retain - Türkçe İngilizce Sözlük

retain

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

retain — Definition

Anlamı ve Tanımı:
elde tutmak, muhafaza etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /rɪˈteɪn/ – BrE /rɪˈteɪn/)
Terim Türü:
Fiil: retain (retains – retained – retaining)
Bir şeyi kaybetmeden sürdürmeyi veya saklamayı tanımlayan fiildir. Latince retinere kökünden evrilmiş ve tutma fikrini merkezine almıştır. İnsan kaynakları, hukuk ve bellek çalışmaları bağlamlarında sürekliliği ifade eder.
Eş Anlamlılar:
keep, preserve
Zıt Anlamlılar:
discard

"retain" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 40 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
retain f. sürdürmek
If, therefore, it is not clear whether the policy works, is it useful to retain this strategy?
Bu nedenle, politikanın işe yarayıp yaramadığı net değilse, bu stratejiyi sürdürmek faydalı mıdır?

More Sentences
retain f. alıkoymak
Genel
retain f. muhafaza etmek
I retain most of my files on my computer's hard drive.
Dosyalarımın çoğunu bilgisayarımın sabit diskinde muhafaza ediyorum.

More Sentences
retain f. korumak
It is vital for us in the European Parliament to retain our influence at European level.
Avrupa Parlamentosu olarak Avrupa düzeyindeki etkimizi korumak bizim için hayati önem taşımaktadır.

More Sentences
retain f. aklında tutmak
She finds it hard to retain verbal information, so she writes everything down.
Sözlü bilgileri aklında tutmakta zorlanıyor, bu yüzden her şeyi yazıyor.

More Sentences
retain f. tutmak (avukat vb)
He has to retain a lawyer to fight her allegations.
İddialara karşı kendini savunmak için bir avukat tutmak zorunda.

More Sentences
retain f. elde tutmak
It allows us to retain our scientists and our technologists.
Bu sayede bilim adamlarımızı ve teknoloji uzmanlarımızı elimizde tutabiliyoruz.

More Sentences
retain f. tutmak
It could be that your body is retaining water.
Vücudunuz su tutuyor olabilir.

More Sentences
retain f. elinde tutmak
People have the right to retain possession of their property.
İnsanlar mülklerini ellerinde tutma hakkına sahiptir.

More Sentences
Hukuk
retain f. muhafaza etmek
I retain most of my files on my computer's hard drive.
Dosyalarımın çoğunu bilgisayarımın sabit diskinde muhafaza ediyorum.

More Sentences
Teknik
retain f. tutmak
It could be that your body is retaining water.
Vücudunuz su tutuyor olabilir.

More Sentences
Askeri
retain f. elde tutmak
It allows us to retain our scientists and our technologists.
Bu sayede bilim adamlarımızı ve teknoloji uzmanlarımızı elimizde tutabiliyoruz.

More Sentences
Genel
retain f. kaybetmemek
retain f. tutmak (ısı, su vb'ni)
retain f. ücretle tutmak (avukat vb)
retain f. elinden kaçırmamak
retain f. dışarıya vermemek (sıvıyı)
retain f. sızdırmamak (sıvıyı)
retain f. unutmamak
retain f. alıkoymak
retain f. devam ettirmek
retain f. tutmak (ısı vb)
retain f. sızdırmamak (sıvı vb)
retain f. yerinde tutmak
retain f. parayla tutmak
retain f. tespit etmek
retain f. durdurmak
Ticaret/Ekonomi
retain f. alıkoymak
Hukuk
retain f. alıkoymak
retain f. el koymak
retain f. vekil tutmak
Teknik
retain f. durdurmak
retain f. elinde bulundurmak
retain f. tutturmak
Mekanik
retain f. yerinde tutmak
Eğitim
retain f. sınıfta kalmak
retain f. sınıf tekrarı yapmak
Spor
retain f. (at yarışında) sahibi olunan ve kazanan atı yarış sonrası açık artırmada yeniden satın almak
retain f. (jokeye) sezon için önceden para ödemek
Osmanlıca
retain f. ibka etmek

"retain" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
retain one's freshness f. tazeliğini korumak
retain a lawyer f. avukat tutmak
retain formality f. resmiyeti korumak
retain the tradition of f. geleneğini sürdürmek
retain water f. su tutmak
retain close ties f. sıkı ilişkileri sürdürmek
retain [obsolete] f. hizmetinde olmak
retain [obsolete] f. ait olmak
ret (retain) kısalt. sürdürmek
ret (retain) kısalt. alıkoymak
Öbek Fiiller
retain over f. üzerindeki (kontrolünü, etkisini, gücünü) sürdürmek
retain over f. üzerindeki (kontrolünü, etkisini, gücünü) muhafaza etmek
retain over f. üzerindeki (kontrolünü, etkisini, gücünü) devam ettirmek
retain (something) over (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerindeki (kontrolünü, etkisini, gücünü) devam ettirmek
retain (something) over (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerindeki (kontrolünü, etkisini, gücünü) korumak
retain (something) over (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerindeki (kontrolünü, etkisini, gücünü) sürdürmek
retain over f. üzerindeki (kontrolünü, etkisini, gücünü) korumak
retain (something) over (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerindeki (kontrolünü, etkisini, gücünü) muhafaza etmek
İfadeler
no emotion, any more than a wave, can long retain its own individual form expr. bir dalgadan daha büyük hiçbir duygu yoktur ki kendi formunu uzun süre sürdürebilsin
Deyim
retain control over someone f. birini kontrolü altında tutmaya devam etmek
retain control over someone f. denetim altında tutmaya devam etmek
Ticaret/Ekonomi
foreign exchange retain scheme i. ihracat dövizini kullanma hakkı
Hukuk
delegate, retain and revoke i. tevkil, teşrik ve azil
retain a citizenship f. vatandaşlığı korumak
retain in force f. yürürlükte tutmak
Siyasal
retain a right f. hakkı saklı tutmak
retain and constitute f. vekil nasıp ve tayin etmek
retain the authority f. otoriteyi sağlamak
retain the authority f. otoriteyi tesis etmek
Bilgisayar
retain log i. günlüğü saklama yöntemi
retain line breaks i. satır sonlarını koruma