face - Turkish English Dictionary
History

face

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "face" in Turkish English Dictionary : 148 result(s)

English Turkish
Common Usage
face v. yüzleşmek
face v. göğüs germek
face v. yüz yüze gelmek
face v. yönelmek
face v. karşı olmak
face v. bakmak
face v. yüzünü dönmek
face n. yüz
face n. hal
face n. sima
face n. ön
face n. tavır
face n. surat
face n. yüz ifadesi
face n. çehre
General
face v. karşı koymak
face v. yüzünü yontup düzeltmek (taşın)
face v. dayanmak (bir duruma)
face v. göze almak
face v. karşı karşıya olmak
face v. karşılamak
face v. bakmak
face v. karşı olmak
face v. görmek
face v. yüzünü dönmek
face v. karşısında olmak
face v. karşı karşıya gelmek
face v. tahammül etmek
face v. kaplamak
face v. yüzyüze gelmek
face v. göğüs germek
face v. yüz yüze gelmek
face v. yönelmek
face v. katlanmak
face v. astarlamak
face v. nazır olmak
face v. karşı çıkmak
face v. -e dönmek
face v. yüzünü -e doğru döndürmek
face v. dönmek
face v. ön yüzü belirli bir yöne çevrilmek
face n. ön
face n. bet
face n. yüz ifadesi
face n. eda
face n. üst
face n. görünüş
face n. üst taraf
face n. resimli taraf
face n. satıh
face n. küstahlık
face n. cephe
face n. surat
face n. hal
face n. düzey
face n. şekil
face n. sima
face n. faça
face n. ayna
face n. mine (saatte)
face n. onur
face n. kadran
face n. çehre
face n. biçim
face n. arın
face n. tavır
face n. itibar
face n. yüz
face n. ön taraf
face n. esas yüz
face n. dış görünüş
face n. yüzey
face n. ön yüz
face n. ekşi yüz
face n. yüzünü buruşturma
face n. yüzünü ekşitme
face n. makyaj
face n. taklit amaçlı yapılan yüz makyajı
face n. prestij
face n. başkalarının gözündeki değer
face n. özgüven
face n. yüzsüzlük
face n. küstahlık
face n. arsızlık
face n. utanmazlık
face n. bir nesnenin en önemli veya belirgin yüzü
face n. ön yüz
face n. (kumaş) doğru yüz
face n. madeni paranın yüzü
face n. madeni paranın ön yüzü
face n. yüz buruşturma
face n. dudak bükme
face n. hoşnutsuzluk ifadesi
face n. maske
face n. saat kadranı
face n. (belge) baskılı yüz
face n. hedefin farklı renklere boyanmış skor yüzeyi
face n. teşhir edilen meyve veya sebzelerin üst veya alt katmanı
face n. kesici bir aletin kenarı
face n. (golf sopası, çekiç) vurma yüzeyi
face n. yüzleşme
face n. kişi
face n. birey
Trade/Economic
face v. karşısında durmak
Technical
face v. örtmek
face v. yüzeyini farklı bir malzemeyle kaplamak
face v. kenarlarını farklı bir malzemeyle kaplamak
face v. pürüzsüz hale getirmek için yüzeyini işlemek
face n. yüz
face n. yüzey
face n. sıcak veya soğuk hava kütüğü ızgarası
Mechanic
face n. alın
face n. çark dişlisinin eğim yüzeyi dışına taşan hareketli yüzey bölümü
face n. kasnağın veya dişlinin uçtan uca genişliği veya uzunluğu
Textile
face n. (kumaş, deri) doğru yüz
Woodworking
face n. küstere tabanı
Automotive
face n. yüz
Marine
face n. pervane kanadının kıç veya kıça yakın tarafı
Mining
face n. madenin sonu
face n. tünelin sonu
face n. madenin cevher çıkarılan bölümü
Dentistry
face n. azı dişinin öğütme yüzeyi
Printing
face v. yazı tipi
Math
face n. yüz
Geometry
face n. geometrik bir katı cismin düzlemsel yüzeyi
Physics
face n. bir kristalin veya başka bir katı cismin düz yüzeylerinden biri
Astrology
face n. burcun üçte birlik bölümü
face n. burcun on derecelik boylamı
Forestry
face n. (ağaçta) reçine kesiği
