karşı çıkmak - Turkish English Dictionary
History

karşı çıkmak



Meanings of "karşı çıkmak" in English Turkish Dictionary : 76 result(s)

Turkish English
Common Usage
karşı çıkmak challenge v.
karşı çıkmak object v.
General
karşı çıkmak interpose v.
karşı çıkmak run counter to v.
karşı çıkmak set against v.
karşı çıkmak oppose v.
karşı çıkmak object to v.
karşı çıkmak protest v.
karşı çıkmak disaffirm v.
karşı çıkmak deprecate v.
karşı çıkmak stand up to v.
karşı çıkmak antagonize v.
karşı çıkmak mind v.
karşı çıkmak object v.
karşı çıkmak go against v.
karşı çıkmak face v.
karşı çıkmak antagonise v.
karşı çıkmak protest against v.
karşı çıkmak kick against v.
karşı çıkmak be faced with v.
karşı çıkmak argue against something v.
karşı çıkmak except v.
karşı çıkmak go counter to v.
karşı çıkmak resist v.
karşı çıkmak thwart v.
karşı çıkmak contravene v.
karşı çıkmak frown upon v.
karşı çıkmak frown on v.
karşı çıkmak demur v.
karşı çıkmak remonstrate v.
karşı çıkmak expostulate v.
karşı çıkmak rise against v.
karşı çıkmak counter v.
karşı çıkmak contradict v.
karşı çıkmak turn against v.
karşı çıkmak repugnate v.
karşı çıkmak say no v.
karşı çıkmak affront [obsolete] v.
karşı çıkmak naysay v.
karşı çıkmak nayt [obsolete] v.
karşı çıkmak traverse v.
karşı çıkmak balk v.
karşı çıkmak kick v.
karşı çıkmak wither [obsolete] v.
karşı çıkmak withset v.
karşı çıkmak represent v.
karşı çıkmak gainsay v.
karşı çıkmak gainstrive [obsolete] v.
karşı çıkmak give voice (to) v.
karşı çıkmak obtend [obsolete] v.
karşı çıkmak obviate [obsolete] v.
karşı çıkmak deprecate v.
karşı çıkmak descry [obsolete] v.
karşı çıkmak gib v.
karşı çıkmak igg v.
karşı çıkmak rise v.
karşı çıkmak rummish [obsolete] [scotland] v.
karşı çıkmak impugn [obsolete] v.
Phrasals
karşı çıkmak put in v.
karşı çıkmak heave at v.
karşı çıkmak argue back v.
karşı çıkmak run afoul v.
Idioms
karşı çıkmak take issue v.
karşı çıkmak lift the hand against v.
karşı çıkmak take issue with v.
karşı çıkmak come out against v.
karşı çıkmak argue against v.
karşı çıkmak set one's face against v.
karşı çıkmak kick against the pricks v.
karşı çıkmak fly in the teeth of someone v.
karşı çıkmak fly in the face of someone v.
karşı çıkmak take exception to v.
Archaic
karşı çıkmak transverse v.
Slang
karşı çıkmak kick up a stink v.
karşı çıkmak kick up a row v.
karşı çıkmak kick up a fuss v.

Meanings of "karşı çıkmak" with other terms in English Turkish Dictionary : 103 result(s)

