face - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

face

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"face" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 80 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
face f. yüzleşmek
face f. yüz yüze gelmek
face f. yönelmek
face f. karşı olmak
face f. bakmak
face f. yüzünü dönmek
face f. göğüs germek
face i. yüz
face i. hal
face i. sima
face i. ön
face i. yüz ifadesi
face i. çehre
face i. tavır
face i. surat
General
face f. dayanmak (bir duruma)
face f. göze almak
face f. karşı koymak
face f. karşı karşıya gelmek
face f. tahammül etmek
face f. kaplamak
face f. yüzünü yontup düzeltmek (taşın)
face f. yüzünü dönmek
face f. karşısında olmak
face f. karşı karşıya olmak
face f. karşılamak
face f. bakmak
face f. karşı olmak
face f. görmek
face f. yüzyüze gelmek
face f. göğüs germek
face f. yüz yüze gelmek
face f. yönelmek
face f. katlanmak
face f. astarlamak
face f. nazır olmak
face f. karşı çıkmak
face f. -e dönmek
face f. yüzünü -e doğru döndürmek
face f. dönmek
face i. görünüş
face i. üst taraf
face i. resimli taraf
face i. satıh
face i. küstahlık
face i. cephe
face i. surat
face i. hal
face i. düzey
face i. şekil
face i. sima
face i. faça
face i. ayna
face i. mine (saatte)
face i. onur
face i. kadran
face i. çehre
face i. biçim
face i. arın
face i. tavır
face i. ön
face i. itibar
face i. eda
face i. üst
face i. bet
face i. yüz ifadesi
face i. yüz
face i. ön taraf
face i. esas yüz
face i. dış görünüş
face i. yüzey
face i. ön yüz
Trade/Economic
face karşısında durmak
Technical
face örtmek
face yüzey
face yüz
Mechanic
face alın
Automotive
face yüz
Math
face yüz
Geology
face ayak

"face" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
face to face zf. yüz yüze
General
put a bold face on it f. erkekliğe toz kondurmamak
have the face to f. cüret etmek
lose face f. bozulmak
face up to f. göze almak
look someone in the face f. birinin yüzüne bakmak
save face f. görünüşü kurtarmak
face the issue f. bir durumu olduğu gibi kabul edip ona göre davranmak
lie face downwards f. yüzükoyun yatmak
face up to difficulties f. güçlüklere göğüs germek
fly in the face of f. hiçe saymak
cut off one's nose to spite one's face f. pire için yorgan yakmak
be wiped off the face of the earth f. yeryüzünden silinmek
come face to face f. burun buruna gelmek
put a bold face on f. zor bir durum karşısında cesaret göstermek
pull a long face f. yüzünden düşen bin parça olmak
face the music f. bir problemle karşı karşıya olduğunu kabullenmek
save one's face f. yiğitliğe leke sürmemek
make a face f. surat etmek
not to have the face to f. yüzü olmamak
lose face f. küçük düşmek
have the face to do something f. yüzü tutmak
make face f. surat etmek
make face f. surat asmak
show one's face f. görünmek
face down f. karşısındakini sindirmek
face with f. yüzyüze gelmek
make a face f. suratını buruşturmak
be black in the face f. çok kızmak
face up to f. göz yummak
face up to f. önlemek
turn red in the face f. mosmor kesilmek
face court f. mahkemeye çıkmak
make a sour face f. surat asmak
pull a long face f. suratından düşen bin parça olmak
make a sour face f. yüzünü buruşturmak
face off f. yüz yüze gelmek
cut off one's nose to spite one's face f. papaza kızıp oruç bozmak
show one's face f. kendini göstermek
fall flat on one's face f. kapaklanmak
pull a long face f. surat asmak
tell his fault to his face f. ayıbını yüzüne vurmak
have the face f. yüzü tutmak
