face - Türkçe İngilizce Sözlük

face

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

face — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /feɪs/ – BrE /feɪs/)
Terim Türü:
İsim: face (faces); Fiil: face (faces – faced – facing)
İnsan yüzünü; ayrıca bir durumla yüzleşmeyi veya bir şeyin ön yüzünü anlatan çok anlamlı kelimedir. Latince facies (“yüz, görünüş”) kökünden Fransızca üzerinden İngilizceye geçmiştir; modern kullanımda face, hem fiziksel “yüz”ü hem de “face a problem” gibi kalıplarla zorluğu doğrudan karşılamayı aynı çekirdek “karşıya bakma” fikriyle taşır.
Eş Anlamlılar:
visage, front, confront
Zıt Anlamlılar:
avoid, evade, turn away

"face" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 149 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
face i. yüz
Her face is so beautiful I can't stop looking at her.
Yüzü o kadar güzel ki ona bakmadan duramıyorum.

More Sentences
face i. surat
I experience this as a slap in the face of the Commission and Parliament.
Bunu Komisyon ve Parlamento'nun suratına atılmış bir tokat olarak görüyorum.

More Sentences
face i. çehre
The struggles for power and for the social face of Europe have now really broken out.
İktidar ve Avrupa'nın sosyal çehresi için verilen mücadeleler artık gerçekten çığırından çıkmıştır.

More Sentences
face i. sima
It's nice to see a new face around here.
Buralarda yeni bir sima görmek ne hoş.

More Sentences
face i. yüz ifadesi
He came out with an angry face.
Öfkeli bir yüz ifadesiyle dışarı çıktı.

More Sentences
face f. yüzleşmek
Jill refused to face him after the incident.
Jill olaydan sonra onunla yüzleşmeyi reddetti.

More Sentences
face f. yüz yüze gelmek
One is born one and, from that moment, one faces a huge number of obstacles which would not be there if one were a man.
Kişi bir kez doğar, ve o andan itibaren, erkek olsaydı hiç var olmayacak olan çok sayıda engelle yüz yüze gelir.

More Sentences
face f. bakmak
The balcony faces North.
Balkon kuzeye bakıyor.

More Sentences
face f. yönelmek
Muslims always pray facing toward Mecca.
Müslümanlar her zaman Mekke'ye doğru yönelerek dua ederler.

More Sentences
face i. ön
face i. tavır
face i. hal
face f. karşı olmak
face f. göğüs germek
face f. yüzünü dönmek
Genel
face i. üst
Tom tripped and fell flat on his face in the snow.
Tom tökezledi ve karda yüz üstü kapaklandı.

More Sentences
face i. sima
It's nice to see a new face around here.
Buralarda yeni bir sima görmek ne hoş.

More Sentences
face i. cephe
Climbing the north face of Everest is not a joke.
Everest'in kuzey cephesine tırmanmak öyle çocuk oyuncağı değil.

More Sentences
face i. surat
I experience this as a slap in the face of the Commission and Parliament.
Bunu Komisyon ve Parlamento'nun suratına atılmış bir tokat olarak görüyorum.

More Sentences
face i. çehre
The struggles for power and for the social face of Europe have now really broken out.
İktidar ve Avrupa'nın sosyal çehresi için verilen mücadeleler artık gerçekten çığırından çıkmıştır.

More Sentences
face i. görünüş
This report is on the face of it well-intentioned and recognises the need for ACP countries to export their goods.
Bu rapor görünüşte iyi niyetlidir ve ACP ülkelerinin mallarını ihraç etme ihtiyacını kabul etmektedir.

More Sentences
face i. itibar
England doesn't want a war but doesn't want to lose face.
İngiltere savaş istemiyor ama itibarını da kaybetmek istemiyor.

More Sentences
face i. yüz ifadesi
He came out with an angry face.
Öfkeli bir yüz ifadesiyle dışarı çıktı.

More Sentences
face i. kadran
The base model is the standard square face DW-5600 that retains the look of the original G-SHOCK.
Temel model, orijinal G-SHOCK'un görünümünü koruyan standart kare kadranlı DW-5600'dür.

