pass - Türkçe İngilizce Sözlük

pass

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pass — Definition

Anlamı ve Tanımı:
geçmek, iletmek, izin
Okunuş (IPA):
(AmE /pæs/ – BrE /pɑːs/)
Terim Türü:
İsim: pass (passes); Fiil: pass (passes – passed – passing)
Bir engeli aşmayı, bir nesneyi veya yetkiyi aktarmayı; isim olarak da geçiş iznini açıklayan çok işlevli kelimedir. Latince passus (“adım”) kökünden Fransızca passer aracılığıyla İngilizceye geçen sözcük, hareket ve aktarım fikrini merkezine alır.
Eş Anlamlılar:
transfer, permit (contextual)
Zıt Anlamlılar:
block, retain

"pass" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pass i. geçit
What is the highest mountain pass in Europe?
Avrupa'daki en yüksek dağ geçidi hangisidir?

More Sentences
pass i. geçiş
They bombed several buildings on their first pass.
İlk geçişlerinde birkaç binayı bombaladılar.

More Sentences
pass f. geçirmek
She cleaned the house just to pass the time.
Sırf zaman geçirmek için evi temizledi.

More Sentences
pass f. geçmek
They passed through the doorway into the principal's office.
Kapı aralığından geçerek müdürün odasına girdiler.

More Sentences
pass i. geçiş izni
Genel
pass i. giriş kartı
She got us four backstage passes.
Bize dört tane sahne arkası giriş kartı aldı.

More Sentences
pass i. izin
During the test, she felt very sick, so she got a pass to go to the toilet.
Sınav sırasında kendini çok hasta hissetti, bu yüzden tuvalete gitmek için izin aldı.

More Sentences
pass i. paso
Do you have a bus pass?
Otobüs pason var mı?

More Sentences
pass i. vaziyet
Actors and politicians never pass up a photo op.
Aktörler ve politikacılar bir fotoğraf çekiminden asla vazgeçmezler.

More Sentences
pass i. geçer not
He got a pass in chemistry.
Kimyadan geçer not aldı.

More Sentences
pass i. adım
He met with the CEO as the final pass.
Son adım olarak CEO ile bir araya geldi.

More Sentences
pass f. uzatmak
Could you pass me that box beside you?
Yanındaki kutuyu bana uzatır mısın?

More Sentences
pass f. geride bırakmak
She left her complicated past behind to become an LAPD detective.
LAPD dedektifi olmak için karmaşık geçmişini geride bıraktı.

More Sentences
pass f. gezdirmek
Please pass the note around.
Lütfen notu elden ele gezdirin.

More Sentences
pass f. aşmak
Video views passed the one million mark in only half an hour.
Video görüntülemeleri yalnızca yarım saat içinde bir milyon sınırını aştı.

More Sentences
pass f. atmak
Turkey must stop passing the buck to the EU and trying to exert pressure.
Türkiye sorumluluğu AB'ye atmaktan ve baskı kurmaya çalışmaktan vazgeçmelidir.

More Sentences
pass f. vermek
It has made me feel good, but I have already tried to pass this praise back.
Kendimi iyi hissetmemi sağladı, ancak çoktan bu övgüyü geri vermeye çalıştım bile.

More Sentences
pass f. geçmek
They passed through the doorway into the principal's office.
Kapı aralığından geçerek müdürün odasına girdiler.

More Sentences
pass f. geçip gitmek
The days passed quickly in hard work.
Günler sıkı bir çalışma içinde hızla geçip gidiyordu.

More Sentences
pass f. pas geçmek
"Who's the director of the film?' 'Pass.'
Filmin yönetmeni kim?' "Pas geçiyorum."

More Sentences
pass f. önünden geçmek
I passed a pop-up store on my way home.
Eve dönerken bir dükkanın önünden geçtim.

More Sentences
pass f. pas atmak
Tom passed the ball to Mary.
Tom topu Mary'ye pas attı.