wash one's hands and face f. elini yüzünü yıkamak
face up to difficulties f. zorluklara göğüs germek
make face f. somurtmak
meet face to face f. yüzleşmek
show one's face f. insan içine çıkmak
pull a face f. surat asmak
lose face f. saygınlığını yitirmek
slap in the face f. tokat atmak
save face f. başını dik tutmak
tell one to one's face f. birinin yüzüne karşı söylemek
go black in the face f. çok kızmak
pull a face f. surat etmek
dash water on one's face f. yüzüne su çarpmak
save one's face f. itibarını zedeleyebilecek bir durumdan yüzünün akıyla çıkmak
make a face f. somurtmak
pull a long face f. suratını asmak
come face to face f. karşı karşıya gelmek
face up to f. katlanmak
face up to f. karşı koymak
pull a face at f. surat asmak
make a face f. yüzünü gözünü buruşturmak
come face to face f. yüz yüze gelmek
have a poker face f. belli etmemek
show one's face f. gözükmek
lose face f. itibarını kaybetmek
face charges in court f. mahkemede yargılanacak olmak
make a wry face f. yüzünü buruşturmak
make a wry face f. yüzünü ekşitmek
talk face to face f. yüz yüze görüşmek
speak face to face f. yüzyüze konuşmak
talk face to face f. yüzyüze görüşmek
talk face to face f. yüzyüze konuşmak
meet face to face f. yüzyüze görüşmek
make a face f. burun bükmek
make a face f. burun kıvırmak
make a face f. dudak bükmek
make a face f. memnuniyetsizlik göstermek
stuff one's face with food f. ziftlenmek
bury one's face in the pillow f. yüzünü yastığa gömmek
face difficulty f. zorda kalmak
face a problem f. problemle karşılaşmak
face the difficulties f. zorluklarla karşılaşmak
have an expression on one's face f. yüzünde ifade olmak
face a problem f. bir sorunla karşılaşmak
face oppression f. baskı yaşamak
face a difficulty f. güçlükle karşılaşmak
face a problem f. sorunla karşılaşmak
face the difficulties f. güçlüklerle karşılaşmak
face a problem f. bir problemle karşılaşmak
say it to one's face f. yüzüne söylemek
stand face to face f. yüzleşmek
talk someone face to face f. yüz yüze konuşmak
talk face to face f. yüz yüze konuşmak
set one's face against f. ısrarlı biçimde karşı çıkmak
talk face to face with f. yüz yüze konuşmak
set one's face against f. muhalefet etmek
(one's face) flush f. yüzü kızarmak
make a face f. yüzünü buruşturmak
make a face f. surat yapmak
(one's face) redden f. yüzü kızarmak
(one's face) go red f. yüzü kızarmak
look around for a familiar face f. tanıdık bir yüz aramak
(one's face) to glow f. yüzüne renk gelmek
(one's face) flame f. yüzü kızarmak
talk face to face f. karşılıklı konuşmak
face a danger f. tehlike yaşamak
turn one's face away f. yüzünü çevirmek
wash face f. yüz yıkamak
keep a straight face f. duyguları yüzüne yansımamak
keep a straight face f. duygularını açığa vurmamak
keep a straight face f. ciddi kalmak
keep a straight face f. ciddi durmak
face dilemma f. çelişki yaşamak
wash one's face f. yüzünü yıkamak
stare at one's face f. yüzüne bakmak
face crisis f. kriz yaşamak
look at one's face f. yüzüne bakmak
talk face to face f. karşılıklı görüşmek
discuss face to face f. karşılıklı görüşmek
face joint f. düşmek
make a face f. suratını ekşitmek
face problems f. sorunlarla karşılaşmak
face problems f. problemlerle karşılaşmak
face up to f. -i cesaretle karşılamak
face-lift f. düzeltmek
face-lift f. güzelleştirmek
pull a face f. yüzünü buruşturmak
lose face f. karizmayı çizdirmek
laugh in someone's face f. birinin burnuna gülmek
