on - Türkçe İngilizce Sözlük

on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

on — Definition

Anlamı ve Tanımı:
üzerinde, açık
Okunuş (IPA):
(AmE /ɑːn/ – BrE /ɒn/)
Terim Türü:
Edat/Zarf
Temas, durum veya etkinlik hâlini belirten çok işlevli edattır. Eski İngilizce on biçiminden günümüze kesintisiz ulaşmıştır. Mekân, zaman ve durum anlatılarında ilişki kurar

"on" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
on ed. üstünde
There is a flower on the table.
Masanın üstünde bir çiçek var.

More Sentences
on ed. üzerinde
They tried to rob him, but he didn't have any money on him.
Onu soymaya çalıştılar ama üzerinde hiç para yoktu.

More Sentences
Genel
on s. giyilmiş
Your T-shirt's on backwards.
Tişörtün ters giyilmiş.

More Sentences
on s. giymiş
He had his socks on inside out.
Çoraplarından birini ters giymiş.

More Sentences
on s. hazır
Lunch is on.
Öğle yemeği hazır.

More Sentences
on s. devam etmekte olan
The concert went on despite the weather conditions.
Hava şartlarına rağmen konser devam etti.

More Sentences
on s. çalışmakta
The doctor won't be on until tomorrow.
Doktor yarına kadar çalışmayacak.

More Sentences
on s. açık
If you're signed into Chrome, you'll stay signed in on Google's websites, like google.com and youtube.com.
Chrome'da oturum açtıysanız google.com ve youtube.com gibi Google'ın web sitelerinde oturumunuz açık kalır.

More Sentences
on zf. ile ilgili
Otherwise, there is no change for provisions on cadmium or mercury.
Bunun dışında kadmiyum veya cıva ile ilgili hükümlerde herhangi bir değişiklik yoktur.

More Sentences
on zf. halinde
It is a vision of an industry on the offensive.
Bu, saldırı halindeki bir sektörün vizyonudur.

More Sentences
on zf. kenarında
The church is situated on the edge of town.
Kilise şehrin kenarında bulunmaktadır.

More Sentences
on zf. konusunda
This is one of the major challenges of our work within the Convention on the future of Europe.
Bu, Avrupa'nın geleceği konusundaki Konvansiyon çalışmamızın önemli zorluklarından biridir.

More Sentences
on zf. hakkında
I was commenting on the Rules of Procedure and the assertions made in the question.
İçtüzük ve soruda dile getirilen iddialar hakkında yorum yapıyordum.

More Sentences
on zf. kıyısında
She's on the verge of dying.
Ölümün kıyısında.

More Sentences
on zf. hususunda
I will, of course, delay going into greater detail on this aspect because it was raised only yesterday.
Elbette bu hususta daha fazla ayrıntıya girmeyi erteleyeceğim çünkü bu konu daha dün gündeme geldi.

More Sentences
on zf. -e
Did you put the cap on the bottle properly?
Kapağı şişeye düzgün taktınız mı?

More Sentences
on ed. ile
These old trains run on coal.
Bu eski trenler kömür ile çalışıyor.

More Sentences
on ed. yanında
Do you carry a condom on you?
Yanında prezervatif taşıyor musun?

More Sentences
on ed. için
I congratulate you on this ambitious project and have the following questions.
Bu iddialı proje için sizi kutluyorum ve aşağıdaki soruları yöneltiyorum.

More Sentences
on ed. de
Am I on that list?
O listede ben de var mıyım?

More Sentences
on ed. içinde
Then you are on excellent terms with President Putin.
O halde Başkan Putin ile mükemmel ilişkiler içindesiniz.

More Sentences
on ed. üzerine
I bought this car on my mechanic's advice.
Bu arabayı tamircimin tavsiyesi üzerine aldım.

More Sentences
on ed. üstüne
It seems a bit pointless simply to tag along to Johannesburg as a kind of icing on the cake.
Herşeyin üstüne bir de Johannesburg'a gitmek biraz anlamsız görünüyor.

More Sentences
on ed. üzerindeki
It concerns the effects of enlargement on our neighbours, in this case Russia.
Genişlemenin komşularımız, bu durumda da Rusya üzerindeki etkileri ile ilgilidir.

