face - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

face

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "face" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 79 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
face v. yüz yüze gelmek
face v. yönelmek
face v. karşı olmak
face v. bakmak
face v. yüzünü dönmek
face v. göğüs germek
face v. yüzleşmek
face n. surat
face n. yüz ifadesi
face n. çehre
face n. tavır
face n. ön
face n. yüz
face n. sima
face n. hal
General
face v. katlanmak
face v. dönmek
face v. yüz yüze gelmek
face v. yüzyüze gelmek
face v. göğüs germek
face v. -e dönmek
face v. astarlamak
face v. nazır olmak
face v. karşı çıkmak
face v. yönelmek
face v. yüzünü -e doğru döndürmek
face v. yüzünü dönmek
face v. karşısında olmak
face v. yüzünü yontup düzeltmek (taşın)
face v. kaplamak
face v. karşı karşıya gelmek
face v. tahammül etmek
face v. karşı karşıya olmak
face v. karşılamak
face v. dayanmak (bir duruma)
face v. göze almak
face v. bakmak
face v. karşı olmak
face v. görmek
face v. karşı koymak
face n. bet
face n. yüz ifadesi
face n. ön
face n. üst
face n. tavır
face n. yüzey
face n. kadran
face n. çehre
face n. biçim
face n. arın
face n. itibar
face n. eda
face n. üst taraf
face n. onur
face n. dış görünüş
face n. küstahlık
face n. cephe
face n. surat
face n. hal
face n. düzey
face n. şekil
face n. sima
face n. faça
face n. ayna
face n. yüz
face n. mine (saatte)
face n. ön taraf
face n. resimli taraf
face n. satıh
face n. görünüş
face n. ön yüz
face n. esas yüz
Trade/Economic
face karşısında durmak
Technical
face yüzey
face örtmek
face yüz
Mechanic
face alın
Math
face yüz
Geology
face ayak

Bedeutungen, die der Begriff "face" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
face to face adv. yüz yüze
General
(one's face) flame v. yüzü kızarmak
(one's face) flush v. yüzü kızarmak
(one's face) get wrinkled v. yüzü kırışmak
(one's face) go red v. yüzü kızarmak
(one's face) redden v. yüzü kızarmak
(one's face) to glow v. yüzüne renk gelmek
(one's face) to wrinkle v. yüzü kırışmak
a ... look to come over someone's face v. (yüzü/suratı) ifadesine bürünmek
be black in the face v. çok kızmak
be helpless in the face of death v. ölüm karşısında çaresiz olmak
be wiped off the face of the earth v. yeryüzünden silinmek
blow smoke in one's face v. dumanı suratına üflemek
bury one's face in the pillow v. yüzünü yastığa gömmek
come face to face v. burun buruna gelmek
come face to face v. yüz yüze gelmek
come face to face v. karşı karşıya gelmek
cup one's face in his/her hands v. ellerinin arasına yüzünü/başını koymak/gömmek
cut off one's nose to spite one's face v. pire için yorgan yakmak
cut off one's nose to spite one's face v. papaza kızıp oruç bozmak
dash water on one's face v. yüzüne su çarpmak
discuss face to face v. karşılıklı görüşmek
face a danger v. tehlike yaşamak
face a difficulty v. güçlükle karşılaşmak
face a problem v. bir sorunla karşılaşmak
face a problem v. bir problemle karşılaşmak
face a problem v. bir sorun ile karşılaşmak
face a problem v. sorunla karşılaşmak
face a problem v. problemle karşılaşmak
face a team v. bir takımla karşılaşmak
face a trouble v. bir sorunla karşılaşmak
face an audience v. topluluk karşısına çıkmak
face an obstacle v. engele takılmak
face charges in court v. mahkemede yargılanacak olmak
face court v. mahkemeye çıkmak
face crisis v. kriz yaşamak
face death v. ölümle yüzleşmek
face difficulty v. zorda kalmak
face dilemma v. çelişki yaşamak
face down v. karşısındakini sindirmek