be helpless in the face of death f. ölüm karşısında çaresiz olmak
face the music f. bedel ödemek
laugh in someone's face f. suratına gülüp geçmek
face the music f. diyet ödemek
laugh in someone's face f. birinin suratına gülmek
one's face cloud over f. (yüz vb) parlaklığını yitirmek
one's face cloud over f. bozulmak
one's face cloud over f. (yüz vb) buruşmak
wear a face of f. yüz ifadesi takınmak
wear a face of f. surat ifadesi takınmak
face the same problem f. aynı problemle karşılaşmak
face with the same situation f. aynı durum ile karşılaşmak
face the same problem f. aynı problem ile karşılaşmak
rub the cream into one's face f. kremi yüzüne sürmek
(one's face) to wrinkle f. yüzü kırışmak
spit in one's face f. suratına tükürmek
(one's face) get wrinkled f. yüzü kırışmak
face a team f. bir takımla karşılaşmak
spit in one's face f. yüzüne tükürmek
face with f. karşı karşıya bulunmak
face with f. karşı karşıya kalmak
face the facts f. gerçeklerle yüzleşmek
face the fact f. gerçekle yüzleşmek
face up to the past f. geçmişle yüzleşmek
sit face to face f. karşılıklı oturmak
sleep face up f. sırtüstü uyumak
face the fact f. hakikatle yüzleşmek
face the reality f. hakikatle yüzleşmek
face the reality f. gerçekle yüzleşmek
face the past f. geçmişle yüzleşmek
face his/her past f. geçmişiyle yüzleşmek
wry face f. hafifçe dudak bükmek
face the risk of f. riskiyle burun buruna gelmek
face the risk of f. tehlikesiyle karşılaşmak
face the risk of f. riskiyle karşı karşıya kalmak
shut the door in his face f. kapıyı suratına kapatmak
shut the door in someone's face f. kapıyı yüzüne kapatmak
shut the door in someone's face f. kapıyı suratına kapatmak
shut the door in his face f. kapıyı yüzüne kapatmak
face the truth f. gerçekle yüzleşmek
sleep face down f. yüzükoyun uyumak
face oneself f. kendisiyle yüzleşmek
face oneself f. kendiyle yüzleşmek
face heavy criticism f. ağır eleştirilere maruz kalmak
tell something to one's face f. yüzüne söylemek
a ... look to come over someone's face f. (yüzü/suratı) ifadesine bürünmek
shoot someone in the face f. birisini suratından vurmak
face death f. ölümle yüzleşmek
scratch one’s face f. yüzünü tırmalamak
remember one's face f. yüzünü hatırlamak
see the expression on one’s face f. yüzündeki ifadeyi görmek
shoot in the face f. suratından vurmak
shoot in the face f. yüzünden vurmak
blow smoke in one's face f. dumanı suratına üflemek
wipe from the face of the earth f. yeryüzünden silinmek
take matters at face value f. konuyu olduğu gibi değil göründüğü gibi ele almak
cup one's face in his/her hands f. ellerinin arasına yüzünü/başını koymak/gömmek
make a face f. surat asmak
punch someone directly in the face f. yüzünün ortasına yumruğu patlatmak
face-plant f. Motosiklet, bisiklet, kayak gibi faaliyetler esnasında şiddetle düşerek kafayı yere çarpmak
pull a long face f. yüzünü asmak
face an obstacle f. engele takılmak
face a problem f. bir sorun ile karşılaşmak
face an audience f. topluluk karşısına çıkmak
stroke someone's face f. birinin yüzünü okşamak
face a trouble f. bir sorunla karşılaşmak
face trial f. yargılanmak
picnic face i. piknik yüz
face guard i. yüz koruyucu
false face i. maske
about face i. geriye dön emri
a long face i. ekşi yüz
side face i. profil
slap in the face i. tokat
athletic face i. atletik yüz
face down i. yüzüstü
face cream i. yüz kremi
slap in the face i. şamar
face stone i. kesme taş
a face as long as a fiddle i. suratı iki karış
face fungus i. yüz mantarı
