bump - Türkçe İngilizce Sözlük

bump

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bump — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çarpma, tümsek, çarpmak
Okunuş (IPA):
(AmE /bʌmp/ – BrE /bʌmp/)
Terim Türü:
İsim: bump (bumps); Fiil: bump (bumps – bumped – bumping)
Hafif çarpma eylemini veya yoldaki tümseği anlatır; fiil olarak çarpıp sarsmayı ifade eder. Ses-izlenimli bir çekirdekten gelişmiş; “bump into” kalıbı tesadüfî karşılaşmaya mecaz olmuştur

"bump" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 69 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bump i. yumru
Tom has a large bump on the back of his head.
Tom'un kafasının arkasında büyük bir yumru var.

More Sentences
bump i. tümsek
Beware of speed bumps.
Hız tümseklerine dikkat edin.

More Sentences
bump f. çarpışmak
That rich kid bumped against my beer.
O zengin çocuk benimle çarpışıp biramı döktü.

More Sentences
bump f. çarpmak
The dog ran and bumped into the fence.
Köpek koştu ve çite çarptı.

More Sentences
Genel
bump i. gümbürtü
I heard an odd bump from upstairs.
Üst kattan garip bir gümbürtü duydum.

More Sentences
bump i. çarpışma
They were going to call the police, but it was just a small bump.
Polisi arayacaklardı ama sadece küçük bir çarpışmaydı.

More Sentences
bump i. şişlik
He fell; now he has a bump on his head.
Adam düşmüştü, şimdi ise kafasında bir şişlik var.

More Sentences
bump i. kasis
They are making new speed bumps around the school area.
Okul çevresine yeni kasisler yapıyorlar.

More Sentences
bump f. çarpışmak
That rich kid bumped against my beer.
O zengin çocuk benimle çarpışıp biramı döktü.

More Sentences
bump f. toslamak
The car bumped the tree.
Araba, ağaca tosladı.

More Sentences
bump f. çarpmak
The dog ran and bumped into the fence.
Köpek koştu ve çite çarptı.

More Sentences
bump f. (araç) sarsıla sarsıla ilerlemek
The old car was slowly bumping along the forest road.
Eski araba orman yolunda yavaşça sarsıla sarsıla ilerliyordu.

More Sentences
bump f. yuvarlamak
The tiny boy was bumping a large sack down the stairs.
Küçük çocuk büyük bir çuvalı merdivenlerden aşağı yuvarlıyordu.

More Sentences
bump f. itmek
The new law bumped some groups of workers out of the labour union.
Yeni yasa bazı işçi gruplarını sendikanın dışına itti.

More Sentences
bump f. (başka bir aralığa vb.) almak
The news piece was bumped to 7 pm for more ratings.
Haber daha fazla reyting için akşam 7'ye alındı.

More Sentences
bump f. çarpmak
The dog ran and bumped into the fence.
Köpek koştu ve çite çarptı.

More Sentences
bump N. çarpma
He bumped his head against the ceiling.
Başını tavana çarptı.

More Sentences
Teknik
bump f. çarpmak
The dog ran and bumped into the fence.
Köpek koştu ve çite çarptı.

More Sentences
Otomotiv
bump i. tümsek
Beware of speed bumps.
Hız tümseklerine dikkat edin.

More Sentences
bump f. çarpmak
The dog ran and bumped into the fence.
Köpek koştu ve çite çarptı.

More Sentences
Genel
bump i. küt
bump i. sarsıntı
bump i. çıkıntı
bump i. vurma
bump i. darbe
bump i. vuruş
bump i. şiş
bump i. sadme
bump i. artış
bump i. bombe
bump i. ani engel
bump i. ani zorluk
bump i. allah vergisi
bump i. doğal yetenek
bump i. nitelik
bump i. kalçalarını hızla öne doğru itme
bump i. miktar artışı
bump f. sarsılmak
bump f. kütlemek
bump f. bindirmek
bump f. vurmak
bump f. yerinden etmek
bump f. işinden etmek
bump f. yerine daha yüksek rütbeden biri oturacağı için (birini) oturduğu koltuktan kaldırmak
bump f. rütbesini düşürmek
bump f. üyelikten çıkarmak
bump f. paldır küldür yaklaşmak
bump f. apar topar ulaşmak
bump f. aniden ve şiddetle kaynamak
bump f. kalçalarını hızla öne doğru itmek
Konuşma Dili
bump f. fazladan rezervasyon nedeniyle (birinin) uçak biletini açığa almak
Reklam
bump i. programın kısa tanıtımı
Teknik
bump f. vurmak
bump f. çukurluk oluşturmak veya gidermek için metal saca basınç uygulamak
Otomotiv
bump f. elenmek
bump f. sıçramak
Demiryolu
bump i. sadme
Maden
bump i. yer altı çalışmalarında meydana gelen ani toprak hareketi
Jeoloji
bump i. patlama
Spor
bump f. (voleybolda) manşet atmak
bump f. (kriket topu) atıldıktan sonra çok yükseğe çıkmak
Voleybol
bump i. manşet
Argo
bump i. fırt
bump i. tek (içki)
bump i. shot (içki)
bump i. hamile karnı/göbeği
bump i. burundan çekilen toz uyuşturucu
bump f. arttırmak
bump f. yükseltmek