Geology
face n. ayak
face n. (kaya) açıkta kalan yüz
face n. kaya yüzeyi
face n. kristal yüzeyi
face n. topografya
Military
face v. emir vererek birliklerin yönünü değiştirmek
Sport
face v. (buz hokeyinde hakem) oyunu başlatmak için pakı rakip takımlar arasına bırakmak
face v. (buz hokeyinde hakem) pakı rakip takımlar arasına bırakarak oyunu başlatmak
Card
face v. (kart oyunu) kartın ön yüzünü çevirmek
face n. oyun kartının resimli yüzü
face n. resimli iskambil kartı
Bookbindery
face n. kitabın ön yüzü
face n. kitap kapağının ön yüzü
Printery
face n. yazı karakterinin baskı yüzeyi
face n. yazı tipi tarzı, tasarımı ve boyutu
face n. tipten yapılan baskı
Archaic
face n. görüş
face n. mevcudiyet
Mountaineering
face n. dağın dik yamacı

Meanings of "face" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
face-to-face adj. yüz yüze
face to face adv. yüz yüze
face-to-face adv. yüz yüze
General
have the face to v. cüret etmek
lose face v. bozulmak
look someone in the face v. birinin yüzüne bakmak
save face v. görünüşü kurtarmak
face the issue v. bir durumu olduğu gibi kabul edip ona göre davranmak
make a face v. suratını buruşturmak
be black in the face v. çok kızmak
not to have the face to v. yüzü olmamak
lose face v. küçük düşmek
make a face v. surat etmek
save one's face v. yiğitliğe leke sürmemek
show one's face v. gözükmek
fly in the face of v. hiçe saymak
have a poker face v. belli etmemek
face up to difficulties v. güçlüklere göğüs germek
cut off one's nose to spite one's face v. pire için yorgan yakmak
come face to face v. yüz yüze gelmek
lose face v. itibarını kaybetmek
lie face downwards v. yüzükoyun yatmak
put a bold face on it v. erkekliğe toz kondurmamak
make face v. surat etmek
have the face to do something v. yüzü tutmak
put a bold face on v. zor bir durum karşısında cesaret göstermek
pull a long face v. yüzünden düşen bin parça olmak
come face to face v. burun buruna gelmek
be wiped off the face of the earth v. yeryüzünden silinmek
face the music v. bir problemle karşı karşıya olduğunu kabullenmek
pull a face at v. surat asmak
make a face v. yüzünü gözünü buruşturmak
pull a long face v. suratını asmak
come face to face v. karşı karşıya gelmek
pull a long face v. surat asmak
show one's face v. kendini göstermek
fall flat on one's face v. kapaklanmak
have the face v. yüzü tutmak
tell his fault to his face v. ayıbını yüzüne vurmak
wash one's hands and face v. elini yüzünü yıkamak
face up to difficulties v. zorluklara göğüs germek
make a face v. somurtmak
go black in the face v. çok kızmak
make face v. somurtmak
dash water on one's face v. yüzüne su çarpmak
pull a face v. surat etmek
save face v. başını dik tutmak
tell one to one's face v. birinin yüzüne karşı söylemek
slap in the face v. tokat atmak
meet face to face v. yüzleşmek
show one's face v. insan içine çıkmak
pull a face v. surat asmak
lose face v. saygınlığını yitirmek
save one's face v. itibarını zedeleyebilecek bir durumdan yüzünün akıyla çıkmak
make a sour face v. surat asmak
face with v. yüzyüze gelmek
pull a long face v. suratından düşen bin parça olmak
make a sour face v. yüzünü buruşturmak
face off v. yüz yüze gelmek
cut off one's nose to spite one's face v. papaza kızıp oruç bozmak
make face v. surat asmak
face down v. karşısındakini sindirmek
show one's face v. görünmek
turn red in the face v. mosmor kesilmek
