front - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

front

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"front" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 80 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
front f. yönelmek
front i. ön
front i. cephe
General
front f. önünde bulunmak
front f. cephelenmek
front f. bakmak
front f. dönmek
front f. karşı olmak
front f. önderlik etmek
front f. yol göstermek
front i. kıyı (göl/deniz vb'ne ait)
front i. ön cephe
front i. yüz
front i. alnaç
front i. başkan
front i. yüzsüzlük
front i. kenar
front i. cephe
front i. arsızlık
front i. paravan şirket
front i. cephe (savaşta)
front i. cüret
front i. sima
front i. paravan kişi
front i. cephe (havaya ait)
front i. takdir
front i. sözcü
front i. utanmazlık
front i. alın
front i. ön taraf
front i. çehre
front i. faaliyet alanı
front s. öndeki
front s. baş
front s. ön
Colloquial
front f. bir hizmeti almadan önce ödemesini yapmak
front f. önden ödemek
front f. ön ödeme yapmak
front f. ön ödeme yapmak
front f. önden ödeme yapmak
front f. numara yapmak
front f. yalandan yapmak
front f. gibi davranmak
front f. rol yapmak/kesmek
front f. sahte davranmak
front f. birine meydan okumak
front f. biriyle zıt düşmek
front f. birine sataşmak
front f. birini karşısına almak
front f. birine bulaşmak
front f. biriyle uğraşmak
front f. -mış gibi yapmak
front i. görüntü
front i. paravan
front i. vitrin
front i. sahte davranış
front i. kendini maskeleme
front i. kendini saklama/gizleme
front i. olmadığı biri gibi görünme
front i. yapmacık davranış
Law
front f. karşısına çıkmak
Technical
front i. ön bölme paneli
front i. ön taraf
front s. ön
Textile
front i. ön taraf
Aeronautic
front i. ara yüzey
Linguistics
front i. dil önü
front i. ön
front s. ince
Meteorology
front i. cephe
Sport
front i. ön
Slang
front f. zıt düşmek
front f. karşı karşıya gelmek
front f. bulaşmak
front f. sataşmak
front f. uğraşmak
front f. gerçekte olduğu gibi davranmamak
front f. başka biri gibi görünmek
front f. sahte bir yüz takınmak
front f. sahte bir görüntü yaratmak

"front" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
in front of ed. önünde
General
front on to f. bakmak
present a bold front f. yürekli gözükmek
present a bold front f. cesaret göstermek
front on to f. karşı olmak
be in the front f. önde olmak
front on f. -e bakmak
spend too much time in front of the tv f. televizyonun karşısında çok vakit geçirmek
plant oneself in front of someone f. birinin karşısına dikilmek
plant oneself in front of someone f. birinin önünde dikilmek
call down someone in front of everybody f. birisini herkesin önünde rezil etmek
call down someone in front of everybody f. birisini herkesin önünde azarlamak
stand in front of f. önünde durmak
want $200 up front f. önden iki yüz dolar avans istemek
send someone the front line f. birini cepheye yollamak
be sent to the front line f. cepheye yollanmak
humiliate a father in front of his own daughter f. bir babayı kendi kızının gözleri önünde küçük düşürmek
sit in the front passenger seat f. (arabada) ön koltukta oturmak
cut in front of f. (kuyruktakilerin) önüne geçmek
cut in front of f. (kuyruğa) kaynak yapmak
call the front desk f. resepsiyonu aramak
race for the best seats in front of the television set f. televizyonun karşısındaki en iyi koltuğu kapmak için yarışmak
settle in front of the television f. tv karşısına geçmek
settle in front of the television f. televizyon karşısına geçmek
sit in front of the tv f. televizyon karşısına geçmek
sit in front of the tv f. tv karşısına geçmek
wear a sweater back-to-front f. kazağın önünü arkasına giymek
get the jumper/sweater on back to front f. kazağın önünü arkasına giymek
