view - Türkisch Englisch Wörterbuch

view

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

view — Definition

Aussprache (IPA):
(AmE /vjuː/ – BrE /vjuː/)
Wortart:
İsim: view (views); Fiil: view (views – viewed – viewing)
Synonyme:
perspective, outlook

Bedeutungen von dem Begriff "view" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 67 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
view n. görüş
I'm curious about your view on this painting.
Bu resim hakkındaki görüşünüzü merak ediyorum.

More Sentences
view n. bakış
It expressed its view of the countryside by purchasing areas of outstanding natural beauty.
Olağanüstü doğal güzelliğe sahip alanları satın alarak kırsal kesime bakışını ifade etmiştir.

More Sentences
view n. manzara
We climbed up the hill to get a view of the village.
Köyün manzarasını görmek için tepeye tırmandık.

More Sentences
view n. görüş alanı
A tall tree hid his house from our view.
Uzun bir ağaç evini görüş alanımızdan gizledi.

More Sentences
view n. görüntü
Astronomical satellites found new stars and gave us a new view of the center of our galaxy.
Astronomik uydular yeni yıldızlar buldu ve bize galaksimizin merkezinin yeni bir görüntüsünü verdi.

More Sentences
view n. kanı
In my view, it is useful to add these critical observations to this excellent report.
Kanımca bu mükemmel rapora bu eleştirel gözlemleri eklemek faydalı olacaktır.

More Sentences
view n. görünüm
Finally, a view of the open coordination method.
Son olarak açık koordinasyon yönteminin bir görünümü.

More Sentences
view v. incelemek
View our inventive ideas to help you stand out at a trade show.
Bir ticari fuarda öne çıkmanıza yardımcı olacak yaratıcı fikirlerimizi inceleyin.

More Sentences
General
view n. manzara
We climbed up the hill to get a view of the village.
Köyün manzarasını görmek için tepeye tırmandık.

More Sentences
view n. fikir
She has a view that is different from mine.
Onun benimkinden farklı olan bir fikri var.

More Sentences
view n. bakış
It expressed its view of the countryside by purchasing areas of outstanding natural beauty.
Olağanüstü doğal güzelliğe sahip alanları satın alarak kırsal kesime bakışını ifade etmiştir.

More Sentences
view n. görüş
I'm curious about your view on this painting.
Bu resim hakkındaki görüşünüzü merak ediyorum.

More Sentences
view n. düşünce
What view does the Danish Presidency take of this?
Danimarka Dönem Başkanlığı bu konuda ne düşünüyor?

More Sentences
view n. kanı
In my view, it is useful to add these critical observations to this excellent report.
Kanımca bu mükemmel rapora bu eleştirel gözlemleri eklemek faydalı olacaktır.

More Sentences
view n. amaç
Turkey has made great progress in order to be able to embark upon the negotiations with a view to EU membership.
Türkiye, AB üyeliği amacıyla müzakerelere başlayabilmek için büyük ilerleme kaydetmiştir.

More Sentences
view n. görüş alanı
A tall tree hid his house from our view.
Uzun bir ağaç evini görüş alanımızdan gizledi.

More Sentences
view n. görünüm
Finally, a view of the open coordination method.
Son olarak açık koordinasyon yönteminin bir görünümü.

More Sentences
view n. kanaat
In my view, this amendment to the report is essential.
Kanaatimce raporda yapılan bu değişiklik çok önemlidir.

More Sentences
view n. bakış açısı
This book gave me a realistic view of life at sea.
Bu kitap bana denizdeki hayata dair gerçekçi bir bakış açısı kazandırdı.

More Sentences
view n. fotoğraf
This travel article features unique views of Machu Picchu.
Bu seyahat makalesi Machu Picchu'nun eşsiz fotoğraflarını içeriyor.

More Sentences
view n. sergileme
The artist's installations are on view at the gallery.
Sanatçının enstalasyonları galeride sergileniyor.

More Sentences
view n. düşünce
What view does the Danish Presidency take of this?
Danimarka Dönem Başkanlığı bu konuda ne düşünüyor?

More Sentences
view v. görmek
She was viewed as a strong opponent to the current president.
Mevcut başkanın güçlü bir muhalifi olarak görülüyordu.