More Sentences
pass f. vermek
It has made me feel good, but I have already tried to pass this praise back.
Kendimi iyi hissetmemi sağladı, ancak çoktan bu övgüyü geri vermeye çalıştım bile.

More Sentences
pass f. aktarmak
How can I pass a variable from Javascript to PHP?
Bir değişkeni Javascript'ten PHP'ye nasıl aktarabilirim?

More Sentences
pass f. iletmek
I’ll pass your contact info onto the manager.
İletişim bilgilerinizi müdüre ileteceğim.

More Sentences
pass f. dersten geçirmek
She said she would pass me if I put in the effort.
Eğer çaba gösterirsem beni dersten geçireceğini söyledi.

More Sentences
pass f. kabul etmek
The bill was passed after a heated debate.
Yasa tasarısı hararetli bir tartışmanın ardından kabul edildi.

More Sentences
pass f. paslamak
He passed the ball back to the centre-forward.
Topu santrfora geri pasladı.

More Sentences
pass f. aktarılmak
His estate passed to his wife and two children.
Mirası karısı ve iki çocuğuna aktarılmıştır.

More Sentences
pass f. geri çevirmek
I'm so busy that I had to pass on his dinner offer.
O kadar meşgulüm ki yemek teklifini mecburen geri çevirdim.

More Sentences
pass f. boşaltımla atılmak
It might take more than 72 hours for food to pass.
Yiyeceklerin boşaltımla atılması 72 saatten fazla sürebilir.

More Sentences
Otomotiv
pass i. geçiş
They bombed several buildings on their first pass.
İlk geçişlerinde birkaç binayı bombaladılar.

More Sentences
Spor
pass i. pas
Taylor missed my pass, and the other team scored.
Taylor verdiğim pası kaçırınca diğer takım sayı yaptı.

More Sentences
Futbol
pass i. pas
Taylor missed my pass, and the other team scored.
Taylor verdiğim pası kaçırınca diğer takım sayı yaptı.

More Sentences
Voleybol
pass i. pas
Taylor missed my pass, and the other team scored.
Taylor verdiğim pası kaçırınca diğer takım sayı yaptı.

More Sentences
İskambil
pass i. pas
Taylor missed my pass, and the other team scored.
Taylor verdiğim pası kaçırınca diğer takım sayı yaptı.

