burst - Türkçe İngilizce Sözlük

burst

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

burst — Definition

Anlamı ve Tanımı:
patlamak, fışkırmak, ani patlama
Okunuş (IPA):
(AmE /bɝːst/ – BrE /bɜːst/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: burst (bursts – burst – burst - bursting); İsim: burst (bursts)
Ani patlamayı veya bir anda ortaya çıkan yoğunluğu anlatan fiil/isimdir. Germen kökünde “yarılma” çekirdeği vardır; “burst into tears” gibi kalıplar, ani yoğun duygu geçişini anlatır

"burst" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
burst f. patlamak
A pipe burst in the bathroom and flooded the floor.
Banyoda bir boru patladı ve zemini su bastı.

More Sentences
burst i. patlak
Genel
burst i. patlama
A burst in the gas pipe caused an explosion.
Gaz borusundaki patlama sonucu bir infilak meydana gelmiştir.

More Sentences
burst i. tufan
She was pleased to be greeted with a burst of applause.
Alkış tufanıyla karşılanmış olmaktan memnundu.

More Sentences
burst f. patlak vermek
This Parliament has, since Nice, been pressing forward with a Community process which must burst forth in Laeken.
Bu Parlamento, Nice'den bu yana, Laeken'de patlak vermesi gereken bir Topluluk süreci için bastırmaktadır.

More Sentences
burst f. patlamak
A pipe burst in the bathroom and flooded the floor.
Banyoda bir boru patladı ve zemini su bastı.

More Sentences
burst f. taşmak
The dam burst owing to the heavy rain.
Yoğun yağış sebebiyle baraj taştı.

More Sentences
burst f. açılmak
The front door burst open.
Ön kapı açıldı.

More Sentences
burst f. dalmak
You can't just burst into the room without knocking first.
Kapıyı çalmadan odaya öylece dalamazsınız.

More Sentences
Teknik
burst f. patlamak
A pipe burst in the bathroom and flooded the floor.
Banyoda bir boru patladı ve zemini su bastı.

More Sentences
Dilbilim
burst i. patlama
A burst in the gas pipe caused an explosion.
Gaz borusundaki patlama sonucu bir infilak meydana gelmiştir.

More Sentences
Genel
burst i. infilak
burst i. hamle
burst i. çatlama
burst i. ileri atılma
burst i. yarık
burst i. atış
burst i. açılma
burst i. patlayış
burst i. parlama
burst i. çakma
burst i. patlatma
burst f. aniden açmak
burst f. infilak etmek
burst f. ortaya çıkmak
burst f. çatlamak
burst f. atılmak
burst f. fırlamak
burst f. fışkırmak
burst f. patlatmak
burst f. patlama yapmak
burst f. şişip çatlamak
burst f. patlatmak (lastik/balon vb'ni)
burst f. gerilim sonucu kırılmak
burst f. (çıban) patlayıp boşalmak
burst f. (özellikle kılıç gibi el silahları) çarparak parçalanmak
burst f. bir anda ortaya çıkmak
burst f. bir anda ortadan kaybolmak
burst f. ani bir değişikliğe uğramak
burst f. güçlenmek
burst f. parlaklaşmak
burst f. çiçek açmak
burst f. (kapı) zorlayarak açmak
burst f. patlatarak açmak
burst f. ağzına kadar dolu olmak
burst f. dolup taşmak
burst f. ani bir başlangıç yapmak
burst s. patlamış
burst s. patlak
burst s. gerilim nedeniyle kırılmış
burst N. ani patlama
Irregular Verb
burst f. burst - burst
Konuşma Dili
burst i. hırsızlık
burst i. soygun
burst f. (birinin) hayallerini/umutlarını yıkmak
burst f. (birini) rüyasından/hayallerinden uyandırmak
burst f. (birini) gerçeğe döndürmek
Reklam
burst i. flash yazı
Teknik
burst i. gaz iyonlaşması
burst i. otomatik tüfeğin seri olarak ateş etmesi
burst i. patlama sonucu
burst i. patlayan boruda kalan hasar
burst i. uçaksavar mermi patladıktan sonra görülen duman: kozmik ışın veya partiküllerin neden olduğu yoğun iyonlaşma
burst i. radyo dalgalarının sinyal gücündeki ani artış
burst i. kozmik ışın veya partiküllerin neden olduğu yoğun iyonlaşma
burst i. radyo dalgalarının sinyal gücündeki ani artış
burst f. ayrılmak
burst f. yarılmak
Bilgisayar
burst i. çoğuşma
burst i. kağıt ayırma
burst f. kağıt ayırmak
burst s. tekil
Bilişim
burst f. kağıt ayırmak
Otomotiv
burst i. lastik patlaması
Havacılık
burst i. uçaksavar mermi patladıktan sonra görülen duman
Çevre
burst i. aniden patlama
burst i. arıza
burst i. hızlanma
burst s. patlak
Jeoloji
burst i. püskürme
Askeri
burst i. infilak
burst i. seri atış
burst i. yaylım ateşi
Spor
burst i. bir tür bilardo oyununda kırk birden fazla puan alma
burst f. bir tür bilardo oyununda kırk birden fazla puan almak
Argo
burst i. tutuklama