face heavy criticism v. ağır eleştirilere maruz kalmak
face his/her past v. geçmişiyle yüzleşmek
face joint v. düşmek
face off v. yüz yüze gelmek
face oneself v. kendiyle yüzleşmek
face oneself v. kendisiyle yüzleşmek
face oppression v. baskı yaşamak
face problems v. sorunlarla karşılaşmak
face problems v. problemlerle karşılaşmak
face the difficulties v. güçlüklerle karşılaşmak
face the difficulties v. zorluklarla karşılaşmak
face the fact v. gerçekle yüzleşmek
face the fact v. hakikatle yüzleşmek
face the facts v. gerçeklerle yüzleşmek
face the issue v. bir durumu olduğu gibi kabul edip ona göre davranmak
face the music v. bir problemle karşı karşıya olduğunu kabullenmek
face the music v. bedel ödemek
face the music v. diyet ödemek
face the past v. geçmişle yüzleşmek
face the reality v. gerçekle yüzleşmek
face the reality v. hakikatle yüzleşmek
face the risk of v. riskiyle karşı karşıya kalmak
face the risk of v. riskiyle burun buruna gelmek
face the risk of v. tehlikesiyle karşılaşmak
face the same problem v. aynı problemle karşılaşmak
face the same problem v. aynı problem ile karşılaşmak
face the truth v. gerçekle yüzleşmek
face trial v. yargılanmak
face up to v. göze almak
face up to v. -i cesaretle karşılamak
face up to v. karşı koymak
face up to v. katlanmak
face up to v. önlemek
face up to v. göz yummak
face up to difficulties v. zorluklara göğüs germek
face up to difficulties v. güçlüklere göğüs germek
face up to the past v. geçmişle yüzleşmek
face with v. yüzyüze gelmek
face with v. karşı karşıya kalmak
face with v. karşı karşıya bulunmak
face with the same situation v. aynı durum ile karşılaşmak
face-lift v. güzelleştirmek
face-lift v. düzeltmek
face-plant v. Motosiklet, bisiklet, kayak gibi faaliyetler esnasında şiddetle düşerek kafayı yere çarpmak
fall flat on one's face v. kapaklanmak
fly in the face of v. hiçe saymak
go black in the face v. çok kızmak
have a poker face v. belli etmemek
have an expression on one's face v. yüzünde ifade olmak
have the face v. yüzü tutmak
have the face to v. cüret etmek
have the face to do something v. yüzü tutmak
keep a straight face v. duygularını açığa vurmamak
keep a straight face v. ciddi kalmak
keep a straight face v. duyguları yüzüne yansımamak
keep a straight face v. ciddi durmak
laugh in someone's face v. suratına gülüp geçmek
laugh in someone's face v. birinin burnuna gülmek
laugh in someone's face v. birinin suratına gülmek
lie face downwards v. yüzükoyun yatmak
look around for a familiar face v. tanıdık bir yüz aramak
look at one's face v. yüzüne bakmak
look someone in the face v. birinin yüzüne bakmak
lose face v. bozulmak
lose face v. itibarını kaybetmek
lose face v. saygınlığını yitirmek
lose face v. karizmayı çizdirmek
lose face v. küçük düşmek
make a face v. surat etmek
make a face v. suratını buruşturmak
make a face v. burun kıvırmak
make a face v. dudak bükmek
make a face v. burun bükmek
make a face v. somurtmak
make a face v. suratını ekşitmek
make a face v. surat asmak
make a face v. yüzünü buruşturmak
make a face v. memnuniyetsizlik göstermek
make a face v. surat yapmak
make a face v. yüzünü gözünü buruşturmak
make a sour face v. surat asmak
make a sour face v. yüzünü buruşturmak
make a wry face v. yüzünü ekşitmek
make a wry face v. yüzünü buruşturmak
make face v. somurtmak
make face v. surat asmak
make face v. surat etmek
meet face to face v. yüzyüze görüşmek
meet face to face v. yüzleşmek
not to have the face to v. yüzü olmamak
one's face cloud over v. bozulmak