More Sentences
on ed. göre
I can consent to this being evaluated as well and that we look at what must happen on the basis of the outcome.
Bunun da değerlendirilmesine ve sonuca göre ne olması gerektiğine bakılmasına rıza gösterebilirim.

More Sentences
on ed. -da
I was on the phone all day.
Bütün gün telefondaydım.

More Sentences
on ed. -de
The pub is on your left.
Bar solunuzda.

More Sentences
on ed. kullanarak
If you are on painkillers, don't drink alcohol.
Ağrı kesici kullanıyorsanız, alkol almayın.

More Sentences
on ed. eşiğinde
The world was on the very brink of nuclear war during the Cuban Missile Crisis in October 1962.
Ekim 1962'deki Küba Füze Krizi sırasında dünya nükleer savaşın eşiğindeydi.

More Sentences
Bilgisayar
on ed. üzerinde
They tried to rob him, but he didn't have any money on him.
Onu soymaya çalıştılar ama üzerinde hiç para yoktu.

More Sentences
on expr. açtı
Tom flipped on the radio.
Tom radyoyu açtı.

More Sentences
on expr. açık
Don't leave your computer on after your job is done.
İşiniz bittikten sonra bilgisayarınızı açık bırakmayın.

More Sentences
on expr. tarihinde
On 1 May 2004 we will be living in a Community of up to 25 Member States.
1 Mayıs 2004 tarihinde 25 Üye Devletten oluşan bir Toplulukta yaşıyor olacağız.

More Sentences
Genel
on f. yanmak
on s. çakırkeyif
on s. sahnede
on s. devrede
on s. yanmakta
on s. makbul
on s. olmakta olan
on s. yanık
on s. çalışır
on s. gözlem altında
on s. planlı
on s. planlanmış
on s. kasıtlı
on s. bir şeyi yapmaya istekli (kimse)
on s. gösteri yapan
on s. yayın yapan
on s. aşırı canlı hareket eden
on s. teatral davranan
on s. açık kapaktan akmasına izin verilen
on s. kapalı anahtardan akmasına izin verilen
on s. akan
on zf. durumunda
on zf. ilerde
on zf. üstünde (giysi için)
on zf. boyuna
on zf. sürekli olarak
on zf. ileri
on zf. ileriye doğru
on zf. ileride
on zf. giymiş olarak
on zf. ileriye
on zf. amacıyla
on zf. sürekli
on zf. durmadan
on zf. aralıksız
on zf. uyarınca
on zf. -e doğru
on zf. desteklenme durumunda
on zf. temas durumunda
on zf. ileriki zamanda
on zf. farklı bir duruma doğru
on zf. faal durumda
on zf. işlem aşamasında
on zf. eylem aşamasında
on zf. faaliyet durumunda
on zf. şimdiki durumda
on zf. mevcut şartta
on zf. programlanma veya karara bağlanma durumunda
on zf. dayalı vaziyette
on zf. peş peşe
on zf. birinden diğerine
on zf. sıra ile
on zf. süreklilik içerisinde
on zf. bir şeyin farkında
on zf. haberdar vaziyette
on zf. bilgisi dahilinde
on zf. katılma arzusunda
on zf. sonradan
on zf. daha sonra
on ed. civarında
on ed. beri
on ed. zarfında
on ed. yönünde
on ed. -ince
on ed. olmaya yaklaşarak
on ed. başlayarak
on ed. bağ kurarak
on ed. meşgul olarak
on ed. yakınında
on ed. o zamanda
on ed. imtiyazıyla
on ed. kısıtlamasıyla
on ed. yoluyla
on ed. tarzında
on ed. referans olarak
on ed. sebebiyle
on ed. yüzünden
on ed. sonucu olarak
on ed. akabinde
on ed. etkisinde
on ök. üzerinde anlamını veren bir ön ek
on ök. karşı anlamını veren bir ön ek
on ök. tarafına doğru anlamını veren bir ön ek
on ök. üzerine anlamını veren bir ön ek
Konuşma Dili
on s. yüksek enerji ile işleyen
on s. dayanılabilir
on s. uygulanabilir
on s. kabul edilebilir
on ed. mülkiyetinde
on ed. eşliğinde
on ed. ile beraber
on ed. alışkanlıkla kullanan
on ed. müptela
on ed. sürekli dırdır eden
on ed. devamlı kusur bulan
Teknik
on s. çalışır durumda
Bilgisayar
on s. etkin
on expr. bilgisayar açık
on expr. çalışır
on expr. eşittir
on expr. tarih
Matematik
on ed. özdeş tanım ve değer kümeleri bulunan
on ed. tarafından üretilen
Arkeoloji
on i. modern kahire'nin kuzeyinde yer alan antik bir kent
Askeri
on expr. tamam! komutu
Spor
on s. (krikette) topu atan
on s. kriket sahasının bacak tarafı ile ilişkili
on s. kriket sahasının bacak tarafına dair
on s. saha tarafında olan (krikette)
on zf. (krikette) sahanın vurucunun bacak tarafında kalan yarısında
on zf. (krikette) sahanın vurucunun bacak tarafında kalan yarısına doğru
on zf. (krikette) bacak tarafında
Beysbol
on s. kaleye güvenle ulaşmış
on zf. kaleye ulaşmış
on zf. kalede
Müzik
on ed. (caz, pop müzik) çalan
Matbaa
on zf. -e kadar