Turkish English
General
otoriteye karşı çıkmak kick against the pricks v.
öneri yerine, öneriyi yapan kişi tartışma konusu edilerek iddialara karşı çıkmak argumentum ad hominem v.
ısrarlı biçimde karşı çıkmak set one's face against v.
kanuna karşı çıkmak contravene the law v.
kanuna karşı çıkmak oppose the law v.
-e karşı çıkmak/durmak be in opposition to v.
yeniden karşı çıkmak re-challenge v.
karşı çıkmak/durmak kick v.
tekrar karşı çıkmak reobject v.
karşı çıkmak gerekçesi olarak ileri sürmek object v.
şiddetle karşı çıkmak objurgate v.
(isteklere, itirazlara) karşı baskın çıkmak overbear v.
Phrasals
'-e söz ve eylemleriyle karşı çıkmak clamor against n.
(bir şeye) söz ve eylemleriyle karşı çıkmak clamor against (something) v.
görüşüne, sözüne vs. karşı çıkmak challenge (one) on (something) v.
görüşüne, sözüne karşı çıkmak challenge someone on something v.
(birine veya bir şeye) karşı çıkmak protest about (someone or something) v.
(birine veya bir şeye) karşı çıkmak and protest against (someone or something) v.
(birine bir konuda) karşı çıkmak remonstrate about (someone or something) (with one) v.
nedenlerini sıralayarak/söyleyerek bir şeye karşı çıkmak reason against something v.
mantıklı bir şekilde karşı çıkmak reason against something v.
-e karşı çıkmak come up against v.
karşı çıkmak/koymak push back v.
'-e karşı çıkmak kick about v.
bir şeye karşı çıkmak argue with something v.
'-e karşı çıkmak argue with v.
bir şeye karşı çıkmak balk at something v.
(birine bir konuda) karşı çıkmak call (one) on (something) v.
görüşüne, sözüne karşı çıkmak challenge on v.
(birine/bir şeye) tamamen karşı olmak/çıkmak come down on (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak come out against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) şiddetle karşı çıkmak crusade against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak frown at (someone or something) v.
birine/bir şeye karşı çıkmak frown on someone or something v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak go up against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak object to (someone or something) v.
-e karşı çıkmak protest about v.
(bir şeye) karşı çıkmak quarrel with (something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak rage against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak rail against (someone or something) v.
nedenlerini sıralayarak/söyleyerek karşı çıkmak reason against v.
mantıklı bir şekilde karşı çıkmak reason against v.
(birine bir konuda) karşı çıkmak remonstrate with (one) (about someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak rise against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak rise up against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak stand against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak stand up against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak stand up to (someone or something) v.
Phrases
(roma katolik kilisesi'nde) görevi azizleştirme veya kutsallaştırmaya karşı çıkmak olan kilise yetkilisi devils advocate n.
Colloquial
bir fikre veya davranışa karşı çıkmak be down v.
bir fikre veya davranışa karşı çıkmak be down on v.
kurulu düzene karşı çıkmak stick it to the man v.
otoriteye karşı çıkmak stick it to the man v.
Idioms
şiddetle karşı çıkmak fly in the face of v.
statükoya karşı çıkmak challenge the status quo v.
bir şeye karşı çıkmak have one's heart set against something v.
bir şeye karşı çıkmak have one's heart dead set against something v.
değişime karşı çıkmak sit pat v.
değişime karşı çıkmak stand pat v.
gücünün yettiğince karşı çıkmak cry out against v.
şiddetle karşı çıkmak fly in the teeth of v.
sürekli şikayet etmek/karşı çıkmak play merry hell about v.
şiddetle karşı çıkmak fly in the face of v.
şiddetle karşı çıkmak argue against v.
şiddetle karşı çıkmak set one's face against v.
şiddetle karşı çıkmak throw up your hands/arms in despair v.
şiddetle karşı çıkmak throw up your hands/arms in horror v.
boş yere karşı çıkmak bark at the moon v.
boş yere karşı çıkmak bay at the moon v.
boş yere karşı çıkmak howl at the moon v.
birine/bir şeye karşı çıkmak take somebody/something to the mat [us] v.
şiddetle karşı çıkmak kick like a mule v.
öfkeyle karşı çıkmak kick like a mule v.
şiddetle karşı çıkmak kick like a steer v.
öfkeyle karşı çıkmak kick like a steer v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak be against (someone or something) v.
sisteme karşı çıkmak buck the system v.
birinin yaptığı/söylediği bir şeye karşı çıkmak/muhalefet etmek cast something in someone's teeth v.
birine/bir şeye şiddetle karşı çıkmak fly in the face of someone or something v.
birine/bir şeye şiddetle karşı çıkmak fly in the teeth of someone or something v.
(bir şeye) şiddetle karşı çıkmak fly in the face of (something) v.
bir şeye şiddetle karşı çıkmak fly in the face of something v.
(birine karşı) üstün çıkmak/üstünlük sağlamak get/have/gain the upper hand (over somebody) v.
(birine/bir şeye karşı) üstün çıkmak/üstünlük sağlamak get the upper hand on (someone or something) v.
-e karşı çıkmak have heart set against v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak make a dead set at (someone or something) [obsolete] v.
karşı koymak/çıkmak mount resistance v.
sürekli şikayet etmek/karşı çıkmak play hell v.
sürekli şikayet etmek/karşı çıkmak play merry hell [uk] v.
(birine/bir şeye) karşı koymak/çıkmak raise a voice against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı koymak/çıkmak raise one's voice against (someone or something) v.
(birine/bir şeye) karşı çıkmak aise an objection (to someone or something) v.
-e karşı çıkmak raise voice against v.
(bir şeye) ısrarlı biçimde karşı çıkmak set (one's) face against (something) v.
(bir şeye) şiddetle karşı çıkmak set (one's) face against (something) v.
-e karşı çıkmak set heart against v.
ısrarlı biçimde karşı çıkmak set your face against v.
şiddetle karşı çıkmak set your face against v.
bir şeye ısrarlı biçimde karşı çıkmak set your face against something [uk] v.
bir şeye şiddetle karşı çıkmak set your face against something [uk] v.
(bir şeye) karşı çıkmak stare (something) in the face v.
Law
mahkeme kararına karşı çıkmak abjudicate v.
karara karşı çıkmak loiter v.