put flowers in front of ataturk's statue f. atatürk heykelinin önüne çiçek koymak
wait in front of f. önünde beklemek
wear back to front f. bir şeyi ters giymek
wave front i. dalga yüzü
pressure front i. basınç cephesi
front end i. başlangıç aşaması
front loader i. önden yüklemeli
front label i. ön etiket
front sight i. tüfekte arpacık
hotel front desk personnel i. otel ön büro personeli
front part i. ileri
front view i. önden görünüş
front page i. baş sayfa
action front i. eylem cephesi
front page i. gazet
front line i. ön çizgi
front man i. paravan kişi
mach front i. mach cephesi
front entrance i. ön giriş
warm front i. sıcak hava kütlesi
water front i. kıyı
front office manager i. önbüro müdürü
front defense i. ön savunma
front commander i. cephe komutanı
front facade i. önyüz
front end i. ön uç
front face i. ön yüz
front garden i. ön bahçe
front elevation i. önden görünüş
front fork i. (bisiklet) ön çatal
eastern front i. doğu cephesi
front facade i. cephe
front facade i. alnaç
front elevation i. bina ön cephesi
front yard i. ön bahçe
front door i. ön kapı
front elevation drawing i. ön cephe resmi
front housing wheel i. ön yardımcı tekerlek
front page i. ön sayfa
front elevation i. ön görünüş
front-entrance door i. ön kapı
front-view i. önden görünüş
front-end loader i. önden yükleyici
front-wheel drive i. önden çekişli
front-entrance door i. sokak kapısı
front-entrance door i. cümle kapısı
front-runner i. favori
front-benchers i. bakanlar
front-view i. ön tarafın görünüşü
front-line i. cephe
sea front i. sahil
front line firefighter i. yangına ilk müdahale eden itfaiye eri
front and back page i. ön ve arka sayfa
western front i. garp cephesi
western front i. batı cephesi
front legs i. ön ayaklar
front room i. ön oda
a massive cold front i. büyük bir soğuk hava cephesi
siberian cold front (to affect) i. sibirya üzerinden gelen soğuk hava dalgası
front office manager i. ön büro müdürü
common front i. ortak cephe
front and center i. çok önemli konuma sahip
front-stall i. at başlığı
front-page headline i. ön sayfa manşeti
front row i. ön sıra
front view i. ön görünüş
front lawn i. ön çimenlik/bahçe
front lawn i. (ev/bina önündeki) çimli alan/bahçe
house with front garden i. önünde bahçe olan ev
house with front garden i. önü bahçeli ev
front porch i. (ön) avlu
front of the mirror i. aynanın önü
front end i. ön yüz
front end i. önyüz
front stage i. ön sahne
front-line leader/leadership i. ön cephe/saha lideri/liderliği
frow (front row) i. defileleri izlemek için ön sırada bulunan en prestijli ve arzu edilen koltukların bulunduğu alan
front line i. saha
united front i. birleşik cephe
united front i. afganistan'da taliban'a karşı kurulmuş çok etnikli bir ılımlı islam ittifakı
in front of s. önü
in front of s. önüne
up-front s. dürüst
up-front s. belli
up-front s. açık
up-front s. önden (avans vb)
street-front s. caddeye bakan
paid up front s. peşin ödenmiş
paid up front s. önden ödenmiş
up-front s. peşin ödenen
up-front s. peşin yatırılan
up-front s. göze çarpan
up-front s. belli
up-front s. aşikar
up-front s. dikkat çeken
up-front s. öne çıkan
in front zf. önde
toward the front zf. öne doğru
in front of one's eyes zf. gözü önünde
on the front zf. ön tarafta
on the front zf. önde
out front zf. önünde
out front zf. önde
up front zf. en önde
in front of the whole nation zf. tüm ulusun önünde
in front of the movie theater zf. sinemanın önünde
up-front zf. önceden
up-front zf. önce
up-front zf. ilkin
up-front zf. ilk olarak
up-front zf. öncelikli olarak
up-front zf. baştan
up-front zf. başlangıçta
up-front zf. önde
up-front zf. ön tarafta
in front of ed. karşısında
in front of ed. önünde
in front of ed. -in önünde
eyes front! ünl. ileri bak!
