ileri - Türkçe İngilizce Sözlük

ileri

"ileri" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 40 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
ileri advanced s.
She was in the advanced stages of cancer.
Kanserin ileri safhalarındaydı.

More Sentences
ileri forward s.
Use the arrows to scroll forward and backward.
İleri ve geri kaydırmak için okları kullanın.

More Sentences
Genel
ileri advance s.
Advance two steps.
İki adım ileri.

More Sentences
ileri forth zf.
He walked back and forth on the platform while waiting for the train.
Treni beklerken peronda bir ileri bir geri yürüdü.

More Sentences
ileri further zf.
We have been concerned for many years as to how we can promote digital television still further in Europe.
Dijital televizyonu Avrupa'da nasıl daha da ileriye taşıyabileceğimiz konusunda uzun yıllardır endişe duyuyoruz.

More Sentences
ileri forwards zf.
Policy must remain stable and, if appropriate, be taken forwards.
Politika sabit kalmalı ve uygun olduğu takdirde ileriye götürülmelidir.

More Sentences
ileri ahead zf.
That is an important way ahead.
Bu ileriye dönük önemli bir yoldur.

More Sentences
ileri forward zf.
The clocks go forward 1 hour on the last Sunday in March.
Mart ayının son Pazar günü saatler 1 saat ileri alınır.

More Sentences
ileri next zf.
At the Welcome screen, click the Next button.
Hoş Geldiniz ekranında İleri düğmesine tıklayın.

More Sentences
ileri farther zf.
You will see the café shop farther down the street.
Sokağın ilerisinde kafeyi göreceksiniz.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
ileri advanced s.
She was in the advanced stages of cancer.
Kanserin ileri safhalarındaydı.

More Sentences
Teknik
ileri advanced s.
She was in the advanced stages of cancer.
Kanserin ileri safhalarındaydı.

More Sentences
Bilgisayar
ileri advance expr.
Advance two steps.
İki adım ileri.

More Sentences
ileri forward expr.
The clocks go forward 1 hour on the last Sunday in March.
Mart ayının son Pazar günü saatler 1 saat ileri alınır.

More Sentences
Genel
ileri forward part i.
ileri future i.
ileri the part to come i.
ileri front part i.
ileri the future part i.
ileri high s.
ileri sophisticate s.
ileri fast s.
ileri sophisticated s.
ileri progressive s.
ileri over s.
ileri puisne s.
ileri forwardly s.
ileri fore s.
ileri onwards zf.
ileri along with zf.
ileri along zf.
ileri onward zf.
ileri on zf.
ileri up zf.
ileri forrard zf.
ileri alongst [dialect] zf.
ileri roomer [obsolete] zf.
ileri pro- ök.
ileri higher s.
Bilgisayar
ileri forward to expr.