lateral face i. yanal yüz
face pack i. yüz temizleme kremi
face value i. ön değer
sullen face i. asık surat
face amnesia i. yüz körlüğü
door face i. kapı yüzü
face perception i. yüz algısı
face amnesia i. gördüğü yüzleri hatırlayamama
upstream face i. memba yüzü
open face sandwich i. tek dilim sandviç
face towel i. yüz havlusu
making face i. surat asma
pulley face i. kasnak yüzü
heading face i. ilerleme alnı
human face i. insan yüzü
volte face i. cephe değiştirme
three levels of the face i. yüzün üç basamağı
window face i. pencere yüzü
making face i. surat etme
color of the face i. bet beniz
face off i. yüzleşme
face mask i. yüz maskesi
cleavage face i. yarılma yüzü
face powder i. pudra
face down i. yüzükoyun
face soap i. sabun
half face i. profil
face off i. çarpışma
smiling face i. güler yüz
face down i. ters
colour of the face i. beniz
face validity i. görünüş geçerliliği
clock face i. kadran
price for seeing the bride’s face i. yüz görümlüğü
the face of a asthenic person i. astenik yüz
three levels of the face i. çehrenin
face to face meeting i. yüzyüze görüşme
face to face talk i. yüzyüze konuşma
baby face i. bebekyüz
face down i. arka yüz
face plate i. önyüz
poker face i. ifadesiz yüz
poker face i. duygularını belli etmeyen yüz
bold face i. koyu renk ile yazılmış
bold face i. koyu yazı tonu
line in the face i. yüzdeki çizgi
line in one's face i. yüzündeki çizgi
angelic face i. melek yüz
real face i. gerçek yüzü
a face like thunder i. sinirli bir yüz ifadesi
familiar face i. tanıdık yüz
a familiar face i. tanıdık bir yüz
straight face i. ifadesiz surat
straight face i. gülmeyen surat
face value i. görünür değer
face value i. üzerinde yazılı değer
face value i. dış görünüşe göre değer
working face i. esas yüz
exposed face i. görünen yüz
exposed face i. çıplak yüz
front face i. ön yüz
about-face i. eskiden savunduğunun tersini savunmaya başlama
bold-face i. kabalık
face-value i. itibari kıymet
face-to-face talk i. yüzyüze konuşma
face-pack i. güzellik maskesi
door-in-the-face technique i. yüzdeki kapı tekniği adı verilen bir tür ikna etme yöntemi
face-lift i. estetik ameliyat
face-off i. yüzleşme
face-guard i. miğfer
face-lifting i. yenileme
face-to-face meeting i. yüzyüze görüşme
face-lifting i. estetik ameliyat
face-pack i. yüz maskesi
face side i. görünür yüz
face side i. işlenmiş yüz
face side i. yüz
face area i. ön yüz
inner face i. iç yüz
market face i. kerestenin esas yüzü
washing hands and face i. el yüz yıkama
face lotion i. yüz losyonu
face-to-face contact i. birebir temas
face-to-face communication i. yüz yüze iletişim
face to face contact i. yüz yüze temas
face to face contact i. bire bir temas
meat face i. surat şeklinde hazırlanmış domuz jambonu
angry face i. kızgın yüz
angry face i. kızgın surat
smile on the face i. yüzdeki gülümseme
smile on the face i. yüzde gülümse
ugly face i. çirkin surat
dark face i. karanlık yüz
the dark face of something i. bir şeyin karanlık yüzü
face-to-face interview method i. yüzyüze görüşme yöntemi
ski face mask i. kar maskesi
face veil i. peçe
very ugly face i. tipi kayık
a stony face i. taş gibi ifadesiz yüz
face time i. ekranda görünme zamanı
face time i. birlikte/beraber geçirilen zaman
face time i. fazla mesai ile harcanan zaman
face time i. (yüz yüze/bire bir) görüşme zamanı
criminal's face i. suçlunun yüzü
science of face reading i. yüz okuma bilimi
face reading i. yüz okuma
art of face reading i. yüz okuma sanatı
