strike - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

strike

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"strike" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 96 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
strike f. vurmak
strike f. çarpmak
strike i. darbe
strike i. grev
strike i. çarpma
Irregular Verb
strike f. struck - stricken
strike f. struck - struck/stricken
General
strike f. birdenbire anlamak
strike f. kararlaştırmak
strike f. bozmak
strike f. kibrit yakmak
strike f. akdetmek
strike f. basmak (piyanonun/daktilonun tuşlarına)
strike f. fazlasıyla etkilemek
strike f. hesap bakiyesini tespit etmek
strike f. düşmek (yıldırım)
strike f. (kalıp) sökmek
strike f. gelmek
strike f. dikkat çekmek
strike f. yakmak (kibrit)
strike f. dövmek
strike f. sökmek
strike f. izlenim bırakmak
strike f. ayırmak
strike f. çakmak (kibriti)
strike f. gelip çatmak
strike f. basmak (madeni parayı)
strike f. yer etmek
strike f. gözüne ilişmek
strike f. bulmak
strike f. çakmak
strike f. çalmak (saat belirli bir zamanı)
strike f. para basmak
strike f. çalmak (saat)
strike f. rastgelmek
strike f. izlenim bırakmak (birinde)
strike f. dikkati çekmek
strike f. kök salmak
strike f. yolunu tutmak
strike f. çıkarmak
strike f. birdenbire aklına gelmek (birinin)
strike f. rastlamak
strike f. takınmak
strike f. etki bırakmak
strike f. tabetmek
strike f. aşk etmek
strike f. karşılaşmak
strike f. etkilemek
strike f. çatmak
strike f. grev yapmak
strike f. indirmek
strike f. çalmak
strike f. gibi gelmek
strike f. ulaşmak
strike f. basmak
strike f. yakmak
strike f. ilerlemek
strike f. isabet etmek
strike f. işlemek
strike i. çalma
strike i. vurgun
strike i. petrol bulma
strike i. pişirme
strike i. uzanış
strike i. maden bulma
strike i. grev
strike i. vurma
strike i. doğrultu
strike i. doluluk
strike i. keşif
strike i. sıyırma
strike i. keşfetme
strike i. tatil-i eşgal
strike i. hava saldırısı
strike i. mükemmellik
strike i. üstünlük
strike i. bırakım
strike i. vuruş
strike i. beklenmedik başarı
Trade/Economic
strike grev yapmak
strike iş bırakma eylemi
strike işçilerin taleplerini işverene kabul ettirebilmek için hep birlikte işi bırakmaları biçimindeki sendikal hak
strike grev
Law
strike grev
strike grev yapma
Technical
strike vurmak
strike grev
strike elektrikli kaplanmış ince katman
strike vuruş
strike çarpmak
Food Engineering
strike pişirme
Gastronomy
strike pişirme
Geology
strike tabaka yönü
Military
strike saldırı
strike vuruş
Sport
strike bowling oyununda tek atışta bütün şişelerin devrilmesi

"strike" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 453 sonuç

İngilizce Türkçe
General
(an idea) strike someone f. fikir gelmek
(an idea) strike someone f. aklına bir fikir gelmek
be on strike f. grev yapmak
be on strike f. grevde olmak
be out on strike f. grevde olmak
break a strike f. grevi kırmak
break a strike f. grevi dağıtmak
go on a hunger strike f. açlık grevine başlamak
go on strike f. grev kararı almak
go on strike f. grev yapmak
go on strike f. greve gitmek
instigate a strike f. bir grevi kışkırtmak
strike a balance f. anlaşmaya varmak
strike a balance f. uzlaşmak
strike a bargain f. uzlaşmak
strike a bargain f. mutabakat yapmak
strike a bargain f. pazarlıkta anlaşmaya varmak
strike a bargain f. anlaşmaya varmak
strike a bargain f. mutabık kalmak
strike a bargain f. mutabakata varmak
strike a chord f. ilgisini çekmek
strike a deal f. anlaşma yapmak
strike a match f. kibrit çakmak
strike an attitude f. tavır koymak
strike an attitude f. tavır takınmak
strike back f. geri vurmak
strike big blow f. ağır darbe indirmek
strike down f. devirmek
strike down scaffolding f. iskeleyi sökmek
strike fear into (the heart of) someone f. ödünü koparmak
strike great blow f. ağır darbe indirmek
strike home f. canevinden vurmak
strike home f. can evinden vurmak
strike in f. başlamak
strike in f. karışmak
strike into f. vurmak
strike into f. saplamak (bir başka şeye)
strike it rich f. köşeyi dönmek
strike it rich f. beklenmedik bir gelire kavuşmak