one's face cloud over v. (yüz vb) parlaklığını yitirmek
one's face cloud over v. (yüz vb) buruşmak
pull a face v. surat asmak
pull a face v. surat etmek
pull a face v. yüzünü buruşturmak
pull a face at v. surat asmak
pull a long face v. yüzünden düşen bin parça olmak
pull a long face v. yüzünü asmak
pull a long face v. suratını asmak
pull a long face v. suratından düşen bin parça olmak
pull a long face v. surat asmak
punch someone directly in the face v. yüzünün ortasına yumruğu patlatmak
put a bold face on v. zor bir durum karşısında cesaret göstermek
put a bold face on it v. erkekliğe toz kondurmamak
remember one's face v. yüzünü hatırlamak
rub the cream into one's face v. kremi yüzüne sürmek
save face v. başını dik tutmak
save face v. görünüşü kurtarmak
save one's face v. itibarını zedeleyebilecek bir durumdan yüzünün akıyla çıkmak
save one's face v. yiğitliğe leke sürmemek
say it to one's face v. yüzüne söylemek
scratch one’s face v. yüzünü tırmalamak
see the expression on one’s face v. yüzündeki ifadeyi görmek
set one's face against v. ısrarlı biçimde karşı çıkmak
set one's face against v. muhalefet etmek
shoot in the face v. yüzünden vurmak
shoot in the face v. suratından vurmak
shoot someone in the face v. birisini suratından vurmak
show one's face v. kendini göstermek
show one's face v. insan içine çıkmak
show one's face v. görünmek
show one's face v. gözükmek
shut the door in his face v. kapıyı yüzüne kapatmak
shut the door in his face v. kapıyı suratına kapatmak
shut the door in someone's face v. kapıyı yüzüne kapatmak
shut the door in someone's face v. kapıyı suratına kapatmak
sit face to face v. karşılıklı oturmak
slap in the face v. tokat atmak
sleep face down v. yüzükoyun uyumak
sleep face up v. sırtüstü uyumak
speak face to face v. yüzyüze konuşmak
spit in one's face v. suratına tükürmek
spit in one's face v. yüzüne tükürmek
stand face to face v. yüzleşmek
stare at one's face v. yüzüne bakmak
stroke someone's face v. birinin yüzünü okşamak
stuff one's face with food v. ziftlenmek
take matters at face value v. konuyu olduğu gibi değil göründüğü gibi ele almak
talk face to face v. karşılıklı görüşmek
talk face to face v. yüzyüze görüşmek
talk face to face v. karşılıklı konuşmak
talk face to face v. yüz yüze görüşmek
talk face to face v. yüzyüze konuşmak
talk face to face v. yüz yüze konuşmak
talk face to face with v. yüz yüze konuşmak
talk someone face to face v. yüz yüze konuşmak
tell his fault to his face v. ayıbını yüzüne vurmak
tell one to one's face v. birinin yüzüne karşı söylemek
tell something to one's face v. yüzüne söylemek
turn one's face away v. yüzünü çevirmek
turn red in the face v. mosmor kesilmek
wash face v. yüz yıkamak
wash one's face v. yüzünü yıkamak
wash one's hands and face v. elini yüzünü yıkamak
wear a face of v. yüz ifadesi takınmak
wear a face of v. surat ifadesi takınmak
wipe from the face of the earth v. yeryüzünden silinmek
wry face v. hafifçe dudak bükmek
a face as long as a fiddle n. suratı iki karış
a face like thunder n. sinirli bir yüz ifadesi
a familiar face n. tanıdık bir yüz
a long face n. ekşi yüz
a stony face n. taş gibi ifadesiz yüz
about face n. geriye dön emri
about-face n. eskiden savunduğunun tersini savunmaya başlama
angelic face n. melek yüz
angry face n. kızgın surat
angry face n. kızgın yüz
art of face reading n. yüz okuma sanatı
athletic face n. atletik yüz
baby face n. bebekyüz
back face n. arka yüz
blank face n. ifadesiz surat/yüz
bold face n. koyu renk ile yazılmış