"on" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 7 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
on ten i.
You have ten days to pay the money.
Parayı ödemek için on günün var.

More Sentences
Genel
on 10 i.
The losses incurred, following 10 days of strike action, have already exceeded Madagascar's annual education budget.
On günlük grev eyleminin ardından ortaya çıkan kayıplar Madagaskar'ın yıllık eğitim bütçesini çoktan aşmış durumda.

More Sentences
on dix i.
Konuşma Dili
on decimal dozen i.
Deyim
on decimal dozen [australia/ne zealand] i.
Latince
on decem i.
İngiliz Argosu
on cockle i.

"on" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
add-on i. eklenti
non-ferrous metallic coatings on steel wire i. çelik tel üzerinde demir dışı metalik kaplamalar
step on it f. gaza basmak
hold on to f. tutunmak
step on the gas f. gazlamak
put on f. giyinmek
get on f. binmek
call on f. (sınıfta vb) çağırmak
put on weight f. kilo almak
cut down on f. kısmak
turn on f. açmak
draw on f. yararlanmak
go on f. devam etmek
put on f. giymek
rely on f. güvenmek
insist on f. ısrar etmek
get on well f. geçinmek
call the meeting on short notice f. acil toplantıya çağırmak
call the meeting on short notice f. acil toplantıyı çağırmak
go on a walk f. yürüyüşe çıkmak
step on it f. gazlamak
on track s. yolunda
on purpose zf. bile bile
on purpose zf. mahsus
on purpose zf. kasten
on time zf. vaktinde
on purpose zf. kasıtlı olarak
on one's own zf. kendi kendine
on purpose zf. bilerek
on the contrary zf. aksine
on sale zf. satılık
on the occasion of ed. münasebetiyle
on land zf. karada
Genel
decision on the future marriage of a boy and a girl in the cradle i. beşik kertmesi
effects of education on i. eğitimin etkileri
play on words i. kelime oyunu
bureau on change i. döviz bürosu
add on i. ekleme
return on sales i. satış gelirleri
acting on i. bir şeye uygun olarak hareket etme
swoop down on i. polis baskını
entrenching on i. bir başkasının hakkını çiğneme
a drag on someone i. ayak bağı
descent on i. baskın
a play on words i. kelime oyunu
beer on draft i. fıçı birası
on business i. iş veya ticaret maksadıyla
agent on change i. borsa acentası
hanger on i. dalkavuk
spike on a goad i. nodul
effect of inflation on i. enflasyon/enflasyon etkisi
call on i. kısa ziyaret
rock on a seashore i. kepez
outlook on i. görüş
call on i. resmi çağrı
social adaptation on cultural facts i. akkültürasyon
standing on hind legs i. susta
landing on the ground i. yere iniş
the bench on which the corpse is washed i. teneşir
call on i. davet
landing on water i. su üzerine iniş
soldier on patrol i. karakol nöbetçisi
money doesn't grow on trees i. para kolay kazanılmıyor
life on other planets i. diğer gezegenlerde yaşam
effect of inflation on accounting i. muhasebede enflasyon etkisi
embroidery on the edge of a garment i. oya
purchase on credit i. veresiye alış
curves on surfaces i. yüzey eğrileri
attack on i. saldırı
views on modernity i. yeniliklere bakış
sticking on i. yapıştırma
play on words i. cinas
law on criminal procedure i. ceza muhakemesi hukuku
call on i. hakem kararı
tariff on farm produce i. çiftlik ürünlerinde tarife
on tab i. burgulanmış
montreux conference on the regime of the straits i. boğazların idaresi montreux konferansı