mysterious face i. esrarengiz yüz
mysterious face i. gizemli yüz
volte face i. yüz seksen derecelik dönüş
face soap i. banyo sabunu
face soap i. tuvalet sabunu
face soap i. yüz sabunu
clock face i. saat kadranı
face modeling i. yüz modelleme
face painting i. yüz boyama
open face sandwich i. tek dilim/açık sandviç
blank face i. ifadesiz surat/yüz
smiling face i. gülümseyen yüz
face firming cream i. yüz sıkılaştırıcı krem
rock face i. sarp kayalık
cliff-face i. bir kayalığın/uçurumun dik yüzü
cliff face i. bir kayalığın/uçurumun dik yüzü
round face i. yuvarlak yüz
back face i. arka yüz
pimply face i. sivilceli surat
spotty face i. sivilceli surat
pimply face i. sivilceli yüz
spotty face i. sivilceli yüz
purple in the face s. öfkeli
face saving s. itibarını kurtarmaya yarayan
as plain as the nose on your face s. besbelli
purple in the face s. alı al moru mor
as plain as the nose on your face s. apaçık
baby face s. bebek yüzlü
as plain as the nose on your face s. gün gibi ortada
as plain as the nose on your face s. açık seçik
as plain as the nose on your face s. bariz
face-saving s. vaziyeti kurtaran
face-to-face s. dolaysız
face-to-face s. şahsen
en face s. doğrudan
en face s. karşıdan
wrinkled-face s. kırışık yüzlü
wrinkled-face s. yüzü kırışık
wrinkled-face s. kırışık suratlı
wrinkled-face s. suratı kırışık
same-face s. benzer yüzlü
same-face s. hemyüz
same-face s. yüzü benzeyen
face-tuned s. yüz ayarlı
tallow-face s. soluk benizli kimse
tallow-face s. soluk cildi olan kimse
bang in the face zf. tam yüzüne
face to face zf. karşı karşıya
at face value zf. göründüğü gibi
to somebody's face zf. yüzüne karşı
his face zf. yüzüne karşı
on the face of it zf. görünüşe göre
in the face of all men zf. çevreye karşı
on the face of it zf. görünüşe bakılırsa
face downwards zf. yüzükoyun
on the face of it zf. görünüşte
to my face zf. yüzüme karşı
in the face of danger zf. tehlike karşısında
on the face of it zf. dış görünüşe bakılırsa
face downwards zf. yüzüstü
in the face of day zf. açıkça
to one's face zf. yüzüne
face-down zf. yüzükoyun
in the face of such a situation zf. böyle bir durum karşısında
bang in the face zf. suratının ortasına
in face of ed. rağmen
on the face of ed. görünüşe göre
in the face of ed. dikkate alarak
on the face of ed. karşısında
in the face of ed. yüzüne karşı
on the face of ed. görünüşüne göre
in the face of ed. rağmen
in the face of ed. karşında
in face of ed. karşısında
in the face of ed. huzurunda
in the face of ed. karşısında
your face, my canvas senin yüzün, benim tuvalim
acceptable face makul özellik
acceptable face bir şeyin olumlu veya mantıklı yanı
acceptable face kabul edilebilir yan
acceptable face kabul edilebilir özellik
Phrasals
dab something on one's face yüzüne (krem vb) sürmek
dab something onto one's face yüzüne (krem vb) sürmek
face up to kabullenmek
Phrases
with a face as long as a fiddle suratı iki karış
unknown face of bilinmeyen yüzü
on the face of the earth dünyadaki
on the face of the earth (dünyada) yaşayan
the true face of something bir şeyin gerçek yüzü
non–face-to-face yüzyüze olmayan
Proverb
monday's child is fair of face pazartesi doğan çocuk güzel olur
I'd rather face a firing squad than do this bunu yapacağıma kurşuna dizilmeyi tercih ederim
one hand washes the other and together they wash the face bir elin nesi var iki elin sesi var
one hand washes the other and together they wash the face el eli yıkar el de döner yüzü yıkar