bold face n. koyu yazı tonu
bold-face n. kabalık
cleavage face n. yarılma yüzü
cliff face n. bir kayalığın/uçurumun dik yüzü
cliff-face n. bir kayalığın/uçurumun dik yüzü
clock face n. kadran
clock face n. saat kadranı
color of the face n. bet beniz
colour of the face n. beniz
criminal's face n. suçlunun yüzü
dark face n. karanlık yüz
door face n. kapı yüzü
door-in-the-face technique n. yüzdeki kapı tekniği adı verilen bir tür ikna etme yöntemi
exposed face n. çıplak yüz
exposed face n. görünen yüz
face amnesia n. gördüğü yüzleri hatırlayamama
face amnesia n. yüz körlüğü
face area n. ön yüz
face cream n. yüz kremi
face down n. arka yüz
face down n. yüzüstü
face down n. yüzükoyun
face down n. ters
face firming cream n. yüz sıkılaştırıcı krem
face fungus n. yüz mantarı
face guard n. yüz koruyucu
face lotion n. yüz losyonu
face mask n. yüz maskesi
face modeling n. yüz modelleme
face off n. çarpışma
face off n. yüzleşme
face pack n. yüz temizleme kremi
face painting n. yüz boyama
face perception n. yüz algısı
face plate n. önyüz
face powder n. pudra
face reading n. yüz okuma
face side n. yüz
face side n. işlenmiş yüz
face side n. görünür yüz
face soap n. yüz sabunu
face soap n. tuvalet sabunu
face soap n. sabun
face soap n. banyo sabunu
face stone n. kesme taş
face time n. birlikte/beraber geçirilen zaman
face time n. (yüz yüze/bire bir) görüşme zamanı
face time n. fazla mesai ile harcanan zaman
face time n. ekranda görünme zamanı
face to face contact n. yüz yüze temas
face to face contact n. bire bir temas
face to face meeting n. yüzyüze görüşme
face to face talk n. yüzyüze konuşma
face towel n. yüz havlusu
face validity n. görünüş geçerliliği
face value n. dış görünüşe göre değer
face value n. ön değer
face value n. görünür değer
face value n. üzerinde yazılı değer
face veil n. peçe
face-guard n. miğfer
face-lift n. estetik ameliyat
face-lifting n. estetik ameliyat
face-lifting n. yenileme
face-off n. yüzleşme
face-pack n. güzellik maskesi
face-pack n. yüz maskesi
face-to-face communication n. yüz yüze iletişim
face-to-face contact n. birebir temas
face-to-face interview method n. yüzyüze görüşme yöntemi
face-to-face meeting n. yüzyüze görüşme
face-to-face talk n. yüzyüze konuşma
face-value n. itibari kıymet
false face n. maske
familiar face n. tanıdık yüz
front face n. ön yüz
half face n. profil
heading face n. ilerleme alnı
human face n. insan yüzü
inner face n. iç yüz
lateral face n. yanal yüz
line in one's face n. yüzündeki çizgi
line in the face n. yüzdeki çizgi
making face n. surat etme
making face n. surat asma
market face n. kerestenin esas yüzü
meat face n. surat şeklinde hazırlanmış domuz jambonu
mysterious face n. gizemli yüz
mysterious face n. esrarengiz yüz
open face sandwich n. tek dilim/açık sandviç
open face sandwich n. tek dilim sandviç
picnic face n. piknik yüz
pimply face n. sivilceli yüz
pimply face n. sivilceli surat
poker face n. duygularını belli etmeyen yüz
poker face n. ifadesiz yüz
price for seeing the bride’s face n. yüz görümlüğü
pulley face n. kasnak yüzü
real face n. gerçek yüzü
rock face n. sarp kayalık
round face n. yuvarlak yüz
science of face reading n. yüz okuma bilimi
side face n. profil
ski face mask n. kar maskesi
slap in the face n. şamar
slap in the face n. tokat
smile on the face n. yüzde gülümse
smile on the face n. yüzdeki gülümseme
smiling face n. güler yüz
smiling face n. gülümseyen yüz
spotty face n. sivilceli surat
spotty face n. sivilceli yüz
straight face n. ifadesiz surat
straight face n. gülmeyen surat
