görmek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

görmek



Bedeutungen von dem Begriff "görmek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 43 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
görmek see v.
General
görmek visit v.
görmek set eyes on v.
görmek travel v.
görmek tip v.
görmek espy v.
görmek observe v.
görmek sight v.
görmek perform duty v.
görmek look v.
görmek deem v.
görmek see into v.
görmek overlook v.
görmek taste v.
görmek behold v.
görmek consider v.
görmek regard v.
görmek get sight of v.
görmek view v.
görmek witness v.
görmek regard as v.
görmek perceive v.
görmek wake to v.
görmek undergo v.
görmek spot v.
görmek perform v.
görmek face v.
görmek experience v.
görmek discern v.
görmek catch sight of v.
görmek remember v.
görmek waken v.
görmek catch v.
görmek see v.
görmek have sight v.
görmek pick out v.
görmek treat v.
Phrasals
görmek take in
Idioms
görmek lay eyes on
görmek dap eyes on
görmek set eyes on
Slang
görmek clock (brit)
Technical
görmek see

Bedeutungen, die der Begriff "görmek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
rüya görmek dream v.
hoş görmek tolerate v.
farkı görmek distinguish v.
hor görmek despise v.
ileriyi görmek foresee v.
hor görmek scorn v.
hakir görmek despise v.
mazur görmek excuse v.
General
gerçekleri görmek acknowledge the facts v.
rağbet görmek be in demand v.
ilgi görmek draw interest v.
kendi işini kendi görmek paddle one's own canoe v.
adet görmek menstruate v.
küçük görmek misprize v.
küçük görmek lord it over v.
küçük görmek scorn v.
bir şeyi bir hak gibi görmek take something for granted v.
hakir görmek slight v.
önceden görmek foresee v.
gözüyle görmek witness v.
eğitimi görmek read v.
iş görmek transact business v.
fazla görmek (bir şeyi birine) begrudge v.
lüzum görmek deem necessary v.
geleceği görmek anticipate v.
hayrını görmek enjoy the advantage of v.
münasip görmek see fit v.
hoş görmek condone v.
kabul görmek be admitted v.
saygı görmek be respected v.
küçük görmek look down v.
hesabını görmek settle somebody's account v.
gerçek yüzünü görmek unmask v.
tepeden görmek command v.
uygun görmek approve v.
suçlu muamelesi görmek be treated like a criminal v.
çatal görmek see double v.
olarak görmek regard as v.
detayları ile görmek review v.
çift görmek see double v.
hakir görmek look down on v.
uygun görmek deem suitable v.
iş görmek transact v.
bir an için görmek (bir şeyi) glimpse v.
eğitimini görmek study v.
imkansız gözüyle görmek regard as impossible v.
staj görmek undergo a period of training v.
iyilik görmek receive kindness v.
şeşi beş görmek see double v.
önceden görmek anticipate v.
ileriyi görmek predict the future v.
zarar görmek hurt v.
hor görmek contemn v.
satışta rağbet görmek sell v.
hesabını görmek punish v.
destek görmek be supported by v.
görmek (oyun/müze vb'ni) take something in v.
ilgi görmek get attention v.
eğitim görmek go to school v.
mazur görmek pardon v.
öğrenim görmek receive education v.
denizi görmek (ev vb) look across to sea v.
işlem görmek be processed v.
rüyasında görmek dream v.
farklı gözle görmek see something from a different perspective v.
hasar görmek be damaged v.
düş görmek have a dream v.
acısını görmek suffer the death of someone v.
leyleği havada görmek be always on the move v.
çok görmek begrudge v.
hesabını görmek beat v.
tersine iş görmek put the cart before the horse v.
çok görmek (bir şeyi birine) grudge v.
alaka görmek receive attention v.
mahzur görmek object v.
münasip görmek approve v.
staj görmek go on a training course v.
hayal gibi görmek vision v.
rağbet görmek gain currency v.
işkence görmek agonize v.
birinin ihtiyacını görmek serve someone's purpose v.
fren görevi görmek act as a brake v.
hor görmek hurt somebody's feelings v.
hor görmek despise v.
takdir görmek be appreciated v.
hor görmek look down one's nose at v.
hor görmek disesteem v.
