karşı atılan top
strike i. vurucunun kaçırdığı atış
strike i. strike bölgesinden geçen vuruş
strike i. yumuşak faul vuruşu
strike i. ikiden az ıska ile gerçekleştirilen faul atışı
strike i. kusursuz vuruş
strike i. mükemmel atış
Ciltçilik
strike f. (kitap cildini) sıcak kalıpla damgalamak
Eski Kullanım
strike i. işlenmeye hazır taraklanmış keten/jüt/kenevir
strike f. şoke etmek
strike f. şaşkına uğratmak
strike f. canını sıkmak
strike f. keyfini kaçırmak
Böcek Bilimi
strike f. (böcek) yumurtlamak
strike f. (böcek) üzerine yumurtlamak

"strike" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
sit down strike i. oturma eylemi
strike insurance i. grev sigortası
counter strike i. karşı saldırı
strike breaker i. grev kırıcı
sympathetic strike i. sempati grevi
coeur d'alene strike i. coeur d'alene darbesi
preemptive strike i. karşı tarafın muhtemel saldırısına karşı önceden yapılan saldırı
types of strike i. grev türleri
sympathetic strike i. destek grevi
general strike i. genel grev
wildcat strike i. denetimsiz grevler
strike team i. vurucu ekip
hunger strike i. açlık grevi
sympathy strike i. destek grevi
strike breaker i. grevdeki işçinin yerini alan kişi
lightning strike i. küçük çaplı grev
ottoman strike law i. tatil-i eşgal kanunu
strike plate i. kilit karşılığı
missile strike i. füze saldırısı
shoulder strike i. omuz vurma/atma
postal strike i. postacı grevi
strike power i. vuruş gücü
lightning strike i. yıldırım çarpması
lightning strike i. yıldırım düşmesi
lightning strike i. şimşek çakması
spot strike i. grev
spot strike i. sendika tarafından düzenlenen grev
strike bill i. rüşvete karşı çıkarılan bir yasama kanun teklifi
strike [dialect] i. katı cisimlere yönelik bir hacim ölçüm birimi
strike a bargain f. pazarlıkta anlaşmaya varmak
strike someone down f. birini yere yıkmak
strike out f. yola koyulmak
strike a deal f. anlaşma yapmak
strike an attitude f. tavır takınmak
strike up a conversation f. sohbet etmeye başlamak
strike something off f. bir darbeyle bir şeyi kesmek
be on strike f. grevde olmak
strike the shampagne bottle f. şampanya patlatmak
strike out f. sağa sola vurmak
strike a match f. kibrit çakmak
strike a bargain f. mutabık kalmak
strike up f. başlamak
strike terror into f. birini dehşete düşürmek
strike in f. karışmak
strike out f. kulaç atmak
strike off f. çıkarmak
strike the right note f. yerinde söz söylemek
strike out f. silmek
strike someone a blow f. birine bir yumruk indirmek
strike with a butt f. dipçiklemek
strike out f. başarısız olmak
strike a chord f. ilgisini çekmek
strike work f. grev yapmak
strike out f. sağa sola yumruk yağdırmak
strike one's flag f. teslim bayrağı çekmek
strike sail f. yelkenleri mayna etmek
strike back f. geri vurmak
strike with a truncheon f. coplamak
strike one's flag f. yenilgiyi kabul etmek
strike a bargain f. anlaşmaya varmak
strike one's flag f. teslim olmak
strike someone down f. birini öldürmek
strike a balance f. uzlaşmak
go on strike f. greve gitmek
strike the colors f. bayrağı indirmek
strike out f. yüzmek
strike it rich f. köşeyi dönmek
strike out f. bulmak
strike home f. can evinden vurmak
strike root f. kök salmak
be out on strike f. grevde olmak
strike out f. gitmek
go on strike f. grev yapmak
be on strike f. grev yapmak
strike out f. yeni bir yol izlemek
strike off f. silmek
strike out f. takibetmek
strike the right note f. lafı gediğine oturtmak
strike in f. başlamak
strike an attitude f. tavır koymak
strike up a tune f. orkestra vb bir parça çalmaya başlamak
strike something out f. iptal etmek için bir şeyi çizmek
strike home f. canevinden vurmak
strike down f. devirmek
strike on f. bir şeyi keşfetmek
strike out f. vuruş yapmak
strike with admiration f. hayran bırakmak
take the hardest strike f. en ağır hasarı görmek
strike lightly f. çırpıştırmak
go on a hunger strike f. açlık grevine başlamak
strike up a friendship f. arkadaşlık kurmak
strike a bargain f. uzlaşmak
strike out f. üzerini çizmek
strike one's eyes f. göze çarpmak
strike through f. çıkarmak
strike into f. vurmak
strike oil f. petrol bulmak
strike up f. çalmaya başlamak
strike up f. söylemeye başlamak
strike up f. kurmak (dostluk)
strike up a friendship f. ahbaplığa dökmek
strike a balance f. anlaşmaya varmak
strike the bottom f. dibe vurmak
strike it rich f. birdenbire zengin olmak
strike it rich f. beklenmedik bir gelire kavuşmak
strike it rich f. bir anda köşeyi dönmek
strike fear into (the heart of) someone f. ödünü koparmak
strike a bargain f. mutabakat yapmak
strike a bargain f. mutabakata varmak
go on strike f. grev kararı almak
(an idea) strike someone f. fikir gelmek
(an idea) strike someone f. aklına bir fikir gelmek
strike major blow f. ağır darbe indirmek
strike great blow f. ağır darbe indirmek
strike big blow f. ağır darbe indirmek
strike the match f. kibriti çakmak
strike out for f. -e doğru gitmek
strike into f. saplamak (bir başka şeye)
strike the bottom f. karaya oturmak
strike out f. çıkarmak
strike off f. uçurmak
strike up f. (arkadaşlık/ilişki) kurmak
strike off f. basmak
strike off f. kesip koparmak
strike down scaffolding f. iskeleyi sökmek
strike off f. listeden çıkarmak
instigate a strike f. bir grevi kışkırtmak
break a strike f. grevi dağıtmak
strike out f. çıkartmak
strike the match f. kibrit çakmak
strike the necessary balance f. gerekli dengeyi bulmak
break a strike f. grevi kırmak
strike a balance f. hesaptaki gelir ve gider durumunu karşılaştırmak
strike a bargain f. fiyatta anlaşmak
strike work f. işten ayrılmak
strike work f. iş bırakmak
hunger strike f. açlık grevi yapmak
strike [obsolete] f. acı çektirmek
strike [obsolete] f. acı yaratmak
strike an agreement f. mutabakat sağlamak
strike [obsolete] f. çalmak
strike [obsolete] f. gasp etmek
strike [obsolete] f. musluk takmak
strike [obsolete] f. delik açmak
strike [obsolete] f. musluk açmak
strike an agreement f. anlaşmak
strike [obsolete] f. aklına sokmak
strike an agreement f. pazarlık yapmak
strike an agreement f. anlaşmaya varmak
strike [obsolete] f. yaymak