one hand washes the other and together they wash the face el eli yıkar el döner yüzü yıkar
one hand washes the other and together they wash the face bir elin nesi var iki elin sesi var
Colloquial
a long face abus
a long face asık surat
a long face karanlık surat
blow up in someone's face her şeyin altüst olması
blow up in someone's face mahvolmak
blow up in someone's face elinde patlamak
explode in someone's face mahvolmak
explode in someone's face elinde patlamak
explode in someone's face yok olmak
blow up in someone's face çok kötü sonuçlar doğurmak
blow up in someone's face yok olmak
explode in someone's face her şeyin altüst olması
explode in someone's face çok kötü sonuçlar doğurmak
face down yenmek
face down karşısındakini susturmak
face down karşısındakini sindirmek
face down sindirmek
stare in the face burnunun dibinde olmak
face down güç denemesi
stare in the face (bir durum vb) yakında olması kesin olmak
stare in the face başına gelecek gibi gözükmek
stare in the face gözünün önünde olmak
stare in the face başına gelecek
show one's face kendini göstermek
show one's face ortaya çıkmak
show one's face yüzünü göstermek
smash someone's face in ağzını burnunu dağıtmak
smash someone's face in kaşını gözünü patlatmak
smash someone's face in suratını dağıtmak
smash someone's face in façasını bozmak
smash someone's face in ağzını burnunu kırmak
pull a face surat yapmak
pull a long face surat yapmak
pull a long face surat asmak
pull a face surat asmak
shut your face! kes sesini!
shut your face! kapa çeneni!
face your fears korkularınla yüzleş
face yourself kendinle yüzleş
bag your face! kapa çeneni!
stick a gun in someone’s face yüzüne silah doğrultmak
somebody's face doesn't fit bu iş ona uygun değil
smack in the face tokat
somebody's face doesn't fit o oraya yakışmaz
somebody's face is a picture ne hissettiğini/düşündüğünü yüzünden okuyabilirsin
in someone's face karşısına
face it bununla yüzleş
in someone's face yüzüne
smack in the face şamar
smack in the face suratına bir şamar/tokat gibi inen şey
to somebody's face yüzüne
say it to my face yüzüme söyle
put one's face on makyaj yapmak
suck face öpmek
suck face öpüşmek
game face yüze takınılan kararlı ifade
Idioms
as plain as the nose on one's face apaçık
as plain as the nose on one's face açık seçik
fall flat on one's face sırtı yere gelmek
get a slap in the face ters yüz olmak
cut off one's nose to spite one's face papaza küsüp oruç bozmak
get a slap in the face şamar yemek
get a slap in the face büyük yara almak
become red in the face yüzü kızarmak
cut off one's nose to spite one's face kasaba küsüp kolunu kesmek
as plain as the nose on your face besbelli
face as long as a fiddle suratı beş karış
be written on someone's face yüzünden akmak
be written on someone's face alnında yazmak
face the music diyet ödemek
face the music bedel ödemek
face the music ceremeyi çekmek
face the music bedelini ödemek
fly in the face of zıt düşmek
hide one's face in shame utancından yerin dibine geçmek
have egg on one's face mosmor olmak
not see one's hand in front of one's face burnunun ucunu görememek
put a bold face on korktuğu halde bozuntuya vermemek
face the music yaptığı şeyin olumsuzluklarıyla yüzleşmek
face the music hatalardan kaynaklanan olumsuz sonuçları kabul etmek
slam the door in someone's face kapıyı birinin yüzüne kapamak
show one's face meydana çıkmak
smash someone's face in birinin yüzünü dağıtmak
spit in someone's face birinin yüzüne tükürmek