çok görmek grudge v.
terbiye görmek be trained v.
şiddet görmek be exposed to violence v.
iki işi birden görmek kill two birds with one stone v.
aklından geçeni görmek see through v.
hayrını görmek benefit from v.
görmek için beklemek wait for a sight of v.
hor görmek reprobate v.
kabul görmek gain admission v.
hoş görmek allow v.
hor görmek flout v.
reva görmek deem proper v.
işini görmek fill the bill v.
hor görmek hurt feelings v.
hor görmek scorn v.
hayal görmek dream v.
en ağır hasarı görmek take the hardest strike v.
rüya görmek have a dream v.
kendi gözü ile görmek be an eye v.
aşağı görmek look down v.
hor görmek look down on v.
az görmek find insufficient v.
yarar görmek benefit v.
hesabını görmek kill v.
hesap görmek settle accounts v.
hizmet görmek work v.
mürüvvetini görmek live to see one's children grow up and get married v.
uygun görmek choose v.
hesabını görmek settle an account v.
aybaşı görmek menstruate v.
farkı görmek differentiate v.
tahsil görmek study v.
mazur görmek excuse v.
aşağı görmek look down on v.
dünya gözüyle görmek see before one dies v.
kendini devaynasında görmek be eaten up with pride v.
önceden görmek presage v.
öğrenimi görmek study v.
hesabını görmek settle account v.
talep görmek be demanded v.
hor görmek hold in contempt v.
uygun görmek see fit to v.
küçük görmek hold in disrespect v.
rüyasını görmek have a dream of (someone/something) v.
mazur görmek excuse someone or something v.
zarar görmek suffer v.
kendini dev aynasında görmek be too big for one's boots v.
ders görmek be instructed v.
küçük görmek upstage v.
olarak görmek look upon v.
bir an için görmek catch a glimpse v.
hacet görmek consider necessary v.
küçük görmek look down on v.
küçük görmek disdain v.
hakir görmek despise v.
biri iki görmek see double v.
hor görmek misprize v.
bir şeyi farketmek/görmek take something in v.
(aranan birini/bir şeyi) görmek sight v.
hayal görmek see things v.
uygun görmek think fit v.
kendini devaynasında görmek eaten up with pride v.
şeşi beş görmek get confused v.
bizzat görmek witness v.
papazlık eğitimi görmek study for the ministry v.
kabul görmek be approved v.
hakir görmek hold in contempt v.
güneş görmek be light and sunny v.
iyilik görmek be supported v.
kısa görmek glimpse v.
hacet görmek go to the toilet v.
televizyonda görmek teleview v.
tamir görmek be repaired v.
şiddet görmek be subjected to violence v.
hoş görmek connive v.
birinin varlığını kendisine verilmiş bir hak gibi görmek take someone for granted v.
zarar görmek be damaged v.
gün görmek live a healthy and happy life v.
eğitimini görmek read v.
küçük görmek patronize v.
içyüzünü görmek empierce v.
olarak görmek look on v.
itibar görmek be in demand v.
eğitim görmek (bir yerde) study at v.
kabus görmek have a nightmare v.
birini küçük görmek lord over v.
hazırlıksız iş görmek go off at half cocked v.
aşağı görmek disparage v.
küçük görmek belittle v.
zulüm görmek be oppressed v.
eğitim görmek train v.
zulüm görmek be depressed v.
uygun görmek see fit v.
küçük görmek be disdainful of v.
uygun görmek countenance v.
hesap görmek pay the bill v.
görmek (iyi bir şey) receive v.
tedavi görmek be treated v.
uzağı görmek have foresight v.
ileriyi görmek foresee the future v.
itibar görmek be respected v.
bir şeyi hor görmek be disdainful of something v.
hor görmek insult v.
olduğundan fazla yetenekli görmek overestimate v.
ileriyi görmek foresee v.
staj görmek go on a course v.
saygı görmek get respect from v.
büyük görmek esteem highly v.
hizmet görmek see service v.
dünya gözüyle görmek see something before one dies v.
ilgi görmek attract attention v.
hor görmek disdain v.
kabul görmek be accepted v.
olarak görmek rate v.
tahsil görmek have education v.