strike it rich f. bir anda köşeyi dönmek
strike it rich f. birdenbire zengin olmak
strike lightly f. çırpıştırmak
strike major blow f. ağır darbe indirmek
strike off f. kesip koparmak
strike off f. basmak
strike off f. listeden çıkarmak
strike off f. uçurmak
strike off f. çıkarmak
strike off f. silmek
strike oil f. petrol bulmak
strike on f. bir şeyi keşfetmek
strike one's eyes f. göze çarpmak
strike one's flag f. teslim bayrağı çekmek
strike one's flag f. teslim olmak
strike one's flag f. yenilgiyi kabul etmek
strike out f. takibetmek
strike out f. bulmak
strike out f. silmek
strike out f. başarısız olmak
strike out f. sağa sola vurmak
strike out f. çıkarmak
strike out f. vuruş yapmak
strike out f. yüzmek
strike out f. üzerini çizmek
strike out f. yeni bir yol izlemek
strike out f. sağa sola yumruk yağdırmak
strike out f. gitmek
strike out f. kulaç atmak
strike out f. yola koyulmak
strike out f. çıkartmak
strike out for f. -e doğru gitmek
strike root f. kök salmak
strike sail f. yelkenleri mayna etmek
strike someone a blow f. birine bir yumruk indirmek
strike someone down f. birini yere yıkmak
strike someone down f. birini öldürmek
strike something off f. bir darbeyle bir şeyi kesmek
strike something out f. iptal etmek için bir şeyi çizmek
strike terror into f. birini dehşete düşürmek
strike the bottom f. karaya oturmak
strike the bottom f. dibe vurmak
strike the colors f. bayrağı indirmek
strike the match f. kibriti çakmak
strike the match f. kibrit çakmak
strike the necessary balance f. gerekli dengeyi bulmak
strike the right note f. lafı gediğine oturtmak
strike the right note f. yerinde söz söylemek
strike the shampagne bottle f. şampanya patlatmak
strike through f. çıkarmak
strike up f. çalmaya başlamak
strike up f. kurmak (dostluk)
strike up f. söylemeye başlamak
strike up f. (arkadaşlık/ilişki) kurmak
strike up f. başlamak
strike up a conversation f. sohbet etmeye başlamak
strike up a friendship f. ahbaplığa dökmek
strike up a friendship f. arkadaşlık kurmak
strike up a tune f. orkestra vb bir parça çalmaya başlamak
strike with a butt f. dipçiklemek
strike with a truncheon f. coplamak
strike with admiration f. hayran bırakmak
strike work f. grev yapmak
take the hardest strike f. en ağır hasarı görmek
coeur d'alene strike i. coeur d'alene darbesi
counter strike i. karşı saldırı
general strike i. genel grev
hunger strike i. açlık grevi
lightning strike i. küçük çaplı grev
lightning strike i. yıldırım çarpması
missile strike i. füze saldırısı
ottoman strike law i. tatil-i eşgal kanunu
postal strike i. postacı grevi
preemptive strike i. karşı tarafın muhtemel saldırısına karşı önceden yapılan saldırı
shoulder strike i. omuz vurma/atma
sit down strike i. oturma eylemi
strike breaker i. grevdeki işçinin yerini alan kişi
strike breaker i. grev kırıcı
strike insurance i. grev sigortası
strike plate i. kilit karşılığı
strike power i. vuruş gücü
strike team i. vurucu ekip
sympathetic strike i. destek grevi
sympathetic strike i. sempati grevi
sympathy strike i. destek grevi
types of strike i. grev türleri
wildcat strike i. denetimsiz grevler
Phrasals
strike at birine/bir şeye vurmak
strike back intikam almak
strike back misilleme yapmak
strike back karşılık vermek
strike down (mahkeme) bir yasayı veya yönetmeliği hükümsüz kılmak
strike for something bir şey için grev yapmak
strike someone or something from something birini veya bir şeyi bir şeyden silmek
strike someone or something on something birinin bir yerine vurmak/çarpmak
strike someone or something with something birine bir şey ile vurmak
Proverb
lightning does not strike twice aynı nehirde iki kez yüzülmez
lightning does not strike twice yıldırım aynı yere iki kere düşmez
lightning does not strike twice yıldırım aynı yere iki kez düşmez
strike while the iron is hot demir tavında dövülür
Colloquial
strike it rich f. köşe olmak
strike dumb söyleyecek söz bulamamak
strike dumb dili tutulmak
strike it rich voli vurmak
strike one's fancy hoşuna gitmek