"burst" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
bürst hoy ünl.

"burst" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
pipe burst i. boru patlaması
burst of applaud i. alkış tufanı
low order burst i. yavaş paralanma
demand burst i. talep patlaması
burst of laughter i. birden kahkaha atma
burst-up i. infilak
burst-up i. batma
burst-up i. cümbüş
burst-up i. patlama
burst-up i. alem
burst of emotion i. duygu patlaması
burst of rage i. öfke patlaması
burst of anger i. öfke patlaması
burst [uk] i. alem
burst [uk] i. eğlence
burst in on f. pat diye girmek
burst forth f. açılmak
burst into tears f. birden ağlamaya başlamak
burst in upon f. atılmak
burst into laughter f. makaraları koyuvermek
burst inbud f. tomurcuklanmak
burst into laughter f. kahkaha atmak
burst into flames f. tutuşmak
make burst f. patlatmak
burst into laughter f. kahkahayı koyuvermek
burst out f. haykırmak
burst into bud f. tomurcuklanmak
burst in f. söyleyivermek
burst inward f. birden içeriye girmek
burst out f. söyleyivermek
burst out f. birden başlamak
be ready to burst with anger f. hırsından çatlamak
burst up f. batmak
burst into f. aceleyle girmek
burst in f. haykırmak
burst into flames f. alev almak
burst out crying f. birden ağlamaya başlamak
burst up f. iflas etmek
burst upon f. yarıda kesmek
burst a sewer f. lağım patlamak
burst with f. coşmak
burst on f. birden hücum etmek
burst with impatience f. çatlamak
burst in upon f. pat diye girmek
burst into laughter f. kahkahayı basmak
burst out f. patlak vermek
burst into anger f. harlamak
burst into tears f. gözyaşlarını tutamamak
burst into tears f. gözlerinden yaş boşanmak
burst into tears f. gözyaşlarına boğulmak
burst out laughing f. kahkahayı basmak
burst out laughing f. kahkahayı patlatmak
burst out laughing f. gülmekten kırılmak
burst out laughing f. gülmekten çatlamak
burst with curiosity f. meraktan çatlamak
burst into loud laughter f. kahkahaya boğulmak
burst into loud laughter f. kahkahalarla gülmek
burst into loud laughter f. kahkahalar atmak
the sales burst f. satış patlamak
burst in on f. yarıda kesmek
burst into f. birden -e başlamak
burst into f. -e boğulmak
burst with anger f. çok öfkelenmek
burst with anger f. sinirden köpürmek
burst with anger f. küplere binmek
burst with anger f. çok sinirlenmek
burst with anger f. öfkeden köpürmek
burst the tyre f. lastiği patlatmak
burst the tire f. lastiği patlatmak
burst inward f. içeriye patlamak
burst into prominence f. şöhret kazanmak
burst into prominence f. ön plana çıkmak
drink until burst f. çatlayana kadar içmek
burst [obsolete] f. kırmak
Öbek Fiiller
burst out (of something) f. (giysi) küçük gelmek
burst out f. fışkırmak
burst in (to some place) f. birden/kapıyı çalmadan/münasebetsizce içeri girmek
burst out with (something) f. çığlık atmak/koparmak/basmak
burst upon (one) f. birden aklına gelmek/akıl etmek
burst in (to some place) f. içeri dalmak
burst in f. sözü/lafı/işi kesmek
burst out (of something) f. içine sığmamak
burst out f. aniden bulunduğu yerden ayrılmak
burst out with (something) f. yaygarayı basmak
burst out with (something) f. birdenbire/aniden yüksek sesle bir ses çıkarmak
burst out f. aniden ve hızla akmak/gelmek