önemsiz görmek underestimate v.
küçük görmek look down one's nose at v.
favori görmek be one's favourite v.
hizmetini görmek serve v.
çok rağbet görmek be much sought after v.
öğrenim görmek study v.
hayal görmek hallucinate v.
hor görmek contempt v.
hayallerinde kendini şöyle veya böyle görmek fancy oneself v.
hor görmek sneeze at v.
hor görmek turn up one's nose at v.
depremden hasar görmek be damaged by earthquake v.
mal yoldayken hasar görmek be damaged in shipment v.
zarar görmek sustain an injury v.
rağbet görmek be sought after v.
hakir görmek snub v.
tedavi görmek undergo a cure v.
kristal küreyle geleceği tahmin etmek ya da görmek scry v.
küçük görmek underestimate v.
hor görmek underestimate v.
küçük görmek underrate v.
uzaktan görmek espy v.
görmek için can atmak yearn for v.
aynı işi görmek have the same function v.
aynı görevi görmek have the same function v.
aynı görevi görmek serve the same purpose v.
aynı işi görmek serve the same purpose v.
küçük görmek disparage v.
hor görmek disparage v.
çok iş görmek go far v.
rağbet görmek find approval v.
rağbet görmek find favor v.
rağbet görmek find favour v.
olarak görmek regard v.
bir şeyin çok zararını görmek be hard hit by v.
yoğun ilgi görmek draw intense interest v.
yoğun ilgi görmek draw heavy attention v.
yoğun ilgi görmek attract intensive attention v.
hor görmek vilipend v.
küçük görmek vilipend v.
yoğun ilgi görmek attract a great deal of attention v.
yakından görmek see something up close v.
ezbere iş görmek do something in a haphazard way v.
gerekli görmek consider it necessary (to do sth) v.
gerekli görmek find necessary v.
gerekli görmek find it necessary v.
yeterli görmek find enough v.
yeterli görmek find adequate v.
yeterli görmek find it sufficient v.
fren vazifesi görmek act as a brake v.
cefa görmek suffer v.
değersiz görmek consider (someone/something) valueless v.
değersiz görmek deem (someone/something) worthless v.
değersiz görmek consider (someone/something) worthless v.
değer görmek see value v.
halk tarafından kabul görmek gain public acceptance v.
işlev görmek function v.
lüzumlu görmek consider something necessary v.
lüzumsuz görmek find something unnecessary v.
gerekli görmek find something necessary v.
hakem görevi görmek act as referee v.
lüzumlu görmek find something necessary v.
gereksiz görmek find something unnecessary v.
gereksiz görmek feel something unnecessary v.
gereksiz görmek consider something unnecessary v.
fren vazifesi görmek act as a brake on v.
ayakta tedavi görmek have an outpatient treatment v.
lüzumlu görmek feel something necessary v.
lüzumsuz görmek consider something unnecessary v.
denizi görmek (a house etc) overlook the sea v.
gerekli görmek consider something necessary v.
deniz görmek (a house etc) overlook the sea v.
lüzumsuz görmek feel something unnecessary v.
gerekli görmek feel something necessary v.
tedavi görmek undergo a treatment v.
gerekli görmek regard something as necessary v.
aşırı hasar görmek suffer extensive damage v.
lüzumlu görmek see something as necessary v.
lüzumlu görmek think something necessary v.
hasar görmek suffer damage v.
lüzumsuz görmek regard something as unnecessary v.
lüzumlu görmek regard something as necessary v.
gereksiz görmek see something as unnecessary v.
gereksiz görmek regard something as unnecessary v.
lüzumsuz görmek see something as unnecessary v.
gereksiz görmek think something unnecessary v.
fren görevi görmek serve as a brake on v.
ayakta tedavi görmek undergo an outpatient treatment v.
lüzumsuz görmek think something unnecessary v.
gerekli görmek see something as necessary v.
tedavi görmek receive a treatment v.
gerekli görmek think something necessary v.
eğitim görmek receive training v.
eğitim görmek receive education v.
görev görmek perform a duty v.
eğitim görmek do training v.
görev görmek fulfil a duty v.
eğitim görmek have training v.
eğitim görmek undergo training v.
eğitim görmek have education v.
görev görmek do a duty v.
eğitim görmek get training v.
zarar görmek get harm v.
zarar görmek get harmed v.