Phrasals
front off about something f. (bir şey hakkında) sızlanmak
front off about something f. (bir şey hakkında) söylenmek
front off about something f. (bir şey hakkında) yakınmak
front off about something f. saygısızlık/küstahlık etmek
front off about something f. zıtlaşmak
stand in front of something f. bir şeyin önünde durmak
parade in front of (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) önünden geçit yapmak
parade in front of (someone or something) f. (birinin) bir şeyin) önünden havalı havalı geçmek/yürümek
parade in front of (someone or something) f. (birine/bir şeye) caka satmak
parade in front of (someone or something) f. (birini) göstermeye/sergilemeye çalışmak
parade in front of (someone or something) f. (biriyle) hava atmaya çalışmak
Phrases
parade someone or something in front of someone or something f. birilerine başka birilerinin önünde geçit töreni yaptırmak
parade someone or something in front of someone or something f. birilerini başka birilerinin önünden tek tek geçirmek
parade someone or something in front of someone or something f. birilerini başka birilerine tek tek göstermek/ifşa etmek
behind the front expr. cephe gerisinde
right in front of me right under my nose expr. gözümün önünde burnumun dibinde
in front of their eyes expr. gözleri önünde
on the front row expr. ön sırada
at the front row expr. ön sırada
in front of (one's) very eyes expr. (birinin) tam gözünün önünde
in front of (one's) very eyes expr. (birinin) gözleri önünde
in front of (one's) very eyes expr. (birinin) gözü önünde
out front expr. binanın önünde
out front expr. evin önünde
out front expr. bir yarışta/yarışmada önde
out front expr. bir yarışta/yarışmada ileride
out front expr. bir yarışta/yarışmada arayı açmış
out front expr. yarışta başı çeken
out front expr. yarışta en önde olan
out front expr. yarışta lider/birinci
Colloquial
chew a student out in front of the other students f. bir öğrenciyi diğer öğrencilerin önünde azarlamak
knock at the front door f. ön kapıyı çalmak
front someone some amount of money f. birine avans vermek
front someone some amount of money f. birine bir ön ödeme yapmak
front man i. bostan korkuluğu
front man i. paravan kişi
front end of the plane i. uçağın ön tarafı
front man i. müzik grubunun solisti
front man i. bir kuruluşun yüzü
front man i. bir kuruluşu temsil eden kişi
front man i. bir kuruluşun vitrini olan kişi
front man i. bir kuruluşun negatif yönlerini kapatan yüzü
front man i. paravan kişi
front man i. güvenilmeyen bir kuruluşu temsil eden güvenilir kişi
front man i. bir kuruluşu temsil ederek kötü imajını saklayan daha güvenilir kişi
front of house i. tiyatro salonunda seyircilerin oturduğu yer
front of house i. amfide seyircilerin oturduğu yer
front of house i. tiyatro işleri
front of house i. tiyatro işletmeciliği
front of house i. tiyatro salonunda perdenin önünde kalan kısım
front of house i. tiyatro işletmeciliği
front of house i. tiyatronun bilet satışı gibi işleriyle ilgilenen kısmı
in the front rank expr. as
in the front rank expr. birinci sınıf
a massive cold front is building expr. büyük bir soğuk hava cephesi oluşuyor
right in front of him expr. hemen önünde
right in front of her expr. hemen önünde
in the front rank expr. en iyi
in front of expr. gözleri önünde
in the front rank expr. en önde
in the front rank expr. mükemmel
in front of us expr. önümüzde
in the front rank expr. rakipsiz
right in front of him expr. tam önünde
right in front of her expr. tam önünde
Idioms
put someone out on front street f. ipliğini pazara çıkarmak
come to the front f. ehemmiyet kazanmak
come to the front f. liderliğe yükselmek
cook on the front burner f. belli bir faaliyette başarılı olmak
cook on the front burner f. başarıya giden merdivenleri hızla tırmanmak
cook on the front burner f. doğru yolda olmak
cook on the front burner f. ön planda olmak
cook on the front burner f. öne çıkmak
dangle a carrot in front of (one) f. bir ödül karşılığında kandırmaya çalışmak
dangle a carrot in front of (one) f. mükafat vaat ederek bir işi yaptırmaya çalışmak
dangle a carrot in front of (one) f. bir mükafatla teşvik etmek
dangle a carrot in front of (one) f. bir ödülle motive etmek
dangle a carrot in front of someone f. bir ödül karşılığında kandırmaya çalışmak
dangle a carrot in front of someone f. mükafat vaat ederek bir işi yaptırmaya çalışmak
dangle a carrot in front of someone f. bir mükafatla teşvik etmek