More Sentences
view v. görüntülemek
The types of analytics and reports that you can view depend on your Shopify plan.
Görüntüleyebileceğiniz analiz ve rapor türleri Shopify planınıza bağlıdır.

More Sentences
view v. bakmak
How does the Commission view the new Italian-French management arrangements for the tunnel?
Komisyon tünelin yeni İtalyan-Fransız yönetim düzenlemelerine nasıl bakıyor?

More Sentences
view v. incelemek
View our inventive ideas to help you stand out at a trade show.
Bir ticari fuarda öne çıkmanıza yardımcı olacak yaratıcı fikirlerimizi inceleyin.

More Sentences
view v. düşünmek
I personally view the committee's proposal as being well-balanced.
Ben şahsen komitenin önerisinin dengeli olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
view v. görülmek
The castle is best viewed from a boat.
Kale en iyi bir tekneden görülebilir.

More Sentences
view v. izlemek
I'm having friends over to view the season finale.
Sezon finalini izlemek için arkadaşlarımı çağırıyorum.

More Sentences
Technical
view n. görüntü
Astronomical satellites found new stars and gave us a new view of the center of our galaxy.
Astronomik uydular yeni yıldızlar buldu ve bize galaksimizin merkezinin yeni bir görüntüsünü verdi.

More Sentences
view n. görünüm
Finally, a view of the open coordination method.
Son olarak açık koordinasyon yönteminin bir görünümü.

More Sentences
view v. bakmak
How does the Commission view the new Italian-French management arrangements for the tunnel?
Komisyon tünelin yeni İtalyan-Fransız yönetim düzenlemelerine nasıl bakıyor?

More Sentences
view v. incelemek
View our inventive ideas to help you stand out at a trade show.
Bir ticari fuarda öne çıkmanıza yardımcı olacak yaratıcı fikirlerimizi inceleyin.

More Sentences
Telecom
view n. görünüm
Finally, a view of the open coordination method.
Son olarak açık koordinasyon yönteminin bir görünümü.

More Sentences
General
view n. nazar
view n. maksat
view n. meram
view n. emel
view n. vaziyet
view n. dikkat çekici görünüş
view n. gösterme
view n. beklenti
view n. tablo
view n. nezaret
view n. bakma
view n. niyet
view n. görünüş
view n. panorama
view n. izlenme
view n. beklenti
view v. seyretmek
view v. yoklamak
view v. üzerinde düşünmek
view v. tetkik etmek
view v. kanaatinde olmak
Law
view n. mahallinde keşif
view n. manzara irtifakı
view n. yerinde denetleme
Technical
view n. görüntüleme
view n. görünüş
view v. tetkik etmek
Computer
view n. geçerli görünümü
view n. görünüm menüsü
view expr. görüntüle
view expr. göster
Telecom
view n. görüntüleme
Hunting
view v. (tilki) gözlemlemek