önemli görmek consider something as significant v.
gerek görmek see something as necessary v.
tahrip görmek be demolished v.
gerek görmek consider something necessary v.
görevi görmek act as a v.
iyi görmek see well v.
önemli görmek think something significant v.
gerek görmek find something necessary v.
gerek görmek regard something as necessary v.
zevkli görmek find something pleasurable v.
görev görmek perform a task v.
önemli görmek regard something as significant v.
görev görmek fulfil a task v.
gerek görmek feel something necessary v.
önemli görmek deem something significant v.
önemli görmek consider something significant v.
önemli görmek view something as significant v.
tahrip görmek be destroyed v.
gerek görmek think something necessary v.
dünya gözü ile görmek see (someone) before one dies v.
çok görmek consider (something) to be too much v.
çok görmek grudge (someone) (something) v.
çok görmek begrudge (someone) (something) v.
saygı görmek be regarded v.
onarım görmek undergo repair(s) v.
tamir görmek undergo repair(s) v.
tamirat görmek undergo repair(s) v.
kabul görmek gain acceptance v.
zorunlu görmek consider something necessary v.
zorunlu görmek see something as necessary v.
zorunlu görmek consider imperative v.
zorunlu görmek regard something as necessary v.
zorunlu görmek find something necessary v.
zorunlu görmek feel something necessary v.
küçük görmek patronise v.
uygun görmek find (something) acceptable v.
tahrip görmek be damaged v.
fayda görmek benefit v.
dünyaca kabul görmek find worldwide acceptance v.
dünyaca kabul görmek find global acceptance v.
dünyaca kabul görmek be accepted globally v.
dünyaca kabul görmek be accepted worldwide v.
dünyaca kabul görmek be accepted throughout the world v.
rüyada görmek see in dream v.
tehdit olarak görmek regard something as a threat v.
tehdit olarak görmek consider something as a threat v.
tehdit olarak görmek view something as a threat v.
tehdit olarak görmek perceive something as a threat v.
görmek istemek want to see v.
gerek görmek need to v.
gerek görmek require to v.
tehdit olarak görmek see something as a threat v.
dünyaca kabul görmek be globally accepted v.
dünyaca kabul görmek be universally accepted v.
dünyaca kabul görmek be globally approved v.
dünyaca kabul görmek be universally acknowledged (truth etc) v.
üstün görmek look up v.
sakıncalı görmek find something inconvenient v.
mürüvvetini görmek see one's child grow up and get married v.
yetersiz görmek consider something inadequate v.
yetersiz görmek find something inadequate v.
yetersiz görmek regard something as inadequate v.
büyük ilgi görmek attract great attention v.
büyük ilgi görmek draw great interest v.
büyük ilgi görmek draw considerable interest v.
büyük ilgi görmek attract considerable attention v.
suçlu görmek consider guilty v.
suçlu görmek find guilty v.
onarım görmek undergo repair v.
onarım görmek be repaired v.
geniş kabul görmek receive wide acceptance v.
geniş kabul görmek receive broad acceptance v.
geniş kabul görmek be widely accepted v.
düşman görmek regard as an enemy v.
düşman gözüyle görmek regard as an enemy v.
farkı görmek discriminate v.
farklı görmek distinguish v.
düş görmek dream v.
rüya görmek have dream v.
rüyasında birini görmek see someone in one´s dream v.
rüyasında birisini görmek see someone in one´s dream v.
rüyasında birini görmek see someone in one's dream v.
rüyasında birisini görmek see someone in one's dream v.
uygun görmek favour v.
bir an için görmek glimpse v.
iş görmek function v.
dünyayı tozpembe görmek see the world through rose-colored glasses v.
tozpembe görmek see things through rose-coloured glasses v.
dünyayı toz pembe görmek see things through rose-coloured glasses v.
dünyayı tozpembe görmek see things through rose-colored glasses v.
halüsinasyon görmek hallucinate v.
mükemmel olarak görmek idealize v.
kendini dev aynasında görmek get above oneself v.
kendiri olduğundan çok daha üstün görmek get above oneself v.
gibi muamele görmek be treated as v.
küçük görmek despire v.
hor görmek depreciate v.
olarak görmek account v.
layık görmek deem (someone something) suitable of v.
rüyada görmek have a dream of (someone/something) v.
rakip görmek see someone as an enemy v.
rüyasında görmek see (someone/something) in one's dream v.
rakip görmek see someone as an opponent v.
rüyasında birisini görmek see (someone) in one's dream v.
hor görmek look down v.
vazife görmek officiate v.
hor görmek patronize v.
gibi görmek regard v.
başarısız olarak görmek write off v.
görmek için can atmak yearn v.