sullen face n. asık surat
the dark face of something n. bir şeyin karanlık yüzü
the face of a asthenic person n. astenik yüz
three levels of the face n. çehrenin
three levels of the face n. yüzün üç basamağı
ugly face n. çirkin surat
upstream face n. memba yüzü
very ugly face n. tipi kayık
volte face n. yüz seksen derecelik dönüş
volte face n. cephe değiştirme
washing hands and face n. el yüz yıkama
window face n. pencere yüzü
working face n. esas yüz
as plain as the nose on your face adj. besbelli
as plain as the nose on your face adj. bariz
as plain as the nose on your face adj. gün gibi ortada
as plain as the nose on your face adj. apaçık
as plain as the nose on your face adj. açık seçik
baby face adj. bebek yüzlü
en face adj. karşıdan
en face adj. doğrudan
face saving adj. itibarını kurtarmaya yarayan
face-saving adj. vaziyeti kurtaran
face-to-face adj. dolaysız
face-to-face adj. şahsen
face-tuned adj. yüz ayarlı
purple in the face adj. öfkeli
purple in the face adj. alı al moru mor
same-face adj. benzer yüzlü
same-face adj. hemyüz
same-face adj. yüzü benzeyen
wrinkled-face adj. suratı kırışık
wrinkled-face adj. yüzü kırışık
wrinkled-face adj. kırışık yüzlü
wrinkled-face adj. kırışık suratlı
at face value adv. göründüğü gibi
bang in the face adv. tam yüzüne
bang in the face adv. suratının ortasına
face downwards adv. yüzüstü
face downwards adv. yüzükoyun
face to face adv. karşı karşıya
face-down adv. yüzükoyun
his face adv. yüzüne karşı
in the face of all men adv. çevreye karşı
in the face of danger adv. tehlike karşısında
in the face of day adv. açıkça
in the face of such a situation adv. böyle bir durum karşısında
on the face of it adv. görünüşe bakılırsa
on the face of it adv. dış görünüşe bakılırsa
on the face of it adv. görünüşe göre
on the face of it adv. görünüşte
to my face adv. yüzüme karşı
to one's face adv. yüzüne
to somebody's face adv. yüzüne karşı
in face of prep. rağmen
in face of prep. karşısında
in the face of prep. huzurunda
in the face of prep. karşısında
in the face of prep. dikkate alarak
in the face of prep. karşında
in the face of prep. rağmen
in the face of prep. yüzüne karşı
on the face of prep. görünüşüne göre
on the face of prep. görünüşe göre
on the face of prep. karşısında
acceptable face makul özellik
acceptable face bir şeyin olumlu veya mantıklı yanı
acceptable face kabul edilebilir özellik
acceptable face kabul edilebilir yan
your face, my canvas senin yüzün, benim tuvalim
Phrasals
dab something on one's face yüzüne (krem vb) sürmek
dab something onto one's face yüzüne (krem vb) sürmek
face up to kabullenmek
Phrases
non–face-to-face yüzyüze olmayan
on the face of the earth (dünyada) yaşayan
on the face of the earth dünyadaki
the true face of something bir şeyin gerçek yüzü
unknown face of bilinmeyen yüzü
with a face as long as a fiddle suratı iki karış
Proverb
I'd rather face a firing squad than do this bunu yapacağıma kurşuna dizilmeyi tercih ederim
monday's child is fair of face pazartesi doğan çocuk güzel olur
one hand washes the other and together they wash the face el eli yıkar el de döner yüzü yıkar
one hand washes the other and together they wash the face bir elin nesi var iki elin sesi var
one hand washes the other and together they wash the face bir elin nesi var iki elin sesi var
one hand washes the other and together they wash the face el eli yıkar el döner yüzü yıkar
Colloquial
a long face asık surat
a long face karanlık surat
a long face abus
bag your face! kapa çeneni!