dependency on foreign countries i. dış ülkelere bağımlılık
on a war foot i. yolcu durumunda
switching on i. açma
accompaniment service for people who are on deathbed i. ölüme refakat hizmetleri
freak on a leash i. tasmalı ucube
a book on ethics i. pendname
call on i. sesleniş
money on deposit i. bankadaki para
holy night on which the birth of prophet mohammad is marked i. mevlid kandili
agreement on what to say i. ağızbirliği
money doesn't grow on trees i. para ağaçta yetişmez
call on i. rağbet
man influence on nature i. doğaya insan etkisi
going on i. sürdürme
confinement on bread and water i. katıksız hapis
out on a limb i. zor ve tehlikeli bir durumda desteksiz olma
income dependent on social security contributions i. sigorta primine esas kazançlar
counting on the fingers i. parmak hesabı
call on i. uğrama
speech on press i. basında söylev
not on the permanent staff i. kadro dışı
call on i. bağırış
pharmacy on duty i. nöbetçi eczane
the crescent and the star on top of a minaret i. alem
gear on board i. donanım
candidacy on equal footing i. eşit temelde adaylık
tariff on medical instruments and apparatus i. tıbbi aletler ve donanımda gümrük
sliced meat on a vertical spit i. döner kebap
doctor on call i. nöbetçi doktor
workman on the night shift i. gece işçisi
outlook on i. bakış (bir konuya)
insurance on freight i. yük sigortası
release on probation i. meşruten tahliye
production on demand i. ihtiyaç için üretim
entrenching on i. tecavüz etme
convention on children’s rights i. çocuk haklarına dair sözleşme
money on deposit i. mevduat
code on criminal procedures i. ceza mukameleri usül kanunu
general agreement on tariffs and trade i. gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması
life on other planets i. başka gezegenlerdeki hayat
law on the prevention and prosecution of smuggling i. kaçakçılığın men ve takibine ilişkin kanun
insurance on buildings i. bina sigortası
sale on credit i. veresiye satış
a drain on the resources i. bütçeye yük olan şey
spying on i. gözetleme
cash on hand i. kasa bakiyesi
drug on the market i. satılmayan mal
pieces of grilled meat on a stick i. çöp kebabı
forcing to wait on cold floor i. soğuk zeminde bekletme
limit on the right i. sağdan limit
looker on i. seyirci
person who lives on a salary i. aylıkçı
european convention on human rights i. avrupa insan hakları sözleşmesi
war on terrorism i. terörizmle savaş
law on criminal execution i. ceza infaz hukuku
call on i. deklare
turning on i. tahrik
landing on the moon i. aya iniş
person putting on airs i. müstekbir
law on the prevention and prosecution of smuggling i. kaçakçılığın men ve takibine ilişkin kanun
trench on i. tecavüz
convention on european social security i. avrupa sosyal güvenlik sözleşmesi
descent on i. inip saldırma (düşmana)
views on management i. yönetim üzerine görüşler
a new one on me i. şaşırtıcı bir şey
animadversion on i. ağır eleştiri
relationship on the rock i. bitmek üzere olan ilişki
loss on ignition i. akkor kaybı
scurf on baby's hand i. uykuluk
effect of taxation on i. vergilendirmenin etkisi
the last word on the matter i. konu hakkında son ve kesin söz
egging on i. dolduruş (birisini)
political and social views on turkey i. türkiye’den siyasal ve sosyal görünüş