strike one's fancy hitap etmek (bir şeyin birine hitap etmesi)
Idioms
go out on strike grev yapmak
go out on strike greve gitmek
strike a bad patch başı dara düşmek
strike a balance ortak nokta bulmak
strike a balance ortak noktada buluşmak
strike a balance ortak taban bulmak
strike a balance uzlaşmak
strike a balance between ortasını bulmak
strike a bargain (fiyat konusunda) uzlaşmaya varmak
strike a bargain (fiyat konusunda) anlaşmaya varmak
strike a bargain sonuca varmak
strike a bargain bir sonuca ulaşmak
strike a bargain anlaşmak
strike a bargain uzlaşmak
strike a bargain bir pazarlıkta uyuşmak
strike a bargain pazarlıkta anlaşmak
strike a bargain pazarlığı sonuçlandırmak
strike a bargain pazarlığı bağlamak
strike a blow ağır bir darbe indirmek
strike a blow hücum etmek
strike a blow atak yapmak
strike a blow saldırı yapmak
strike a blow against bir darbe indirmek
strike a blow for destek olmak/vermek
strike a chord (mesaj/tavsiye) yerine ulaşmak
strike a chord heyecanlandırmak
strike a chord üzerinde etki yapmak
strike a chord bam telini titretmek
strike a chord with someone çağrıştırmak
strike a chord with someone anımsatmak
strike a chord with someone bir çağrışıma yol açmak
strike a deal (fiyat konusunda) uzlaşmaya varmak
strike a deal (fiyat konusunda) anlaşmaya varmak
strike a happy medium ortasını bulmak
strike a happy medium bir orta yol bulmak
strike a note etkilemek
strike a note (mesaj/tavsiye) yerine ulaşmak
strike a note en hassas yerinden vurmak
strike a pose poz vermek
strike a raw nerve can evinden vurmak
strike a sour note tadını kaçırmak
strike a sour note gölge düşürmek
strike a sour note içine etmek
strike all of a heap kafasını karıştırmak
strike all of a heap şaşkınlığa uğratmak
strike all of a heap çok şaşırtmak
strike all of a heap şaşkına çevirmek
strike all of a heap şok etkisi yaratmak
strike an attitude tavır takınmak
strike an attitude tavır yapmak
strike at the heart of something kalbinden vurmak
strike at the heart of something bir şeyi tam kalbinden vurmak
strike at the heart of something can evinden vurmak
strike gold zengin olmak
strike gold altın madalya kazanmak
strike gold köşeyi dönmek
strike gold turnayı gözünden vurmak
strike home (mesaj/tavsiye) yerine ulaşmak
strike home can alıcı noktaya temas etmek
strike home with derinden etkilemek
strike home with tam hedefe ulaşmak
strike it lucky şansı açılmak
strike it lucky şans yüzüne gülmek
strike it rich köşeyi dönmek
strike it rich servete kavuşmak
strike it rich başına talih kuşu konmak
strike lucky şansı açılmak
strike lucky şans yüzüne gülmek
strike oil çok değerli bir şey bulmak
strike oil istediği bir şeye kavuşmak
strike oil şansı yaver gitmek
strike out on one's own kendi başına yola koyulmak/işe kalkışmak
strike out on one's own kendi yoluna gitmek
strike out on one's own kendi başına devam etmek
strike pay dirt turnayı gözünden vurmak
strike pay dirt başarmak
strike somebody as (being) something gibi gelmek
strike somebody's fancy hitap etmek (bir şeyin birine hitap etmesi)
strike somebody's fancy hoşuna gitmek
strike somebody's fancy ilgisini çekmek
strike someone funny birine komik gelmek
strike someone funny birine gülünç gelmek
strike someone funny komiğine gitmek
strike someone's fancy hitap etmek (bir şeyin birine hitap etmesi)
strike the right balance dengeyi bulmak
strike the right note lafı gediğine oturtmak
strike the right note can evinden vurmak
strike the right note taşı gediğine koymak
strike the right note bam teline basmak
strike up a conversation muhabbet açmak
strike up a conversation sohbet etmek
strike up a conversation sohbet etmeye başlamak
strike up a conversation sohbet başlatmak
strike up a friendship (birisiyle) arkadaş olmak
strike up the band bir şeyi başlatmak
strike up the band çalmaya/söylemeye başlamak/başlatmak
strike while the iron is hot sıcağı sıcağına yapmak
strike while the iron is hot demir tavında dövülmeli
strike while the iron is hot demiri tavındayken dövmek