face court v. mahkemeye çıkmak
face charges in court v. mahkemede yargılanacak olmak
make a wry face v. yüzünü buruşturmak
make a wry face v. yüzünü ekşitmek
talk face to face v. yüz yüze görüşmek
talk face to face v. yüzyüze görüşmek
talk face to face v. yüzyüze konuşmak
speak face to face v. yüzyüze konuşmak
meet face to face v. yüzyüze görüşmek
make a face v. burun bükmek
make a face v. burun kıvırmak
make a face v. dudak bükmek
make a face v. memnuniyetsizlik göstermek
stuff one's face with food v. ziftlenmek
bury one's face in the pillow v. yüzünü yastığa gömmek
face difficulty v. zorda kalmak
face a problem v. bir sorunla karşılaşmak
face a problem v. sorunla karşılaşmak
face the difficulties v. güçlüklerle karşılaşmak
face oppression v. baskı yaşamak
have an expression on one's face v. yüzünde ifade olmak
face the difficulties v. zorluklarla karşılaşmak
face a problem v. problemle karşılaşmak
face a difficulty v. güçlükle karşılaşmak
face a problem v. bir problemle karşılaşmak
say it to one's face v. yüzüne söylemek
stand face to face v. yüzleşmek
set one's face against v. muhalefet etmek
talk face to face with v. yüz yüze konuşmak
set one's face against v. ısrarlı biçimde karşı çıkmak
talk face to face v. yüz yüze konuşmak
talk someone face to face v. yüz yüze konuşmak
make a face v. yüzünü buruşturmak
look around for a familiar face v. tanıdık bir yüz aramak
(one's face) flush v. yüzü kızarmak
(one's face) redden v. yüzü kızarmak
make a face v. surat yapmak
(one's face) flame v. yüzü kızarmak
(one's face) to glow v. yüzüne renk gelmek
(one's face) go red v. yüzü kızarmak
talk face to face v. karşılıklı konuşmak
face a danger v. tehlike yaşamak
turn one's face away v. yüzünü çevirmek
wash face v. yüz yıkamak
keep a straight face v. duyguları yüzüne yansımamak
keep a straight face v. ciddi kalmak
keep a straight face v. ciddi durmak
keep a straight face v. duygularını açığa vurmamak
face dilemma v. çelişki yaşamak
wash one's face v. yüzünü yıkamak
face crisis v. kriz yaşamak
talk face to face v. karşılıklı görüşmek
look at one's face v. yüzüne bakmak
discuss face to face v. karşılıklı görüşmek
stare at one's face v. yüzüne bakmak
face joint v. düşmek
make a face v. suratını ekşitmek
face problems v. sorunlarla karşılaşmak
face problems v. problemlerle karşılaşmak
face-lift v. düzeltmek
face-lift v. güzelleştirmek
pull a face v. yüzünü buruşturmak
lose face v. karizmayı çizdirmek
laugh in someone's face v. suratına gülüp geçmek
laugh in someone's face v. birinin suratına gülmek
face the music v. diyet ödemek
face the music v. bedel ödemek
be helpless in the face of death v. ölüm karşısında çaresiz olmak
laugh in someone's face v. birinin burnuna gülmek
one's face cloud over v. bozulmak
one's face cloud over v. (yüz vb) parlaklığını yitirmek
one's face cloud over v. (yüz vb) buruşmak
wear a face of v. yüz ifadesi takınmak
face the same problem v. aynı problemle karşılaşmak
face the same problem v. aynı problem ile karşılaşmak
face with the same situation v. aynı durum ile karşılaşmak
wear a face of v. surat ifadesi takınmak
rub the cream into one's face v. kremi yüzüne sürmek
(one's face) to wrinkle v. yüzü kırışmak
face a team v. bir takımla karşılaşmak
spit in one's face v. suratına tükürmek
(one's face) get wrinkled v. yüzü kırışmak
spit in one's face v. yüzüne tükürmek