dangle a carrot in front of someone f. bir ödülle motive etmek
barely put one foot in front of the other f. adım atacak hali olmamak
hardly put one foot in front of the other f. adım atacak hali olmamak
put a brave front on something f. boyun eğmemek
front for someone f. birini savunmak/kollamak
can't see one's hand in front of one's face f. burnunun ucunu görememek
not see one's hand in front of one's face f. burnunun ucunu görememek
dangle something in front of someone f. birisini (altın/gümüş gibi) bir objeyle kandırmaya çalışmak
put up a brave front f. casurca davranmak
put up a brave front f. cesur gibi görünmek
use foul language in front of the children f. çocukların önünde küfürlü konuşmak
put on a brave front f. cesur gibi görünmek
put a brave front on something f. cesaretle karşılamak
use strong language in front of the children f. çocukların önünde küfürlü konuşmak
put a brave front on something f. göğüs germek
be on the front burner f. gündemde olmak
can't see one's hand in front of one's face f. göz gözü görmemek
put one foot in front of the other f. işleri dikkatlice ve sırasıyla yapmak/kitabına göre yapmak
be on the front burner f. ön planda olmak
put up a brave front f. korktuğunu belli etmemek
front someone some amount of money f. önden biraz avans vermek
put something on the front burner f. ön plana almak
put a brave front on something f. mutluymuş gibi davranmak
shut to door in front of someone f. kapıyı birinin yüzüne kapamak
be in the front line f. ön saflarda yer almak
burn one's bridges in front of one f. kendi kendini yakmak
put on a brave front f. korktuğunu belli etmemek
put one foot in front of the other f. zorla adım atmak
put one foot in front of the other f. (hata yapmamak adına) adımlarını dikkatli atmak
put a brave front on something f. üzülmemiş numarası yapmak
put a brave face/front on f. üzüntüsünü/mutsuz olduğunu belli etmemek
put one foot in front of the other f. zar zor adım atmak
pull out in front of someone f. (aracı) önüne kırmak
put a brave front on something f. yıkılmamak
swim in front of (one's) eyes f. (birinin) gözünün önünde uçuşmak
swim in front of (one's) eyes f. (birinin) gözünün önünde belirmek
lead from the front f. birinin yolunu takip etmek
lead from the front f. birinin söylediklerini/gösterdiği yolu benimsemek
lead from the front f. başkalarına çizdiği/gösterdiği yolda aktif rol oynamak
lead from the front f. başkalarına yaptırmaya çalıştığı şeyin aktif bir parçası olmak
lead from the front f. başkalarını yapması için ikna ettiği şeyde aktif rol almak
lead from the front f. herkesle birlikte çalışmak
lead from the front f. aktif liderlik yapmak
lead from the front f. elini taşın altına koymak
front load f. bir şeyi ilk döneme ağırlık verecek şekilde planlamak
front load f. bir şeyi planlarken her şeyi başlangıç dönemine yığmak
front load f. bir şeyin başlangıç dönemini yoğun olacak ve giderek yoğunluğu azalacak şekilde planlamak
pull in front (of someone or something) f. (birinin/bir şeyin) önüne çekmek
pull in front (of someone or something) f. (birinin/bir şeyin) önüne geçmek
pull in front (of someone or something) f. (birinden/bir şeyden) daha başarılı bir konuma gelmek
pull in front (of someone or something) f. (birinden/bir şeyden) önde olmak
be in the front line f. ön saflarda olmak
be in the front line f. eleştirilerin ilk hedefi olmak
be in the front line f. şikayetlerin ilk hedefi olmak
put (someone or something) in front of (someone or something) f. (birini ya da bir şeyi birinin ya da bir şeyin) önüne almak
put (someone or something) in front of (someone or something) f. (birini ya da bir şeyi birinin ya da bir şeyin) ilk başında göstermek
put (someone or something) in front of (someone or something) f. birini ya da bir şeyi birisi ya da bir şeyden daha değerli görmek
put (someone or something) in front of (someone or something) f. birine ya da bir şeye birisi ya da bir şeye göre öncelik tanımak
put (someone or something) in front of (someone or something) f. birini ya da bir şeyi kayırmak
be on the front foot f. önde olmak
be on the front foot f. avantajlı durumda olmak
the front office i. yönetici kadrosu
up front zf. önden (ödeme/ücret)
up front zf. dobra
up front zf. samimi
up front zf. açık (kendini ifade ederken)
up front zf. topun ağzında
up front zf. en ön saflarda
up front zf. cephede
up front zf. peşin olarak
on the front burner expr. gündeminde