strike while the iron is hot demiri tavında dövmek
strike/touch a chord ilgisini çekmek
Speaking
this company is on strike bu işyerinde grev vardır
this company is on strike bu iş yerinde grev var
this workplace is on strike bu iş yerinde grev var
this workplace is on strike bu işyerinde grev vardır
Slang
food strike mahkumların yemekhanede yemek yemeyerek cezaevi idaresini protesto etmesi
strike it rich parayı bulmak
strike it rich aniden zengin olmak
Trade/Economic
airline strike havayolu grevi
airline strike hava grevi
airport strike hava grevi
airport strike hava limanı grevi
be on strike grevde olmak
be unemployed due to a strike grev nedeniyle işsiz kalmak
break a strike bir grevin dağılması
buyer's strike alıcı grevi
buyer's strike fiyatları düşürmek üzere alıcıların alım yapmamaları
buyers' strike alıcıların grevi
civil strike vergi grevi
come out on strike greve gitmek
come out on strike grev yapmak
consumer's strike tüketici grevi
direct strike direkt grev
direct strike doğrudan grev
dock strike rıhtım işçilerinin grevi
flash strike sendikanın iznini almadan yapılan geçici işi bırakma
general strike genel grev
general strike umumi grev
general strike genel grev
go on strike greve gitmek
illegal strike yasadışı grev
lawful strike kanuni grev
lawful strike yasal grev
lawful strike meşru grev
legal strike yasal grev
lightning strike ani grev
official strike resmi grev
on strike grev halinde
on strike grevde
pin strike sınırlı grev
quick strike kanundışı grev
right of strike grev hakkı
right to strike grev hakkı
secondary strike dolaylı grev
secondary strike dolaylı boykot
sit-down strike işçilerin iş yerini terk etmeden yaptıkları grev
sit-down strike oturma grevi
slowdown strike işi yavaşlatma grevi
slowdown strike iş yavaşlatma eylemi
solidarity strike dayanışma grevi
stage a sit-down strike oturma grevi yapmak
stay-in strike oturma grevi
strike a balance hesapları dengelemek
strike a deal iş anlaşması yapmak
strike action iş bırakma
strike action iş durdurma
strike action iş bırakma eylemi
strike action grev
strike and lock-out grev ve lokavt
strike ballot grev oylaması
strike breaker grev kırıcı işçi
strike breaking grev kırma
strike call grev çağırışı
strike call grev çağrısı
strike campaign grev kampanyası
strike clause grev şartı
strike committee grev komitesi
strike fund grev fonu
strike insurance greve karşı sigorta
strike insurance grev sigortası
strike pay grev sırasında işçilere yapılan ödeme
strike pay grev maaşı
strike pay grev ücreti
strike pay grev ödemesi
strike price işlem fiyatı
strike price kullanım fiyatı
strike price kullanım fiyatı
strike vote grev oylaması
strike-prone grev eğilimli
sympathetic strike sempati grevi
sympathy strike sempati grevi
token strike ikaz grevi
token strike uyarı grevi
unofficial strike kanunsuz grev
wildcat strike sendika onayı alınmadan yapılan grev
wild-cat strike yasadışı grev
wild-cat strike sendika onayı olmadan yapılan grev
Law
general strike genel grev
go on a hunger strike açlık grevine başlamak
hunger strike açlık grevi
illegal strike kanunsuz grev
indefinite hunger strike ölüm orucu
slowdown strike iş yavaşlatma eylemi
strike a balance hesapları dengelemek
strike and lockout advisory committee grev ve lokavt danışma kurulu
strike out of the list (of the court) kayıttan düşürme
wildcat strike kanunsuz grev
Politics
first-strike capability birinci vuruş yeteneği
general strike genel grev
pre-emptive strike ön alıcı saldırı
right to bargain collectively and to strike toplu sözleşme ve grev hakkı
second strike capability ikinci vuruş yeteneği
stage a hunger strike açlık grevi yapmak
Insurance
strike, lockout, riot, civil commotion-malicious acts and teror grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri, kötü niyetli hareketler ve terör (glkhh-knh)
strike, riot, civil commotions and malicious damage grev, kargaşalık, halk hareketleri ve kötü niyetli zararlar
Technical
copper strike coating çarpmalı bakır kaplama
determination of liquid strike-through time sıvının bir yüzeyden diğer yüze geçme süresinin belirlenmesi