face with v. karşı karşıya bulunmak
face with v. karşı karşıya kalmak
face the fact v. gerçekle yüzleşmek
face the facts v. gerçeklerle yüzleşmek
face up to the past v. geçmişle yüzleşmek
sit face to face v. karşılıklı oturmak
sleep face up v. sırtüstü uyumak
face the fact v. hakikatle yüzleşmek
face the reality v. hakikatle yüzleşmek
face the reality v. gerçekle yüzleşmek
face the past v. geçmişle yüzleşmek
face his/her past v. geçmişiyle yüzleşmek
wry face v. hafifçe dudak bükmek
face the risk of v. riskiyle burun buruna gelmek
face the risk of v. tehlikesiyle karşılaşmak
face the risk of v. riskiyle karşı karşıya kalmak
shut the door in his face v. kapıyı yüzüne kapatmak
shut the door in his face v. kapıyı suratına kapatmak
shut the door in someone's face v. kapıyı yüzüne kapatmak
shut the door in someone's face v. kapıyı suratına kapatmak
face the truth v. gerçekle yüzleşmek
sleep face down v. yüzükoyun uyumak
face oneself v. kendiyle yüzleşmek
face oneself v. kendisiyle yüzleşmek
face heavy criticism v. ağır eleştirilere maruz kalmak
tell something to one's face v. yüzüne söylemek
a ... look to come over someone's face v. (yüzü/suratı) ifadesine bürünmek
shoot someone in the face v. birisini suratından vurmak
face death v. ölümle yüzleşmek
scratch one’s face v. yüzünü tırmalamak
remember one's face v. yüzünü hatırlamak
see the expression on one’s face v. yüzündeki ifadeyi görmek
shoot in the face v. yüzünden vurmak
shoot in the face v. suratından vurmak
blow smoke in one's face v. dumanı suratına üflemek
wipe from the face of the earth v. yeryüzünden silinmek
take matters at face value v. konuyu olduğu gibi değil göründüğü gibi ele almak
cup one's face in his/her hands v. ellerinin arasına yüzünü/başını koymak/gömmek
make a face v. surat asmak
punch someone directly in the face v. yüzünün ortasına yumruğu patlatmak
face-plant v. Motosiklet, bisiklet, kayak gibi faaliyetler esnasında şiddetle düşerek kafayı yere çarpmak
pull a long face v. yüzünü asmak
face an obstacle v. engele takılmak
face a problem v. bir sorun ile karşılaşmak
face an audience v. topluluk karşısına çıkmak
stroke someone's face v. birinin yüzünü okşamak
face a trouble v. bir sorunla karşılaşmak
face trial v. yargılanmak
face the problem squarely v. sorunla doğrudan yüzleşmek
face famine v. kıtlıkla karşılaşmak
face famine v. kıtlıkla yüz yüze olmak
face famine v. kıtlık çekmek
face (a thing) out v. cesurca yüzleşmek
hide the face from v. gözden kaçırmak
make the face to shine upon v. şükretmek
face (a thing) out v. (bir konuyu) açık yüreklilikle ortaya koymak
hide the face from v. bağışlamak
make the face to shine upon v. merhametli olmak
hide the face from v. memnun olmamak
hide the face from v. verilen lütfu geri almak
face-plant v. yüzüstü yere kapaklanmak
face pack n. yüz temizleme kremi
heading face n. ilerleme alnı
volte face n. cephe değiştirme
slap in the face n. şamar
human face n. insan yüzü
face down n. yüzüstü
color of the face n. bet beniz
face perception n. yüz algısı
making face n. surat etme
three levels of the face n. yüzün üç basamağı
window face n. pencere yüzü
about face n. geriye dön emri
false face n. maske
face amnesia n. yüz körlüğü
pulley face n. kasnak yüzü
face mask n. yüz maskesi
face off n. yüzleşme
face amnesia n. gördüğü yüzleri hatırlayamama
slap in the face n. tokat