More Sentences
Genel
pass i. kanal
pass i. hal
pass i. dar yol
pass i. pasaport
pass i. el çabukluğu
pass i. geçmeye yarayan yer
pass i. çalım
pass i. durum
pass i. şebeke
pass i. derbent
pass i. giriş
pass i. ruhsat
pass i. hokkabazlık
pass i. boğaz
pass i. kur
pass i. geçme
pass i. sınavdan geçme
pass i. parça
pass i. deniz yolculuğu
pass i. koridor
pass i. pasaj
pass i. bölüm
pass i. paragraf
pass i. yol tezkeresi
pass i. dar dağ geçidi
pass i. ücretsiz kullanım izni
pass i. aşama
pass i. sınavdan geçme
pass i. savunma politikası
pass i. başarı
pass i. (özellikle iz bırakan) aşı
pass i. iz
pass i. deneysel girişim
pass f. akıtmak
pass f. piyasaya sürmek
pass f. bildirmek
pass f. pas vermek
pass f. söylemek
pass f. kazanmak
pass f. paylaşmak
pass f. sırasını atlatmak
pass f. boşaltmak
pass f. ileri gitmek
pass f. ölmek
pass f. sınıf geçmek
pass f. sınavda geçmek
pass f. paslaşmak
pass f. dersi vermek
pass f. devretmek
pass f. onaylattırmak
pass f. onaylamak
pass f. dinmek
pass f. açmak (kilit)
pass f. vermek (sahte para, karşılıksız çek)
pass f. dolaştırmak
pass f. dönüşmek
pass f. başarmak
pass f. sona ermek
pass f. yürüyerek geçmek
pass f. bitmek
pass f. arkada bırakmak
pass f. hüküm vermek
pass f. karar vermek
pass f. (sınav) kazanmak
pass f. kanun çıkarmak
pass f. kat etmek
pass f. meydana gelmek
pass f. olmak
pass f. geçmek (sınav, sınıf vb.)
pass f. geçiş yapmak
pass f. geçer not vermek
pass f. onaylanmak
pass f. kabul edilmek
pass f. karşılıklı alınıp verilmek
pass f. el değiştirmek
pass f. bilmemek
pass f. cevapsız bırakmak
pass f. reddetmek
pass f. söylemek
pass f. yürürlüğe sokmak
pass f. pas vermek
pass f. ilerlemek
pass f. yanlış tanımlamak
pass f. ödemeyi atlamak
pass f. uzanmak
pass f. onaylatmak
pass f. (süreçten, işlemden) geçirmek
Konuşma Dili
pass f. uzatmak (birisine bir cismi)
Hukuk
pass f. ittihaz etmek
pass f. kararlaştırmak
pass f. karar oluşturmak
pass f. karar geçirmek
pass f. karar vermek
pass f. yürürlüğe sokmak
Teknik
pass i. geçi (hadde)
pass i. paso (hadde)
Bilgisayar
pass i. tam bir işlem döngüsü
pass expr. geç
Otomotiv
pass i. kaynak pasosu
Medikal
pass f. (tıbbi aleti) vücut boşluğuna yerleştirmek
Eğitim
pass s. geçer (not)
Coğrafya
pass i. boyun
pass s. gedik
Askeri
pass i. hatlardan geçme izni
pass i. (askerlikte) yazılı izin
pass i. uçağın hedefe doğru gerçekleştirdiği taktiksel hücum
Spor
pass s. topu ilerleten
İskambil
pass f. pas demek
pass f. (briçte) pas demek
pass ünl. pas!
Eski Kullanım
pass i. yol
pass i. ölüm
Argo
pass f. cartayı çekmek
pass f. cavlağı çekmek