electric strike elektrikli kilit
lip strike kilit karşılığı uzantısı
strike off baskı
strike off level seviyesine getirmek
strike out çıkartmak
strike over üstüne basmak
strike the shuttering kalıbın sökülmesi
strike-off mastar çekme
Computer
strike through üstü çizili
strike-through üstü-çizili
strike-through üstü çizili
Textile
strike offs prova örnekleri
strike offs for printed fabrics baskılı kumaşlar için üretim öncesi prova örnekleri
Construction
strike formwork kalıp sökmek
Aeronautic
bird strike uçağın kuşlarla çarpışması
bird-strike uçağın kuşlarla çarpışması
Marine
strike sails yelkenleri mayna etmek
Mining
strike fault boyuna kırık
Environment
nuclear strike warning nükleer saldırı ikazı
second-strike capability ikinci saldırı kabiliyeti
strike of lightning yıldırım çarpması
strike slip fault doğrultu atımlı fay
Geography
strike-slip fault doğrultu atımlı fay
strike-slip fault yanal atımlı fay
Geology
dip and strike eğim ve doğrultu
eft lateral strike-slip faulting tectonic sol yanal doğrultu atımlı fay sistemi
left-lateral strike-slip faulting sol yönlü doğrultu atımlı fay mekanizması
n-s to ne-sw trending active transpressional strike-slip faults k-g’den kd-gb’ya değişen aktif sıkışma bileşenli doğrultu atımlı faylar
right-lateral strike-slip faulting sağ yönlü doğrultu atımlı fay mekanizması
strike slip fault tectonic doğrultu atımlı fay tektoniği
strike-slip fault düşey atımlı fay
strike-slip fault doğrultu atımlı fay
strike-slip faulting doğrultu atımlı faylanma
Military
air strike hava akını
air strike hava saldırısı
air strike hava darbesi
air strike coordinator hava saldırısı koordinatörü
atomic strike plan atomik darbe planı
composite air strike force karma hava vurucu kuvveti
drone strike insansız hava aracı saldırısı
first strike ilk vuruş
first strike düşmana vurulan ilk darbe
first strike ilk darbe
joint strike fighter müşterek taarruz uçağı
nuclear strike plan nükleer darbe planı
nuclear strike plan nükleer saldırı planı
nuclear strike warning nükleer darbe ikazı
post strike damage estimation taarruz sonrası hasar tahmini
post strike fallout prediction taarruz sonrası serpinti hesaplaması
post strike reconnaissance taarruz sonrası keşfi
preemptive strike engelleyici saldırı
preemptive strike önceden saldırı
preemptive strike önleyici vuruş
preemptive strike önalıcı saldırı
preemptive strike önleyici darbe
preemptive strike engelleyici darbe
preemptive strike önleyici savaş
preemptive strike engelleyici harekat
preemptive strike önleyici harekat
preemptive strike engelleyici savaş
preemptive strike önleme vuruşu
preemptive strike engelleyici vuruş
preemptive strike önleyici saldırı
preemptive strike ön-vuruş
pre-emptive strike önleyici harekat
pre-emptive strike önleyici vuruş
pre-emptive strike önleyici savaş
pre-emptive strike engelleyici vuruş
pre-emptive strike önceden saldırı
pre-emptive strike engelleyici harekat
pre-emptive strike engelleyici darbe
pre-emptive strike önalıcı saldırı
pre-emptive strike önleyici darbe
pre-emptive strike önleyici saldırı
pre-emptive strike önleme vuruşu
pre-emptive strike karşı tarafın muhtemel saldırısını engellemek amacıyla yapılan saldırı
pre-emptive strike engelleyici saldırı
pre-emptive strike engelleyici savaş
pre-emptive strike ön-vuruş
reconnaissance strike hava keşif taarruzu
second strike ikinci darbe
second strike capability ikinci darbe kabiliyeti
strike camp çadır sökmek
strike camp ordugah kaldırmak
strike cruiser darbe kruvazörü
strike cruiser taarruz kruvazörü
strike force vuruş kuvveti
strike force darbe kuvveti
strike operations nükleer harekat
strike photography hasar tespit fotoğrafı
strike warn darbe uyarıları
strike warn darbe ikazları
surgical strike nokta operasyon
Sport
elbow strike dirsek vuruşu
Football
strike a volley vole vurmak
British Slang
strike a light! hadi canım!
strike a light! hadi be!
strike a light! yapma be!
strike me pink! hadi canım!
strike me pink! hadi be!
strike me pink! yapma be!