making face n. surat asma
a long face n. ekşi yüz
face towel n. yüz havlusu
upstream face n. memba yüzü
open face sandwich n. tek dilim sandviç
athletic face n. atletik yüz
picnic face n. piknik yüz
face guard n. yüz koruyucu
face cream n. yüz kremi
side face n. profil
face soap n. sabun
cleavage face n. yarılma yüzü
face down n. yüzükoyun
half face n. profil
face off n. çarpışma
smiling face n. güler yüz
colour of the face n. beniz
face down n. ters
face value n. ön değer
face stone n. kesme taş
door face n. kapı yüzü
sullen face n. asık surat
face fungus n. yüz mantarı
lateral face n. yanal yüz
three levels of the face n. çehrenin
a face as long as a fiddle n. suratı iki karış
face powder n. pudra
price for seeing the bride’s face n. yüz görümlüğü
the face of a asthenic person n. astenik yüz
face validity n. görünüş geçerliliği
clock face n. kadran
face to face meeting n. yüzyüze görüşme
face to face talk n. yüzyüze konuşma
baby face n. bebekyüz
face down n. arka yüz
face plate n. önyüz
poker face n. duygularını belli etmeyen yüz
poker face n. ifadesiz yüz
bold face n. koyu renk ile yazılmış
bold face n. koyu yazı tonu
line in the face n. yüzdeki çizgi
angelic face n. melek yüz
line in one's face n. yüzündeki çizgi
real face n. gerçek yüzü
a face like thunder n. sinirli bir yüz ifadesi
a familiar face n. tanıdık bir yüz
familiar face n. tanıdık yüz
straight face n. gülmeyen surat
straight face n. ifadesiz surat
face value n. dış görünüşe göre değer
face value n. görünür değer
face value n. üzerinde yazılı değer
working face n. esas yüz
exposed face n. görünen yüz
exposed face n. çıplak yüz
front face n. ön yüz
bold-face n. kabalık
about-face n. eskiden savunduğunun tersini savunmaya başlama
face-off n. yüzleşme
face-lift n. estetik ameliyat
face-guard n. miğfer
face-pack n. yüz maskesi
face-to-face meeting n. yüzyüze görüşme
face-value n. itibari kıymet
face-to-face talk n. yüzyüze konuşma
face-pack n. güzellik maskesi
door-in-the-face technique n. yüzdeki kapı tekniği adı verilen bir tür ikna etme yöntemi
face-lifting n. yenileme
face-lifting n. estetik ameliyat
face area n. ön yüz
face side n. işlenmiş yüz
face side n. görünür yüz
face side n. yüz
inner face n. iç yüz
market face n. kerestenin esas yüzü
washing hands and face n. el yüz yıkama
face lotion n. yüz losyonu
face-to-face contact n. birebir temas
face-to-face communication n. yüz yüze iletişim
face to face contact n. bire bir temas
face to face contact n. yüz yüze temas
meat face n. surat şeklinde hazırlanmış domuz jambonu
angry face n. kızgın yüz
angry face n. kızgın surat
smile on the face n. yüzde gülümse
smile on the face n. yüzdeki gülümseme
ugly face n. çirkin surat
the dark face of something n. bir şeyin karanlık yüzü
dark face n. karanlık yüz
face-to-face interview method n. yüzyüze görüşme yöntemi
ski face mask n. kar maskesi
face veil n. peçe
very ugly face n. tipi kayık
a stony face n. taş gibi ifadesiz yüz
face time n. birlikte/beraber geçirilen zaman
face time n. ekranda görünme zamanı
face time n. fazla mesai ile harcanan zaman
face time n. (yüz yüze/bire bir) görüşme zamanı
criminal's face n. suçlunun yüzü
science of face reading n. yüz okuma bilimi
art of face reading n. yüz okuma sanatı
face reading n. yüz okuma
mysterious face n. esrarengiz yüz
mysterious face n. gizemli yüz
volte face n. yüz seksen derecelik dönüş