More Sentences
face i. yüz
Her face is so beautiful I can't stop looking at her.
Yüzü o kadar güzel ki ona bakmadan duramıyorum.

More Sentences
face i. yüzey
How many vertices and faces does a pentagonal prism have?
Bir beşgen prizmanın kaç köşesi ve yüzeyi vardır?

More Sentences
face i. ön yüz
Only the errors on the face of the fabric will be shown.
Sadece kumaşın ön yüzündeki hatalar gösterilecektir.

More Sentences
face i. ön yüz
Only the errors on the face of the fabric will be shown.
Sadece kumaşın ön yüzündeki hatalar gösterilecektir.

More Sentences
face f. bakmak
The balcony faces North.
Balkon kuzeye bakıyor.

More Sentences
face f. karşı karşıya olmak
We still might be facing criminal charges.
Hala cezai suçlamalarla karşı karşıya olabiliriz.

More Sentences
face f. karşı karşıya gelmek
Tom didn't face serious opposition.
Tom ciddi bir muhalefetle karşı karşıya gelmedi.

More Sentences
face f. yönelmek
Muslims always pray facing toward Mecca.
Müslümanlar her zaman Mekke'ye doğru yönelerek dua ederler.

More Sentences
face f. yüz yüze gelmek
One is born one and, from that moment, one faces a huge number of obstacles which would not be there if one were a man.
Kişi bir kez doğar, ve o andan itibaren, erkek olsaydı hiç var olmayacak olan çok sayıda engelle yüz yüze gelir.

More Sentences
face f. -e karşı oynamak
He faced the legend in the semi-finals.
Yarı finalde efsaneye karşı oynadı.

More Sentences
Teknik
face i. yüz
Her face is so beautiful I can't stop looking at her.
Yüzü o kadar güzel ki ona bakmadan duramıyorum.

More Sentences
face i. yüzey
How many vertices and faces does a pentagonal prism have?
Bir beşgen prizmanın kaç köşesi ve yüzeyi vardır?

More Sentences
Otomotiv
face i. yüz
Her face is so beautiful I can't stop looking at her.
Yüzü o kadar güzel ki ona bakmadan duramıyorum.

More Sentences
Matematik
face i. yüz
Her face is so beautiful I can't stop looking at her.
Yüzü o kadar güzel ki ona bakmadan duramıyorum.

