| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | miss i. | ıska | ||
|
He scored ten shots without a single miss. Tek bir ıska yapmadan on tane şut attı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | miss f. | ıska geçmek | ||
|
The arrow missed him and hit a tree. Ok onu ıska geçti ve bir ağaca çarptı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | miss f. | özlemek | ||
|
Where have you been? I missed you so much! Nerelerdeydin? Seni öyle özledim ki! More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | miss f. | kaçırmak | ||
|
Anyone who would like to see anything else is missing the point. Başka bir şey görmek isteyen herkes konuyu kaçırıyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | miss i. | evli olmayan kadın | ||
| Genel | ||||
| Genel | miss i. | hanımefendi | ||
|
Miss, are there any available rooms for tonight? Hanımefendi, bu gece için boş oda var mı? More Sentences |
||||
| Genel | miss i. | genç bayan | ||
|
Excuse me, Miss, is this seat taken? Affedersiniz genç bayan, bu koltuk dolu mu? More Sentences |
||||
| Genel | miss i. | öğretmenim | ||
|
I forgot to bring my homework with me, Miss. Ödevimi yanımda getirmeyi unuttum, öğretmenim. More Sentences |
||||
| Genel | miss i. | küçük hanım | ||
|
She's quite a noisy little miss, isn't she? Oldukça gürültücü bir küçük hanım, öyle değil mi? More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | gözden kaçırmak | ||
|
So, he was the killer? How did I miss that? Yani katil o muydu? Ben bunu nasıl gözden kaçırdım? More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | gözünden kaçırmak | ||
|
That is to miss the point. Bu, asıl noktayı gözden kaçırmaktır. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | eksik olmak | ||
|
It is almost even stranger that another important aspect is missing. Bir başka önemli hususun eksik olması ise neredeyse daha da gariptir. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | kaçırmak | ||
|
Anyone who would like to see anything else is missing the point. Başka bir şey görmek isteyen herkes konuyu kaçırıyor. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | özlemek | ||
|
Where have you been? I missed you so much! Nerelerdeydin? Seni öyle özledim ki! More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | aramak | ||
|
She didn’t miss her phone until she needed to call someone. Birine ulaşması gerekinceye dek telefonunu hiç aramamıştı. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | yetişememek | ||
|
You will miss the train if you don't hurry. Acele etmezsen trene yetişemeyeceksin. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | kaçırmak (fırsat/tren vb) | ||
|
I missed the bus this morning. Bu sabah otobüsü kaçırdım. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | ıskalamak | ||
|
He fired but missed. Ateş etti ama ıskaladı. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | kurtulmak | ||
|
They just missed having a nasty car accident. Korkunç bir araba kazası geçirmekten kıl payı kurtuldular. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | kaçınmak | ||
|
Europe cannot miss this extraordinary opportunity. Avrupa bu olağanüstü fırsatı kaçıramaz. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | (top, atış) kaçırmak | ||
|
He gets furious anytime he misses a ball. Ne zaman bir top kaçırsa öfkelenir. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | (eskiyi) özlemek | ||
|
I miss dressing up and going out for drinks. Giyinip kuşanıp bir şeyler içmeye gitmeyi özledim. More Sentences |
||||
| Genel | miss f. | (motor) teklemek | ||
|
We couldn't understand what caused the engine to miss. Motorun teklemesine neyin sebep olduğunu anlayamadık. More Sentences |
||||
| Genel | miss i. | başarısızlık | ||
| Genel | miss i. | isabet ettirememe | ||
| Genel | miss i. | hedefi vuramama | ||
| Genel | miss i. | kız | ||
| Genel | miss i. | hanım | ||
| Genel | miss i. | matmazel | ||
| Genel | miss i. | vuramama | ||
| Genel | miss i. | ıskalama | ||
| Genel | miss i. | evli olmayan kadın | ||
| Genel | miss i. | kadın (evlenmemiş) | ||
| Genel | miss i. | (evlenmemiş) kadın | ||
| Genel | miss i. | düşük | ||
| Genel | miss i. | (ehli hayvan) gebe kalamama | ||
| Genel | miss i. | bir şeyden kasıtlı olarak kaçınma | ||
| Genel | miss i. | geçip gitme | ||
| Genel | miss i. | baskı makinesinin içinde kağıt yokken bıraktığı iz | ||
| Genel | miss i. | mahrum kalma | ||
| Genel | miss i. | dalga amaçlı uydurulan soy isimlerin önünde kullanılan bir unvan | ||
| Genel | miss i. | atlama | ||
| Genel | miss i. | karavana | ||
| Genel | miss f. | vurmamak | ||
| Genel | miss f. | özlem duymak | ||
| Genel | miss f. | isabet ettirememek | ||
| Genel | miss f. | hasret kalmak | ||
| Genel | miss f. | tütmek | ||
| Genel | miss f. | yanlışlıkla atlamak | ||
| Genel | miss f. | gözlemek | ||
| Genel | miss f. | vuramamak | ||
| Genel | miss f. | hasretini çekmek | ||
| Genel | miss f. | duymamak | ||
| Genel | miss f. | elinden kaçırmak | ||
| Genel | miss f. | isabet etmemek | ||
| Genel | miss f. | anlamamak | ||
| Genel | miss f. | kavramamak | ||
| Genel | miss f. | kaçmak | ||
| Genel | miss f. | paçayı kurtarmak | ||
| Genel | miss f. | savuşturmak | ||
| Genel | miss f. | (birinin) performansını yok saymak | ||
| Genel | miss f. | (birinin) katılımını yok saymak | ||
| Genel | miss f. | iyi çalışmamak (içten yanmalı motor) | ||
| Genel | miss f. | zar atıp kaybetmek | ||
| Genel | miss f. | başarısızlık olarak belirtmek | ||
| Genel | miss f. | doğru cevaplayamamak | ||
| Genel | miss f. | yokluğunu keşfetmek | ||
| Genel | miss f. | yokluğunu ortaya çıkarmak | ||
| Genel | miss f. | unutmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | miss i. | motorun teklemesi | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | miss i. | ortalama boy ve yapıya sahip kadınlar için kıyafet bedeni | ||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | miss f. | (ehli hayvan) gebe kalamamak | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | miss f. | vuramamak | ||
| Spor | ||||
| Spor | miss f. | isabet ettirememek | ||
| Spor | miss f. | skoru kaçırmak | ||
| Spor | miss f. | golü kaçırmak | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | miss i. | (eski bir iskambil oyununda) oyuncuya dağıtılan elin yerine geçebilen fazladan el | ||
| Bahisçilik | ||||
| Bahisçilik | miss i. | önce kreps ve yedi dışında bir zar atıp sonrasında yedi atarak kaybetme | ||
| Bahisçilik | miss i. | ilk atışta 2, 3 veya 12 gelmesi | ||
| Bahisçilik | miss f. | önce kreps ve yedi dışında bir zar atıp sonrasında yedi atarak kaybetmek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | miss i. | fahişe | ||
| Eski Kullanım | miss i. | kapatma | ||
| Eski Kullanım | miss i. | metres | ||
| Eski Kullanım | miss f. | yapamamak | ||
| Eski Kullanım | miss f. | becerememek | ||