burst out with (something) f. yaygara koparmak
burst out with something f. yaygarayı basmak
burst out f. fırlamak
burst in f. sözü/lafı/işi bölmek
burst out (of something) f. karnı/göbeği (giysiden) fırlamak
burst out with something f. çığlık atmak/koparmak/basmak
burst in f. söz/laf arasına atılmak
burst in f. sözün/lafın/işin arasına girmek/atlamak
burst on (one) f. birden aklına gelmek/akıl etmek
burst out with something f. yaygara koparmak
burst out with (something) f. yaygarayı basmak
burst out f. (giysi) küçük gelmek
burst in (to some place) f. odaya pat diye girmek/dalmak
burst out f. (giysi) içine sığmamak
burst out f. infilak etmek
burst on (one) f. aklında/zihninde bir fikir belirivermek
burst out f. birdenbire/aniden (bir şey) yapmaya başlamak
burst out with something f. birdenbire/aniden yüksek sesle (bir şeyi) dile getirmek
burst out (of something) f. hızla dışarı çıkmak
burst out f. karnı/göbeği (giysiden) fırlamak
burst in f. zorla içeri girmek
burst out f. birden bağırmak
burst out with (something) f. birdenbire/aniden yüksek sesle (bir şeyi) dile getirmek
burst out doing something f. birdenbire/aniden (bir şey) yapmaya başlamak
burst out with something f. feryadı basmak
burst out with (something) f. feryadı basmak
burst out f. hızla dışarı çıkmak
burst in f. kapıyı kırarak içeri girmek
burst in f. söze/lafa/işe karışmak
burst upon (one) f. aklında/zihninde bir fikir belirivermek
burst out (of something) f. fırlamak
burst out (of something) f. aniden bulunduğu yerden ayrılmak
burst out f. patlamak
burst out with something f. birdenbire/aniden yüksek sesle bir ses çıkarmak
burst out f. aniden yüksek sesle konuşmak
burst out with something f. yaygarayı basmak
burst out with f. çığlık atmak/koparmak/basmak
burst with (an emotion) f. (bir duyguyla) dolup taşmak
burst upon someone f. birinin aklında birden bir fikir belirivermek
burst out into f. çiçeklenmek
burst out of (somewhere or something) f. (bir şeyin/bir yerin) içinden/arkasından bir anda ortaya çıkmak
burst out with f. yaygara koparmak
burst into (something) f. bir anda (bir şeye) teslim olmak
burst with (an emotion) f. (bir duyguyla) coşmak
burst out into (something) f. çiçeklenmek
burst on someone f. birinin aklında birden bir fikir belirivermek
burst out into f. açmak
burst out doing f. birdenbire/aniden yapmaya başlamak
burst out into f. çiçek açmak
burst with (an emotion) f. (bir duyguyla) dolmak
burst out of (somewhere or something) f. (bir şeyden/bir yerden) dışarı akmak
burst on someone f. birinin birden aklına gelmek
burst with f. (bir duyguyla) dolup taşmak
burst with (an emotion) f. (bir duygu) patlaması yaşamak
burst into (some place) f. (bir yere) kapıyı zorlayarak girmek
burst out into (something) f. bir anda (bir şey) yapmaya başlamak
burst into (something) f. bir anda (bir şey) yapmaya başlamak
burst out of (somewhere or something) f. (bir şeyden/bir yerden) bir anda belirivermek
burst into (something) f. çiçek açmak
burst out with f. feryadı basmak
burst out of (somewhere or something) f. (bir şeyi/bir yeri) bir hışımla terk etmek
burst out into (something) f. (bir şey) içinde kalmak
burst with f. (bir duygu) patlaması yaşamak
burst out into (something) f. bir anda (bir şeye) teslim olmak