More Sentences
Genel
face i. mine (saatte)
face i. şekil
face i. ön
face i. onur
face i. biçim
face i. arın
face i. küstahlık
face i. bet
face i. eda
face i. düzey
face i. tavır
face i. üst taraf
face i. faça
face i. satıh
face i. ayna
face i. resimli taraf
face i. hal
face i. ön taraf
face i. esas yüz
face i. dış görünüş
face i. ekşi yüz
face i. yüzünü buruşturma
face i. yüzünü ekşitme
face i. makyaj
face i. taklit amaçlı yapılan yüz makyajı
face i. prestij
face i. başkalarının gözündeki değer
face i. özgüven
face i. yüzsüzlük
face i. küstahlık
face i. arsızlık
face i. utanmazlık
face i. bir nesnenin en önemli veya belirgin yüzü
face i. (kumaş) doğru yüz
face i. madeni paranın yüzü
face i. madeni paranın ön yüzü
face i. yüz buruşturma
face i. dudak bükme
face i. hoşnutsuzluk ifadesi
face i. maske
face i. saat kadranı
face i. (belge) baskılı yüz
face i. hedefin farklı renklere boyanmış skor yüzeyi
face i. teşhir edilen meyve veya sebzelerin üst veya alt katmanı
face i. kesici bir aletin kenarı
face i. (golf sopası, çekiç) vurma yüzeyi
face i. yüzleşme
face i. kişi
face i. birey
face f. göze almak
face f. göğüs germek
face f. kaplamak
face f. karşısında olmak
face f. karşı çıkmak
face f. nazır olmak
face f. yüzünü yontup düzeltmek (taşın)
face f. karşı koymak
face f. dayanmak (bir duruma)
face f. görmek
face f. tahammül etmek
face f. yüzyüze gelmek
face f. karşılamak
face f. karşı olmak
face f. astarlamak
face f. yüzünü dönmek
face f. katlanmak
face f. -e dönmek
face f. yüzünü -e doğru döndürmek
face f. dönmek
face f. ön yüzü belirli bir yöne çevrilmek
Konuşma Dili
face i. sol anahtarındaki notaları hatırlamak için kullanılan bir ipucu (f, a, c ve e)
Ticaret/Ekonomi
face f. karşısında durmak
Teknik
face i. sıcak veya soğuk hava kütüğü ızgarası
face f. örtmek
face f. yüzeyini farklı bir malzemeyle kaplamak
face f. kenarlarını farklı bir malzemeyle kaplamak
face f. pürüzsüz hale getirmek için yüzeyini işlemek
Mekanik
face i. alın
face i. çark dişlisinin eğim yüzeyi dışına taşan hareketli yüzey bölümü
face i. kasnağın veya dişlinin uçtan uca genişliği veya uzunluğu
Tekstil
face i. (kumaş, deri) doğru yüz
Ağaç İşleri
face i. küstere tabanı
Denizcilik
face i. pervane kanadının kıç veya kıça yakın tarafı
Maden
face i. madenin sonu
face i. tünelin sonu
face i. madenin cevher çıkarılan bölümü
Diş Hekimliği
face i. azı dişinin öğütme yüzeyi
Geometri
face i. geometrik bir katı cismin düzlemsel yüzeyi
Fizik
face i. bir kristalin veya başka bir katı cismin düz yüzeylerinden biri
Astroloji
face i. burcun üçte birlik bölümü
face i. burcun on derecelik boylamı
Ormancılık
face i. (ağaçta) reçine kesiği
Jeoloji
face i. ayak
face i. (kaya) açıkta kalan yüz
face i. kaya yüzeyi
face i. kristal yüzeyi
face i. topografya
Askeri
face f. emir vererek birliklerin yönünü değiştirmek
Spor
face f. (buz hokeyinde hakem) oyunu başlatmak için pakı rakip takımlar arasına bırakmak
face f. (buz hokeyinde hakem) pakı rakip takımlar arasına bırakarak oyunu başlatmak
İskambil
face i. oyun kartının resimli yüzü
face i. resimli iskambil kartı
face f. (kart oyunu) kartın ön yüzünü çevirmek
Ciltçilik
face i. kitabın ön yüzü
face i. kitap kapağının ön yüzü
Matbaa
face i. yazı karakterinin baskı yüzeyi
face i. yazı tipi tarzı, tasarımı ve boyutu
face i. tipten yapılan baskı
Eski Kullanım
face i. görüş
face i. mevcudiyet
Mountaineering
face i. dağın dik yamacı