"pass" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
mountain pass i. dağ geçidi
pass over f. aşırmak
pass over f. aşmak
Genel
railroad pass i. permi
mountain pass i. kapuz
mountain pass i. bel
lateral pass i. yandan geçiş
card pass system i. kartlı geçiş sistemi
student's pass i. şebeke
the khyber pass i. hayber geçidi
transit pass i. transit geçiş
mountain pass i. geçit
narrow pass i. darboğaz
narrow pass i. dar boğaz
low pass filter i. alçak geçirgen filtre
lift pass i. kayak alanı kullanım izni
quarrel over giving or not giving pass i. yol verdin yol vermedin kavgası
automated ticket and boarding pass i. otomatik bilet ve geçiş kartı
pass and run i. verkaç
free pass i. parasız giriş kartı
pass key i. maymuncuk
lift pass i. teleferik pasosu
mountain pass i. argıt
pass band i. geçici band
high pass i. yüksek geçişli
low pass i. alçak frekans geçirimi
quarrel over not giving pass i. yol vermedin kavgası
mountain pass i. boğaz
mountain pass i. derbent
mountain pass i. aşıt
mountain pass i. dağ geçidi
band-pass i. bantgeçiren
by-pass i. dolaştırma
by-pass i. çevre yolu
by-pass i. yan geçit
free-pass i. paso
by-pass i. tali yol
by-pass i. atlama
by-pass i. baypas
by-pass i. türev boru
pass holder i. geçiş kartı olan kimse
pass holder i. bir organizasyona katılım hakkı kazanmış kimse
by-pass i. kestirme (yol)
boarding pass i. biniş kartı
security pass i. güvenlik kartı
security pass i. geçiş kartı
pass mark i. ders geçme notu
pass an exam i. sınav geçmek
bus pass i. otobüse biniş kartı
hospital pass i. sağlık raporu
hospital pass i. hastane raporu
hospital pass i. hastane izni
hospital pass i. sağlık izni
flick-pass [australia] i. istenmeyen sorumluluğu başkasına yıkma
flick-pass [australia] i. işi başkasına kitleme
free pass i. güvenli geçiş
free pass i. normal işlemlerden muafiyet
pass-through i. iki oda arasındaki alan
pass-the-parcel i. mülkiyetin sık sık değişmesi durumu
pass-key i. maymuncuk
pass-the-parcel i. kat kat sarılı bir kutunun müzik çalarken elden ele gezdirildiği bir çocuk oyunu
pass phrase i. şifreli ifade
pass-through i. geçilmesi gereken yer
pass check i. bilet
pass-along i. artan maliyeti müşteriye yansıtma uygulaması
pass–out check i. mekana tekrardan giriş-çıkış yapmaya izin veren belge
pass check i. giriş bileti
pass-the-parcel i. mal sahibinin sık sık değişmesi
pass-key i. master anahtar
pass-through i. mutfak ve salon arasındaki yer alan raflı bölüm
pass-through i. geçilen yer
pass phrase i. parola
pass-through i. mutfak servis penceresi
pass-through i. geçiş yolu
pass-through i. geçilebilir yol
pass-through i. giriş izni bulunan yol
pass-through i. kredi ile teminata bağlanmış menkul kıymet
pass-through i. artan maliyeti müşteriye yansıtma uygulaması
pass-through i. artan maliyeti müşteriye yansıtma uygulaması
pass through f. nüfuz etmek
pass out f. kendinden geçmek
pass through f. içinden geçirmek
pass off f. uykusu açılmak
pass away f. rahmetli olmak
pass over f. aldırmamak
pass the sponge over something f. sünger çekmek
pass away f. gözünü yummak
pass to each other f. paslaşmak
pass over (a matter) lightly f. espriye vurmak
pass over f. öbür tarafa geçmek
pass out f. dışarı çıkmak
pass off f. sona ermek
pass the limit f. ileri götürmek
pass away f. gözünü kapamak
pass away f. vefat etmek
pass over (a matter) lightly f. şakaya vurmak
pass away f. hayata gözlerini yummak
pass from hand to hand f. elden ele gezmek
sell the pass f. ihanet etmek
pass unnoticed f. arada kaynamak
pass away f. boşa harcamak
pass over f. göz yummak
let something pass unchallenged f. göz yummak
pass forward f. ileri geçmek
pass beyond f. geçmek
pass on f. geçmek
pass in f. sunmak
pass away f. gitmek
pass over f. yararlanmak
pass away f. ölmek
pass off f. geçmek
pass sentence on f. hüküm giydirmek
pass in f. ölmek
pass the hat f. parsa toplamak
pass the buck f. sorumluluğu başkasının üzerine atmak
bring something to pass f. bir şeyi sonuçlandırmak
pass for a wise man f. akıllı geçinmek
pass out f. bayılmak
pass a bill f. kanun tasarısını kabul etmek
pass off f. görmezden gelmek
pass water f. çiş yapmak
pass through f. çekmek
bring to pass f. meydana getirmek
pass judgment on f. hakkında yargıya varmak
pass a worm f. kurt dökmek
pass judgment f. hüküm vermek
pass over f. ihmal etmek
pass by f. geçip gitmek
come to pass f. olmak
pass the time f. vakit geçirmek
pass over (a matter) with a joke f. espriye vurmak
pass oneself off as f. süsü vermek
pass muster f. uygun olmak
pass out f. dağıtmak
pass into f. içeri almak
pass an examination f. imtihanı vermek
pass away f. sona ermek
pass over f. geçmek
pass over f. görmemek
pass up f. kaçırmak
pass away f. ahrete gitmek
pass by f. göz yummak
come to pass f. meydana gelmek
pass through f. içinden geçmek
pass away f. merhum olmak
hold the pass f. geçidi tutmak
pass in f. içeri almak
pass off f. dinmek
pass in f. vermek
pass the buck f. suçu başkasının üzerine atmak