blow up in someone's face her şeyin altüst olması
blow up in someone's face mahvolmak
blow up in someone's face elinde patlamak
blow up in someone's face yok olmak
blow up in someone's face çok kötü sonuçlar doğurmak
explode in someone's face yok olmak
explode in someone's face mahvolmak
explode in someone's face çok kötü sonuçlar doğurmak
explode in someone's face elinde patlamak
explode in someone's face her şeyin altüst olması
face down sindirmek
face down yenmek
face down karşısındakini sindirmek
face down karşısındakini susturmak
face down güç denemesi
face it bununla yüzleş
face your fears korkularınla yüzleş
face yourself kendinle yüzleş
game face yüze takınılan kararlı ifade
in someone's face karşısına
in someone's face yüzüne
pull a face surat yapmak
pull a face surat asmak
pull a long face surat asmak
pull a long face surat yapmak
put one's face on makyaj yapmak
say it to my face yüzüme söyle
show one's face ortaya çıkmak
show one's face yüzünü göstermek
show one's face kendini göstermek
shut your face! kapa çeneni!
shut your face! kes sesini!
smack in the face şamar
smack in the face tokat
smack in the face suratına bir şamar/tokat gibi inen şey
smash someone's face in kaşını gözünü patlatmak
smash someone's face in suratını dağıtmak
smash someone's face in ağzını burnunu dağıtmak
smash someone's face in façasını bozmak
smash someone's face in ağzını burnunu kırmak
somebody's face doesn't fit bu iş ona uygun değil
somebody's face doesn't fit o oraya yakışmaz
somebody's face is a picture ne hissettiğini/düşündüğünü yüzünden okuyabilirsin
stare in the face burnunun dibinde olmak
stare in the face gözünün önünde olmak
stare in the face başına gelecek gibi gözükmek
stare in the face başına gelecek
stare in the face (bir durum vb) yakında olması kesin olmak
stick a gun in someone’s face yüzüne silah doğrultmak
suck face öpmek
suck face öpüşmek
to somebody's face yüzüne
Idioms
(boy,) is my face red! yüzüm kızarmış mı!
a fair face may hide a foul heart görünüşe aldanmamalı
a straight face ifadesiz surat
a volte-face yüz seksen derece dönüş
arse about face (olması gerekene göre) ters
as plain as the nose on one's face apaçık
as plain as the nose on one's face açık seçik
as plain as the nose on your face besbelli
as plain as the nose on your face gün gibi aşikar
as plain as the nose on your face gün gibi açık
be a slap in the face bir tokat gibi inmek
be as plain as the nose on somebody's face gün gibi ortada olmak
be fallen flat on its face yere serilmek
be in one's face birini sürekli eleştirip azarlamak
be in one's face birinin tepesinde olmak
be in one's face birinin yakasından düşmemek
be laughing on the other side of one's face burnu sürtülmek
be laughing on the other side of one's face gününü görmek
be staring somebody in the face aşikar olmak
be staring somebody in the face yüzüne bakmak
be written all over somene's face (üzüntüsü vb.) yüzünden okunmak
be written on someone's face yüzünden akmak
be written on someone's face alnında yazmak
become red in the face yüzü kızarmak
can't see one's hand in front of one's face burnunun ucunu görememek
can't see one's hand in front of one's face göz gözü görmemek
come face to face with someone birisiyle burun buruna gelmek
come face to face with someone birisiyle karşı karşıya kalmak
complain till one is blue in the face sürekli dırdır etmek
complain till one is blue in the face makineli tüfek gibi konuşmak