face soap n. yüz sabunu
face soap n. tuvalet sabunu
face soap n. banyo sabunu
clock face n. saat kadranı
face modeling n. yüz modelleme
face painting n. yüz boyama
open face sandwich n. tek dilim/açık sandviç
blank face n. ifadesiz surat/yüz
smiling face n. gülümseyen yüz
face firming cream n. yüz sıkılaştırıcı krem
rock face n. sarp kayalık
cliff-face n. bir kayalığın/uçurumun dik yüzü
cliff face n. bir kayalığın/uçurumun dik yüzü
round face n. yuvarlak yüz
back face n. arka yüz
pimply face n. sivilceli surat
pimply face n. sivilceli yüz
spotty face n. sivilceli surat
spotty face n. sivilceli yüz
small face n. küçük yüz
acceptable face n. bir şeyin olumlu veya mantıklı yanı
acceptable face n. kabul edilebilir yan
acceptable face n. kabul edilebilir özellik
acceptable face n. makul özellik
face flannel n. yüz havlusu
face of a n. kadran
face of a chart n. tablonun basılı yüzeyi
face of a map n. haritanın basılı yüzeyi
face saver n. bir kimsenin itibarını koruyan hareket
face saving n. bir kimsenin itibarını koruyan hareket
face time n. televizyonda kısa süre görünme
face time n. kısa görüşme
face time n. önemli biriyle yapılan kısa görüşme
face-plant n. yüzüstü yere düşme
face-plant n. yüzüstü düşme
face-saver n. kimsenin itibarını koruyan şey
whey-face n. benzi atmış kimse
whey-face n. soluk benizli kimse
purple in the face adj. öfkeli
face saving adj. itibarını kurtarmaya yarayan
as plain as the nose on your face adj. besbelli
as plain as the nose on your face adj. apaçık
purple in the face adj. alı al moru mor
baby face adj. bebek yüzlü
as plain as the nose on your face adj. açık seçik
as plain as the nose on your face adj. bariz
as plain as the nose on your face adj. gün gibi ortada
face-to-face adj. dolaysız
face-to-face adj. şahsen
face-saving adj. vaziyeti kurtaran
en face adj. doğrudan
en face adj. karşıdan
wrinkled-face adj. suratı kırışık
wrinkled-face adj. yüzü kırışık
wrinkled-face adj. kırışık suratlı
wrinkled-face adj. kırışık yüzlü
same-face adj. benzer yüzlü
same-face adj. hemyüz
same-face adj. yüzü benzeyen
face-tuned adj. yüz ayarlı
tallow-face adj. soluk benizli kimse
tallow-face adj. soluk cildi olan kimse
in-your-face adj. sert
in-your-face adj. agresif
face-saving adj. bir kimsenin itibarını koruyan
face-saving adj. bir kimsenin itibarını korumayı amaçlayan
bang in the face adv. tam yüzüne
face to face adv. karşı karşıya
to somebody's face adv. yüzüne karşı
at face value adv. göründüğü gibi
on the face of it adv. görünüşe göre
his face adv. yüzüne karşı
in the face of all men adv. çevreye karşı
on the face of it adv. görünüşte
on the face of it adv. görünüşe bakılırsa
face downwards adv. yüzükoyun
on the face of it adv. dış görünüşe bakılırsa
in the face of day adv. açıkça
face downwards adv. yüzüstü
to my face adv. yüzüme karşı
in the face of danger adv. tehlike karşısında
to one's face adv. yüzüne
face-down adv. yüzükoyun
in the face of such a situation adv. böyle bir durum karşısında
bang in the face adv. suratının ortasına
face-up adv. yüzü yukarıya bakacak şekilde
face up adv. yüzü yukarıya bakacak şekilde
in the face of prep. yüzüne karşı
in face of prep. karşısında
in the face of prep. huzurunda
in the face of prep. karşısında
in the face of prep. rağmen
in the face of prep. karşında
on the face of prep. görünüşe göre
in face of prep. rağmen