somebody's front burner expr. gündemde
somebody's front burner expr. gündeminde
on the front burner expr. gündemde
on the front line of something expr. ön saflarında
somebody's front burner expr. ön planda
on the front burner expr. ön planda
on the front lines of something expr. ön saflarında
in front of (one's) nose expr. (birinin) burnunun dibinde
in front of (one's) nose expr. (birinin) gözünün önünde
on the home front expr. birinin memleketinde
on the home front expr. birinin anavatanında
on the home front expr. birinin kendi topraklarında
on the home front expr. kendi ülkesinde
in front expr. önünde
in front expr. girişinde
in front expr. lider olarak
in front expr. lider konumunda
in front expr. en başta
in front expr. en önde
in front expr. yarışta/yarışmada önde
in front expr. birincilik konumunda
in front expr. ilk sırada
in front expr. birinci
back to front expr. ters
back to front expr. önünü arkasına
back to front expr. arkasını önüne
Speaking
I'm taking the front door expr. ben ön kapıyı kullanıyorum
you have your whole life in front of you expr. daha yolun başındasınız
don't swear in front of the children expr. çocukların önünde küfürlü konuşma
you shouldn't swear in front of children expr. çocukların önünde küfür etmemelisin
you have your whole life in front of you expr. daha yolun başındasın
don't swear in front of the children expr. çocukların önünde küfretme
when you go up in front of the judge expr. hakimin karşısına çıktığında
don't stand in front of me expr. önümde durma
a great example stands in front of us expr. muhteşem bir örnek önümüzde duruyor
don't step outside the front gate expr. ön kapıdan dışarı adımını atma
suddenly a dog appeared in front of me expr. karşıma birden köpek çıktı
all of a sudden, a dog appeared before / in front of me expr. karşıma birden köpek çıktı
look in front of you expr. önüne bak
I've always been up front with you expr. sana her zaman açık oldum
he paid cash out of his left front pocket expr. sol ön cebinden çıkardığı parayla nakit ödedi
don't light up in front of us expr. (sigarayı vb) önümüzde yakma şunu
we begin our walk in front of buckingham palace expr. yürüyüşümüze buckingham sarayının önünden başlayacağız
Trade/Economic
front-end i. başlangıç aşaması
front of house i. bir işin vitrini
stock market front i. borsa cephesi
interest front i. faiz cephesi
employers' front i. işveren cephesi
front-end loading i. önden yüklemeli sözleşme
front desk i. otel veya alışveriş merkezinde danışma bölümü
front office services i. ön büro hizmetleri
front-end finance i. ön finansman
front organization i. paravan şirket
front-end i. proje başlangıcı
front company i. paravan şirket
fuzzy front end i. yeni ürün geliştirme yöntemi/sistematiği
front end fee i. yönetim komisyonu
up-front zf. önden
up-front zf. (diğer ödeme ve kesintilerden) önce
Law
front line area assembly i. ileri toplama merkezi
Politics
national front i. birleşik krallık'ta ırkçı ve radikal politikaları ile bilinen aşırı sağ parti
national liberation front i. ulusal kurtuluş cephesi
national liberation front i. bir ülkenin ulusal bağımsızlığı için savaşan, genellikle gerilla savaşı yolunu izleyen devrimci hareket
national liberation front of corsica i. korsika ulusal kurtuluş cephesi
national liberation front of corsica i. korsika'nın fransız sömürgesinden bağımsızlığı için mücadele eden ayrılıkçı bir terör örgütü
anti-imperialist front i. anti-emperyalist cephe
azerbaijani popular front party i. azerbaycan halk cephesi partisi
home front i. bir savaştaki sivil nüfus ve aktiviteleri
united democratic front i. birleşik demokratik cephe
front country i. cephe ülkesi
democratic front i. demokratik cephe
earth liberation front (elf) i. dünya kurtuluş cephesi
al-nusra front i. el-nüsra cephesi
popular front for the liberation of palestine i. filistin halk kurtuluş cephesi
front line assembly area i. ileri toplama merkezi
iraqi turkmen front i. ırak türkmen cephesi
the great eastern islamic raiders' front i. islami büyükdoğu akıncılar cephesi
nationalist front i. milliyetçi cephe
front-loaded access i. önceden kullanım olanağı
home front i. sivil cephe
single up-front disbursement i. tek ödeme
zimbabwe african national union-patriotic front (zanu-pf) i. zimbabve afrika ulusal birliği vatanseverler cephesi
popular front i. (solcu) halk cephesi
animal liberation front i. hayvan kurtuluş cephesi