Bedeutungen, die der Begriff "view" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
point of view n. bakış açısı
with view adj. manzaralı
General
world view n. hayat felsefesi
point of view n. görüş açısı
aerial view n. havadan görünüş
front view n. önden görünüş
point of view n. bakım
point of view n. noktainazar
field of view n. görüş alanı
flat with sea view n. denize nazır ev
point of view n. açı
view finder n. vizör
side view n. profil
world view n. dünya görüşü
orthographic view n. ortografik görünüş
bird's eye view n. kuşbakışı görünüm
point of view n. cihet
point of view n. görüş
external view n. görünüş
top view n. kuşbakışı
one's view of life n. hayata bakışı
view of life n. hayata bakış (açısı)
narrow point of view n. dar bakış açısı
scientific view n. bilimsel görüş
political view n. ideoloji
political view n. siyasi görüş
general view n. genel görünüm
general view n. genel bakış
political view n. politik görüş
political view n. siyasal görüş
pay per view n. paralı televizyon yayını
crab's eye view n. yer seviyesinden görünüm
back view n. arka görünüş
back view n. arkadan görünüş
bottom view n. alttan görünüş
lake view n. göl manzarası
philosophical view n. felsefi görüş
exploded view n. sökülmüş görünüş
wide field of view n. geniş görüş alanı
exploded view n. parçaları dağılmış görünüş
frontal view n. önden görünüş
frontal view n. cephe görünüşü
general view n. genel görünüş
frontal view n. karşıdan görünüş
bird's-eye-view n. kuşbakışı
a bird's-eye view n. kuşbakışı
bird's eye-view n. kuşbakışı görünüm
bird's-eye view n. kuş bakışı
bird's-eye view n. kuşbakışı
front-view n. ön tarafın görünüşü
front-view n. önden görünüş
view-finder n. vizör
world-view n. hayat görüşü
common view n. ortak kanı
general view n. ortak kanı
general view n. genel kanı
plan view n. yatay kesit görünüşü
plan view n. üstten görünüş
a bird's-eye view n. üstünkörü bakış
a bird's-eye view n. kuş bakışı
a bird's-eye view n. şöylesine bir değinme
a bird's-eye view n. şöyle bir bakış
true and fair view n. gerçek ve doğru görünüm
global view n. global bakış
global view n. küresel görünüm
global view n. küresel kanı
global view n. küresel bakış
bosphorus view n. boğaz manzarası
mountain view n. dağ manzarası
an alternative view to n. farklı bir bakış
counter-view n. karşıt görüş
opposing view n. karşıt görüş
opposing view n. karşı görüş
counter-view n. karşı görüş
sea view house n. deniz manzaralı ev
bosphorus view room n. boğaz manzaralı oda
sea view hotel n. deniz manzaralı otel
bosphorus view flat n. boğaz manzaralı daire
a magnificent view n. görkemli görüntü
view from below n. alttan görünüm
view from below n. alttan bakış
an opposing view n. karşıt/muhalif görüş
world-view n. dünya görüşü
shifting point of view n. değişen görüş açısı
lovely view n. güzel manzara
process-based view n. sürece dayalı yaklaşım/görüş
holistic view n. bütünleştirici bakış açısı
holistic view n. bütüncül bakış açısı
underwater view n. denizaltı manzarası
nice view n. güzel manzara
beautiful view n. güzel manzara
air view n. kuş bakışı görünüş
ocean view n. okyanus manzarası
private view n. özel gösterim
oblique view n. eğik görüş
sea view n. deniz manzarası
view out n. görünüm
view out n. dış görünüş
front view n. ön görünüş
plain view n. düz görünüm
plain view n. açık görünüm
top view n. üstten görünüm
the view from the top n. üst görünüş
top view n. üst görünüş
top view n. üst görünüm
the view from the top n. üstten görünüş
the view from the top n. üst görünüm
the view from the top n. üstten görünüm
top view n. üstten görünüş
swedish view n. isveç görüşü
outer view n. dış görünüm
land view n. arazi manzarası
land view n. arazi görünümü
land view n. manzara
stunning scenery; stunning view n. etkileyici manzara
street view n. sokak görünümü
theoretical point of view n. teorik bakış açısı
holistic view n. bütünsel bakış açısı
view angle n. görüş açısı
view halloo n. bir şeyin görüldüğünü belirten bağırış
by-view n. bencilce amaç
by-view n. çıkarcı hedef
by-view n. öznel görüş
by-view n. şahsi görüş
long view n. uzun vadede değerlendirme
long view n. bir sorunun gelecek gözetilerek incelenmesi
long view n. ileri vadeli etkenleri göz önüne alarak bir sorunu inceleme
long view n. ileriyi düşünme
long view n. bir duruma yönelik uzun vadeli yaklaşım
long view n. ileriyi gelecek çerçevesinde ele alma
panoramic view n. genel hatlarıyla incelenen konu
panoramic view n. uzaktan incelenen durum
pov (point of view) n. bakış açısı
field of view n. sabit gözle algılanabilen tüm fiziki çevre
self-view n. benmerkezcilik
self-view n. kendi çıkarlarını düşünme
self-view n. kendini düşünme
self-view n. bencillik
self-view n. çıkarcılık
come into view v. görüş alanına girmek
come into view v. meydana çıkmak
hold view of someone v. biri hakkında görüş sahibi olmak
come into view v. ortaya çıkmak
keep in view v. göz önünde tutmak
hide from view v. ortadan kaldırmak
come in view v. ortaya çıkmak
have in view v. planlamak
keep in view v. göz önüne almak
come in view v. görünmek
keep in view v. gözden uzak tutmamak