preserve - Türkçe İngilizce Sözlük

preserve

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

preserve — Definition

Anlamı ve Tanımı:
korumak, muhafaza etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /prɪˈzɜːrv/ – BrE /prɪˈzɜːv/)
Terim Türü:
Fiil: preserve (preserves – preserved – preserving)
Bir şeyin özgün durumunu sürdürmeyi anlatan fiildir. Latince praeservare kökünden türemiştir. Çevre politikaları, kültürel çalışmalar ve kişisel değerler bağlamında sürekliliği sağlamak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
conserve, protect
Zıt Anlamlılar:
destroy

"preserve" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 36 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
preserve f. muhafaza etmek
I always preserve greens in an air-tight container.
Yeşillikleri her zaman hava geçirmez bir kapta muhafaza ederim.

More Sentences
preserve f. korumak
Her dream is to help preserve wildlife by working for WWF.
Hayali WWF için çalışarak vahşi yaşamın korunmasına yardımcı olmaktır.

More Sentences
preserve f. zarardan korumak
Genel
preserve i. konserve
Today we are making strawberry preserve.
Bugün çilek konservesi yapıyoruz.

More Sentences
preserve i. imtiyaz
In China, astronomy used to be a royal preserve.
Çin'de astronomi eskiden sarayın imtiyazındaydı.

More Sentences
preserve i. koruma alanı
We are planning a fishing event in the preserve tomorrow.
Yarın koruma alanında bir balık tutma etkinliği planlıyoruz.

More Sentences
preserve f. saklamak
These eggs can be preserved for up to a year.
Bu yumurtalar bir yıla kadar saklanabilir.

More Sentences
Teknik
preserve f. korumak
Her dream is to help preserve wildlife by working for WWF.
Hayali WWF için çalışarak vahşi yaşamın korunmasına yardımcı olmaktır.

More Sentences
preserve f. muhafaza etmek
I always preserve greens in an air-tight container.
Yeşillikleri her zaman hava geçirmez bir kapta muhafaza ederim.

More Sentences
preserve f. saklamak
These eggs can be preserved for up to a year.
Bu yumurtalar bir yıla kadar saklanabilir.

More Sentences
Genel
preserve i. özel alan
preserve i. şekerleme
preserve i. reçel
preserve i. koruyan şey
preserve i. koruma aparatı
preserve i. göz koruyucu siperlik
preserve i. şeklini koruyacak şekilde şekerle pişirilen meyve
preserve i. avlanması kurallarla düzenlenmiş hayvan
preserve i. korunmuş şey
preserve i. erişimin kısıtlı olduğu etkinlik
preserve f. sürdürmek
preserve f. reçelini yapmak
preserve f. esirgemek
preserve f. konservesini yapmak
preserve f. bozulmadan korumak
preserve f. çürümekten kurtarmak
preserve f. kenara ayırıp iyi durumda tutmak
preserve f. taze veya ilk haliyle kalmak
preserve f. mevcut durumunda kalmak
preserve f. spor amaçlı av hayvanları yetiştirip korumak
preserve f. (konserveleme ile) bozulmaya dayanmak
Bilgisayar
preserve expr. sürdür
Mutfak
preserve i. reçel
Çevre
preserve i. doğal koruma alanı
preserve i. doğa koruma alanı
Osmanlıca
preserve f. ibka etmek

"preserve" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 48 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
preserve of dried meat i. pastırma
game preserve i. av hayvanları için ayrılmış yer
preserve jar i. konserve kavanozu
shooting preserve i. belirli aylarda avlak olarak kullanılabilen özel bölge
shooting preserve i. avlak
preserve the quality f. kaliteyi korumak
preserve the nature f. doğayı korumak
preserve the environment f. çevreyi korumak
preserve the environment f. çevre korumak
preserve continuity f. devamlılığını korumak
preserve from loss f. zarardan sakınmak
preserve monuments f. anıtları korumak
preserve game f. tükenmelerini engellemek için av hayvanlarını korumak
god preserve us from it! ünl. dağlara taşlara!
Öbek Fiiller
preserve someone against something f. birini bir şeye karşı korumak
preserve someone from something f. birini bir şeyden korumak
preserve (someone or something) from (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) karşı korumak
preserve against f. -den korumak
preserve for f. için muhafaza etmek
preserve for f. için tutmak
preserve (someone or something) against (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyden) korumak
preserve against f. -e karşı korumak
preserve (something) for (someone or something) f. (bir şeyi biri/bir şey) için korumak
preserve (something) for (someone or something) f. (bir şeyi biri/bir şey) için saklamak
preserve for f. için saklamak
preserve (something) for (someone or something) f. (bir şeyi biri/bir şey) için tutmak
preserve (someone or something) from (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyden) korumak
preserve (someone or something) against (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye) karşı korumak
preserve (something) for (someone or something) f. (bir şeyi biri/bir şey) için muhafaza etmek
preserve from f. -den korumak
preserve from f. -e karşı korumak
preserve for f. için korumak
İfadeler
your first duty is forever to preserve and to defend the turkish independence and the turkish republic expr. birinci vazifen, türk istiklalini, türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir
Hukuk
failure to preserve evidence i. delillerin muhafazasında ihmal
Siyasal
preserve national interest f. ulusal çıkarı korumak
Bilgisayar
preserve case i. koruma kılıfı
preserve formatting during updates expr. güncelleştirirken biçimlendirmeyi sürdür
preserve master expr. aslını koru
Denizcilik
net preserve i. balık yetiştirmede kullanılan ağ
Mutfak
preserve of urfa red peppers used as spread i. isot reçeli
preserve in brine f. salamuraya yatırmak
Çevre
nature preserve i. doğa koruma alanı
animal preserve i. hayvan koruma alanı
natural preserve i. doğa koruma alanı
natural preserve i. doğal koruma alanı
Coğrafya
denali national park and preserve i. denali ulusal parkı ve koruma bölgesi
denali national park and preserve i. güney-orta alaska'da yer alan bir ulusal park
Star Wars
i'vorcia prime preserve i. i'vorcia prime koruma alanı