(iş) görmek transact v.
rağbet görmek get in favour v.
hesap görmek settle an account v.
iş görmek operate v.
geleceği görmek see the future v.
dibi görmek plumb the depths v.
geniş ölçüde kabul görmek be widely acclaimed v.
büyük resmi görmek see the big picture v.
itibar görmek enjoy credit v.
önemsiz görmek think nothing of v.
hor görmek be haughty towards v.
yararını görmek reap the benefit of v.
küçük görmek be haughty towards v.
istisna olarak görmek regard as exceptional v.
birşeyin yararını görmek reap the benefit of v.
birşeyin faydasını görmek reap the benefit of v.
faydasını görmek reap the benefit of v.
güneş görmek receive sunlight v.
hatasını görmek see one's error v.
rağbet görmek meet with approval v.
potansiyelini görmek see someone's potential v.
birinde potansiyel görmek see someone's potential v.
birisinde potansiyel görmek see someone's potential v.
hesap görmek deal with v.
iş görmek do a work v.
kabul görmek gain recognition v.
yüzünden zarar görmek be damaged due to v.
yüzünden zarar görmek be damaged because of v.
-den dolayı zarar görmek be damaged because of v.
yerinde görmek see on site v.
rakip olarak görmek see someone as an opponent v.
rakip görmek see someone as a rival v.
rakip olarak görmek see someone as an enemy v.
rakip olarak görmek see someone as a rival v.
düşman görmek see someone as an enemy v.
düşman olarak görmek see someone as an enemy v.
iş görmek perform a work v.
bulunulan yerdeki görülmeye değer yerleri görmek üzere gezmek sightsee v.
önünü görmek see the future v.
kendini haklı görmek feel justified v.
kötü muamele görmek be treated badly v.
muamele görmek be treated v.
işlevini görmek serve as v.
işlevini görmek function as v.
fena muamele görmek be treated badly v.
uyumlu görmek deem compatible v.
hor görmek trample on v.
hor görmek trip on v.
hor görmek trample over v.
hor görmek trample upon v.
hor görmek treat with contempt v.
olarak görmek count as v.
(birini) hakir görmek hold someone in contempt v.
(birini) hor görmek hold someone in contempt v.
banyoda hamam böceği görmek see a cockroach in the bathroom v.
birini ödüle layık görmek award the prize to someone v.
daha fazla hasar görmek be damaged further v.
daha fazla zarar görmek be damaged further v.
zorunluluk olarak görmek assume obligation v.
zorunluluk olarak görmek consider as an obligation v.
zorunluluk olarak görmek consider something obligatory v.
bir an için görmek get a glimpse of v.
çocuk muamelesi görmek be infantilised v.
çocuk muamelesi görmek be infantilized v.
arkadaş olarak görmek see someone as a friend v.
kardeş gibi görmek see someone as a brother v.
kardeş gibi görmek consider someone a brother v.
arkadaş olarak görmek consider someone a friend v.
hayalet görmek see a ghost v.
ruh görmek see a ghost v.
ilerisini görmek see beyond v.
ilk bakışta görmek see at a glance v.
fizik tedavi görmek receive physiotherapy v.
fizik tedavi görmek have physiotherapy v.
ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmek be treated like a second-class citizen v.
birini başka birine uygun görmek/bulmak think someone fit for someone v.
tamir görmek get fix v.
tamir görmek have fix v.
halüsinasyonlar görmek have hallucinations v.
birini üstsüz görmek see someone topless v.
birini çıplak görmek see someone naked v.
bir ceset görmek see a dead body v.
potansiyeli görmek see the potential v.
annesini son bir kez görmek see one’s mother for the last time v.