"bump" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
bump of locality i. yön duygusu
bump of locality i. yolları bulma yeteneği
bump of locality i. yönünü bulma yeteneği
goose bump i. tüylerin ürpermesi
bump start i. iterek çalıştırma
bump start i. vurdurma
bump starting i. arabayı iterek çalıştırma
bump starting i. arabanın iterek çalıştırılması
bump in the road i. yoldaki tümsek
hip bump i. sevinç gösterisi olarak popo tokuşturma
razor bump i. saç tıraşı sonra oluşan, bazen iltihaplanan küçük şişlik
bump somebody off f. nallamak
bump up f. yükseltmek
bump up f. artırmak
bump into f. çarpmak
bump off f. temizlemek
bump into f. rastlamak
bump off f. öldürmek
bump into f. bindirmek
bump into f. toslamak
bump somebody off f. gebertmek
bump into f. arabayla (ağaca vb) çarpmak
bump into f. karşılaşmak
bump (against) f. engelle karşılaşmak
bump (up) f. metal levha üstündeki çukurluğu çekiçle düzeltmek
bump (against) f. nahoş bir şeyle karşılaşmak
bump (into) f. şiddetle çarpmak
bump (into) f. engelle karşılaşmak
bump (into) f. nahoş bir şeyle karşılaşmak
bump (against) f. şiddetle çarpmak
bump (up) f. aniden artmak
like a bump on a log zf. put gibi hareketsiz
Öbek Fiiller
bump into f. rast gelmek
bump into f. çarpışmak
bump into f. hızla çarpmak
bump along f. (plan) sarpa sarmak
bump into each other f. (yolda/rastlantı eseri) birbirlerine rastlamak/karşılaşmak
bump hard into something f. bir şeye bindirmek
bump hard into something f. bir şeye çarpmak
bump into someone f. birine çarpmak/toslamak
bump someone up f. birisinin seviyesini veya statüsünü yükseltmek
bump someone up f. terfi ettirmek
bump along f. sarsılmak
bump (up) against someone or something f. (birine/bir şeye) hafifçe çarpmak
bump along f. bir durup bir kalkarak/dura kalka yol almak
bump off f. (internet/bağlantı) birden gitmek
bump (up) against (someone or something) f. (birine/bir şeye) değmek
bump off f. son dakikada listeden/plandan çıkarmak
bump along f. (proje/plan) güçlükle/belirsizlik içinde ilerlemek/devam etmek
bump off f. (interneti/bağlantıyı) kesmek/koparmak
bump (up) against (someone or something) f. (birine/bir şeye) yavaşça vurmak
bump (up) against (someone or something) f. (birine/bir şeye) dokunmak
bump along f. bir durup bir kalkarak/dura kalka ilerlemek/gitmek
bump (up) against someone or something f. (birine/bir şeye) değmek
bump (up) against someone or something f. (birine/bir şeye) dokunmak
bump along f. zıplamak
bump (up) against someone or something f. (birine/bir şeye) yavaşça vurmak
bump off f. (ağdan) çıkarmak
bump (up) against (someone or something) f. (birine/bir şeye) hafifçe çarpmak
bump along f. hoplamak
bump into someone f. biriyle rastlaşmak
bump into someone f. biriyle karşılaşmak
bump (up) against someone or something f. birine ya da bir şeye toslamak
bump (up) against (someone or something) f. (birine ya da bir şeye) çarpmak
bump (up) against (someone or something) f. (birine ya da bir şeye) toslamak
bump (up) against someone or something f. birine ya da bir şeye çarpmak
bump along f. zıplayarak ilerlemek
bump along f. hoplaya zıplaya yol almak
bump along f. bozuk bir yolda ilerlemek
bump someone or something up f. birini/bir şeyi terfi ettirmek
bump into (someone or something) f. (birine/bir şeye) hafifçe vurmak
bump someone or something up f. birinin/bir şeyin seviyesini/statüsünü/pozisyonunu yükseltmek
bump into (someone) f. (biriyle) karşılaşmak
bump up f. seviyesini/statüsünü/pozisyonunu yükseltmek
bump into (someone) f. (birine) tesadüf etmek
bump against f. -e dokunmak
bump someone or something up f. birine/bir şeye zarar vermek
bump up f. vurup kırmak/zarar vermek
bump into (someone or something) f. (birine/bir şeye) bindirmek
bump against f. -e hafifçe çarpmak
bump into (someone) f. (biriyle) rastlaşmak