"ileri" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
ileri sürmek bring forward f.
ileri sürmek assert f.
ileri sürmek allege f.
ileri sürmek propound f.
daha ileri further zf.
Genel
çürüme (pas veya kimyasal maddeden ileri gelen) corrosion i.
en ileri safha (bir olayda) white heat i.
ileri alan oyuncusu striker i.
ileri sürme allegation i.
bir şeyin sahtesini yapıp orijinal olduğunu ileri sürme forgery i.
ileri dönem kambiyo foreign exchange futures i.
sivri cisim batmasından ileri gelen acı prick i.
ileri görüşlülük longsightedness i.
ileri gelenler establishment i.
ileri gelenler notables i.
tarafgirlikten ileri gelen haksızlık partiality i.
ileri sürülerek savunulan düşünce claim i.
tereddüt (vicdanın elvermemesinden ileri gelen) scruple i.
ileri gitme extravagation i.
ileri besleme feedforward i.
ileri gitme advancing i.
ileri itme propelling i.
araba kazasında kafa ve omurganın şiddetle sarsılmasından ileri gelen travma whiplash i.
ileri geri sözler inappropriate words i.
ileri sürme profession i.
kıtlıktan ileri gelen zor durum squeeze i.
ileri görüş prescience i.
abd savunma bakanlığı ileri araştırma projeleri ajansı darpa i.
ileri dönem finansal piyasalar financial futures i.
safran örtü ile örtünen ve nefsine çoğu zaman ileri derecede zorluk çektiren hintli duacı sadhu i.
sivri uç batmasından ileri gelen acı prickle i.
ileri sürme propounding i.
ileri karakol outpost i.
ileri gelen kimse notable i.
ileri gelenlerden biri worthy i.
ileri düşünceli kimse progressive i.
genç kadınlarda kansızlıktan ileri gelen bir hastalık greensickness i.
ümitsizlikten ileri gelen dengesizlik desperation i.
ileri saat fast watch i.
ileri gitme advance i.
içkiden ileri gelen çılgınca cesaret dutch courage i.
ileri sürme (fikir) suggestion i.
ileri gelen doctor i.
ileri karakol mevki outpost i.
ileri gitme exorbitance i.
ileri gelen kimse person of rank i.
çok ileri giden exceeder i.
daha ileri sevk edilmek üzere for onward transmission i.
kısıtlamadan ileri gelen zor durum squeeze i.
ileri safha later stage i.
ileri sürülen fikir contention i.
ileri fırlama (at) plunge i.
ileri atılma dash i.
ileri gitme progression i.
yanık (kaynar sıvı veya buhardan ileri gelen) scald i.
ileri sürme enunciation i.
ileri harekat forward operating i.
ileri vites forward speed i.
kanat ileri çıkıklığı negative sweep i.
en ileri öncelik top priority i.
ileri yeraltı suyu planlama ve projelendirme advanced groundwater planning and project i.
ileri görüş foresight i.
ileri sürülen fikir suggestion i.
ileri gelen magnate i.
ileri sürme induction i.
ileri sürülen fikir observation i.
bir şeyin sahtesini yapıp orijinal olduğunu ileri süren kimse forger i.
ileri atılma burst i.
ileri gelen dignitary i.
ileri sayısal imalat advanced digital manufacturing i.
ileri atılma dart i.
ileri bir tarihe atma stalling i.
hintli yönetici veya ileri geleni rajah i.
ileri gelen topliner i.
ileri görüşlülük farsightedness i.
ileri doğru izleme forward trace i.
ileri doğru uzanan dar kara parçası panhandle i.
ileri karakol picket i.
ileri yaş eld i.
ileri eğitim further education i.
ileri geri hareket etme seesawing i.
ileri geri işleme shuttling i.
ileri tarih koyma dating forward i.
ileri düzey advanced skill i.
ileri sürme alleging i.
vicdanın elvermemesinden ileri gelen tereddüt scruple i.
ileri beceri advanced skill i.
ileri düzey advanced level i.
ileri teknoloji advanced technology i.
ileri mikrobilgisayar advanced microcomputer i.
saati ileri alarak zaman kazanma daylight saving time i.
ileri teknoloji leading-edge technology i.
ileri görüşlülük latitudinarianism i.
ileri karakol outstation i.
ileri sevk edici şey propellant i.
ileri gitme proceeding i.
ileri teknoloji cutting-edge high technology i.
tam yol ileri full speed ahead i.
ileri zeka genius i.
ileri zeka superior intelligence i.
(ileri derecede akıl hastalarının konulduğu) duvarları yastıklı hücre padded cell i.
ileri falso force follow i.
ileri tecrübe further experience i.
ileri mühendislik advanced engineering i.
ileri teknoloji oyuncakları hi-tech toys i.
ileri sürücülük advanced driving i.
insanlığın adem-öncesi bir başlangıcı olduğunu ileri süren dini görüş preadamism i.
ileri yaşam desteği kursları advanced life support courses i.
ileri zenginleştirme advanced enrichment i.
ileri zenginleştirme further enrichment i.
ileri düzey temsilci high commissioner i.
ileri zincirleme forward chaining i.
ileri üs airhead i.
ileri ingilizce advanced english i.
ileri süren kimse assertor i.
kilise ileri geleni doctor of the church i.
ileri tetkik further examination i.
ileri tetkik further study i.
dudakları büzüp hafif ileri çıkararak oluşturulan yüz ifadesi duckface i.
ileri analiz advanced analysis i.
ileri analiz further analysis i.
(ileri yıllarda yok olacak olan) bebeğin vücundaki yağ baby fat i.
atın ön ayaklarını yerden kaldırırarak eşit biçimde kendine toplaması ve yere değmeden ileri doğru sıçraması courbette i.
ileri sürme actuation i.
(kanıt) ileri süren kişi adducer i.
ileri yetişkinlik late adulthood i.
ileri evre advanced stage i.
ileri geri gitme transcurrence i.
ileri sürme urge i.
ileri görüşlü olmama unexpectation [obsolete] i.
ileri yaş years i.
sağ kolunu yukarı kaldırıp elini ileri doğru uzatarak verilen selam sieg heil i.
yerliler tarafından brezilya ve bolivya'nın amazon ormanlarında yaşadığı ileri sürülen insan boyutunda tembel hayvana benzer kırmızı kürklü bir yaratık mapinguari i.
yerliler tarafından brezilya ve bolivya'nın amazon ormanlarında yaşadığı ileri sürülen insan boyutunda tembel hayvana benzer kırmızı kürklü bir yaratık mapinguary i.
sarsılarak ileri geri sallanma wiggliness i.
çok hızlı gelişmekte olan ileri teknoloji megatechnology i.
aniden ileri atılma brattle [scotland] i.
doğadaki hareketin çeşitli biçimlerinin tek bir gücün tezahürleri olduğunu ileri süren kuram monodynamism i.
(çan) ileri geri salınma hunt i.
ileri doğru ani sıçrayış lunger i.
(eskrimde olduğu gibi) ileri doğru ani hamle lunger i.
doğaüstü kişi veya olayların insanın hayal gücünden kaynaklandığını ileri süren görüşe bağlı kimse mythicist i.
mazeret olarak ileri sürme obtension i.
karşılık olarak ileri sürme obtension i.
kurutulmaktan veya kurumaktan ileri gelen canlılık kaybı desiccation i.
ileri yaş grandevity [obsolete] i.
bir öğretmen veya profesyonel danışman tarafından öğrencilere ders seçme, mesleğe hazırlanma, ileri eğitim ve kişisel sorunlar konusunda verilen tavsiye guidance i.
ileri vadeli etkenleri göz önüne alarak bir sorunu inceleme long view i.
ileri aşama old [obsolete] i.
aşırı ileri olma overfreedom i.