animal liberation front i. britanya'da kurulmuş bir hayvan hakları hareketi
manuel rodriquez patriotic front i. manuel rodriguez'in vatansever cephesi
manuel rodriquez patriotic front i. 1983'te şili komünist partisi'nin silahlı kanadı olarak kurulan bir terör örgütü
Tourism
front-office i. motel veya başka bir tesiste tüm konukların kayıtlarının tutulduğu bölüm
front-office i. merkez büro
front office i. ön büro
front line manager i. ön büro müdürü
front desk i. otele gelen müşterilerin lobide kayıt işlemlerinin yapıldığı yer
front office clerk i. resepsiyon görevlisi
front office clerks i. resepsiyon memurları
front desk clerk i. resepsiyonist
front desk i. resepsiyon
front office clerks i. resepsiyon görevlileri
Technical
active front end i. aktif/etkin ön uç
gold front i. altın önlük
rear/front cover i. arka/ön kapak
front wall i. başlık paneli
front-end engineering i. başlangıç/planlama aşaması mühendisliği
pressure front i. basınç cephesi
front wall i. bölme
all wheel drive front i. bütün çeker tekerlekler
front bottom roller i. çıkış alt silindiri
front entrance i. cephe girişi
crack front i. çatlak önü
front roller suction i. çıkış silindiri emişi
wave front i. dalga yüzü
wave front i. dalga sınırı
wave front i. dalga cephesi
swivelling front wheel-set i. döndürme düzeni
front wall i. döşeme göğüs bölme sac
front and rear hand-guards of portable hand-held combustion engine chain-saw i. elle tutulan içten yanmalı motorlu zincirli testerenin ön ve arka el koruyucuları
front wall i. göğüslük
precursor front i. hava basıncı dalgası
generator front end i. jeneratör ikaz tarafı
front tube plate i. kazan ön aynası
front tube sheet i. kazan ön aynası
front of the frame i. kıvrım
front-to-back ratio i. kazanç oranı
solidification front i. katılaşma cephesi
active front end i. kontrollü doğrultucu
shirt-front i. kolalı gömlek göğüslüğü
laser beam wave front i. lazer demeti dalga cephesi
center front i. merkez ön
mount kit front fog lamp i. montaj kiti ön sis lambası
open front press i. önü açık pres
front-fired boiler i. önden yakmalı kazan
front changer/shifter i. ön değiştirici
front support i. ön bağlantı
front blowing i. ön üfleme
front loaders i. önyükleyiciler
front wheel drive car i. önden çekişli araba
front stop position i. ön dayanma takozu
front mounted plug-in unit i. öne monteli geçmeli birim
front seat i. ön koltuk
front focal plane i. ön odak düzlemi
front roller i. ön vals
front spring i. ön yay
front edge i. ön uç
front loading excavator bucket i. önden yüklemeli kazıcı kepçesi
front bearing nose i. ön kapak
front frame i. ön çerçeve
front ring i. ön halka
front spar i. ön duvar
front lens i. ön mercek
front-wheel drive unit i. ön çeki birimi
front loaders i. önden yükleyiciler
front insulation i. ön izolasyon
front support i. ön destek
front casing i. ön kapak
front ballast weight i. ön ağırlık taşıyıcı
front blade i. ön bıçak
front wall i. ön duvar
front bearing i. ön yatak
front spar i. ön direk
front wheel i. ön tekerlek
front projection i. önden projeksiyon
front wheel brake i. ön tekerlek freni
front axle beam i. ön dingil demiri
front drive i. önden müteharrik
front axle casing i. ön aks kutusu
front-wheel brake i. ön tekerlek freni
front lip tile i. ön kemer tuğlası
front wall drain i. ön duvar drenajı
front-end application i. ön uç uygulaması
front office i. ön ofis
front axle member i. ön aks elemanı
front wall header i. ön duvar kolektörü
front fender i. ön çamurluk
front axle tube i. ön aks borusu
front case cover i. ön kapak
front pillar i. ön direk
front grating i. ön kafes
front-end engineering i. önyüz/arayüz mühendisliği
front bearing pedestal i. ön yatak pedestalı
front projection i. önden gösterim
front area i. ön cephe alanı
front plate i. ön plaka
front section i. ön bölüm
front view i. önden görünüş
front inlet i. ön giriş
front fog lamp i. ön sis lambası
front member i. ön eleman
front loading washer i. önden yüklemeli yıkayıcı
front locking device i. ön tespit tertibatı
front-end processing i. ön-uç işleme
front and rear handles i. ön ve arka tutamaklar
front paneling i. ön göğüs bölme sacı
front axle i. ön dingil
front door i. ön kapı
front hand-guard i. ön el koruyucusu
column outher front i. ön cam direği
front protection i. ön koruma
front frame i. ön şase
front plate i. ön panel
front-end processor i. ön-uç işlemci
front axle i. ön aks
front roller i. ön silindir
front light i. ön lamba