in the face of prep. dikkate alarak
on the face of prep. karşısında
on the face of prep. görünüşüne göre
your face, my canvas expr. senin yüzün, benim tuvalim
Phrasals
face up to v. kabullenmek
dab something on one's face v. yüzüne (krem vb) sürmek
dab something onto one's face v. yüzüne (krem vb) sürmek
face forward v. yüzünü dönmek
face forward v. önüne bakmak
face forward v. yüzü öne bakacak şekilde konumlandırmak
face forward v. düz konumlandırmak
face forward v. öne doğru konumlandırmak
face someone or something forward v. birini/bir şeyi öne (arkaya, sağa, sola) çevirmek
face someone or something forward v. birinin/bir şeyin ön yüzünü (arka yüzünü, yan yüzünü) çevirmek
face someone or something forward v. birini/bir şeyi düz (ters, yan) çevirmek
face someone or something forward v. birinin/bir şeyin düzünü (tersini, yanını) çevirmek
face into (something) v. (bir şeye) doğru dönmek
face into (something) v. yüzünü (bir şeye) doğru çevirmek
face into (something) v. yüzünü (bir şeye) dönmek/vermek
face into (something) v. önünü (bir şeye) dönmek/vermek
face into (something) v. birini/bir şeyi (bir şeye) bakacak şekilde döndürmek
face into (something) v. birinin/bir şeyin yüzünü (bir şeye) doğru çevirmek
face (someone or something) into something v. (birini/bir şeyi) bir şeye bakacak şekilde döndürmek
face (someone or something) into something v. (birinin/bir şeyin) yüzünü bir şeye doğru çevirmek
face off v. karşılaşmaya başlamak
face off v. karşılaşmak
face off v. karşı karşıya gelmek
face off v. yüzleşmek
face off v. '-e karşı yarışmak
face off v. '-e karşı mücadele etmek
face off v. karşılaşma başlatmak
face off v. iki kişi arasında karşılaşma düzenlemek
face off v. iki kişiyi karşı karşıya getirmek
face off v. ikili mücadele başlatmak
face off v. bazı spor dallarında (buz hokeyi) iki rakip oyuncu arasında top atarak karşılaşmayı/mücadeleyi başlatmak
face off v. başlama vuruşu yapmak
face off v. başlama vuruşuyla başlamak (hokey)
face off v. anlaşmazlığa düzmek
face off v. birbirine meydan okumak
face off v. zıtlaşmak
face off v. cepheleşmek
face off v. çekişmek
face off v. kavgaya hazırlanmak
face off v. anlaşmazlık başlatmak
face off v. çekişmeye girmek
face off v. kavgaya girişmek
face off v. birbirine girmek
face off v. rekabete girmek
face off v. biriyle anlaşmazlığa düşmek
face off v. biriyle çekişmeye girmek
face off v. biriyle kavgaya tutuşmak
face off v. biriyle zıt düşmek/zıtlaşmak
face off v. biriyle rekabete girmek
face off v. biriyle karşı karşıya gelmek
face off v. anlaşmazlık çıkarmak
face off v. anlaşmazlığa düşürmek
face off v. kavga çıkartmak
face off v. karşıtlık çıkarmak
face off v. karşı karşıya getirmek
face off v. hokey gibi oyunlarda iki rakip oyuncu arasında topun serbest bırakarak oyunu başlatmak
face off v. hokey gibi oyunlarda başlama vuruşu yapmak
face out v. cesurca karşı karşıya gelmek
face out v. cesurca yüzleşmek
face out v. direkt yüz yüze gelmek
face out v. yüzü görünür şekilde konumlandırmak
face out v. ön yüzü dışarı bakacak şekilde konumlandırmak
face out v. ön yüzü bize bakacak şekilde konumlandırmak
face out v. düz konumlandırmak
face out v. yüzünü dışarı doğru konumlandırmak
face out v. ön yüzü dışarı bakacak şekilde konumlandırmak
face up v. ön yüzünü yukarı çevirmek
face up v. ön yüzünü çevirmek
face up v. yazılı/baskılı yüzünü açmak