bump into (someone or something) f. (birine/bir şeye) çarpmak
bump into (someone or something) f. (birine/bir şeye) toslamak
bump someone or something up f. birine/bir şeye hasar vermek
bump against f. -e değmek
bump up f. incitmek
bump into (someone or something) f. (birine/bir şeye) yanlışlıkla vurmak
bump someone or something up f. birini/bir şeyi hırpalamak
bump against f. -e toslamak
bump into (someone) f. (birine) rast gelmek
bump up f. yaralamak
bump into (someone) f. (birine) rastlamak
bump up f. terfi ettirmek
bump up f. hasar vermek
bump against f. -e yavaşça vurmak
things that go bump in the night expr. gece hayaletler/hortlaklar çıkacak sanma
Atasözü
if frogs had wheels they wouldn't bump their butts olmayacak duaya amin denmez
if frogs had wheels they wouldn't bump their butts ninemin sakalı olsa dedem olurdu
if a toady frog had wings he wouldn't bump his ass olmayacak duaya amin denmez
if frogs had wheels they wouldn't bump their butts teyzemin sakalı olsa dayım olurdu
if a toady frog had wings he wouldn't bump his ass teyzemin sakalı olsa dayım olurdu
if a toady frog had wings he wouldn't bump his ass halamın sakalı olsa amcam olurdu
if frogs had wheels they wouldn't bump their butts halamın sakalı olsa amcam olurdu
if a toady frog had wings he wouldn't bump his ass ninemin sakalı olsa dedem olurdu
If a toady frog had wings he wouldn't bump his ass olmayacak duaya amin denmez
if frogs had wings, they wouldn't bump their butts (when they hop) ninemin sakalı olsa dedem olurdu
if frogs had wings, they wouldn't bump their butts (when they hop) halamın sakalı olsa amcam olurdu
if frogs had wings, they wouldn't bump their butts (when they hop) teyzemin sakalı olsa dayım olurdu
if frogs had wings, they wouldn't bump their butts (when they hop) olmayacak duaya amin denmez
Konuşma Dili
bump of paternity i. babalık testi
baby bump i. karnı burnunda olma
pay bump i. maaş artışı
pregnant bump i. hamilelik göbeği
pregnant bump i. hamile göbeği
bump up f. çıkmak
bump into f. tesadüf etmek
bump up f. fırlamak
bump up f. yükselmek
bump into f. rastlantı sonucu karşılaşmak
bump up f. artmak
bump that! expr. unut!
Deyim
bump in the road i. sorunlar/sıkıntılar
bump and grind i. popoyu çıkartıp sürtünüyormuş benzeri hareketlerle yapılan dans
bump and grind i. bir dizi/seri ani, sarsıcı hareket
baby bump i. karnı çıkmaya/belirmeye başlama
bump and grind i. ani, sarsıcı hareketler dizisi/serisi
baby bump i. hamile olduğu belli olmaya başlama
bump and grind i. sert vuruş ve sarsıntı
bump and grind i. (akarsu kanosu veya arazi yarışı gibi sporlarda) araçta yaşanan sarsıcı darbeler
bump and grind i. iniş çıkışlarda yaşanan ani vuruş ve sarsıntılar
bump in the road i. önüne çıkan bir pürüz
bump in the road i. yoldaki/süreçteki sıkıntı/sorun/geçici engel
fist bump i. (kutlama amacıyla) yumruk çakma
bump someone off f. leşini sermek
bump someone off f. gebertmek
bump off somebody f. birisini öldürmek
bump somebody off f. birisini öldürmek
bump someone up f. (kaza vb sonucu) birisini yaralamak
bump heads with f. biriyle aynı kafada/fikirde olmamak
bump and grind f. bir dizi/seri ani, sarsıcı hareket yapmak
bump heads with f. biriyle çatışmak
bump and grind f. popoyu çıkartıp sürtünüyormuş benzeri hareketlerle dans etmek
bump and grind f. ani, sarsıcı hareketler yapmak
bump and grind f. ani sarsıntı yaşamak
bump and grind f. (akarsu kanosu veya arazi yarışı gibi sporlarda) araçta sarsıcı darbeler almak
bump and grind f. sert vuruşlar yapmak
come down to earth with a bump f. bir anda gerçeklerle yüzleşmek
bring somebody down to earth (with a bang, bump) f. birini eşekten düşmüşe döndürmek
come (back) down to earth (with a bang, bump) f. (bir anda) gerçeğe dönmek
come down to earth with a bump f. bir anda gerçeğe dönmek