"face" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
face-to-face s. yüz yüze
face to face zf. yüz yüze
face-to-face zf. yüz yüze
Genel
face down i. ters
clock face i. kadran
face down i. yüzüstü
face amnesia i. yüz körlüğü
face down i. yüzükoyun
window face i. pencere yüzü
face guard i. yüz koruyucu
half face i. profil
upstream face i. memba yüzü
three levels of the face i. çehrenin
face amnesia i. gördüğü yüzleri hatırlayamama
face perception i. yüz algısı
face validity i. görünüş geçerliliği
face off i. çarpışma
face powder i. pudra
face towel i. yüz havlusu
smiling face i. güler yüz
picnic face i. piknik yüz
cleavage face i. yarılma yüzü
pulley face i. kasnak yüzü
door face i. kapı yüzü
making face i. surat asma
face cream i. yüz kremi
the face of a asthenic person i. astenik yüz
a long face i. ekşi yüz
face off i. yüzleşme
face stone i. kesme taş
three levels of the face i. yüzün üç basamağı
face fungus i. yüz mantarı
volte face i. cephe değiştirme
face pack i. yüz temizleme kremi
face value i. ön değer
false face i. maske
slap in the face i. tokat
side face i. profil
face mask i. yüz maskesi
about face i. geriye dön emri
making face i. surat etme
face soap i. sabun
colour of the face i. beniz
heading face i. ilerleme alnı
a face as long as a fiddle i. suratı iki karış
human face i. insan yüzü
athletic face i. atletik yüz
slap in the face i. şamar
sullen face i. asık surat
color of the face i. bet beniz
open face sandwich i. tek dilim sandviç
lateral face i. yanal yüz
price for seeing the bride’s face i. yüz görümlüğü
face to face meeting i. yüzyüze görüşme
face to face talk i. yüzyüze konuşma
baby face i. bebekyüz
face down i. arka yüz
face plate i. önyüz
poker face i. ifadesiz yüz
poker face i. duygularını belli etmeyen yüz
bold face i. koyu renk ile yazılmış
bold face i. koyu yazı tonu
line in one's face i. yüzündeki çizgi
angelic face i. melek yüz
line in the face i. yüzdeki çizgi
real face i. gerçek yüzü
familiar face i. tanıdık yüz
a face like thunder i. sinirli bir yüz ifadesi
a familiar face i. tanıdık bir yüz
straight face i. gülmeyen surat
straight face i. ifadesiz surat
face value i. üzerinde yazılı değer
face value i. dış görünüşe göre değer
face value i. görünür değer
working face i. esas yüz
exposed face i. görünen yüz
exposed face i. çıplak yüz
front face i. ön yüz
about-face i. eskiden savunduğunun tersini savunmaya başlama
bold-face i. kabalık
face-guard i. miğfer
face-lifting i. estetik ameliyat
face-off i. yüzleşme
door-in-the-face technique i. yüzdeki kapı tekniği adı verilen bir tür ikna etme yöntemi
face-lifting i. yenileme
face-lift i. estetik ameliyat
face-pack i. yüz maskesi
face-to-face meeting i. yüzyüze görüşme
face-pack i. güzellik maskesi
face-to-face talk i. yüzyüze konuşma
face-value i. itibari kıymet
face side i. yüz
face side i. görünür yüz
face side i. işlenmiş yüz
face area i. ön yüz
inner face i. iç yüz
market face i. kerestenin esas yüzü
face lotion i. yüz losyonu
washing hands and face i. el yüz yıkama
face-to-face contact i. birebir temas
face-to-face communication i. yüz yüze iletişim
face to face contact i. bire bir temas
face to face contact i. yüz yüze temas
meat face i. surat şeklinde hazırlanmış domuz jambonu
angry face i. kızgın surat
angry face i. kızgın yüz
smile on the face i. yüzde gülümse
smile on the face i. yüzdeki gülümseme
ugly face i. çirkin surat
the dark face of something i. bir şeyin karanlık yüzü
dark face i. karanlık yüz
face-to-face interview method i. yüzyüze görüşme yöntemi
ski face mask i. kar maskesi
face veil i. peçe
very ugly face i. tipi kayık
a stony face i. taş gibi ifadesiz yüz
face time i. birlikte/beraber geçirilen zaman
face time i. (yüz yüze/bire bir) görüşme zamanı
face time i. fazla mesai ile harcanan zaman
face time i. ekranda görünme zamanı
criminal's face i. suçlunun yüzü
science of face reading i. yüz okuma bilimi
face reading i. yüz okuma
art of face reading i. yüz okuma sanatı
mysterious face i. gizemli yüz
mysterious face i. esrarengiz yüz
volte face i. yüz seksen derecelik dönüş
face soap i. tuvalet sabunu
face soap i. banyo sabunu
face soap i. yüz sabunu
clock face i. saat kadranı
face modeling i. yüz modelleme
face painting i. yüz boyama
open face sandwich i. tek dilim/açık sandviç
blank face i. ifadesiz surat/yüz
smiling face i. gülümseyen yüz
face firming cream i. yüz sıkılaştırıcı krem
rock face i. sarp kayalık
cliff face i. bir kayalığın/uçurumun dik yüzü
cliff-face i. bir kayalığın/uçurumun dik yüzü
round face i. yuvarlak yüz
back face i. arka yüz
pimply face i. sivilceli surat
spotty face i. sivilceli yüz
spotty face i. sivilceli surat
pimply face i. sivilceli yüz
acceptable face i. kabul edilebilir yan
acceptable face i. kabul edilebilir özellik
acceptable face i. bir şeyin olumlu veya mantıklı yanı
acceptable face i. makul özellik